Sıkça Sorulan

SIKÇA SORULAN SORULAR – SSS

  • 1- Birlikte Kontrol Edilen Ortaklık Nedir?
    • BDDK tarafından 08.11.2006 tarih ve 26340 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankaların Konsolide Finansal Tablolarının Düzenlenmesine İlişkin Tebliğ“de birlikte kontrol edilen ortaklık; iş ortaklıkları ve adi ortaklıklar dahil olmak üzere, ana ortaklık bankanın bir ortaklık sözleşmesi çerçevesinde başka gruplarla birlikte kontrol ettiği, yurt içinde veya yurt dışında kurulu bulunan ortaklık olarak tanımlanmıştır.

  • 2- Halka Açık Olmayan Bankaların Finansal Tablolarını Kamuya Açıklamak Üzere KAP’a Bildirmeleri Gerekir mi?
    • SPK tarafından 13.06.2013 tarih ve 28676 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.04.2013 tarihinden sonra sona eren ara dönem finansal raporlardan itibaren geçerli olmak üzere, yayımı tarihinde yürürlüğe giren “Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği“nin 12 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca aşağıdaki işletmelerin, finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere KAP’a bildirmeleri gerekmektedir:

      “a) Sermaye piyasası araçları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören işletmeler,

      b) Portföy yönetim şirketleri,

      c) Yatırım kuruluşları.”

      6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Kısaltmalar ve tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (v) bendinde de yatırım kuruluşları, aracı kurumlar ile yatırım hizmeti ve faaliyetinde bulunmak üzere kuruluş ve faaliyet esasları SPK’ca belirlenen diğer sermaye piyasası kurumları ve bankalar olarak tanımlanmıştır.

      Bu çerçevede, 6362 sayılı Kanun uyarınca yatırım kuruluşları tanımı içerisinde yer alan bankaların, sermaye piyasası araçlarının bir borsada veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem görüp görmediğine bakılmaksızın finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere KAP’a bildirmeleri gerekmektedir. Finansal raporların ilan tarihleri her yıl Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) tarafından yayımlanan Genel Mektuplarla belirlenmektedir.

      SERMAYE PİYASASINDA FİNANSAL RAPORLAMAYA İLİŞKİN ESASLAR TEBLİĞİ

      (II-14.1)

      Finansal raporların bildirimi ve kamuya açıklanması

      MADDE 12 – (1) Aşağıdaki işletmeler, finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere KAP’a bildirir.

      a) Sermaye piyasası araçları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören işletmeler,

      b) Portföy yönetim şirketleri,

      c) Yatırım kuruluşları.

      …”

      “6362 SAYILI SERMAYE PİYASASI KANUNU

      Kısaltmalar ve tanımlar

      MADDE 3 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

      v) Yatırım kuruluşu: Aracı kurumlar ile yatırım hizmeti ve faaliyetinde bulunmak üzere kuruluş ve faaliyet esasları Kurulca belirlenen diğer sermaye piyasası kurumlarını ve bankaları,

      ifade eder.”

  • 3- Halka Açık Olmayan Bankalar SPK’nın Zorunlu Kurumsal Yönetim İlkelerine Tabi midir?
    • SPK tarafından 03.01.2014 tarih ve 28871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren “Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1)”nde tebliğ kapsamındaki ortaklık tanımı “payları halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan ortaklıklar” olarak verilmiştir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16 ncı maddesinde de “payları borsada işlem gören ortaklıklar ile pay sahibi sayısı beş yüzü aşan anonim ortaklıkların paylarının halka arz olunmuş sayılacağı, bu ortaklıkların da halka açık ortaklık hükümlerine tabi olacakları” hüküm olunmuştur. Aynı Kanun’un 17 nci maddesinde de Kurul “Halka açık ortaklıklarda kurumsal yönetim ilkeleri ile kurumsal yönetim uyum raporlarının içeriğine, yayımlanmasına, ortaklıkların kurumsal yönetim ilkelerine uyumlarının derecelendirilmesine ve bağımsız yönetim kurulu üyeliklerine ilişkin usul ve esasları belirlemeye” yetkili kılınmıştır. Dolayısıyla payları borsada işlem göremeyen ve pay sahibi sayısı da 500’yi aşmayan bankalar SPK Kurumsal Yönetim Tebliği kapsamında değildir.

  • 4- Tüketici Kredilerinin Tüketici Kanunundaki Temerrüt Şartı Gözetilmeksizin Banka Bilançosunda Takip Hesaplarına Aktarılması Tüketici Kanununa Aykırılık Oluşturur mu?
    • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun‘un 28 inci maddesinde belirtilen tüketicinin temerrüdü halinde bankanın borcunun tamamının ifa edilmesini talep etmesi için tüketicinin arka arkaya en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve bankanın tüketiciye en az 30 gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması şartı tüketici kredisi hesabının kat edilmesi, diğer bir ifadeyle tüketiciden kredinin tamamını geri ödemesinin talep edilmesi ile ilgilidir.

      BDDK tarafından 01.11.2006 tarih ve 26333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”teki sınıflandırma şartı ise bankaların verdiği kredilerin seyyaliyetine göre banka bilançosunda doğru bir şekilde sınıflandırılması, bu şekilde bankanın gerekli karşılıkları ayırması ve en nihayetinde bilanço okuyucularının bankanın verdiği kredilerin kalitesi ve banka karının gerçekliliği konusunda doğru bir şekilde bilgilendirilmesine ilişkin bir muhasebe gerekliliğidir. Söz konusu Yönetmelik’te tüketici kredileri dahil bankanın verdiği kredilerin takip hesaplarında sınıflandırılması için nitel ve nicel birçok kriter bulunmaktadır. Örneğin, bankadan ihtiyaç kredisi kullanan ve ödemelerini düzenli yapan bir tüketici aynı bankadan kullandığı kredi kartı borcunu ödemede temerrüde düşerse söz konusu Yönetmeliğin 5/2 maddesi uyarınca müşterinin ödemelerinde sorun bulunmayan tüketici kredisinin de temerrüde uğramış kredi kartı hesabının sınıflandırıldığı kredi grubunda sınıflandırılması gerekmektedir. İlgili Yönetmeliğe göre bankanın takip hesaplarında sınıflandırılan kredilerinin kanuni takipte olması şartı bulunmamaktadır.

      Dolayısıyla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun‘daki temerrüt kuralları bankanın tüketiciden kredinin tamamını geri ödemesini talep etmesi durumunda uyulacak esas ve usullere ilişkin olup, bu kredilerin müşterinin kredi değerliliğine bağlı olarak banka bilançosunda doğru bir şekilde sınıflandırılmasını engelleyecek bir hükmü bulunmamaktadır.

      TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN

      Kanun No. 6502                                                          Kabul Tarihi: 7/11/2013

      Temerrüt

      MADDE 28 – (1) Belirli süreli kredi sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur.

      (2) Muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz, komisyon ve benzeri masraflar dikkate alınmaz.

      BANKALARCA KREDİLERİN VE DİĞER ALACAKLARIN NİTELİKLERİNİN BELİRLENMESİ VE BUNLAR İÇİN AYRILACAK KARŞILIKLARA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      (1 Kasım 2006 tarih ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.)

      MADDE 5- …

      (2) Kredi müşterisinin aynı banka tarafından verilmiş birden çok kredisinin mevcut bulunması ve bu kredilerden herhangi birinin yapılan sınıflandırma gereği donuk alacak olarak kabul edilmesi durumunda, söz konusu kredi müşterisinin bankaya olan tüm borçları donuk alacak olarak aynı grupta sınıflandırılır. Donuk alacak haline gelen ilk kredinin tamamen geri ödenmesi durumunda, kredi müşterisinin diğer kredileri 4 üncü madde çerçevesinde değerlendirilerek yeniden sınıflandırılabilir.

  • 5- Bir Firmanın Ortaklık Yapısı Gereği Birden Fazla Risk Grubunda Dikkate Alınması Gerektiği Durumlarda Firma Riskinin Kredi Riski Hesaplamalarında Risk Gruplarına Dağıtımı Nasıl Yapılmalıdır?
    • Konu hakkında BDDK’nın 14.10.2009 tarihli yazısı ile verilen görüşte,

      – 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 54 üncü maddesinin üçüncü paragrafının “Birlikte kontrol edilen ortaklıklara kullandırılan krediler, bu ortaklıkları birlikte kontrol eden hissedarların her birinin ortaklık sermayesinde sahip olduğu payların, birlikte kontrol ettikleri toplam paya oranı ölçüsünde ortaklığı birlikte kontrol eden her bir hissedarın dâhil olduğu risk grubuna kullandırılmış sayılır.” hükmünü amir olduğundan bahisle bir firmanın ortaklık yapısı gereği birden fazla risk grubunda dikkate alınması gerektiği durumlarda, kredi riski hesaplamalarında yapılacak risk bildirimlerinin her bir risk grubu için o gruba ait ortaklık payı dikkate alınarak yapılıp yapılamayacağı hususunda görüşlerinin talep edildiği;

      – Bankacılık Kanununun 54 üncü maddesinin üçüncü paragrafından hareketle, birden fazla risk grubuna dahil ortaklık şeklindeki bir kuruluşun, risk bildirimlerinde her bir risk grubu bakımından bu grupların ortaklık payı dikkate alınarak söz konusu risk gruplarına dahil edilebilmesi için, kuruluşun bu risk gruplarına dahil edilme gerekçesinin sadece birlikte kontrol edilen bir ortaklık olmasından kaynaklanması gerektiği;

      – aksi halde, anılan hüküm dikkate alınmaksızın kuruluşa kullandırılan kredinin ayrı ayrı her bir risk grubuna toplam risk tutarı ile dahil edilmesi gerektiği

      belirtilmiştir.

      Bu çerçevede ortaklık yapısı gereği birden fazla risk grubunda gösterilmesi gereken bir firmanın ilgili banka nezdindeki risklerinin, firma birlikte kontrol edilen ortaklık statüsünde bir firma olmadığı sürece ayrı ayrı her bir risk grubunda toplam risk tutarı üzerinden gösterilmesi gerekmektedir.

      Söz konusu BDDK yazısında, bahis konusu edilen birlikte kontrol edilen ortaklık bir ortaklığın, bir ortaklık sözleşmesi çerçevesinde birden fazla ortak tarafından eşit kontrol gücüyle kontrol edilmesi durumudur. Örneğin, bir anonim şirket, birden fazla hissedar (farklı risk gruplarındaki) tarafından eşit kontrol gücüyle (3 hissedar var ise %33,3 pay oranlarıyla ve aynı orandaki yönetim kurulu üye sayısı ve oy oranı ile) kontrol ediliyor olabilir. Bu durumda Kanun’un 54/3 fıkrası hükmü bu şekilde birlikte kontrol edilen bir ortaklığa kullandırılan kredilerin, bu ortaklıkları birlikte kontrol eden hissedarların her birinin ortaklık sermayesinde sahip olduğu payların, birlikte kontrol ettikleri toplam paya oranı ölçüsünde ortaklığı birlikte kontrol eden her bir hissedarın dâhil olduğu risk grubunda gösterilmesini öngörmektedir.

      Bunun sebebi de, Kanun’un 49 uncu maddesindeki risk grubu tanımının, risk grubuna dahil edilecek ortaklıkları belirlerken ortaklıkta kontrol gücü veya sınırsız sorumluluk (adi ortaklık gibi) olup olmadığını esas almasıdır.

      Risk grubu

      Madde 49 — Bir gerçek kişi ile eşi ve çocukları, bunların yönetim kurulu üyesi veya genel müdürü oldukları veya bunların ya da bir tüzel kişinin birlikte veya tek başlarına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları ortaklıklar bir risk grubunu oluşturur. …” 

      Yine Kanun’da kontrol tanımı da, “tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddede;

      Kontrol: Bir tüzel kişinin; sermayesinin, asgarî yüzde ellibirine sahip olma şartı aranmaksızın, çoğunluğuna doğrudan veya dolaylı olarak sahip olunması veya bu çoğunluğa sahip olunmamakla birlikte imtiyazlı hisselerin elde bulundurulması veya diğer hissedarlarla yapılan anlaşmalara istinaden oy hakkının çoğunluğu üzerinde tasarrufta bulunulması suretiyle veya herhangi bir suretle yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğunluğunu atayabilme ya da görevden alma gücünün elde bulundurulmasını,

      olarak yapılmıştır. Bu çerçevede, bir ortaklığın risk grubuna dahil edilmesinde yukarıdaki kontrol tanımı esas alınacak ve asgari %51’ine sahip olma şartı aranmaksızın ortaklık paylarının çoğunluğu doğrudan veya dolaylı olarak veya imtiyazlı hisselerin elde bulundurulması veya hissedarlık anlaşması veya yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğuna sahip olunması gibi yollarla bir kişi tarafından kontrol ediliyorsa bu ortaklık söz konusu kişinin risk grubuna dahil edilecektir. Söz konusu ortaklık hissedarlar tarafından herhangi bir hissedar çoğunluğa ya da diğerlerini aşan ölçüde kontrol gücüne sahip olmadan birlikte kontrol ediliyorsa da, bu durumda hissedarların sahip olduğu pay oranları kapsamında ilgili hissedarların risk grubuna alınacaktır.

  • 6- Bankaların Müşterilerinin Elindeki Eski ve İade Olmamış Çek Yaprakları İçin Müşterilerine İhtarname Göndererek Bu Yükümlülük Tutarlarını Muhasebe Kayıtlarından Çıkarmaları Mümkün müdür?
    • 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 3 üncü maddesi 3 üncü fıkrasında muhatap bankaların süresinde ibraz edilen ve karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan her bir çek yaprağı için ödemekle yükümlü oldukları tutar düzenlenmiştir. Yine aynı madde uyarınca bu ödeme yükümlülüğü hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu sebeple, bankaların müşterilerine verdikleri her bir çek yaprağı için ödemekle yükümlü oldukları tutarı diğer gayrinakdi kredi yükümlülükleri gibi nazım kayıtlarında göstermeleri ve bu tutarları her yıl TCMB tarafından yayımlanan Tebliğlerdeki tutarlara göre güncellemeleri gerekmektedir.

      5941 sayılı Çek Kanunu’nun 3 üncü maddesi 9 uncu fıkrası uyarınca çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona ermektedir. Ancak, Çek Kanunu’na 3 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6273 sayılı Kanunla giren bu fıkranın uygulamasına ilişkin öncelikle çek defterlerinin her bir yaprağı üzerine çekin basıldığı tarihin yazılması zorunlu kılınmış ve çek defterlerinde bu değişikliklerin yapılması için bankalara 31.12.2012 tarihine kadar süre verilmişti. Bu çerçevede, üzerinde baskı tarihi yer alan çekler için bankalar baskı tarihinden itibaren 5 yılın geçmesini bekleyecek ve 5 yıl dolunca bu çek yapraklarına ilişkin gayrinakdi yükümlülüklerini nazım kayıtlarından çıkarabileceklerdir. 

      Üzerinde baskı tarihi yer almayan eski çek yaprakları için ise Çek Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi 4 üncü maddesinde muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğunun 30.06.2018 tarihinde sona ereceği hüküm olunmuştur.

      Bu çerçevede, bankalar müşterilerine verdikleri üzerinde baskı tarihi yer almayan çek defterlerine ilişkin gayrinakdi yükümlülüklerini kayıtlarından silmek için 30.06.2018 tarihine kadar beklemek zorundadırlar. Üzerinde baskı tarihi yer alan çekler için ise bu süre baskı tarihinden itibaren 5 yıldır. Bu sürelerden önce bu yükümlülüklerin bankaların nazım kayıtlarından kasti olarak silinmesi (hataen değil) 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 156 ncı maddesindeki işlemlerin kayıtdışı bırakılması suçuna sebebiyet verebileceğinden bankaların müşterilerinden iade alamadıkları eski çek yapraklarına ilişkin yükümlülüklerini kanuni süresi sonuna kadar kayıtlarında göstermeye özen göstermeleri gerekmektedir.

      Öte yandan, bu çek yapraklarından kaynaklanan yükümlülük tutarlarına ilişkin ayrılacak özel ve genel karşılıklarda bankalara bazı kolaylıklar tanınmıştır. “Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 7 inci maddesi 1 inci fıkrası ve 8 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca bankalar nakdi ve gayrinakdi kredileri için ayırmakla yükümlü oldukları genel ve özel karşılıklarını veriliş tarihinden itibaren beş yıllık süre geçmiş bulunan çek defterlerinin her bir çek yaprağına ilişkin ödemekle yükümlü oldukları tutar için dörtte bir oranında uygulayabilmektedirler.

      Ayrıca, aynı Yönetmeliğin Özel Karşılıklara ilişkin 8 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca bankalar üçüncü, dördüncü ve beşinci grupta sınıflandırdıkları krediler ve diğer alacaklar (donuk alacaklar) için yüzde yüz (%100) oranında özel karşılık ayırmaları kaydıyla aynı kredi müşterilerine verdikleri çek defterlerinden veriliş tarihinden itibaren iki yıl geçmiş olanlar için çek defterinin iadesine yönelik olarak çek defteri sahiplerine iadeli taahhütlü mektup ile yapacakları bildirimi takiben onbeş gün içerisinde çek defterlerinin iade edilmesi ihtarında bulunmaları koşuluyla, çek defterlerinin her bir çek yaprağına ilişkin ödemekle yükümlü oldukları miktar için özel karşılık ayırmayabilmektedirler. Bankalar tarafından bilanço dışına çıkarılan kredi ve diğer alacakların müşterilerine verilmiş olan çek defterleri için de bu hükümler geçerlidir. Ancak, Karşılıklar Yönetmeliği’nin bu hükmü ilgili ihtar sürecinin yapılması ile ödeme yükümlülüklerinin nazım hesaplardan silinmesi anlamına gelmemektedir. Ödeme yükümlülüğü yine bankaların muhasebe kayıtlarında yer alacak, sadece %100 oranında özel karşılık ayrılan müşteriler için ilgili maddede verilen ihtarname sürecinin işletilmesi ile bu müşterilerin ellerindeki çek yaprakları için ilave özel karşılık ayrılmayacaktır.

  • 7- Banka Aktifindeki İhtiyaç Fazlası Gayrimenkuller Kiraya Verilebilir mi?
    • Bu sorunun cevaplanmasında bankanın kendi kullanımındaki bir gayrimenkulün kiralanması ve bankanın alacaklarından dolayı edinmek durumunda kaldığı gayrimenkuller olarak ayrıma gitmek uygun olacaktır.

      BANKANIN KENDİ KULLANIMINDAKİ GAYRİMENKULLERİN KİRALANMASI

      Banka’nın kendi kullanımındaki bir gayirmenkulün kiralanması ihtiyacının bu gayrimenkulün ihtiyaç fazlası hale gelmesinden kaynaklanacağı düşünülürse 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nda yer alan “bankaların bankacılık işlemlerini yürütebilmek için ihti­yaç duydukları sayı ve büyüklüğün üstünde herhangi bir şekilde gayri­menkul edinememeleri” şeklindeki kısıtlamaya bu Kanunu yürürlükten kaldıran 4389 sayılı ve 4389 Sayılı Kanunu da yürürlükten kaldıran mevcut 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda yer verilmemiştir.

      Bu çerçevede bankaların kullanmadıkları gayrimenkulleri kiraya vermelerinde mevzuatsal bir kısıt olmadığı görülmektedir. Nitekim Prof. Dr. Seza REİSOĞLU’nun Bankacılık Kanunu Şerhi’nde (Cilt 1, İkinci Baskı, Ankara – 2015, sf. 1149) atıf yapılan TCMB’nin TBB’ye gönderdiği bir yazıda (23.07.1999 tarihli ve 83175 sayılı yazı) “4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun bankanın ihtiyaç dışında gayrimenkul edinemeyeceklerine dair bir hüküm ihtiva etmediğini, bu nedenle 105 sayılı banka kredilerini tanzim komitesi kararının yürürlükten kalktığını, bundan böyle bankaların gayrimenkullerini kiraya vermek için TCMB’ye başvurmayacaklarının” bildirildiği belirtilmektedir. 105 sayılı karara göre bankaların bankacılık hizmetlerini yürütmek üzere edindikleri taşınmazlardan, belirtilen hizmetlerde kullanılmaları geçici müddetle mümkün olmayanların, kısmen ihtiyaç fazlası olanların veya yılın muayyen aylarında bu hizmetlere tahsis edilemeyenlerin gelir getirecek şekilde kullanılması için TCMB’den izin alınması gerekiyordu.

      Bununla birlikte mevcut durumda bankaların gayrimenkul ediniminde 5411 sayılı Kanun’un 57 nci maddesinde banka özkaynağına oranla getirilen sınırlamaya dikkat edilmesi gerekmekte olup, alacaklardan dolayı edinilen gayrimenkullerle ilgili olarak da “Bankaların Kıymetli Maden Alım Satımına ve Alacaklarından Dolayı Edindikleri Emtia ve Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“teki hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir.

      BANKALARIN ALACAKLARINDAN DOLAYI EDİNDİKLERİ GAYRİMENKULLERİN KİRAYA VERİLMESİ

      5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Gayrimenkul ve emtia üzerine işlemler” başlıklı 57 nci maddesinde;

      “Madde 57 — Bankaların gayrimenkullerinin net defter değerleri toplamı özkaynaklarının yüzde ellisini aşamaz. Bu hesaplamada, değerleme veya enflasyon düzeltmesine bağlı olarak oluşan ve gayrimenkul hesabına eklenen değer artışları yüzde elli oranında dikkate alınır.

      ……..

      Alacaklardan dolayı edinilmek zorunda kalınan emtia ve gayrimenkullerin elden çıkarılmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.”

      hükümlerine yer verilmiş olup, bu çerçevede bankaların gayrimenkul ediniminde 5411 sayılı Kanun’un 57 nci maddesinde banka özkaynağına oranla getirilen sınırlamaya dikkat edilmesi gerekmekte, alacaklardan dolayı edinilen gayrimenkullerle ilgili olarak da “Bankaların Kıymetli Maden Alım Satımına ve Alacaklarından Dolayı Edindikleri Emtia ve Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” (“Yönetmelik”)’teki hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir. Bu Yönetmeliğe göre alacaklardan dolayı edinilen bir gayrimenkulun edinme tarihinden itibaren 3 yıl içinde elden çıkarılması gerekmektedir. 1 yıl içinde elden çıkması mümkün olmayan varlıkların amortismana tabi tutulması, 3 yıl dolmasına rağmen elden çıkarılmayan varlıklara 2 katı oranda amortisman uygulanması, 5 yıl geçmesine rağmen elden çıkarılmayan varlıklarında özkaynaktan indirilen değer olarak dikkate alınması gerekmektedir.

      Öte yandan, bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin 8 ve 9 uncu fıkralarında bankaların alacaklarından dolayı edindikleri gayrimenkul ve emtianın kendi kullanımlarına tahsis edilmesine yönelik olarak aşağıdaki hükümler bulunmaktadır.

      Bankaların alacaklarından dolayı edindikleri varlıkların elden çıkarılması
      MADDE 5 –…

      (8) Bankaların, alacaklarından dolayı edindikleri gayrimenkulleri, Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sınırı ve bankacılık işlerini yürütebilmek için ihtiyaç duydukları sayı ve büyüklüğü aşmamak kaydıyla kendi kullanımları için tahsis edebilmeleri Kurumun iznine bağlıdır. Tahsis izni verilen gayrimenkuller bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilmez.

      (9) Bankalar, bankacılık faaliyetlerini yürütebilmek için ihtiyaç duydukları sayı ve nitelikte olması koşuluyla alacaklarından dolayı edindikleri emtiayı, kendi kullanımlarına tahsis edebilirler. Söz konusu emtia bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilmez.”

      Dolayısıyla bankaların ihtiyaç fazlası olarak değerlendirdikleri gayrimenkulleri alacaklarından dolayı edindikleri gayrimenkuller ise ve bunların Yönetmelik’te öngörülen elden çıkarma süresi geçtikten sonra elden çıkarılmaktan vazgeçerek kiraya verilerek değerlendirilmesi düşünülüyorsa bu şekilde bir kiraya verme eylemi gayrimenkulün banka kullanımına tahsis edilmesi olarak düşünüleceği için (gayrimenkulün satılmasından vazgeçildiği için) BDDK izninin aranılmasının gerektiği görülmektedir.

      Ancak, 22.06.2016 tarihli ve 29750 sayılı Resmi Gazete’de BDDK tarafından yayımlanan ve 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren “Bankaların Kıymetli Maden Alım Satımına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ile 01.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yukarıdaki “Bankaların Kıymetli Maden Alım Satımına ve Alacaklarından Dolayı Edindikleri Emtia ve Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. 01.01.2017 tarihi itibarıyla yürürlükten kalkan bu Yönetmelik yukarıda bahsedildiği üzere bankaların, alacaklarından dolayı edindikleri gayrimenkulleri, Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sınırı (özkaynakların %50’si) ve bankacılık işlerini yürütebilmek için ihtiyaç duydukları sayı ve büyüklüğü aşmamak kaydıyla kendi kullanımları için tahsis edebilmelerini BDDK’nın iznine bağlı kılıyordu.

      Yürürlükten kalkan Yönetmelik’teki düzenleme yerine, 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girecek olan “Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te yapılan düzenlemede ise, bankaların, alacaklarından dolayı edindikleri gayrimenkulleri, Kanun’un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sınırı ve bankacılık faaliyetlerini yürütebilmek için ihtiyaç duydukları sayı ve büyüklüğü aşmamak ve gerekçelerini denetime hazır bulundurmaları kaydıyla ayrı bir BDDK izni olmadan kendi kullanımları için tahsis edebilmeleri imkanı getirilmiştir. Ayrıca, yine “Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 16 ncı maddesinde yapılan düzenleme ile, alacaklardan dolayı edinilen emtia ve gayrimenkullerin, ilgili Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirilmesi esası getirilirken, bu emtia ve gayrimenkullerin edinim tarihinden itibaren üç yıl içerisinde elden çıkarılmalarına ilişkin süre korunmuştur. Bununla birlikte mevcut durumda eski düzenlemenin 01.01.2017 tarihi itibarıyla yürürlükten kalkmış olması, yeni Yönetmelik hükmünün ise 01.01.2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecek olması nedeniyle 2017 yılı için konuya ilişkin bir düzenleme açığı oluşmuştur.

      Bu çerçevede, bankanın alacaklarından dolayı edindiği ve yasal süresi içinde henüz elden çıkaramadığı gayrimenkulü kiraya vermesinde veya bu gayrimenkulün içinde bir kiracı var ise ondan kira almasında bir sakınca olmadığı düşünülmektedir. Hatta gayrimenkul tahliye edilene kadar geçen sürede bankanın gayrimenkulün içinde önceden beri bulunan kiracıdan, kira almamasının banka mallarının karşılıksız olarak başkasına kullandırılması açısından sorun yaratabilmesi mümkündür. Bankanın bu gayrimenkulü elden çıkarma niyeti devam ettiği sürece de söz konusu gayrimenkulle ilgili olarak yukarıdaki Yönetmelik’teki prosedürü uygulamaya da gerek olmadığı görülmektedir.

      Ancak, bankanın alacaklarından dolayı edindiği bir gayrimenkulü elden çıkarmaktan vazgeçerek ve kiraya vererek değerlendirmeyi düşünmesi durumunda bu husus gayrimenkulün bankanın kendi kullanımına tahsis edilmesi kapsamına gireceğinden Yönetmelik’teki prosedürün uygulanması ve bankanın Kanun’un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sınırı gözeterek ve bankacılık faaliyetlerini yürütebilmek için ihtiyaç duyduğu sayı ve büyüklüğü aşmamak ve gerekçesini BDDK denetimine hazır bulundurmak kaydıyla kiraya verme eylemini gerçekleştirmesi gerekmektedir.

  • 8- Güncel Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Oranları Nedir?
    • Kanuni Faiz

      3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık % 12 oranı üzerinden yapılır. Aynı madde uyarınca Bakanlar Kurulu, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkili kılınmıştır. Bakanlar Kurulu bu yetkisini kullanarak 19/12/2005 tarihli ve 2005/9831 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kanuni faiz oranını, 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık % 12’den % 9’a indirmiştir.

      Temerrüt Faizi

      3095 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi uyarınca da bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana (mevcut durumda %9) göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur.

      Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz.

      Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Oranları

      Temerrüt faizi oranları ile ilgili en son güncelleme 11.10.2019 tarihli ve 30915 sayılı Resmi Gazete‘de TCMB tarafından yayımlanan “Reeskont İşlemlerinde Uygulanacak İskonto Faiz Oranlarının Tespiti” ile yapılmıştır. Aşağıda yıllar itibarıyla güncel oranlar verilmiştir:

      KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİ ORANLARI
      3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre, yıllar itibarıyla uygulanması gereken kanuni faiz ve temerrüt faizi oranları: (Temerrüt faizi miktarının sözleşme ile kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı aşağıda belirtilen oranların üstünde ise temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz.) Yıllık Oran (%)
      1. 1/7/2018 tarihinden itibaren:
      1.1. Kanuni faiz oranı sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      1.2. Temerrüt faiz oranı
      1.2.1. Sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      1.2.2. Ticari işlerde (29/06/2018 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile) 19,50
      2. 1/1/2017 – 30/06/2018 dönemi için
      2.1. Kanuni faiz oranı sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      2.2. Temerrüt faiz oranı
      2.2.1. Sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      2.2.2. Ticari işlerde (31/12/2016 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile) 9,75
      3. 1/1/2015 – 31/12/2016 dönemi için
      3.1. Kanuni faiz oranı sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      3.2. Temerrüt faiz oranı
      3.2.1. Sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      3.2.2. Ticari işlerde (14/12/2014 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile) 10,5
      4. 1/1/2014 – 31/12/2014 dönemi için
      4.1. Kanuni faiz oranı sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      4.2. Temerrüt faiz oranı
      4.2.1. Sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      4.2.2. Ticari işlerde (27/12/2013 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile) 11,75
      5. 1/1/2013 – 31/12/2013 dönemi için
      5.1. Kanuni faiz oranı sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      5.2. Temerrüt faiz oranı
      5.2.1. Sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      5.2.2. Ticari işlerde (20/12/2012 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile) 13,75
      6. 1/1/2012 – 31/12/2012 dönemi için
      6.1. Kanuni faiz oranı sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      6.2. Temerrüt faiz oranı
      6.2.1. Sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      6.2.2. Ticari işlerde (29/12/2011 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile) 17,75
      7. 1/1/2011 – 31/12/2011 dönemi için
      7.1. Kanuni faiz oranı sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      7.2. Temerrüt faiz oranı
      7.2.1. Sözleşme ile tespit edilmemişse 9
      7.2.2. Ticari işlerde (30/12/2010 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile) 15

      Karşılıksız Çek Temerrüt Faiz Oranı

      5941 sayılı Çek Kanunu’nun 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında; karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödenmesi hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılacağı hüküm olunmaktadır.

      Buna göre, 01.07.2018 tarihinden itibaren Çek Kanunu uyarınca karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren yıllık %19,50 temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödenmesi hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılacaktır.

      Tüketici Kredilerinde Temerrüt Faizi Oranı

      Tüketici kredileri ve konut finansmanı sözleşmelerinde temerrüt faizinin belirlenmesine yönelik olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna ilişkin olarak yayımlanan aşağıdaki alt düzenlemeler uyarınca akdi faiz oranının %30’unu geçmeyecek şekilde belirlenen bir sınırlama bulunmaktadır.

      Bu çerçevede, 22.05.2015 tarihli ve 29363 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği“nin 4 üncü maddesinde tüketici kredilerinin gecikme faizi oranına ilişkin aşağıdaki hüküm bulunmaktadır:

      e) Gecikme faiz oranı: Belirli süreli tüketici kredisi sözleşmelerinde akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere belirlenen oranı, belirsiz süreli tüketici kredisi sözleşmelerinde ise ilgili mevzuat gereği belirlenen oranı,

      Benzeri hüküm 28.05.2015 tarihli ve 29369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Konut Finansmanı Sözleşmeleri Yönetmeliği“nin 4 üncü maddesinde de bulunmaktadır:

      e) Gecikme faiz oranı: Sabit faizi içeren konut finansmanı sözleşmeleri için akdi faiz oranının, değişken faizi içeren konut finansmanı sözleşmelerinde ise cari faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmeyecek şekilde belirlenen oranı,

      Buna göre;

      – belirli süreli tüketici kredileri ve sabit faizi içeren konut finansmanı sözleşmelerinde temerrüt faiz oranı akdi faiz oranının %30 fazlasını, değişken faizli konut finansmanı sözleşmelerinde ise cari faiz oranının %30 fazlasını geçemeyecektir.

      – belirsiz süreli tüketici kredisi sözleşmelerinde uygulanacak temerrüt faiz oranı ise ilgili mevzuat gereği belirlenen oranlar olacaktır.

      Kredi Kartı ve Kredili Mevduat Hesapları Akdi ve Temerrüt Faizi Oranları

      Kredi kartları ve kredili mevduat hesapları (KMH) üzerinde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26 ncı maddesinden ileri gelen ayrı bir sınırlama bulunmaktadır.  Söz konusu Kanun’un “Faiz hesaplaması” başlıklı 26 ncı maddesinin 3 numaralı fıkrası hükümlerine göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar.

      Faiz hesaplaması
      MADDE 26 –

      Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar.

      Hesap kesim tarihi ile son ödeme tarihi arasında on günden az bir süre olamaz.

      Katılım bankaları açısından bu Kanun uygulamasında yer alan faiz kâr payı, gecikme faizi ise gecikme cezası olarak uygulanır.

      4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi kredi kartları için uygulanmaz.”

      Kredi kartı azami faiz oranı sınırlamaları başlangıçta sadece bireysel kredi kartları için geçerli iken 02.08.2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6495 sayılı Torba Kanun ile 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun “Kurumsal Kredi Kartları” başlıklı 43 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile, kurumsal kredi (tacirlere verilen) kartları faiz oranları da TCMB’nin belirlediği kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami akdi ve azami gecikme faizi oranı sınırlamalarına tabi hale getirilmiştir.

      TCMB bu belirlemeyi 12.11.2016 tarihli ve 29886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ (Sayı: 2016/8)” ve bu Tebliğe ilişkin 3 ayda bir yaptığı basın açıklamaları ile yapmaktadır.

      KMH faiz oranları ise TCMB tarafından 25.05.2013 tarih ve 28657 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı:2006/1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı:2013/8)” ile (md. 4/3) TCMB’nin yayımladığı Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ’e tabi hale gelmiştir.

      TCMB’ce yukarıdaki mevzuat çerçevesinde belirlenen söz konusu oranlar azami oranlar olup, bankalarca kredi kartı ve KMH işlemlerinde TCMB’ce belirlenen oranların üzerinde bir faiz oranı uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Bankalar bu oranları geçmemek üzere faiz oranlarını serbestçe belirleyebilmektedirler. TCMB’ce her 3 ayda bir belirlenen oranları sitemizde yayımlanan yazılarla duyuruyoruz. Bu kapsamda TCMB’ce en son 1 Ekim 2019 tarihinden geçerli olmak üzere belirlenen güncel kredi kartı (bireysel ve kurumsal) ve KMH (bireysel ve ticari) aylık azami akdi ve azami gecikme faizi oranları aşağıdaki tabloda verilmektedir.

      KREDİ KARTI (Bireysel ve Kurumsal) ve KMH (Bireysel ve Ticari) İŞLEMLERİNDE UYGULANACAK AZAMİ FAİZ ORANLARI (Aylık, %)

      DÖVİZ CİNSİ

      Türk Parası (TP)

      Yabancı Para (YP)

      FAİZ TÜRÜ

      Akdi Faiz

      Gecikme Faizi Akdi Faiz

      Gecikme Faizi

      01.10.2019 – 31.12.2019

      1,60

      2,00 1,28

      1,68

      01.07.2019 – 30.09.2019

      2,00

      2,40 1,60

      2,00

      01.04.2019 – 30.06.2019

      2,15

      2,65 1,72

      2,22

      1.10.2018 – 31.03.2019

      2,25

      2,75 1,80

      2,30

      1.7.2018 – 30.09.2018

      2,02

      2,52

      1,62

      2,12

      1.1.2017 – 30.06.2018

      1,84

      2,34

      1,47

      1,97

      1.1.2015 – 31.12.2016

      2,02

      2,52

      1,62

      2,12

      KREDİ KARTI (Bireysel ve Kurumsal) ve KMH (Bireysel ve Ticari) İŞLEMLERİNDE UYGULANACAK AZAMİ FAİZ ORANLARI (Aylık, %)

      2015 Yılı Öncesinde

      DÖVİZ CİNSİ

      Türk Parası (TP)

      Yabancı Para (YP)

      FAİZ TÜRÜ

      Akdi Faiz

      Gecikme Faizi

      Akdi Faiz

      Gecikme Faizi

      USD

      EUR USD

      EUR

      01.10.2014 – 31.12.2014

      2,02

      2,52 1,70

      1,64

      2,20

      2,14

      01.04.2014 – 30.09.2014

      2,02

      2,52 1,70 1,64 2,20

      2,14

      Kamu (Amme) Alacakları İçin Uygulanan Gecikme Zammı Oranı

      6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51 inci maddesi,

      Gecikme Zammı, Nispet ve Hesabı:

      Madde 51- Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.

      Gecikme zammı birmilyon liradan az olamaz.

      Gecikme zammı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez.

      Cumhurbaşkanı, gecikme zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı ayrı, yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar itibarıyla farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulüyle aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir.

      hükmünü amirdir.

      Söz konusu madde uyarınca kamu alacakları için uygulanan gecikme zammı oranı her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere ilgili tarihler itibarıyla aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:

      Amme (Kamu) Alacakları İçin Uygulanan Gecikme Zammı Oranı

      (Her Ay İçin Ayrı Ayrı Uygulanmak Üzere)

      Dönemi

      Oran

      02.10.2019 tarihinden itibaren

      % 2

      01.07.2019 – 01.10.2019

      % 2,5

      05.09.2018 – 30.06.2019

      % 2

      19.10.2010 – 04.09.2018

      % 1,40

      Bu çerçevede, 01.10.2019 tarihinden önce vadesi geldiği halde bu tarihe kadar ödenmemiş olan amme alacaklarının bu tarihten itibaren ödenecek kısımlarına ve 01.10.2019 tarihinden itibaren vadesi geldiği halde vadelerinde ödenmeyen amme alacaklarına her ay için ayrı ayrı %2 oranında ve Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliğinde yer alan esaslar doğrultusunda gecikme zammı uygulanacaktır.

      Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uyarınca, ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesaplandığından, 02.10.2019 tarihinden itibaren (bu tarih dahil) günlük gecikme zammı oranı (2/100/30=) 0,000667 olarak uygulanacaktır.

      Tecil Faizi

      6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48 inci maddesi,

      Tecil:

      Madde 48-Amme borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı amme idaresince veya yetkili kılacağı makamlarca; amme alacağı 36 ayı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir.

      Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı ellibin Yeni Türk Lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı ellibin Yeni Türk Lirasını aşan kısmın yarısıdır. Cumhurbaşkanı; bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye yetkilidir.

      Borcunun tecilini talep eden ancak, talepleri uygun görülmeyerek reddedilen borçlular söz konusu borçlarını reddin tebliği tarihinden itibaren idarece 30 güne kadar verilebilecek ödeme süresi içinde ödedikleri takdirde bu amme alacağı ödendiği tarihe kadar faiz alınmak suretiyle tecil olunur.

      Tecil salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek olanlar, Devlete ait amme alacaklarında ilgili vekiller, vilayet hususi idarelerine ait amme alacaklarında valiler, belediyelere ait amme alacaklarında belediye reisleridir.

      hükmünü amirdir.

      06.09.2018 tarihli ve 30527 sayılı Resmi Gazete‘de Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından yayımlanan “Tahsilat Genel Tebliği (Seri: C Sıra No: 3)” ile 21.10.2010 tarihinden bu yana yıllık %12 olarak uygulanmakta olan tecil faizi oranı 06.09.2018 tarihinden itibaren yıllık %22 olarak yeniden belirlenmiştir.

      6183 sayılı Kanun’un 48 inci maddesine istinaden 06.09.2018 tarihinden itibaren yapılacak müracaatlara dayanılarak tecil edilen amme alacaklarına yıllık %22 oranında tecil faizi uygulanacaktır.

      06.09.2018 tarihinden önce yapılan müracaatlara dayanılarak tecil edilecek olan amme alacakları ile 06.09.2018 tarihinden önce tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olan amme alacaklarına tecil şartlarına uygun olarak ödendikleri sürece müracaat tarihlerinden itibaren eski tecil faizi oranının (%12) uygulanması gerekmektedir.

      Aynı şekilde, 06.09.2018 tarihinden önce tecil talebinde bulunulmuş ve talep kabul edilerek tecil edilmiş amme alacaklarına yönelik tecilin ihlal edilmiş olması ancak, yeni talepler üzerine yeniden tecil yapılması (tecilin geçerli sayılması) halinde, 06.09.2018 tarihine kadar eski tecil faizi oranı (%12), bu tarihten sonra ödenmesi gereken taksit tutarlarına ise %22 tecil faizi oranı uygulanacaktır.

      Mal ve Hizmet Tedarikinde Alacaklıya Yapılan Geç Ödemelere İlişkin Temerrüt Faiz Oranının Sözleşmede Öngörülmediği veya ilgili Hükümlerin Geçersiz Olduğu Hallerde Uygulanacak Faiz Oranı

      6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları” başlıklı 1530 uncu maddesi,

      Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları

      MADDE 1530– (1) …

      (2) Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.

      (3) Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır.

      (4) Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:

      a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.

      b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.

      c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda.

      d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre,  mal veya  hizmetin  alınmasından  itibaren otuz  günü  aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir.

      (5) Sözleşmede öngörülen ödeme süresi, faturanın veya eş değer ödeme talebinin veya mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir. Şu kadar ki, alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle taraflar daha uzun bir süre öngörebilirler. Ancak alacaklının küçük yahut orta ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu veya borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde, ödeme süresi, altmış günü aşamaz.

      (6) Gecikme faizi ödenmeyeceğini veya ağır derecede haksız sayılabilecek kadar az faiz ödeneceğini,  alacaklının  geç ödeme  dolayısıyla   uğrayacağı  zarardan  borçlunun  sorumlu olmayacağını veya sınırlı bir şekilde sorumlu tutulabileceğini öngören sözleşme hükümleri geçerizdir. Geçersizlik durumunda yedinci fıkra uygulanır.

      (7) Bu madde hükümleri uyarınca alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hâllerde uygulanacak faiz oranını ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası her yıl ocak ayında ilan eder. Faiz oranı, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda öngörülen ticari işlere uygulanacak gecikme faizi oranından en az yüzde sekiz fazla olmalıdır.

      (8) Mal veya hizmet bedelinin taksitle ödenmesinin öngörüldüğü durumlarda, bu maddenin ödeme sürelerini düzenleyen hükümleri birinci taksit bakımından uygulanır. Her bir taksit tutarının ödenmeyen kısmı yedinci fıkrada öngörülen oranda gecikme faizine tabidir. Alacaklının küçük veya orta ölçekli işletme veya tarımsal veya hayvansal üretici olup borçlunun büyük ölçekli işletme olduğu hâllerde taksitle ödemeyi öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.

      Bu çerçevede 6102 sayılı Kanun’un yukarıda verilen 1530/7 nci fıkrası uyarınca her yıl Ocak ayında TCMB tarafından ilan edilen “alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hâllerde uygulanacak faiz oranı ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı” yıllar itibarıyla aşağıda verilmektedir:

      Dönemi

      Mal ve Hizmet Tedarikinde Alacaklıya Yapılan Geç Ödemelere İlişkin Temerrüt Faiz Oranı (Yıllık)

      (6102 sayılı TTK md. 1530/7)

      Alacağın Tahsili Masrafları için Talep Edilebilecek Asgari Giderim Tutarı

      1.1.2013 – 31.12.2013

      % 15 95 TL

      1.1.2014 – 31.12.2014

      % 12,75

      120 TL

      1.1.2015 –  31.12.2015

      % 11,50 120 TL
      1.1.2016 – 31.12.2016 % 11,50

      130 TL

      1.1.2017 – 31.12.2017 % 10,75

      150 TL

      1.1.2018 – 31.12.2018

      % 10,75

      185 TL

      1.1.2019  – 31.12.2019

      % 21,25

      245 TL

       

  • 9- Ticari Kredi Faiz ve Komisyon Oranları Üzerinde Bir Sınırlama Var mıdır? Bu Kredilerin Faiz ve Komisyon Oranlarının Değişikliklerinin Bildirimi Yapılmalı mıdır?
    • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 144 üncü maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkili kılınmış, ayrıca, aynı maddede Bakanlar Kurulu’nun, bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebileceği belirtilmiştir.

      Bu madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından 22.11.2006 tarihli ve 26354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 16.10.2006 tarihli ve 2006/11188 sayılı “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarar Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Karar“da bankaların mevduata ve kredilere uygulayacakları faiz oranları ile katılma hesaplarına uygulayacakları kar ve zarara katılma oranlarının, bu oranların kısmen veya tamamen serbest bırakılmasının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TMCB)’nca yayımlanacak tebliğlerle düzenleneceği belirtilmiştir. Yine aynı Karar’ın 4 üncü maddesinde bankaların kredi işlemlerinde sağlayacakları faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarının, bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılmasını belirleme yetkisi TCMB’ne verilmiştir.

      Bu Karar uyarınca TCMB tarafından yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ”in 4 üncü maddesi uyarınca aşağıdaki ticari kredi türleri hariç ticari kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe bankalarca serbestçe belirleneceği belirtilmiştir:

      – TCMB reeskont kaynaklı krediler,

      – Ticari Kredili Mevduat Hesapları (TKMH) (Kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca TCMB tarafından belirlenen azami oranları geçemez).

      – Ayrıca, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun “Kurumsal Kredi Kartları” başlıklı 43 üncü maddesi uyarınca, Kurumsal Kredi Kartları faiz oranları da TCMB’nin belirlediği kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami akdi ve azami gecikme faizi oranı sınırlamalarına tabidir.

      Bu çerçevede, reeskont kaynaklı krediler, ticari KMH’lar ve ticari kredi kartı işlemleri hariç diğer ticari krediler faiz sınırlaması bulunmayıp, bankalar bu işlemlerde uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatleri ve tahsil olunacak masrafları serbestçe belirleme yetkisine sahiptir.

      BDDK, ticari kredilerden alınan erken kapama komisyonlarına ilişkin TBB’ye gönderdiği 16.07.2013 tarih ve 17968 sayılı yazısında yukarıda anlatılan bu serbestiye atıf yaptıktan sonra bankaların bu yetkilerini 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesinde düzenlenen ve aynı zamanda hukukun genel ilkelerinden olan “dürüstlük kuralı” ve “hakkın kötüye kullanılması yasağı” çerçevesinde, kredilerini yeniden yapılandırmak isteyen firmaların bu haklarını kullanmalarını fiilen imkansız kılacak veya fevkalade güçleştirecek şekilde kullanmamaları gerektiğini belirtmiştir.

      FAİZ ORANLARININ BİLDİRİM VE İLANI

      2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK)’nın 5 inci maddesi uyarınca bankalar mevduat ve kredi faiz oranları ile katılma hesapları kar ve zarara katılma oranlarını TCMB’ce yayımlanacak tebliğler ile belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde bu Bankaya bildirmek ve ilan etmek zorundadırlar.

      Aynı Karar’ın 6 ncı madde 2 nci fıkrası uyarınca kredi faiz oranlarının değiştirilmesi halinde, yeni oranlar açılmış ve açılacak kredi hesaplarına ilan tarihinden itibaren uygulanabilir. Ancak, bu değişikliklerin yeni Borçlar Kanunu uyarınca bankalarca tek taraflı yapılması yerine, müşteriye bildirildikten belli bir süre sonra yürürlüğe konması uygun olacaktır.

      Yine TCMB’nin 2006/1 sayılı Tebliği’nin 6 ncı maddesi uyarınca bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kâr ve zarara katılma azami oranları uygulamaya konulmadan önce TCMB idare Merkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde TCMB’ye bildirilmek zorundadır. Ayrıca, bankalar, TCMB’ne bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan etmek ve bu oranları internet sitelerinde yayımlamakla yükümlüdür (Tebliğ kredi komisyonlarına ilişkin bir yükümlülük getirmemektedir).

      TCMB’nin 2006/1 ve 2007/1 sayılı Tebliğlerinin uygulamasına ilişkin bankalara gönderdiği 07 Ocak 2011 tarihli talimatı ekinde (Ek: 3, Ek:4, Ek:5);

      – reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanmak üzere bankaların serbestçe belirledikleri yıllık azami kredi faiz ve kar payı oranlarının

      – ve reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredi işlemlerinde faiz ve kar payı dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları ile bankacılık hizmet komisyonlarının,

      TCMB’ye bildiriminde kullanılacak örnek bildirim formları verilmiştir.

      Ayrıca, BDDK’nın TBB’ye hitaben düzenlediği 30.05.2014 tarihli ve 13910 sayılı yazısında, KOBİ’lere kullandırılan kredilere ilişkin faiz ve her ne ad altında olursa olsun tahsil edilen tüm parasal unsurların bankaların internet sitelerinin ana sayfasında ve BDDK internet sitesinde yayımlanması istenmiştir.

  • 10- Bankaların Maaş Ödemesine Aracılık Ettikleri Kurum Çalışanlarına Verdikleri Promosyonlar Mevduata Faiz Dışında Menfaat Temin Edilemez Yasağına Aykırılık Teşkil Etmiyor mu?
  • 11- Vadesinden Önce Kapatılan ya da Kısmi Çekim Yapılan Vadeli Mevduat Hesabına Faiz Ödenebilir mi?
    • Bu konuda vadeli mevduat hesabının vadesinin 1 yıl veya 1 yıldan daha uzun vadeli olup olmaması önem taşımaktadır. 1 yıl veya daha uzun vadeli mevduat hesaplarından vadesinden önce çekim yapılması durumunda bazı şartlar altında hesaptan çekilen tutara o güne kadar işleyen faizin tamamının veya belli bir kısmının ödenmesi imkanı bulunmaktadır. 1 yıldan düşük vadeli hesapların vadesinden önce kapatılması ya da kısmi çekim yapılması durumunda ise hesaptan çekilen tutara sadece vadesiz mevduat faiz oranı uygulanması ve bu oranın yıllık %0,25’i geçmemesi gerekmektedir. Konuya ilişkin mevzuatla ilgili detay bilgiler aşağıda yer almaktadır.

      Bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulayacakları azami faiz oranları ve bu işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 144 üncü maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu yetkilidir. Aynı maddeye göre Bakanlar Kurulu bu yetkilerini Merkez Bankası’na devredebilmektedir.

      Bakanlar Kurulu söz konusu Kanun maddesinden aldığı yetkiye dayanarak 22 Kasım 2006 tarih ve 26354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 16.10.2006 tarihli ve 2006 / 11188 sayılı “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Karar“ın 7 nci maddesinde yaptığı düzenleme ile “Bankaların onayı ile vadesinden önce çekilen vadeli mevduata vadesiz mevduat faiz oranı uygulanır.” hükmünü getirmiştir.

      Söz konusu Karar’ın 8 inci maddesinde ise “Bu Karar ve bu Karara ilişkin olarak çıkarılan tebliğlere aykırı işlem yapılması halinde ilgililer hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 146 ncı maddesi hükümleri uygulanır.” hükmü bulunmaktadır.

      5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun konu ile ilgili 146 ncı maddesinin 1 inci fıkrası (r) bendinde; “144 üncü maddesi uyarınca alınan kararlara ve yapılan düzenlemelere uyulmaması hâlinde yirmibin Yeni Türk lirası, ayrıca Bakanlar Kurulu veya Merkez Bankası tarafından miktar ya da oranların tespit edildiği durumlarda, söz konusu miktar ve oranlara aykırı şekilde faiz alınması veya verilmesi ya da menfaat sağlanması hâlinde, sağlanan menfaat tutarı kadar, idari para cezası uygulanır.” denilmektedir.

      Yine 2006 / 11188 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca T.C. Merkez Bankası’nın “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı:2006/1)“inin 3 üncü maddesinde vadesiz mevduat faiz oranı yıllık yüzde 0,25’i geçemez hükmü bulunmaktadır.

      TCMB’nin 2006/1 sayılı Tebliğinin uygulamasına ilişkin yayımladığı 07.01.2011 tarih ve 300165 sayılı yazısında ise, “Vadeli ……. mevduat hesaplarından bankanın izni ile vadesinden önce kısmi çekiliş yapılması halinde, banka ile müşteri arasında yapılacak anlaşma çerçevesinde, söz konusu hesapların tamamının veya sadece çekilen kısmın vadesi bozulmuş sayılabilecek, kısmı vade bozumu konusunda anlaşmaya varılmış olması halinde, vadesi bozulan kısma vadesiz mevduat faiz oranı uygulanabilecek ve kalan kısmın vadesi ise başlangıçta belirlenen şartlar çerçevesinde devam ettirilebilecektir.” denilmektedir.

      Yukarıda verilen mevzuat hükümleri uyarınca vadeli mevduat hesaplarının vadesinden önce kapatılması (vadesinin bozulması) durumunda uygulanabilecek maksimum vadesiz mevduat faiz oranı yıllık % 0,25’i geçememektedir. Bu hesaplara vadenin kapatılmasından önce işleyen gün sayısı dikkate alınarak faiz ödemesi yapılması imkanı bulunmamaktadır. Bu tür uygulamalar karşısında uygulanacak yaptırım 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 146 üncü maddesinde belirlenmiş olup, aykırılık halinde bankalar 20.000 TL + faiz iadesi yapılan tutar kadar idari para cezası ile karşılaşabilecektir.

      Öte yandan, 01.01.2013 tarih ve 28515 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28.12.2012 tarih ve 2012/4133 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 16.10.2006 tarihli ve 2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatlar Hakkında Karar”ın 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle 1 yıl ve daha uzun vadeli mevduat hesaplarından vade bozulmaksızın vadesinden önce çekim yapılması halinde hesap sahiplerine aşağıdaki şartlar dahilinde faiz ödemesi yapılması imkanı tanınmıştır.

      Karar’ın 7 nci maddesine göre aşağıda belirtilen vadeli mevduat ve katılma hesapları ile birikimli mevduat/katılma hesaplarından bankaların onayı ile vadelerinden önce çekim yapılması halinde, vade bozulmaksızın ve faiz/kar payı kaybı yaşanmaksızın bu hesapların vadeleri süresince;

      a) 1 yıl ve daha uzun vadeli (1 ay, 3 ay, 6 ay ve yıllık faiz/kâr payı ödemeli) hesaplar için hesap sahiplerine en fazla 2 defa vadeden önce çekim hakkı tanınarak toplamda anaparanın % 50’sine,

      b) Birikimli hesaplar için hesap sahiplerine en fazla 3 defa vadeden önce çekim hakkı tanınarak toplamda anaparanın % 50’sine

      kadar vadeden önce kısmi çekim hakkı tanınması durumlarında çekilen kısım için biriken faizin %100’ünün ödenmesi imkanı bulunmaktadır. Bu vadelerdeki hesaplarda yukarıda belirtilen sayı ve oranın üzerinde kısmi veya tamamen çekim yapılması halinde ise biriken faiz tutarının en fazla %50’sine kadar faiz ödenebilmektedir.

      Öte yandan, 1 yıldan düşük vadeli hesapların vadesinden önce kapatılması halinde hesaba vadesiz mevduat faiz oranı uygulanması ve bu oranın yıllık %0,25’i geçmemesi gerekmektedir. 1 yıldan düşük vadeli hesaplarda kısmi çekiliş yapılması durumunda ise sadece çekilen kısmın vadesinin bozulmuş sayılması, vadesi bozulan kısma vadesiz mevduat faiz oranı uygulanırken kalan kısmın vadesinin hesap açılışında belirlenen şartlar çerçevesinde devam ettirilmesi imkanı bulunmaktadır

      22 Kasım 2006 tarih ve 26354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 16.10.2006 tarihli ve 2006 / 11188 sayılı “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı”

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download)

      MEVDUAT VE KREDİ FAİZ ORANLARI VE KATILMA HESAPLARI KÂR VE ZARARA KATILMA ORANLARI İLE KREDİ İŞLEMLERİNDE FAİZ DIŞINDA SAĞLANACAK DİĞER MENFAATLER HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI: 2006/1)

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download)

  • 12- Bireysel Müşterilere Rotatif veya Spot Kredi Kullandırılabilir mi?
    • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde mal, hizmet ve tüketici aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır.

      “Tanımlar

      MADDE 3 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

      d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu,

      h) Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları,

      k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,

      l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,

      ifade eder.”

      Aynı Kanun’un “Tüketici Kredisi Sözleşmeleri” başlıklı 22 nci maddesinde aşağıdaki hususlar yer almaktadır.

      “Tüketici kredisi sözleşmeleri

      MADDE 22 – (1) Tüketici kredisi sözleşmesi, kredi verenin tüketiciye faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında ödemenin ertelenmesi, ödünç veya benzeri finansman şekilleri aracılığıyla kredi verdiği veya kredi vermeyi taahhüt ettiği sözleşmeyi ifade eder.

      (2) Kredi kartı sözleşmeleri, faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında, ödemenin üç aydan daha uzun süre ertelenmesi veya benzer şekilde taksitle ödeme imkânı sağlanması hâlinde tüketici kredisi sözleşmesi olarak değerlendirilir. Ancak bu durumda uygulanacak faiz oranı kredi kartı sözleşmesi uyarınca belirlenen orandan fazla olamaz.

      (3) Tüketici kredisi sözleşmesi yazılı olarak kurulmadıkça geçerli olmaz. Geçerli bir sözleşme yapmamış olan kredi veren, sonradan sözleşmenin geçersizliğini tüketicinin aleyhine olacak şekilde ileri süremez.”

      22.05.2015 tarihli ve 29363 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımdan itibaren 6 ay sonra yürürlüğe giren “Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği”nin “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir.

      “Kapsam

      MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında, ödemenin üç aydan daha uzun süre ertelenmesini veya benzer şekilde taksitle ödeme imkanını sağlayan kredi kartı sözleşmeleri de dahil olmak üzere her türlü tüketici kredisi sözleşmesini kapsar.

      (2) Tüketici kredisi olarak kabul edilen kredi kartı veya kredili mevduat hesabı sözleşmeleri açısından 5, 7, 10, 12, 24 ve 25 inci maddeler, kredi kartı veya kredili mevduat hesabına ilişkin kurulan ilk sözleşmeye uygulanır.

      (3) Tüketici kredisi olarak kabul edilen kredi kartı sözleşmelerine ve kredili mevduat hesabı sözleşmelerine 14, 15, 16, 17, 18 ve 19 uncu maddeler uygulanmaz.

      (4) Taksitli nakit avans kredilerine yalnızca 15, 16, 17 ve 20 nci maddeler ile 18 inci maddenin üçüncü fıkrası, 23 üncü maddenin birinci fıkrası, 29 uncu maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları hükümleri uygulanır.

      (5) Bu Yönetmelik hükümleri, aşağıda sayılan sözleşmeler hakkında uygulanmaz:

      a) Konut finansmanı sözleşmeleri.

      b) Kredinin otuz gün içerisinde geri ödenmesini gerektiren kredili mevduat hesabı sözleşmeleri ile çek, teminat mektubu gibi gayrinakdi kredi sözleşmeleri.

      (6) Bu Yönetmelik hükümleri katılım bankaları yönünden kar payı dikkate alınarak uygulanır.”

      Prof Dr. Seza Reisoğlu, bankalar tarafından gerçek kişilere verilen tüm nakdi kredilerin tüketici kredisi olup olmadığına ilişkin Türkiye Bankalar Birliği tarafından 3 Haziran 2009 tarihinde İstanbul’da düzenlenen “Tüketici Kredileri Hukuki Sorunlar” konulu konferansta yaptığı sunumda, bankalar tarafından gerçek kişilere verilen nakdi kredilerin, bireysel kredi olarak tanımlandığını, tüketici kredilerinin bunların bir bölümünü oluşturduğunu belirtmiştir.

      Bankalar tarafından gerçek kişilere verilen nakdi krediler, bireysel kredi olarak tanımlanmakta, tüketici kredileri bunların bir bölümünü oluşturmaktadırlar. Bireysel nakdi kredilerin, tüketici kredisi sayılması için kredinin mal veya hizmet edinme amacıyla verilmesi gerekmektedir. Bu “amacın” gerçekleşmesi için ise; gerçek kişinin mal veya hizmet edinmek amacıyla Bankadan kredi  -örneğin taşıt kredisi- talep etmesi ve Bankanın tüketici kredisi vermeyi kabul etmesi gerekir. Gerçek kişiye tüketici kredisi talep etmeden nakdi kredi tahsisi halinde, -örneğin genel kredi sözleşmesi imzalanması- (19 HD 15.03.2004, genel kredi sözleşmesi imzalanması nedeniyle davalı şirketi tüketici saymamıştır.) bu kredi herhangi bir bireysel kredi işlemi görecek; bankanın, gerçek kişinin aldığı krediyi nerede kullanacağını -tüketimde veya borç ödemede, ödünç vermede, bağışta- araştırma yükümlülüğü bulunmayacak, 10. madde uygulanmayacaktır (Tüketici Kredileri Hukuki Sorunlar: 4077 Sayılı Yasada Değişiklik Öngören Taslak, Prof. Dr. Seza Reisoğlu, TBB Bankacılar Dergisi, Sayı 69, 2008).

      6502 sayılı Kanun’da tüketici kredisi tanımı yürürlükten kalkan 4077 sayılı Kanuna göre değiştirilerek “nakdi kredi” yerine sadece kredi denilmekle yetinilmiş ve “kredi verenin tüketiciye faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında ödemenin ertelenmesi, ödünç veya benzeri finansman şekilleri aracılığıyla kredi verdiği veya kredi vermeyi taahhüt ettiği sözleşmeyi ifade eder” denilmiştir. Bu tanıma göre de, bir kredinin tüketici kredisi olarak sınıflanması için bankanın kendisinden kredi talep eden gerçek kişinin tüketici olduğunu, bu krediyi ticari ve mesleki amaçlar dışında bir mal veya hizmet satın almada kullanacağını bilmesi gerekir. Diğer bir deyişle, kişi bankaya tüketici olarak kredi istediğini bildirmelidir.

      Kişinin bankaya tüketici kredisi dışında bireysel amaçlarla rotatif veya spot kredi kullanmak istediğini bildirmesi durumunda, gerçek kişiden genel kredi sözleşmesi (GKS) alınarak Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve alt düzenlemelerinde sınırlamalara bağlı kalınmaksızın rotatif veya spot kredi kullandırılabileceğini düşünüyoruz. Öte yandan, bu kredilerin muhasebeleştirilmesinde THP’de “tüketici kredileri”ne ilişkin açılmış hesaplarda yer verilmemesine dikkat edilmelidir.

  • 13- Bankalar Dışında Hangi Şirketler Fatura Ödemelerine Aracılık Hizmeti Sunabilir?
    • “6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun” (6493 sayılı Kanun, Kanun) hükümleri ve BDDK görüşü çerçevesinde (BDDK’nın 24.03.2016 tarihli ve 4569 sayılı yazısında verilen görüştür), fatura ödemesine aracılık hizmetleri hali hazırda bankalar dışında sadece BDDK’dan faaliyet izni alan ödeme ve elektronik para kuruluşları ile Kanun’un Geçici 2 nci maddesi kapsamında “fatura ödemesine aracılık hizmetleri”ni sunmak üzere 27.06.2015 tarihinden önce BDDK’ya faaliyet izni başvurusunda bulunan, başvurusu değerlendirilmekte olan ve faaliyet izni başvurusunun BDDK’ca değerlendirilmesi sürecinde faaliyetlerine devam etmesinde sakınca bulunmayan şirketler tarafından yürütülebilmektedir. Dolayısıyla, fatura ödemesine aracılık hizmetleri,

      -5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankalar,

      -Yukarıdaki kapsamda faaliyet izni bulunan ya da başvuru yapan ödeme kuruluşları ve,

      -Elektronik para kuruluşlarınca

      yapılabilmektedir.

  • 14- Ortalama vadesi bir yıldan uzun 5 milyon USD ve üzeri döviz kredilerinin ortalama vadesi 1 yılın altında iken yeniden yapılandırılması mümkün müdür?
    • Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın (32 Sayılı Karar) 17-b-v sayılı bendine göre Türkiye’de yerleşik kişilere ortalama vadesi bir yıldan uzun olan, 5 milyon USD ve üzerinde döviz kredisi kullandırılabilmektedir. Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişilere bu şekilde döviz kredisi açılabilmesi 32 sayılı Karar’da 16.06.2009 tarih ve 27260 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2009/15082 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan değişikliklerle mümkün olmuştur. TCMB’nin 32 sayılı Karar’da yapılan bu değişiklikler hakkında açıklamalar içeren 22.06.2009 tarihli ve 2009/YB-22 sayılı Genelgesi’nde “Bankalarca, kredilerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve bu Karara ilişkin Tebliğ ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Genelgelerine aykırı olarak kullanıldığının tespiti halinde 1567 sayılı Kanunun ilgili maddesine göre işlem yapılmak üzere Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına bildirimde bulunulacaktır.” ifadesi yer almaktadır.

      Bankalarca kullandırılan döviz kredilerinin ortalama vadesi bir yılın altında iken yeniden yapılandırılıp yapılandırılamayacağı hakkında TBB’nin yaptığı başvuruya, Hazine Müsteşarlığı’nın 04.09.2014 tarihli ve 22726 sayılı yazısı ile verilen cevapta, döviz kredilerinin yapılandırılmasına ilişkin olarak;

      -Geçici likidite sıkıntısı yaşanan hallerde kredi vadesinden önce; asgari kredi tutarı ve asgari vade şartı aranmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere kalan borcun yeniden yapılandırılarak vadesinin uzatılabileceği,

      -Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın bahse konu hükmünde (17-b-v) belirtilen asgari ortalama vade ve tutar sınırlarına uyulmak kaydıyla kredi vadesinin her zaman uzatılabileceği,

      -uygulamalara ilişkin yeni sözleşme koşullarının bankalarca serbestçe yeniden belirlenebileceği,

      belirtilmiştir.

      Diğer taraftan, 2009/15082 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile aynı zamanda ihracat, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetlerin finansmanı için Türkiye’de yerleşik kişilerce kullanılacak döviz kredilerindeki vade sınırları da kaldırıldığından, bu kredilerin de orjinal vadesinin uzatılması mümkün bulunmaktadır. Ancak, bu kapsamdaki kredilerin vadelerinin uzatılmasında kredinin vergi, resim ve harç istisnası kalkabileceğinden kredi borçlusunun ilgili bankaca konu hakkında bilgilendirilmesi uygun olacaktır (2008/6 sayılı İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğ’de belgesiz ihracat kredilerinin, vergi, resim ve harç istisnasından yararlanma süresi yani ihracat taahhüt süresi 24 ay ile sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda istisnadan yararlanan bir kredinin yeniden yapılandırma sonucu vadesinin 24 ayı aşması durumunda 24 aydan sonraki dönem için istisnanın kalkacağı tabidir. Bu durumda kredisi yeniden yapılandırılan firmanın BSMV istisnasından yararlanmaya devam etmek istemesi halinde yeniden ihracat taahhüdünde bulunması gerekecektir).

  • 15- Türkiye’deki bankalarca yurt dışında ihraç edilen yabancı para borçlanma araçlarının (Eurobond) Türkiye’de yerleşik yatırımcılara satışı mümkün müdür?
    • Türkiye’de yerleşik kurumlara yurt dışında borçlanma aracı ihracı için SPK tarafından verilen onaylarda, Kurul’ca onaylı ihraç belgesi kapsamında yurt dışında ihraç edilecek borçlanma araçlarına ilişkin olarak, ihraç işleminden sonra borçlanma araçlarının yurt içinde satışına yol açacak işlemlerde bulunulmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

      Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar (32 sayılı Karar)’ın 15 inci maddesi d-ii alt bendi uyarınca “Türkiye’de yerleşik kişilerin; bankalar ve sermaye piyasası mevzuatına göre yetkili bulunan aracı kurumlar vasıtasıyla yurt dışındaki mali piyasalarda işlem gören menkul kıymetleri ve diğer sermaye piyasası araçlarını satın almaları, satmaları ve bu kıymetlerin alış bedellerini bankalar aracılığı ile yurt dışına transfer ettirmeleri, serbesttir.” Bu çerçevede, 32 sayılı Karar uyarınca, yurt içi yerleşikler, yurt dışında bir piyasada işlem gören sermaye piyasası aracını bankalar ve bu konuda yetkili sermaye piyasası kurumları aracılığıyla satın alabilirler.

      Her ne kadar, SPK bu kıymetlerin ihraç belgesine ilişkin onaylarda bu kıymetlerin yurt içinde satılmamasına ilişkin bir uyarı verse de, yurt içi yerleşik müşterinin bu kıymetleri almak yönünde talebi olması halinde yurt dışı piyasalarda işlem aracılığı ve emir iletimine aracılık yetkisi bulunan banka ve aracı kurumlarca yurt içi yerleşik müşterilerin bu yöndeki taleplerinin 32 sayılı Karar uyarınca karşılanmasının mümkün olduğu düşünülmektedir. Ancak, bu kıymetlerin satışı için talebin müşteri kaynaklı olması ilgili banka veya aracı kurumlarca söz konusu kıymetlerin satışı için aktif pazarlama kampanyalarına girişilmemesine ve reklam yapılmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Yine bu kıymetlerin alım / satımına aracılık eden banka ve aracı kurumların SPK’ca yurt dışı piyasalarda emir iletimine aracılık ve işlem aracılığı konusunda yetkilendirilmiş kurumlar olması gerektiği düşünülmektedir.

  • 16- Banka Kredi Komitesi Üyeleri Denetim Komitesinde Yer Alabilir mi?
    • BDDK, bir banka nezdinde yapılan incelemeler neticesinde tespit edilen bankanın kredi komitesi üyesi yönetim kurulu üyelerinden denetim komitesi oluşturulması uygulamasına ilişkin aldığı 08.11.2007 tarihli ve 2371 sayılı Kurul Kararı’nda, söz konusu uygulamanın 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 24 üncü maddesinde yer alan denetim komitesi üyelerinin icrai görevi bulunmayan yönetim kurulu üyeleri arasından seçilmesi şartını ihlal etmediğine karar vermiştir.

      5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 24 üncü maddesinde Denetim Komitesi üyelerinin icraî görevi bulunmayan yönetim kurulu üyeleri arasından seçilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. İcrai görevi bulunmayan yönetim kurulu üyesi tanımı ise 11.07.2014 tarihli ve 29057 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankaların İç Sistemleri ve İçsel Sermaye Yeterliliği Değerlendirme Süreci Hakkında Yönetmelik” (Yönetmelik)’in 3 üncü maddesinde aşağıdaki şekilde yapılmıştır:

      “İcrai görevi bulunmayan yönetim kurulu üyesi: Kendisine bağlı icrai mahiyette faaliyet gösteren bir birim bulunmayan yönetim kurulu üyesini …. ifade eder.”

      İcrai mahiyette faaliyet gösteren birim ise yine aynı Yönetmelik maddesinde aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:

      “İcrai mahiyette faaliyet gösteren birim: Doğrudan gelir getirici faaliyetlerin icra edildiği birimi … ifade eder.”

      Buna göre bankacılık mevzuatı çerçevesinde bir Yönetim Kurulu Üyesinin icracı sayılabilmesi için kendisine bağlı doğrudan gelir getirici faaliyetlerin icra edildiği bir birim olması gerekmektedir. Bu bağlılık ilişkisinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen “vazifeli üye (murahhas üye)” ataması ile kurulabileceği düşünülmektedir. Bir Yönetim Kurulu’nun üyesinin tek başına murahhas üye olarak atanması onu bankacılık mevzuatı çerçevesinde yine icracı yapmayacak, bu üyeye doğrudan gelir getirici faaliyetler icra edilen bir birimin bağlanması gerekecektir. Doğrudan gelir getirici birim tanımı mevzuatta yapılmamış olsa da bu birimin pazarlama ve satış grupları gibi doğrudan gelir getirici faaliyetler icra eden birimler olacağı düşünülmektedir.

      Öte yandan, kredi komitesi üyelerinin sahip oldukları kredi açma yetkisi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 51 inci maddesi uyarınca yönetim kuruluna ait olan kredi açma yetkisi kapsamında kredi taleplerini onaylama yetkilerinden farklı olmadığından ve yukarıda açıklanan mevzuat uyarınca bir üyenin icracı sayılabilmesi için kendisine bağlı doğrudan gelir getirici faaliyetler icra eden bir birim bulunması gerektiğinden, sadece kredi komitesi üyesi olan bir üyenin aynı zamanda denetim komitesinde görevlendirilmesi 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 24 üncü maddesine aykırılık teşkil etmemektedir.

       

  • 17- Bankaların Faizsiz / Kâr Paysız / Komisyonsuz (Sıfır Faizli) Kredi Kullandırması Mümkün müdür?
    • Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından alınan 27.03.2008 tarihli ve 2534 sayılı Kurul Kararı’nda, bankaların kendi risk gruplarında bulunanlar dahil müşterilerine bankacılık ilke ve teamüllerine ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak, gerekli fayda-maliyet ve müşteri kârlılığı analizleri yapılmak suretiyle ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 50 nci maddesinin 4 üncü fıkrası da dikkate alınmak kaydıyla faizsiz/kâr paysız ve/veya komisyonsuz kredi kullandırmalarının mevzuata aykırılık oluşturmayacağına, katılım bankalarının sadece özkaynaklarından ve cari hesaplardan sağladığı fonlardan bu kapsamda kredi kullandırmalarına, bankaların pay sahibi oldukları ortaklıklara yapacağı sermaye avansı ödemelerinin ise faizsiz / kâr paysız ve / veya komisyonsuz kredi kapsamında ele alınmasının uygun olmayacağına karar verilmiştir.

      Bu çerçevede bankalarca gerekli fayda-maliyet ve müşteri kârlılığı analizleri yapılmak suretiyle müşterilerine faizsiz / kâr paysız kredi kullandırılması mümkündür. Bu kredilerin bankanın dâhil olduğu risk grubunda bulunan gerçek ve tüzel kişilere kullandırılması hâlinde ise, bu kişilere sağlanan kredi koşullarının kredi kullananın lehine diğer kişi ve gruplara kullandırılanlardan ve piyasa koşullarından farklılık arz etmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir.

      Diğer taraftan, bu tip kredi kullandırılması halinde TCMB’nin 20.05.2015 tarihli yazısının 17 nci fıkrasında belirtilen aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir:

      “FF100H ve FF101H formlarında, kredilerle ilgili olarak faiz oranı ve/veya diğer maliyetlerin olması halinde, fiilen uygulanan faiz oranının bildirilmesi gerekmektedir. Ancak, bankalarca, vadesiz kaynak yaratan ödemeler karşılığında, sıfır faizli olarak kredi kullandırılabilmektedir (Örneğin büyük firmaların SGK primleri, vergi, elektrik, doğalgaz ve maaş ödemelerini bankalar aracılığıyla yapması kaydıyla, faiz ve maliyeti sıfır olarak kullandırılan krediler gibi). Dolayısıyla, bankalarca kullandırılan ve karşılığında faiz ve maliyetin sıfır olduğu kredilerin bildirim dışında tutulması gerekmektedir. Bu kredilerin toplam tutarı ve ortalama vadesine ilişkin bilgiler EK:3’teki tabloya uygun olarak ilgili dönemlerde e-posta ile gönderilmeye devam edilecektir.”

  • 18- Eczacılık Alanında Lisans Derecesine Sahip Bir Kişi Banka Genel Müdürü veya Kredi Komitesi Üyesi Olabilir mi?
    • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (Kanun)’nun 25 inci maddesinin 1 inci fıkrası “Banka genel müdürlerinin hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda en az lisans düzeyinde, mühendislik alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olanların ise belirtilen alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olmaları ve bankacılık veya işletmecilik alanında en az on yıllık meslekî deneyime sahip olmaları şarttır.” hükmünü amirdir.

      Buna göre banka genel müdürlüğüne atanacak kişinin, lisans düzeyinde hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda (Kurul’un 07.06.2007 tarih ve 2205 sayılı Kararı ile denk dallar istatistik, ekonometri, işletme mühendisliği, endüstri mühendisliği, çalışma ekonomisi, uluslar arası ilişkiler ve işletme iktisadı bölümleri olarak belirlenmiş, Kurul’un 06.09.2007 tarih ve 2292 sayılı Kararı ile de bu bölümlere dış ticaret bölümü ilave edilmiştir) öğrenim görmüş olması, bu alanlarda lisans eğitimi almamış ancak mühendislik alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olan kişilerin ise bu alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olması şartı aranmaktadır.

      “Eczacılık” lisans derecesi Kanun’da genel müdürler için aranan lisans düzeyinde öğrenim görülecek bölümler arasında yer almadığı, “eczacılık” lisans derecesinin mühendislik lisans alanları içinde değerlendirilmesi de mümkün olmadığı için ilgili kişinin genel müdürde aranan eğitim şartlarını taşımadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.

      Öte yandan, “Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik”in 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası “Banka yönetim kurulunun, kredilerle ilgili olarak vereceği görevleri yapmak üzere, Kanunun 25 inci maddesine göre süre hariç genel müdürde aranan şartları taşıyan üyeleri arasından seçeceği en az iki üye ile banka genel müdürü veya vekilinden oluşan bir kredi komitesi kurulabilir. Herhangi bir toplantıya katılamayacak kredi komitesi üyesi yerine görev yapmak üzere süre hariç genel müdürde aranan şartları taşıyan yönetim kurulu üyeleri arasından iki yedek üye seçilir. Kredi komitesi üye ve yedeklerinin seçiminde yönetim kurulu üyelerinin en az dörtte üçünün olumlu oyu aranır.” hükmünü amirdir. Bu çerçevede, eczacılık alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olan bir yönetim kurulu üyesinin banka kredi komitesinde de üye veya yedek üye olarak görev yapma imkanı bulunmamaktadır.

  • 19- Halka Açık Olmayan Ortaklıklar Hangi Durumlarda Özel Durum Açıklaması Yükümlülüklerine Tabidir?
    • Halka açık olmayan ortaklıkların hangi durumlarda özel durum açıklaması yükümlülüklerine tabi oldukları Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)’nun “II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği“nde belirlenmiştir.

      Bu Tebliğ’in kapsam başlıklı 2 nci maddesinde özel durum açıklaması yükümlülüklerine tabi ortaklıklar ve bu ortaklıkların yapacağı özel durum açıklamalarının kapsamı belirlenmiştir.

      Kapsam

      MADDE 2 (1) İşlem sırası geçici olarak kapatılmış olanlar ile halka açık ortaklık statüsünü kazanması sebebiyle payları borsa tarafından belirlenen platform, pazar veya piyasada işlem görenler dahil ihraççılar ve ilgili taraflar bu Tebliğ hükümlerine tabidir.

      (2) Pay dışındaki sermaye piyasası araçlarını yurt içinde halka arz eden payları borsada işlem görmeyen ihraççılar, ilgili sermaye piyasası aracının itfa tarihine kadar bu Tebliğ hükümlerine tabidir.

      (3) Halka arz edilmeksizin yurt içinde nitelikli yatırımcılara sermaye piyasası aracı ihraç eden payları borsada işlem görmeyen ihraççılara bu Tebliğin ikinci ve üçüncü bölümleri uygulanmaz. Bu ihraççıların Tebliğin diğer bölümlerine ilişkin yükümlülükleri, ilgili sermaye piyasası aracının itfa tarihine kadar geçerlidir.

      (4) Yurt içinde tahsisli olarak veya yurt dışında sermaye piyasası aracı ihraç eden halka açık olmayan ortaklıklara bu Tebliğ hükümleri uygulanmaz.

      (5) Kurulun kira sertifikasına ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde gerçekleştirilen kira sertifikası ihraçlarında, fon kullanıcıları bu Tebliğ kapsamındaki yükümlülüklere tabidir.

      Buna göre halka açık olmayan ortaklıklar,

      – pay dışındaki sermaye piyasası araçlarını yurt içinde halka arz etmeleri durumunda tam kapsamlı olarak,

      – halka arz edilmeksizin yurt içinde nitelikli yatırımcılara sermaye piyasası aracı ihraç etmeleri durumunda da sınırlı olarak

      özel durum açıklaması yükümlülüklerine tabidirler. Ayrıca, SPK düzenlemelerine göre “yatırım kuruluşu” statüsündeki kuruluşlar da mali tablolarını KAP üzerinden açıklama yükümlülüklerine tabidir (Bu konuda kapsamlı açıklamamıza 2 numaralı sıkça sorulan sorudan ulaşabilirsiniz).

      II-15.1 SAYILI ÖZEL DURUMLAR TEBLİĞİ

      ÖZEL DURUMLAR REHBERİ

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download)

  • 20- Gerçek Kişilerin Yatırım Amaçlı Dükkan, Ofis vb. Kredilerinde KKDF Oranı Nedir?
    • Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’nın,  Türkiye Bankalar Birliği (TBB)’ni muhatap 11.09.2007 tarihli ve 079585 sayılı yazısında, ticari araç, dükkan, iş yeri, iş hanı vb. ticari nitelikteki taşınır veya taşınmazları edinmek amacıyla alınan kredilerin, edinilecek malın ticari niteliği nedeniyle tüketici kredisi sayılıp sayılmayacağı ve dolayısıyla Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) kesintisine tabi olup olmayacağı konusunda yapılan açıklamada;

      • 12.05.1988 Tarih ve 88/12944 Sayili Kararnameye iliskin Kaynak Kullanimini Destekleme Fonu Hakkinda Tebliğ (Sıra No:6)“in 2 nci maddesinde bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (Gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler ) %15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağının hükme bağlandığı,
      • Bu itibarla, ticari, zirai veya mesleki faaliyetin tevsik edilerek ilgili kıymetin alımından sonra işletme aktifine kaydedilmesi şartıyla kullanılan krediler ile kredi kullanım aşamasında bu faaliyetlerde bulunmayan gerçek kişilerin söz konusu faaliyetlerde kullanmayı taahhüt ettikleri ticari araç, dükkân, işyeri, işhanı vb. ticari nitelikteki malları edinmek amacıyla kullanacakları kredilerin, anılan Tebliğ’in 2 nci maddesinin parantez içi hükmü nedeniyle, “diğer krediler” kapsamında değerlendirilerek %0 oranında KKDF kesintisi yapılması gerektiği (diğer bir ifadeyle bu kredilerde KKDF kesintisi yapılmayacak); kredi kullanım tarihinde mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin daha sonra mükellefiyet tesis ettirerek söz konusu kıymeti işletme aktifine kaydetmesi ve bu durumu ilgili bankaya tevsik etmesi durumunda KKDF kesintisi yapılmayacağı,
      • Bu hususların tevsik edilememesi durumunda ise, gerçek kişilere ticari araç, dükkân, işyeri, işhanı vb. niteliğindeki taşınmazları edinmek amacıyla kullandırılan kredilerin tüketici kredisi olarak değerlendirilmesi ve % 15 oranında KKDF kesintisine tabi tutulması gerektiği

      belirtilmiştir.

      Buna göre bireysel nitelikli gerçek kişilerin yatırım amaçlı işyeri kredisi alımları mortgage kapsamında değerlendirilmemekte, dolayısıyla bu kredilerde KKDF ve BSMV muafiyeti bulunmamaktadır. Bu durumun istisnası, yukarıda belirtildiği üzere, ticari, zirai veya mesleki faaliyetin tevsik edilerek ilgili kıymetin alımından sonra işletme aktifine kaydedilmesi ile kredi kullanım tarihinde mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin daha sonra mükellefiyet tesis ettirerek söz konusu kıymeti işletme aktifine kaydetmeleri ve bu durumu ilgili bankaya tevsik etmesi durumunda bu kredilerin “diğer krediler” olarak değerlendirilerek %0 oranında KKDF kesintisi uygulanması gerekmektedir.

      Bu hususlar dışında, gerçek kişilere ticari araç, dükkân, işyeri, işhanı vb. niteliğindeki taşınmazları edinmek amacıyla kullandırılan kredilerin tüketici kredisi olarak değerlendirilmesi ve %15 oranında KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.

      MALİYE BAKANLIĞI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NIN 11.09.2007 TARİHLİ ve 079585 SAYILI YAZISI

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download)

      MALİYE BAKANLIĞI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NIN 30.10.2008 TARİHLİ VE B.07.1.GİB.0.02.68./6802-2 SAYILI ÖZELGESİ

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download)

  • 21- Mevcut Konutun İpoteği ile Kullandırılan Tüketici Kredileri BDDK’nın Taksit Sınırlamalarına Tabi midir?
    • 01.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan “Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik“in 12/A maddesinin üçüncü fıkrası,

      “(3) Konut edinmeleri ve konut tadilatı kapsamında konutun 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684 üncü maddesinde düzenlenen bütünleyici parçası niteliğini haiz olacak şekilde mal veya hizmet alımı amacıyla tüketicilere kullandırılan krediler, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, diğer gayrimenkul alımı amaçlı krediler ve eğitim ve öğrenim ücretinin finansmanı amacıyla kullandırılacak krediler ile bu kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler hariç olmak üzere, tüketici kredilerinin vadesi kırk sekiz ayı aşamaz.”

      hükmünü amirdir.

      Buna göre, tüketicilere;

      • Konut edinmeleri amacıyla kullandırılan krediler,
      • Konut tadilatı kapsamında konutun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684 üncü maddesinde düzenlenen bütünleyici parçası niteliğini haiz olacak şekilde mal veya hizmet alımı amacıyla kullandırılan krediler,
      • konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması,

      işlemleri BDDK’nın, Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik ile getirdiği taksit sınırlarından istisnadır (Diğer bir ifadeyle bu kredilerin taksit vadesi 48 ayı aşabilmektedir).

      Yukarıdaki düzenleme karşısında konut veya başka bir gayrimenkulün teminat alınması suretiyle kullandırılan tüketici kredilerinin de taksit sınırlamalarına tabi olup olmadığı hususu bankalar arasında tereddüt oluşturulmuş, bu konuda Türkiye Bankalar Birliği (TBB) aracılığıyla dağıtımı yapılan BDDK’nın 31.01.2014 tarihli ve 2624 sayılı yazısında BDDK tarafından verilen görüşte;

      “… konut edinimi amacıyla kullandırılan krediler hariç, konut veya başka herhangi bir gayrimenkulün teminat alınması suretiyle kullandırılacak tüketici kredileri de dahil olmak üzere tüketici kredilerinin taksit vadesinin hiçbir şekilde 36 aydan (şu anki düzenleme 48 aya izin veriyor) uzun olmasının mümkün bulunmadığı”

      bildirilmiştir.

      Konu ile ilgili TBB’nin devam eden tereddütlerine ilişkin olarak BDDK’nın 21.04.2014 tarihli ve 10131 sayılı yazısı ile aynı konuda verilen görüşte,

      “… mevcut konutun ipoteği ile kullandırılan tüketici kredilerinin de mezkur Yönetmelik’teki vade sınırlamalarına tabi olduğu …”

      hususu bir kez daha vurgulanmıştır.

      Sonuç olarak hali hazırda mevcut konutun ipoteği ya da başka bir gayrimenkulün ipotek alınması suretiyle kullandırılan tüketici kredileri de, BDDK’nın tüketici kredisi taksit sınırlamalarına dahil olup, bu kredilerde vade 48 ayı geçememektedir.

  • 22- Banka Personeli veya Eşi ile Türev İşlem Yapılabilir mi?
    • Sıklıkla aldığımız sorulardan biri de bankanın kendi personeli veya personelinin eşi ile türev işlem yapılıp yapılamayacağıdır. Hemen söylemek gerekir ki bankacılık mevzuatında buna engel bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, yapılacak işlemlerde bankacılık mevzuatı açısından dikkat edilmesi gereken birkaç nokta bulunmaktadır.

      Öncelikle, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 48 inci maddesi uyarınca vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler Bankacılık Kanunu’nun uygulamasında kredi sayılmaktadır. Aynı Kanun’un 50 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca da banka mensubu ile bunların eş ve velayet altındaki çocuklarına aylık net ücretlerinin beş katını geçmemek üzere kredi kullandırılabilmektedir. Bu çerçevede, banka mensubu ile yapılacak türev işlem için ilgili mensuba kredi limiti tahsis edilmesi ve bu limitin banka personelinin aylık net ücretinin 5 katını geçmemesi gerekmektedir.

      Dâhil olunan risk grubu ve mensuplara kredi kullandırma koşulları

      Madde 50 — Bankalar;

      a) Yönetim kurulu üyelerine, genel müdüre, genel müdür yardımcılarına ve kredi açmaya yetkili mensuplarına; bunların eş ve velâyet altındaki çocuklarına; tek başlarına ya da birlikte sermayesinin yüzde yirmibeş veya fazlasına sahip oldukları ortaklıklara,

      b) (a) bendinde sayılanlar dışında kalan mensupları ile bunların eş ve velâyeti altındaki çocuklarına,

      c) Mensuplarının kurduğu veya bunlar için kurulan sandık, dernek, sendika veya vakıflara,

      Her ne şekil ve surette olursa olsun nakdî ve gayrinakdî kredi veremez, tahvil ya da benzeri menkul kıymetlerini satın alamazlar.

      Birinci fıkra hükümleri, yönetim kurulu üyeliklerinde aslen bulunan veya temsilci bulunduran ve banka sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak nitelikli paya sahip olan gerçek kişi ortaklar ile tüzel kişi ortaklar hakkında uygulanmaz. ….

      Bir bankanın yönetim kurulu üyelerine, mensupları ile bunların eşlerine ve velâyet altındaki çocuklarına, aylık net ücretleri toplamının beş katını aşmamak üzere verilecek krediler, üç katını aşmamak üzere çek karnesi veya kredi kartı verilmesi suretiyle kullandırılacak krediler ile bu Kanunun 55 inci maddesinin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen menkul kıymetler karşılığı kullandırılan krediler birinci ve dördüncü fıkra hükümlerine tâbi değildir.

      Öte yandan, BDDK’nın dahil olunan risk grubu ve mensuplara kredi kullanımı konulu 14 Eylül 2007 tarihli ve 13009 sayılı yazısında bahsedilen 06.09.2007 tarihli ve 2295 sayılı Kurul Kararı uyarınca banka personeli, eş ve velayeti altındaki çocuklarına türev işlemler nedeniyle kredi limiti tahsisinde, tahsis edilecek limit için “Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik“in 12 nci maddesindeki krediye çevrim oranlarının kullanılmaması ve işlemin sözleşmede yazılı tutarının esas alınması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, personel ile 100.000 USD’lik bir forward ya da swap işlem yapılmak isteniyorsa burada kredi limiti tahsisi için Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik’teki krediye çevrim oranlarının kullanılarak limit belirlenmesinin yapılmaması, personelin yapmak istediği işlem tutarının (100.000 USD) aylık net ücretinin 5 katı ile karşılaştırılarak yapılıp yapılamayacağına karar verilmesi gerekmektedir.

      BDDK’NIN 06.09.2007 TARİHLİ VE 2295 SAYILI KURUL KARARI

      (Bu yazı sadece “BANKACI” kategorisindeki site üyeleri tarafından görüntülenebilir.)

      (daha&helliip;)

      Bu içerik sadece yukarıda belirtilen kategorideki site üyeleri tarafından görüntülenebilmektedir. Eğer kayıtlı bir kullanıcı iseniz, lütfen giriş yapın. Daha önce sitemize üye olmadı iseniz aşağıdaki linkten ücretsiz olarak bir kullanıcı hesabı yaratabilirsiniz.

      Üye Girişi
         
  • 23- Sigorta ve Emeklilik Şirketlerinin Bankalar Nezdindeki Mevduatlarına Hazine Müsteşarlığı Adına Teminat Amacıyla Bloke Konulabilir mi?
    • Bilindiği üzere 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerinin mevduatlarını geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamamaktadır.

      BDDK bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak Türkiye Bankalar Birliği (TBB)’ne gönderdiği 07.03.2013 tarihli ve 6151 sayılı yazısında; müşterilerin bankalar nezdindeki mevduat ve katılım fonu hesaplarına usulsüz ve kanuna uygun olmayan şekilde bloke konulmaması ve müşterilerin geri alma haklarının mesnetsiz yere sınırlandırılmaması yönünde uyarı yapmıştır.

      Öte yandan, bankalara zaman zaman sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından banka nezdinde açtırdıkları mevduat hesaplarına Hazine Müsteşarlığı adına bloke konulması yönünde talepler gelmektedir. Bu taleplerin Bankacılık Kanunu’nun 61 inci madde si kapsamında yerine getirilebilir bir talep olup olmadığı banka personeli nezdinde tereddüt yaratabilmektedir.

      Hemen belirtmek gerekir ki sigorta ve emeklilik şirketlerinden gelen bu talepler Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesinde saklı tutulan diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler çerçevesinde yerine getirilebilir bir taleptir.

      5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 17, 18, 19 ve 20 nci maddelerinin verdiği yetki uyarınca 07.08.2007 tarihli ve 26606 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “SİGORTA VE REASÜRANS İLE EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNİN MALİ BÜNYELERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK” (Yönetmelik)’in 4 üncü maddesinde sigorta şirketleri ile hayat ve ferdi kaza branşında faaliyet gösteren emeklilik şirketleri Türkiye’de akdetmiş oldukları sigorta sözleşmelerinden doğan taahhütleriyle orantılı olarak teminat tesis etmek zorunda tutulmuştur.

      Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sigorta şirketleri ile hayat ve ferdi kaza branşında faaliyet gösteren emeklilik şirketleri tarafından, TL veya TCMB’ce alım satım konusu yapılan dövizler üzerinden açılan vadeli ve vadesiz mevduatlar teminat olarak kabul edilebilecek kıymetler arasında sayılmıştır.

      Yönetmeliğin 7 nci maddesinde ise;

      – Teminat olarak gösterilen Türk Lirası ve dövizler ile finansal varlıkların, Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların Türkiye’de bulunan şubeleri nezdinde Müsteşarlık adına bloke edileceği,

      – Blokajın, kamu bankaları hariç olmak üzere, sigorta ve emeklilik şirketi ile aynı topluluk ilişkisi içinde bulunan finansal kuruluşlarda tesis edilemeyeceği,

      – Müsteşarlığın, nezdinde bloke edilen kıymetleri Kanun veya bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak tesis amacı dışında kullandığı veya işleme tabi tuttuğu saptanan bankaları, blokaj tesis edilecek bankalar arasından çıkaracağı ve bu bankalar nezdindeki bloke kıymetleri diğer bankalara aktaracağı,

      – Teminatların Müsteşarlığın izni olmaksızın hiçbir surette iade olunamayacağı,

      – Tasfiye veya iflas halinde olan şirketler hariç; teminatların eş değer bir kıymetle değiştirilmelerinde, teminatlar arasında aktarma yapılmasında ve söz konusu kıymetlerin bankalar veya şubeler arasındaki naklinde Müsteşarlık izni aranmayacağı,

      – Şirketlerin, teminatlarla ilgili yaptıkları işlemlere ilişkin hazırlayacakları raporu sermaye yeterliliği hesaplama dönemlerini takip eden iki ay içerisinde Müsteşarlığa iletmekle yükümlü oldukları

      düzenlenmiştir.

      Bu çerçevede, sigorta ve emeklilik şirketlerinin bankalar nezdindeki mevduatlarına ilgili şirketlerin talebi üzerine Hazine Müsteşarlığı adına bloke uygulanabilecektir. Yönetmeliğin 7 nci maddesinin 8 inci fıkrası uyarınca bu teminatların eş değer bir kıymetle değiştirilmelerinde, teminatlar arasında aktarma yapılmasında ve söz konusu kıymetlerin bankalar veya şubeler arasındaki naklinde Müsteşarlık izni aranmasına gerek bulunmamakla birlikte, bloke işlemini yapan bankaların söz konusu blokajların çözümünde ilgili şirketlerden bu yönde bir talimat almalarının (EFT edilecek tutarın diğer bankada Hazine Müşteşarlığı adına blokeye alınacağına dair) ve ilgili EFT açıklamasında da “Hazine Müşteşarlığı adına bloke tutarı” şeklinde bir ibareye yer vermelerinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

      SİGORTA VE REASÜRANS İLE EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNİN MALİ BÜNYELERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK (YÖNETMELİK’TE 23.08.2015 TARİHİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN İŞLENDİĞİ HALİ)

  • 24- Bankaların Tahsili Gecikmiş Alacaklarının Satışında Gelir Gider Tablosunda Oluşan Gelir ve Giderleri Karşılıklı Olarak Netleştirerek Net Tutarı Gelir/Gider Yazmaları Mümkün müdür?
    • 01.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 4 üncü maddesinde bankaların, faaliyetlerini bu Yönetmelik ve Kurulca çıkarılacak tebliğlere göre muhasebeleştirecekleri, faaliyetlerin, 16.01.2005 tarihli ve 25702 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu’nun “1 sıra Nolu Finansal Tabloların Hazırlanma ve Sunulma Esaslarına İlişkin Kavramsal Çerçeve Hakkında Tebliğ” hükümleri çerçevesinde Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak muhasebeleştirilmesinin esas olduğu, ancak, bağlı ortaklık, birlikte kontrol edilen ortaklık ve iştiraklerin muhasebeleştirilmesi ve konsolide finansal tablolar, kamuya açıklanacak finansal tablolar ile bunlara ilişkin açıklama ve dipnotların düzenlenmesine ilişkin usul ve esasların Kurulca çıkarılacak tebliğler ile belirleneceği belirtilmektedir.

      Aynı Yönetmeliğin 6 ncı ve 7 nci maddelerinde bilanço ve gelir/gider hesaplarının kendi aralarında mahsuplaştırılmasına ilişkin aşağıdaki hükümler bulunmaktadır:

      Bilanço
      MADDE 6 –

      (2) Bilanço net değer esasına göre hazırlanır. Bu nedenle, bankanın aktif ve pasif yapısını düzenleyici nitelikteki hesaplar ilgili bulundukları kalemlerin altında birer indirim kalemi olarak gösterilir. Bilançonun aktif ve pasif yapısını yansıtan hesaplar kendi aralarında mahsup edilemez. Borç bakiyesi veren hesapların bilançonun aktif bölümünde, alacak bakiyesi veren hesapların pasif bölümünde yer alması sağlanır.

      Gelir tablosu ve özkaynaklarda muhasebeleştirilen gelir gider kalemlerine ilişkin tablo

      MADDE 7 –

      (3) Bütün gelirler ve giderler, kaynakları itibarıyla sınıflandırılır, her gelir grubu ilgili olduğu gider grubu ile karşılaştırılır ve gayrisafi tutarları üzerinden gösterilir. Bir gelir kalemi, tamamen veya kısmen bir gider kalemiyle netleştirilmek suretiyle gelir tablosu kapsamından çıkarılamaz.”

      hükümleri bulunmaktadır. Öte yandan, 16.01.2005 tarih ve 25702 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren TMS-1 Finansal Tabloların Sunuluşu Standardı’nın 32 ve 33 üncü paragraflarında:

      Netleştirme (Mahsup Etme)
      32. İşletme, bir TFRS zorunlu kılmadıkça veya izin vermedikçe varlıkları ve borçları ya da gelirleri ve giderleri netleştiremez.
      33. İşletme, varlıkları ile borçları ve gelirler ile giderleri finansal tablolarda ayrı ayrı göstermelidir. İşlem veya diğer olayın özü gereği yapılan netleştirme dışında, kapsamlı gelir tablosu veya finansal durum durum tablosu (bilanço) ya da (eğer sunulmuşsa) bireysel gelir tablosunda yapılan netleştirmeler, kullanıcıların gerçekleşmiş olan işlemleri, diğer olayları ve şartları ve gelecekteki nakit akışlarını anlamalarını zorlaştırmaktadır. Varlıkların, örneğin stok değer düşüklüğü karşılığı ve şüpheli alacaklar karşılığı gibi, düzenleyici hesaplar düşüldükten sonra net tutarıyla gösterilmesi netleştirme değildir.”

      hükümlerine yer verilmiştir.

      Bu çerçevede, tahsili gecikmiş alacak satışlarında, varlık yönetim şirketlerinde kredilerin satışı karşılığı alınan bedellerle, bilançodaki kayıtlı kredilerin arasındaki farkın bu krediler için ayrılan karşılık giderlerinin ters çevrilmesi ile oluşacak gelirlerle netleştirilerek gelir / gider tablosuna net tutarın yazılmasının yukarıdaki hükümler çerçevesinde uygun olmadığı ve böyle bir netleştirmenin kullanıcıların gerçekleşmiş olan işlemleri, diğer olayları ve şartları ve gelecekteki nakit akışlarını anlamalarını zorlaştıracağı görüşüne varılmaktadır.

  • 25- Banka Denetim Komitesi Üyesinin Bir Dernek Yönetiminde Yer Alması Banka Dışı Görev Yasağını İhlal Eder mi?
    • 11.07.2014 tarihli ve 29057 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankaların İç Sistemleri ve İçsel Sermaye Yeterliliği Değerlendirme Süreci Hakkında Yönetmelik” (Yönetmelik)’in “Denetim Komitesi Üyelerinin Nitelikleri” başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (g) bendinde, denetim komitesi üyeleri için “Aşağıda belirtilen kuruluşlar dışında başka bir ticari kuruluşta görev almaması;” denilerek üyelerin ticari kuruluşlarda görev almasına yönelik bir sınırlama getirilmiştir. Bu yönüyle bir banka denetim komitesi üyesinin ticari amaç gütmeyen dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarında görev almasının ilgili Yönetmelik’te yer alan sınırlamayı ihlal etmediği sonucuna varılmaktadır.

      Öte yandan, Yönetmelik’te yer alan sınırlamalar çerçevesinde banka denetim komitesi üyelerinin görev alabileceği ve almayacağı yerler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

      DENETİM KOMİTESİ ÜYELERİNİN NİTELİKLERİ 

      GÖREV YAPAMAZ (X)

      GÖREV YAPABİLİR (√ )

      Son 2 yıl içinde bankanın icracı* Yönetim Kurulu üyelerinden olamaz

      Yönetim Kurulu üyeliği ile sınırlı olmak üzere bankanın konsolide denetimine tabi ortaklıklarda görev yapabilir
      İç Sistemler, Mali Kontrol ve Muhasebe Birimleri hariç olmak üzere son 2 yılda banka ve konsolidasyona tabi iştiraklerinin personeli olamaz Bankada doğrudan ya da dolaylı pay sahibi olan yurtiçi veya yurtdışında kurulu tüzel kişi ortaklıklarda görev yapabilir
      Kendisi eş veya çocukları son 2 yılda banka ve konsolidasyona tabi ortaklıklarının bağımsız denetim, değerleme, derecelendirmesini yapan şirketlerin ortağı ve personeli olamaz, bu süreçlerde yer alamaz

      Bankanın gerçek kişi ortaklarının veya bankada doğrudan ya da dolaylı pay sahibi olan tüzel kişi ortaklıkların birlikte veya tek başlarına doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri kredi kuruluşları ile finansal kuruluşlarda görev yapabilir

      Kendisi, eş veya çocukları son 2 yılda bankaya danışmanlık ve destek hizmeti veren kuruluşların ortağı ve personeli olamaz, bu hizmetleri veremez

      YUKARIDAKİLER HARİÇ BAŞKA BİR TİCARİ KURULUŞTA GÖREV ALAMAZ (Yönetmelik ticari kuruluş dediği için Denetim Komitesi Üyelerinin ticari amaç gütmeyen sivil toplum kuruluşları, dernek ve vakıflarda görev alabileceği sonucu çıkmaktadır)

      Kendisi, eş veya çocukları banka ve bankanın konsolidasyona tabi ortaklıklarında %10’dan fazla pay sahibi olamaz

      En az lisans düzeyinde öğrenim görmüş olmalı ve bankacılık veya finans alanında en az 10 yıllık deneyime sahip olmalıdır
      Hakim ortağın, icrai görevi bulunan yönetim kurulu üyelerinin veya genel müdürün eşi veya ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) kan veya sıhrî hısımı olamaz

      Denetim komitesi üyelerinden en az bir tanesinin, hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda en az lisans düzeyinde; mühendislik alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş ise belirtilen alanlarda lisansüstü düzeyde öğrenim görmüş olması ve komite üyelerinden en az birinin yurt içinde yerleşik olması zorunludur

      Eş ve/veya çocukları bankada ve/veya bankanın konsolidasyona tabi ortaklıklarında genel müdür, genel müdür yardımcısı veya dengi pozisyonda yönetici olamaz

      Aralıklı veya sürekli olarak, 9 yıldan fazla bir süreyle aynı bankanın denetim komitesinde görev yapamaz

      Ana sözleşme hükmüne veya genel kurul kararına dayalı olarak tüm personele kârdan yapılan ödemeler hariç olmak üzere, bankadan ve/veya bankanın konsolidasyona tabi ortaklıklardan, bunların kârlılığına dayalı olarak herhangi bir ad altında ücret veya benzeri bir gelir sağlayamaz

      *İcracı Yönetim Kurulu Üyesi kendisine doğrudan gelir getirici mahiyette faaliyetleri olan birimlerin bağlı olduğu Yönetim Kurulu üyesidir.

      Denetim komitesi üyelerinin nitelikleri

      MADDE 6 – (1) Yönetim kurulu denetim ve gözetim faaliyetlerinin yerine getirilmesinde kendisine yardımcı olmak üzere üyeleri arasından seçeceği icrai görevi bulunmayan asgari iki üyesini banka denetim komitesi üyeleri olarak görevlendirir. Bu üyelerin;

      a) Atamanın yapıldığı tarihten önceki son iki yıl da dahil olmak üzere;

      1) Bankada icrai görevi bulunan yönetim kurulu üyelerinden olmaması,

      2) İç sistemler ile mali kontrol ve muhasebe birimlerinde görev yapanlar hariç, bankanın ve/veya konsolidasyona tabi ortaklıklarının personeli olmaması,

      3) Bankanın ve/veya konsolidasyona tabi ortaklıklarının bağımsız denetimini ya da derecelendirmesini veya değerlemesini yapan kuruluşların ya da bu kuruluşlar ile hukuki bağlantısı bulunan yurt dışındaki kuruluşların ortağı veya personeli olmaması veya bağımsız denetim, derecelendirme ya da değerleme sürecinde yer almaması,

      4) Bankaya ve/veya konsolidasyona tabi ortaklıklarına danışmanlık veya destek hizmeti veren kuruluşların ortağı veya personeli olmaması veya bu hizmeti veren kişilerden olmaması,

      b) Bankada ve/veya konsolidasyona tabi ortaklıklarda nitelikli pay sahibi olmaması,

      c) Hakim ortağın, icrai görevi bulunan yönetim kurulu üyelerinin veya genel müdürün eşi veya ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) kan veya sıhrî hısımı olmaması,

      ç) Aralıklı veya sürekli olarak, dokuz yıldan fazla bir süreyle aynı bankanın denetim komitesinde görev yapmamış olması,

      d) Ana sözleşme hükmüne veya genel kurul kararına dayalı olarak tüm personele kârdan yapılan ödemeler hariç olmak üzere, bankadan ve/veya konsolidasyona tabi ortaklıklardan, bunların kârlılığına dayalı olarak herhangi bir ad altında ücret veya benzeri bir gelir sağlanmaması,

      e) En az lisans düzeyinde öğrenim görmüş olması ve bankacılık veya finans alanında en az on yıllık deneyime sahip olması,

      f) Eş ve/veya çocuklarının bankada ve/veya konsolidasyona tabi ortaklıklarında genel müdür, genel müdür yardımcısı veya dengi pozisyonda yönetici olmaması ve (1) ve (2) numaralı alt bendi hariç olmak üzere birinci fıkranın (a) bendi ile aynı fıkranın (b) bendinde aranan nitelik ve şartları haiz olması,

      g) Aşağıda belirtilen kuruluşlar dışında başka bir ticari kuruluşta görev almaması;

      1) Yönetim kurulu üyeliği görevi ile sınırlı olmak üzere konsolide denetime tabi ortaklıklar,

      2) Bankada doğrudan ya da dolaylı pay sahibi olan yurt içinde ya da yurt dışında kurulu tüzel kişiliğe sahip ortaklıklar,

      3) Bankanın gerçek kişi ortaklarının ya da (2) numaralı alt bentte belirtilen ortaklarının birlikte veya tek başlarına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları yurt içinde ya da yurt dışında kurulu kredi kuruluşları ile finansal kuruluşlar,

      şarttır. Bu fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendi, denetim komitesi üyesinin aynı zamanda iç sistemler ile mali kontrol ve muhasebe birimlerinde görev yapabileceği anlamına gelmez. Bu fıkranın (g) bendindeki görev alma yasağı, bir yasayla veya yasanın verdiği yetkiyle ülke kalkınmasının veya belli bir sektörün veya alanın finansmanı amacıyla kurulmuş, mevduat ve katılım fonu kabul etmeyen bankaların denetim komitesi üyeleri hakkında uygulanmaz.

      (2) Denetim komitesi üyelerinin seçiminde aranan nitelikler üyelerin söz konusu görevleri süresince aranır. Atanacak denetim komitesi üyelerinden en az bir tanesinin, hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda en az lisans düzeyinde; mühendislik alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş ise belirtilen alanlarda lisansüstü düzeyde öğrenim görmüş ve komite üyelerinden en az birinin yurt içinde yerleşik olması zorunludur.

  • 26- Resmi Gazetede Yayımlanan Mal Varlığı Dondurma Kararlarına İlişkin Hangi Durumlarda MASAK’a Dönüş Yapılmalıdır?
    • 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ile birlikte ülkemiz mevzuatına mal varlığının dondurulması mekanizması getirilmiştir. Kanuna göre mal varlığının dondurulması kararları Bakanlar Kurulu Kararı alınarak gerçekleştirilmektedir. Kanunun 12 nci maddesinin 2 nci fıkrasında 6415 sayılı Kanun hükümlerine göre mal varlığının dondurulması kararlarının yerine getirilmesinden Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı’nın sorumlu olduğu belirtilmiştir.

      Yine “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik“in (Yönetmelik) 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında Kanun hükümlerine göre mal varlıklarının dondurulması kararlarının yerine getirilmesinden MASAK Başkanlığı’nın (Başkanlık) sorumlu olduğu belirtilerek aynı fıkranın c bendinde, “Her türlü hesap, hak ve alacakların dondurulmasını sağlamak üzere ilgili banka veya diğer malî kurumlara bildirileceği”, d bendinde ise Başkanlığın “gerekli gördüğü ilgili gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarına, Başkanlık tarafından faks, elektronik posta veya web servis gibi teknik iletişim araçlarının kullanılması suretiyle derhal bildirileceği, Söz konusu kararların bildirimin alınması ile birlikte derhal uygulanacağı” ifade edilmiştir.

      Bu kapsamda, MASAK Başkanlığı’nca, Bakanlar Kurulu tarafından alınan mal varlıklarının dondurulması kararları yükümlülere e-posta ve posta yoluyla bildirilerek, ilgili Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması talep edilmektedir. Mal varlıklarının dondurulması kararları üç farklı durum ile ilgili olarak alınmaktadır. Bunlardan birincisi ilgili kişi, kuruluş ve organizasyonların mal varlıklarının dondurulması kararı, ikincisi daha önce mal varlıklarının dondurulması kararı alınan kişi, kuruluş ve organizasyonların bilgilerinin güncellenmesi, üçüncüsü ise daha önce Bakanlar Kurulu Kararı ile mal varlıkları dondurulan kişi, kuruluş ve organizasyonların yine Bakanlar Kurulu Kararı ile mal varlıklarının dondurulması kararının kaldırılması işlemleridir.

      Bu çerçevede, MASAK Başkanlığı’nca 08.08.2016 tarihinde yükümlü gruplarına gönderilen e-posta mesajı ile mal varlığı dondurma kararlarına ilişkin yazışma trafiğini azaltmak adına yapılması istenenler bildirilmiştir. İlgili mesajda yazılarda adı geçenlere ilişkin güncelleme olması durumunda; isimlere ait bilgilerin güncellenmiş şekli ile tekrar kontrol edilmesi ve yeni bilgiler dahilinde herhangi bir mal varlığı tespitinin olması halinde Başkanlığa dönüş yapılması istenmiş; eğer herhangi bir bilgi yok ise cevap yazısı gönderilmesine gerek olmadığı belirtilmiştir. Aynı şekilde daha önce hakkında mal varlığının dondurulması kararı verilen kişi, kuruluş ve organizasyonlar ile ilgili mal varlıklarının dondurulması kararının kaldırılmasına ilişkin karar alınması durumunda da eğer daha önce alınan dondurma kararı kapsamında dondurulan herhangi bir mal varlığı yoksa cevap yazılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir. Bununla beraber ekleme ve güncelleme veya kaldırılma işlemlerine ilişkin alınan kararların aynı yazıda olması durumlarına dikkat edilmesi ve bu haliyle eklenenlere ilişkin cevap yazısının yazılması gerektiği bildirilmiştir.

      Bu kapsamda;

      – Daha önceden alınan karar ile mal varlığı dondurulan kişilere ilişkin bilgilerin güncellenmesi durumunda, güncel bilgilerle yapılan kontroller sonucunda banka ve finans kurumları nezdinde bulunan herhangi bir mal varlığı bulunmaması halinde,

      – Daha önceden alınan karar ile mal varlığı dondurulan kişilerle ilgili söz konusu kararın kaldırılması durumunda, banka / finans kurumları nezdinde bulunan herhangi bir malvarlığı bulunmaması halinde, MASAK’a geri dönüş cevap yazısı yazılmasına gerek yoktur.

      Bununla birlikte, banka ve finans kurumları nezdinde;

      – Hakkında ilk defa mal varlığı dondurma kararı alınan kişi/kuruluşlara ilişkin olması veya olmaması durumunda,

      – Hakkında alınan mal varlığı kararına ek olarak bilgileri güncellenen kişinin güncel bilgileri ile mal varlığı olduğunun tespit edilmesi durumunda,

      – Hakkında alınan mal varlığı dondurma kararı kaldırılan kişinin malvarlığı olması durumunda, MASAK’a geri dönüş cevap yazısı yazılmalıdır.

  • 27- Bankalarda Kredi Tahsis Birimi İcracı Bir Birim Sayılmalı mıdır?
    • Bankacılık mevzuatında iç sistemler kapsamındaki birimlerin bağlanacağı Yönetim Kurulu Üye veya Üyelerinin belirlenmesinde ve Denetim ve Ücretlendirme Komitesi gibi komitelerin üye teşekkülünde üyelerin bankada icrai görevi olmayan Yönetim Kurulu Üyelerinden olması önem kazanmaktadır.

      11.07.2014 tarihli ve 29057 sayılı Resmi Gazete’de BDDK tarafından yayımlanan “Bankaların İç Sistemleri ve İçsel Sermaye Yeterliliği Değerlendirme Süreci Hakkında Yönetmelik“in tanımlar başlıklı 3 üncü maddesinde, İcrai görevi bulunmayan yönetim kurulu üyesi;

      “Kendisine bağlı icrai mahiyette faaliyet gösteren bir birim bulunmayan yönetim kurulu üyesi”

      olarak, İcrai mahiyette faaliyet gösteren birim ise;

      “Doğrudan gelir getirici faaliyetlerin icra edildiği birim,”

      olarak tanımlanmaktadır. Ancak, bu kapsamda, hangi birimlerin doğrudan gelir getirici faaliyet icra ettiğ, hangi birimlerin etmediği noktasında zaman zaman tereddütler hasıl olmaktadır.

      BDDK, 08.02.2001 tarihli ve 24312 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve şu an yürürlükte olmayan “Bankaların İç Denetim ve Risk Yönetimi Sistemleri Hakkında Yönetmelik” uygulaması ile ilgili olarak TBB’ye hitaben düzenlediği 03.10.2001 tarihli ve 8111 sayılı yazısı ekinde yaptığı açıklamalarda, icracı ve icracı olmayan birim ayrımında esas alınacak kriterlerle ilgili olarak,

      Gerçekleştirdikleri fonksiyonların sonuçları itibariyle bankanın kar ve zararı üzerinde doğrudan etkisi olan diğer bir deyişle gelir getirici faaliyetleri bulunan birimler icracı birimler olarak tanımlanmalıdır. Bu kapsamda kredilendirme sürecinin vazgeçilmez aşamaları olan kredi tahsis ve pazarlama birimleri gibi birimler de, icracı birimler tanımı içerisinde yer almalıdır.

      açıklamasında bulunmuştur. BDDK’nın bu yazısına konu Yönetmelik halen yürürlükte olmamasına karşın bu Yönetmeliği yürürlükten kaldıran ve halen yürürlükte olan İç Sistemlere ilişkin düzenlemelerde bu görüşün aksi bir düzenleme yapılmadığı için bu görüşün hala yürürlükte olduğu ve kredi tahsis biriminin de, pazarlama birimleri gibi icracı bir birim sayılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

      BDDK’NIN TBB’Yİ MUHATAP 03.10.2001 TARİHLİ VE 8111 SAYILI YAZISI

  • 28-Genel Müdürün Bulunmadığı Hallerde Banka Kredi Komitesi’ne, Genel Müdür Yerine Kredi Komitesi Yedek Üyesi mi Yoksa Genel Müdür Vekili mi Katılmalıdır?
    • 01.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmi Gazete’de BDDK tarafından yayımlanan “Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik“in “Kredi komitesinin oluşumu” başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasına göre banka yönetim kurulunun, kredilerle ilgili olarak vereceği görevleri yapmak üzere, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 25 inci maddesine göre süre hariç genel müdürde aranan şartları taşıyan üyeleri arasından seçeceği en az iki üye ile banka genel müdürü veya vekilinden oluşan bir kredi komitesi kurulabilmekte ve herhangi bir toplantıya katılamayacak kredi komitesi üyesi yerine görev yapmak üzere süre hariç genel müdürde aranan şartları taşıyan yönetim kurulu üyeleri arasından iki yedek üye seçilmektedir.

      Kredi komitesinin oluşumu

      MADDE 6 – (1) Banka yönetim kurulunun, kredilerle ilgili olarak vereceği görevleri yapmak üzere, Kanunun 25 inci maddesine göre süre hariç genel müdürde aranan şartları taşıyan üyeleri arasından seçeceği en az iki üye ile banka genel müdürü veya vekilinden oluşan bir kredi komitesi kurulabilir. Herhangi bir toplantıya katılamayacak kredi komitesi üyesi yerine görev yapmak üzere süre hariç genel müdürde aranan şartları taşıyan yönetim kurulu üyeleri arasından iki yedek üye seçilir. Kredi komitesi üye ve yedeklerinin seçiminde yönetim kurulu üyelerinin en az dörtte üçünün olumlu oyu aranır. 

      Kredi komitesinin çalışma esasları

      MADDE 7 – (1) Kredi komitesi tüm üyelerin katılımı ile toplanır.

      (2) Kredi komitesinin oybirliği ile verdiği kararlar doğrudan, oyçokluğu ile verdiği kararlar yönetim kurulunun onayından sonra uygulanır.

      (3) Komite gündemi genel müdür veya genel müdürün bulunmaması halinde vekili tarafından tespit edilir ve diğer üyelere duyurulur. Kredi komitesince kredi açılmasında genel müdürlüğün yazılı önerisi aranır. Hesap durumu belgesi alınması zorunluluğu bulunan kredilere ilişkin yapılacak önerilerde, kredi talebinde bulunanların mali tahlil ve istihbarat raporlarının ekli olması zorunludur.

      (4) Yönetim kurulu, kredi komitesinin faaliyetlerini denetlemekle yükümlüdür. Yönetim kurulu üyelerinden her biri, kredi komitesinden, komitenin faaliyetleri hakkında her türlü bilgiyi istemeye ve gerekli göreceği her türlü kontrolü yapmaya yetkilidir.

      (5) Kredi komitesi kararları karar defterine kaydedilir. Kredi komitesi karar defteri, yönetim kurulu karar defterinin tabi olduğu usul ve esasa göre tutulur.

      Yukarıdaki madde metinlerinden, kredi komitesinin ancak tüm üyelerinin katılımı ile toplanabileceğini, herhangi bir toplantıya katılamayacak durumda olan komite üyesinin yerine görev yapmak üzere de asil üyelerle aynı nitelikleri taşıyan iki yedek üyenin seçilmesinin gerektiğini anlamaktayız.

      Bu noktada, komitenin zorunlu üyelerinden olan Genel Müdürün herhangi bir nedenle toplantıya katılamaması halinde yerine kredi komitesinin yedek üyelerinin mi yoksa Genel Müdür Vekilinin mi katılması gerektiği önem arz etmektedir. Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasına göre komitenin oluşumunda asil üyelerin gerekli nitelikleri taşıyan iki yönetim kurulu üyesinden ve banka genel müdürü veya genel müdür vekilinden oluşacağı anlaşılmaktadır. Buna göre komitenin asil üyeleri arasında Genel Müdüre yer verilmemesi halinde Genel Müdür vekiline yer verilmelidir. Diğer bir ifadeyle, komitenin oluşumunda asil üyelik için Genel Müdürün seçilmemesi halinde vekilinin seçilmesi zorunludur.

      Komitede asil üye olarak Genel Müdürün bulunması ve Genel Müdürün herhangi bir nedenle toplantıya katılamaması halinde ise aynı Yönetmeliğin 7 nci madde 3 üncü fıkrasında, “Komite gündemi genel müdür veya genel müdürün bulunmaması halinde vekili tarafından tespit edilir” denildiği için toplantıya kredi komitesi yedek üyelerinden birinin değil de Genel Müdür Vekilinin katılması gerektiği görüşündeyiz.

      Öte yandan, Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası, kredi komitesinin oluşumunda asil üye olarak Genel Müdür yerine Vekilinin seçilmesine de izin veren bir ifade içerdiği için bu tip bir oluşuma gidilmesi ve vekilin toplantıya katılamayacak olması halinde ise yerine yedek kredi komitesi üyesinin görev yapabileceği düşünülmektedir.

  • 29-Banka Yönetim Kurulu Kararlarının İmzalanması İçin 1 Aylık Süre Bulunması Hükmü Bağlamında İmzaya Açılmış Ancak Henüz Çoğunluk Tarafından İmzalanmamış Kararlar Geçerli midir?
    • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 28 inci maddesi,

      Karar defteri

      Madde 28 — Yönetim kurulu, denetim komitesi ve kredi komitesi ile müdürler kurulu kararları, aralarında açıklık bırakılmamak ve satır aralarında çıkıntı olmamak şartıyla tarih ve numara sırasıyla 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun defterlerle ilgili hükümleri gereğince onaylanmış müteselsil sayfa numaralı ayrı birer deftere metnin doğruluğundan hiçbir şekilde şüpheyi davet etmeyecek şekilde günü gününe kaydedilir ve her kararın altı, üyeler tarafından karar tarihinden itibaren en geç bir ay içinde imza olunur. Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde, yıl sonlarında ciltlettirilmeleri kaydıyla karar defterleri yerine yaprakları noterce tasdikli ve müteselsil sıra numaralı ayrı kalamoza kullanılabilir.

      hükmünü amirdir. Bu çerçevede, banka yönetim kurulu, denetim komitesi ve kredi komitesi ile müdürler kurulu kararlarının günü gününe (kararın alındığı gün) ilgili defterlere kaydedilmesi gerektiği, ancak, bu kararların üyeler tarafından imzalanması için karar tarihinden itibaren bir (1) aylık bir süre verildiğini anlıyoruz.

      Bu konuda BDDK tarafından 01.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankaların Üst Yönetimine Atanacakların Bildirimi, Yemin ve Mal Beyanında Bulunulması ve Karar Defterlerinin Tutulmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 11 inci maddesinde yapılan düzenlemede de,

      Karar defterinin tutulması
      MADDE 11- (1) Banka yönetim kurulu, müdürler kurulu, denetim komitesi ve kredi komitesi kararları, aralarında açıklık bırakılmamak ve satır aralarında çıkıntı olmamak şartıyla tarih ve numara sırasıyla 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun defterlerle ilgili hükümleri gereğince onaylanmış müteselsil sayfa numaralı ayrı birer deftere metnin doğruluğundan şüpheye yer vermeyecek şekilde günü gününe kaydedilir ve her kararın altı, üyeler tarafından karar tarihinden itibaren en geç bir ay içinde imza olunur. Üyeler katılmadıkları kararları, muhalif kalma gerekçelerini belirtmek suretiyle imzalarlar.

      hükmü bulunmaktadır. Bu çerçevede, karar tarihinden itibaren 1 aylık süre içerisinde imzalanma zorunluluğu olan kararlara katılmayan üyelerin kararları muhalif kalma gerekçelerini belirtmek suretiyle imzalamak zorunda olduklarını anlamaktayız.

      Bankaların çoğunda yönetim kurulu karar defterleri noter onaylı müteselsil silsile izleyen yapraklara basılan kararların, karar defterine yapıştırılması usulü ile tutulmakta olup, Bankacılık Kanunu’nda imzalanması için karar tarihinden itibaren 1 aylık süre bulunan kararların, noter onaylı sayfalara basılmış olması, ancak, henüz 1 aylık süre dolmadığı için tüm üyeler ya da üyelerin çoğunluğu tarafından imzalanmaması durumunda geçerli kabul edilip edilmeyeceği tartışma yaratmaktadır.

      6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), karar defterlerinin tutulması konusunda Bankacılık Kanunu’na göre çok daha detaylı hükümler içermekte olup, normlar hiyerarşisi çerçevesinde bankalar için Bankacılık Kanunu daha özel bir düzenleme olsa da, Bankacılık Kanunu’nun 2 nci maddesi son fıkrasında yer alan “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler tatbik olunur.” hükmü ve genel hukuk kuralları gereği bu konuda TTK’da yer alan daha detay düzenlemelere başvurulabilecektir.

      Bu çerçevede, konu ile ilgili TTK’ya müracaat ettiğimizde, TTK’nın “Kararlar” başlıklı 390 ıncı maddesinde aşağıdaki hükümler bulunduğu görülmektedir:

      IV – Yönetim kurulu toplantıları

      1. Kararlar

      MADDE 390– (1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.

      (5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır.

      Bu bağlamda, her ne kadar Bankacılık Kanunu’nda yönetim kurulu kararlarının, karar defterine günü gününe kaydedildikten sonra üyeler tarafından imzalanması için 1 aylık bir süre tanınmış olsa da bu ara dönemde kararların geçerlilik kazanabilmesi için en azından toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu tarafından imzalanmış olmaları gerektiği düşünülmektedir.

      Bu konuda Prof. Dr. Seza REİSOĞLU da, Bankacılık Kanunu Şerhi’nde (İkinci Baskı, Ankara – 2015, Cilt 1, Sayfa: 687), TTK 390/5. maddede, “kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmasına bağlıdır” denilmiş iken, bankalar açısından özel bir düzenleme getirilerek bir aylık süre tanınmış olmasının sorun yaratacağını belirtmiştir. REİSOĞLU, günü gününe deftere kaydedilen kararların hangi tarihte geçerlilik kazanacağının tartışma yaratacağını, henüz imzalanmamış kararların geçerlilik kazanmayacağını, ispat açısından da kararın imzalanmış olması gerektiği kabul edilirse, bir aylık süre içinde üyelerin bazılarının görüş değiştirmesinin söz konusu olabileceğini, şifahi oylarla alınan ve deftere kaydedilen kararlara itibar edilmeyeceğini söylemektedir. Ayrıca, Bankacılık Kanunu’nda, günü gününe yönetim kurulu sekreteryası tarafından deftere kaydedilen kararların imzadan önce geçerli olacağına dair bir düzenleme olmadığını belirtmektedir. İmzalar tamamlanmadan kararların uygulanamamasının da ayrı sorun yaratacağını belirtmiştir. Bu çerçevede, REİSOĞLU, alınan kararların en azından özet olarak yazılı hale getirilmesi ve oy kullananlarca derhal imzalanmasını önermekte ve alınan kararların günü gününe onaylı bir deftere kaydedilmesinin, imzalanmadıkça hukuki bir sonuç doğurmayacağını ifade etmektedir.

  • 30-Gerçek ve Tüzel Kişilerin Bankalarda Yardım Toplamak İçin Açtırdıkları Hesaplarda İzin Aranması Gerekmekte midir?
    • 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun “İzin alma zorunluluğu” başlıklı 6 ncı maddesi,

      İzin alma zorunluğu:

      Madde 6 – Kişiler ve kuruluşlar, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamazlar. Ancak, kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabilecekleri, İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenip ilan edilir.

      İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır.

      hükmünü amirdir. Aynı Kanun’un “kapsam”, “yardım toplayabilecek olanlar” ve “izin vermeye yetkili makamlar”a ilişkin maddeleri de aşağıda yer aldığı şekildedir:

      Kapsam

      Madde 2 – Bu Kanun; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşların, amaçlarına ve kamu yararına uygun olarak, yardım toplama faaliyetlerine ait esasları kapsar.

      Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler, bu Kanunun kapsamı dışındadır.

      Yardım toplayabilecek olanlar:

      Madde 3 – Kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilirler.

      İzin vermeye yetkili makamlar:

      Madde 7 – Yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin valisinden, bir ilçenin sınırları içinde ise o ilçenin kaymakamından izin alınır. Yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınır ve izni veren valilik tarafından ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına bilgi verilir. Yardım toplama faaliyetleriyle ilgili işlemler dernekler birimlerince yürütülür.

      Bu çerçevede, Bakanlar Kurulu’nca belirlenip ilan edilen kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflar (bu liste https://www.dernekler.gov.tr adresinden temin edilebilir) dışındaki kişilerin yardım toplama faaliyetleri izne tabi olup, bankalarca bu izin aranılmadan gerçek veya tüzel kişilere yardım toplama amaçlı hesap açılmaması gerekmektedir.

      Bu konuda, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın Türkiye Bankalar Birliği (TBB)’ni muhatap 25.05.2006 tarihli ve 760 sayılı yazısında, Yardım Toplama Kanunu’nun “İzin Alma Zorunluluğu” başlıklı 6’ncı maddesinde Bakanlar Kurulu’nca belirlenip ilan edilenler dışında kişiler ve kuruluşların yetkili makamlardan izin almadan yardım toplayamayacağı hükmünün bulunduğu, bu nedenle yardım toplama faaliyeti için mülki idare amirliğince verilen izin belgesi alınmadan yardım toplama kampanyasında kullanılmak üzere bankalarca hesap açılmaması gerektiği belirtilmiştir.

      Yine, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın TBB’yi muhatap 29.01.2007 tarihli ve 258 sayılı yazısında; 2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 6’ncı maddesinden hareketle, şehit, vatan, yoksul, engelli v.b. isimler altında genelde yeni kurulan derneklerin bankalarda açmış oldukları hesapların incelenerek, ülkenin değişik kesimlerinden para akışının sağlandığının tespit edilmesi halinde, anılan Kanun’un 5’inci maddesi uyarınca yardım toplama izni almakla yükümlü oldukları ilin İl Dernekler Müdürlüğü ile bağlantı kurularak yardım toplama izinlerinin bulunup bulunmadığının teyit edilmesi, yardım toplama izinlerinin bulunmaması halinde aynı Kanun’un 6’ncı maddesi uyarınca güvenlik kuvvetlerine bildirilmesi, banka hesaplarına bloke konulması ve ilgili İl Dernekler Müdürlüğüne bilgi verilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir.

      Yine İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın, TBB’yi muhatap 02.05.2005 tarihli ve 634 sayılı yazısında;

      Bilindiği üzere, 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun yurt dışından yardım alınması başlıklı 21. maddesi, “Dernekler mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni veya nakdi yardım alabilirler. Bildirimin şekli ve içeriği yönetmelikle düzenlenir. Nakdi yardımların bankalar aracılığıyla alınması zorunludur.” hükmüne amirdir. 

      Ayrıca, 31.3.2005 tarih ve 25772 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Dernekler Yönetmeliğinin Yurt Dışından Yardım Alma başlıklı 4. bölümünün 18. maddesi; “Dernekler ve vakıflar, mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım alabilirler. Nakdi yardımların bankalar aracılığıyla alınması ve kullanılmadan önce bildirim şartının yerine getirilmesi zorunludur” hükmüne,

      19. maddesi; “Yurt dışından yardım alacak olan dernek veya vakıflar EK-4’te belirtilen Yurt Dışından Yardım Alma Bildirimini iki nüsha olarak doldurup mülki idare amirliğine bildirimde bulunurlar. Bildirimlerin mülki idare amirliği tarafından onaylı bir örneği ilgili bankaya verilmek üzere başvuru sahibine verilir.” hükmüne amirdir.

      Yukarıdaki düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yurt dışından yapılan nakdi yardımlar, yardımı alacak dernek veya vakıf tarafından mülki idare amirliğine bildirimde bulunulması ve bildirimde bulunduklarına dair formun onaylı örneğinin bankalara ibraz edilmesi kaydıyla alınabilecektir.

      Bu nedenle ülkemizde faaliyette bulunan dernek veya vakıfların hesaplarına yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlar ile ülkemizde faaliyet gösteren yabancı kurum ve kuruluşlardan (elçilikler, Dünya Bankası, AB vb) nakdi yardım gelmesi halinde mülki idare amirliğinden alınan ve örneği ekte yer alan “Yurt Dışından Yardım Alma Bildirim Formu” bankaya ibraz edilmeden bankalarca parayı kullanma yetkisi verilmemesi gerekmektedir.”

      denilmiştir.

      Bu çerçevede, gerçek ve tüzel kişilerin yardım toplama amaçlı açtıkları hesaplarda mülki idare amirinin izninin aranılması; yardım toplama amaçlı kullanıldığından şüphelenilen ve herhangi bir izni bulunmayan hesapların 2860 sayılı Kanun uyarınca güvenlik kuvvetlerine bildirilmesi ve; vakıf ve dernekler adına yurt dışındaki kişi ve kuruluşlardan nakdi yardım gelmesi halinde, gelen yardım kullandırılmadan önce mülki idare amirliğince onaylı formun aranması gerektiği anlaşılmaktadır.

  • 31- Sermaye Benzeri Kredi Alınan Ana Ortağa Kullandırılan Kredilerin Sermayeden İndirilmesi Gerekir mi?
    • Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından 05.09.2013 tarihli ve 28756 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankaların Özkaynakların İlişkin Yönetmelik” (“Yönetmelik“)in 9 uncu maddesinin 9 uncu fıkrasında 23.10.2015 tarihinde 31.03.2016 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yapılan değişiklik öncesi aşağıdaki hüküm bulunmaktaydı:

      Özkaynak unsurlarına uygulanacak indirim esasları

      Madde 9- …

      (9) İlave ana sermaye ile katkı sermaye hesaplamasına dahil edilen borçlanma araçlarının yüzde on ve daha fazlasına sahip olan veya krediyi kullandıran kişi ya da kişilere ya da bunlarla aynı risk gruplarında yer alanlara bankaca nakdi kredi kullandırılması veya bunların ihraç ettiği borçlanma araçlarına yatırım yapılması halinde, kullandırılan kredi veya borçlanma aracına yapılan yatırım, ilgili borçlanma aracı veya kredinin toplamından indirilir.

      Yukarıdaki fıkra hükmü BDDK’nın RCAP hazırlık çalışmaları sürecinde yaptığı düzenleme değişiklikleri kapsamında 31.03.2016 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla şu anda bankaların sermaye benzeri kredi (SBK) kullandıkları kişi ya da kişilere ya da bu kişilerle aynı risk grubunda bulunan kişilere kredi kullandırmaları halinde kullandırılan kredinin bu kişilerden sağlanan SBK tutarından indirilmesi gerekmemektedir.

      Ancak, mevcut durumda bu işlemlerde Yönetmelik’in 9 uncu maddesi 4 üncü fıkrasında yer alan aşağıdaki hükümlere dikkat edilmesi ve bankaya SBK kredi sağlayan bankalar ile finansal kuruluşların ihraç ettiği SBK niteliğindeki borçlanma araçlarına yatırım yapılması halinde bunların ilgisine göre veya bankanın hakim ortağı niteliğindeki banka ve finans kuruluşlarının ilave ana sermaye ile katkı sermaye unsurlarına doğrudan veya türev finansal araçlar, kredi türevleri, garanti, kefaletler ve borsa yatırım fonları gibi araçlar yoluyla yapılan dolaylı yatırım yapılması halinde ise bu yatırımların net uzun pozisyonlarının tamamının sırasıyla ilave ana sermaye ve katkı sermayeden indirilmesi gerekmektedir. 

      (4) Aşağıda belirtilen kalemler ilgisine göre çekirdek sermaye, ilave ana sermaye veya katkı sermaye hesaplamasında indirim kalemi olarak dikkate alınır.

      a2) Bankanın ilave ana sermaye ve katkı sermaye kalemlerine yatırım yapan bankalar ile finansal kuruluşlar tarafından ihraç edilen ve 7 ve 8 inci maddelerde belirtilen şartları taşıyan özkaynak kalemlerine bankanın yaptığı yatırımlar ilgisine göre ilave ana sermaye veya katkı sermayeden indirilir.

      c) Alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenip izlenmediğine bakılmaksızın; hakim ortaklık niteliğindeki banka veya finansal kuruluşlar ile kontrol gücüne veya ortaklık paylarının yüzde onundan daha fazlasına veya oy haklarının yüzde yirmi veya daha fazlasına sahip olunan veya kendisi ile birlikte aynı ana ortaklık tarafından kontrol edilen veya Türkiye Muhasebe Standartlarına göre finansal tabloları konsolide edilmesi gereken banka ve finansal kuruluşlardan konsolide edilmeyenlerin ilave ana sermaye ile katkı sermaye unsurlarına doğrudan veya türev finansal araçlar, kredi türevleri, garanti, kefaletler ve borsa yatırım fonları gibi araçlar yoluyla yapılan dolaylı yatırımların net uzun pozisyonlarının tamamı sırasıyla ilave ana sermaye ve katkı sermayeden indirilir. Net uzun pozisyonların hesaplanmasında, aynı varlıklara ilişkin kısa pozisyonlar uzun pozisyon ile aynı vadeye sahip olmaları veya kalan vadelerinin en az bir yıl olması halinde dikkate alınabilir.

      (7) Dördüncü fıkra kapsamında indirime konu edilecek tutarlar bu Yönetmelik uyarınca özkaynak unsuru olarak değerlendirilmemelerine rağmen, ilgili banka veya finansal kuruluşun özkaynak hesaplamasında dikkate alınan kalemlerden oluşmaları halinde, söz konusu fıkra uygulamasında çekirdek sermaye unsuru olarak kabul edilir. Ortaklık payına sahip olunan banka veya finansal kuruluşların kendi özkaynak hesaplamasında yer almayan yatırımlar indirime tabi tutulmaz.”

      Bankaların Özkaynakların İlişkin Yönetmelik (Yönetmelikte 22.06.2016 Tarihinde Yapılan Değişikliklerin İşlendiği Halidir)

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download) [178.00 B]

  • 32-Tahvil İhracında Bulunan ve Hisseleri Borsada İşlem Görmeyen Bir Şirketin Yöneticilerinin Şirket Tahvillerini Satın Almaları Halinde Bu Tahvillerden Elde Ettikleri Kazançları Şirkete İade Etmeleri Gerekir mi?
    • Yöneticilerin Net Alım Satım Kazançlarını İhraççılara Ödemeleri Hakkında Tebliğ” (“Tebliğ”) Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 12.12.2013 tarihli ve 28849 sayılı Resmi Gazete’de  yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

      SPK tarafından bu Tebliğe ilişkin yapılan basın duyurusunda Tebliğ’in amacının,

      İhraççının finansal veya faaliyet politikalarını, kararlarını veya hedeflerini doğrudan veya dolaylı olarak belirleme veya kontrol etme gücüne sahip ortaklar ile ihraççıların yönetim kurulu üyelerinin, komite üyelerinin, her ne unvanda istihdam edilirse edilsin ortaklıkta idari sorumluluğu bulunan ya da ihraççıyı nüfuzu altında bulunduran kişilerin ilgili sermaye piyasası araçlarında (yöneticisi olunan ihraççı tarafından ihraç edilen sermaye piyasası araçları) altı ay veya daha kısa vadeli alım satım gerçekleştirmek suretiyle elde ettikleri net kazançların ihraççılara ödenmesini sağlayarak, ihraççıların içsel bilgilerine konumları gereği daha erken ve daha kolay erişimi olanlarla bu bilgilere kamuya duyurulduktan sonra ulaşabilen yatırımcılar arasındaki fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılması,

      olduğu ifade edilmiştir.

      Tebliğ’in Resmi Gazete’de yayımlanan ilk halinde ihraççı: 

      “Sermaye piyasası araçlarını ihraç eden, ihraç etmek üzere Kurula başvuruda bulunan veya sermaye piyasası araçları halka arz edilen tüzel kişiler ve Kanuna tabi yatırım fonları”

      olarak tanımlanmış iken, SPK’nın, i-SPK.103.1 (05.06.2014 tarihli ve 17/564 s.k.) Sayılı İlke Kararı ile bu tanımın uygulamada,

      “Payları borsalar ile teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören veya işlem görmek üzere başvuruda bulunan tüzel kişiler”

      olarak kabul edilmesine karar verilmiştir. Diğer bir ifadeyle, mevcut halde Tebliğ kapsamına payları borsada işlem gören (halka açık) veya işlem görmek üzere başvuran şirketlerin (ihraççıların) yöneticileri girmektedir.

      Yine aynı SPK İlke Kararı ile Tebliğ’de “yöneticisi olunan ihraççı tarafından ihraç edilen sermaye piyasası araçları” olarak yapılan “ilgili sermaye piyasası aracı” tanımının uygulamada “Borsalar ile teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören veya MKK’da kaydi olarak izlenen; paylar, payları temsil eden depo sertifikaları veya paylara dayalı; varantlar, yatırım kuruluşu sertifikaları, opsiyon sözleşmeleri, vadeli işlem sözleşmeleri” olarak kabul edilmesine karar verilmiştir. Diğer bir ifadeyle, Tebliğ’de belirtilen kurallar borsalar ile teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören veya MKK’da kaydi olarak izlenen; paylar, payları temsil eden depo sertifikaları veya paylara dayalı; varantlar, yatırım kuruluşu sertifikaları, opsiyon sözleşmeleri veya vadeli işlem sözleşmelerinde gerçekleştirilen işlemler için uygulanacaktır.

      Dolayısıyla mevcut durumda payları borsa işlem görmeyen (halka açık olmayan) bir şirketin, Tebliğ kapsamındaki yönetici tanımına giren yöneticilerinin şirketin ihraç ettiği tahvilleri satın almaları ve bu tahvilleri 6 aylık süre dolmadan satarak kazanç elde etmeleri durumunda elde ettikleri kazançları şirketlerine ödemeleri yükümlülükleri bulunmamaktadır.

      Diğer taraftan, payları borsada işlem gören veya işlem görmek üzere başvuruda bulunan şirketlerin Tebliğ kapsamındaki yönetici tanımına giren yöneticilerinin, şirketlerinin ihraç ettiği borsalar ile teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören veya MKK’da kaydi olarak izlenen; paylar, payları temsil eden depo sertifikaları veya paylara dayalı; varantlar, yatırım kuruluşu sertifikaları, opsiyon sözleşmeleri, vadeli işlem sözleşmelerinde herhangi bir 6 aylık dönem içerisinde gerçekleştirdikleri alım, satım, alım ve satım veya satım ve alım işlemlerinden kazanç elde etmeleri durumunda, elde ettikleri net kazancı elde edilmesinden itibaren 30 gün içerisinde şirketlerine ödemeleri gerekmektedir. Elde edilen kazancın hesaplanmasında son giren ilk çıkar yöntemi uygulanacaktır.

      SPK’ca, yöneticilerin elde ettikleri net kazançların ihraççılara ödenmesine ilişkin yükümlülüklerini 30 günlük süre içerisinde yerine getirmeyenler hakkında, bu şahısların elde ettikleri menfaatin iki katı tutarında idari para cezası verilmektedir.

      YÖNETİCİLERİN NET ALIM SATIM KAZANÇLARINI İHRAÇÇILARA ÖDEMELERİ HAKKINDA TEBLİĞ (VI-103.1)

      SPK’NIN i-SPK.103.1 (05.06.2014 TARİHLİ VE 17/564 S.K.) SAYILI İLKE KARARININ YAYIMLANDIĞI 05.06.2014 TARİHLİ VE 2014/16 SAYILI BÜLTENİ

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download) [178.00 B]

  • 33- MASAK Mevzuatına Göre Sürekli İş İlişkisi Kurulmaksızın Yapılan Müşteri İşlemlerinde Yapılacak Kimlik Tespitinin Sürekli İş İlişkisi Kurulan İşlemlerde Yapılan Kimlik Tespitine Göre Farklılıkları Nelerdir?
    • 10.12.2007 tarihli ve 2007/13012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik (Tedbirler Yönetmeliği)’in 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (i) bendinde sürekli iş ilişkisi, yükümlü ile müşteri arasında hesap açılması, kredi veya kredi kartı verilmesi, kiralık kasa, finansman, faktoring, finansal kiralama, hayat sigortası veya bireysel emeklilik gibi hizmetler nedeniyle kurulan, niteliği itibarıyla devamlılık unsuru taşıyan iş ilişkisi olarak tanımlanmıştır.

      Tedbirler Yönetmeliği’nin muhtelif maddelerinde sürekli iş ilişkisi kurularak yapılacak müşteri işlemlerinde gerçekleştirilecek kimlik tespitinde müşteriden alınan adres bilgisinin teyidi gibi ilave yükümlülükler getirilmiştir. Bu çerçevede, sürekli iş ilişkisi kurulmaksızın yapılan müşteri işlemlerinde (bankalarda hesap açılışı yapılmaksızın, kredi, kredi kartı verilmeksizin gişeden yapılan tek seferlik müşteri işlemlerinde) gerçekleştirilecek kimlik tespitinin hesap açılışlarında yapılan kimlik tespitinden temel farklılıkları aşağıdaki gibi sıralanabilecektir:

      1- Sürekli iş ilişkisi tesisi olmadan yapılan müşteri işlemlerinde, iş ilişkisinin amacı ve mahiyeti hakkında bilgi alınması zorunluluğu bulunmamaktadır (md. 5/3).

      2- Sürekli iş ilişkisi tesisi olmadan gerçek kişilerce yapılan müşteri işlemlerinde, beyan edilen adresin teyit edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Gerçek kişilerin hesaba bağlı olmadan yaptıkları üçüncü şahıs işlemlerinde adresin beyanı yeterli görülmektedir (md. 6/3).

      3-  Sürekli iş ilişkisi tesisi olmadan tüzel kişilerce yapılan müşteri işlemlerinde, ilgili ticaret sicil memurluğu kayıtlarına başvurmak veya Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin veri tabanından sorgulama yapmak suretiyle tüzel kişinin bankaya sunduğu tescil belgelerinde yer alan bilgilerin güncelliğinin ve doğruluğunun teyit edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Tüzel kişilere hesap açılışı yapıldığında söz konusu tescil belgelerinin ilgili kayıtlardan teyit edilmesi zorunluluğu vardır md. 7/5).

      4- Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisi olmadan yapılan işlemlerde, gerçek faydalanıcının tespitine yönelik olarak tüzel kişiliğin % 25’i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimlik tespitinin yapılması yükümlülüğü bulunmamaktadır (md. 17/A/2 ve md. 17/A/7).

      5- Diğer tüzel kişiler (ticaret siciline kayıtlı olmayan) ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerle sürekli iş ilişkisi tesisi olmadan yapılan işlemlerde, bu tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri nihai olarak kontrolünde bulunduran gerçek kişi ya da kişilerin ortaya çıkarılması için gerekli tedbirler alınması (gerçek faydalanıcının tespit edilmesi) yükümlülüğü bulunmamaktadır (md. 17/A/5).

      6- Sürekli iş ilişkisi kurulmadan yapılan üçüncü şahıs müşteri işlemlerinde, müşteriler tarafından gerçekleştirilen işlemlerin; müşterilerin mesleği, ticari faaliyetleri, iş geçmişi, mali durumu, risk profili ve fon kaynaklarına dair bilgiler ile uyumlu olup olmadığının devamlı olarak izlenmesi ve müşteriler hakkındaki bilgi, belge ve kayıtların güncel tutulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, hesaba bağlı olmadan yapılan bu tip üçüncü şahıs işlemlerinde (sürekli iş ilişkisi dışında gerçekleştirilen işlemlerin) risk temelli yaklaşımla izlenmesi yükümlülüğü bulunmaktadır (md.19).

  • 35- Bankaların Yurt Dışı Yerleşik Bankalarla Yaptıkları İşlemlerde Yurt dışı Yerleşik Bankanın Vergi Kimlik Numarasını Tespit ve Kullanma Zorunlulukları Var mıdır?
    • Vergi kimlik numarası kullanımının yaygınlaştırılması hakkındaki 4358 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde,

      “Kamu idare ve müesseseleri ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığınca belirlenecek işlemlerin yapılması sırasında, bu işlemlere muhatap veya taraf olan gerçek ve tüzel kişilerin vergi kimlik numarasını tespit etmek ve bu işlemlere ilişkin belge, hesap ve kayıtlarında vergi kimlik numaralarına da yer vermek zorundadırlar. Belirlenecek işlemlere muhatap veya taraf olan kişiler, vergi kimlik numaraları olmadığı takdirde, işlemlerin tamamlanmasından önce vergi kimlik numarasını almak zorundadır.”

      hükmü yer almaktadır.

      Söz konusu Kanun’un 4 üncü maddesinin Maliye Bakanlığı’na verdiği yetkiye dayanılarak 19.06.2001 tarihli ve 24337 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan ‘2 Seri No’lu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliği” (2 Seri No’lu Tebliğ / Tebliğ) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ’in ”IV- VERGİ KİMLİK NUMARASININ TESPİTİ İLE İLGİLİ DİĞER HUSUSLAR” başlıklı IV üncü maddesinde, yurt dışında yerleşik kişilere verilecek hizmetler için vergi kimlik numarası aranmayacağı belirtilmektedir.

      Yurt dışında yerleşik kişilere verilecek hizmetler için vergi kimlik numarası aranmayacaktır. Ancak, dar mükellefiyete tabi gerçek ve tüzel kişilerden Türkiye’de işyeri olan veya daimi temsilci bulunduranlar, yapacakları bankacılık ve diğer mali işlemlerinde, kendilerinin veya daimi temsilcilerinin adına alınmış vergi kimlik numaralarını kullanacaklardır.

      Bu çerçevede, yurt dışı yerleşik bankanın Türkiye’de işyeri veya daimi temsilciliği yok ise bu bankaya verilecek hizmetlerde Vergi Kimlik Numarası (VKN) aranılmayacağı anlaşılmaktadır. Ancak, 10.12.2007 tarihli ve 2007/13012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ‘‘Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik” (Tedbirler Yönetmeliği)’in ”Kimlik Tespiti” başlıklı 5 inci maddesine göre bankaların da içinde bulunduğu yükümlüler,

      a) Sürekli iş ilişkisi tesisinde tutar gözetmeksizin,
      b) İşlem tutarı ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı 20.000 TL veya üzerinde olduğunda,
      c) Elektronik transferlerde işlem tutarı ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı 2.000 TL veya üzerinde olduğunda

      kimliğe ilişkin bilgileri almak ve bu bilgilerin doğruluğunu teyit etmek suretiyle müşterilerinin ve müşterileri adına veya hesabına hareket edenlerin kimliğini tespit etmek zorundadır.

      Bu kapsamda yapılacak kimlik tespitinde ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerden alınması zorunlu olan bilgilerden biri de tüzel kişinin vergi kimlik numarasıdır. Tüzel kişinin vergi kimlik numarasının teyidinin de Gelir İdaresi Başkanlığı’nın ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler üzerinden yapılması gerekmektedir. Ancak, Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun Basitleştirilmiş Tedbirler Hakkındaki 5 Sıra No’lu Tebliği ile ”Finansal Kuruluşların Kendi Aralarında Gerçekleştirdikleri İşlemlerde” alınan bilgilerin teyidi zorunlu kılınmamıştır (md. 2.2.1). Basitleştirilmiş tedbirler Türkiye’de yerleşik bir finansal kuruluşun müşterisinin yabancı ülkede yerleşik bir finansal kuruluş olması durumunda da, yabancı finansal kuruluşun aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetime tabi olan bir ülkede yerleşik olmasından emin olunması şartıyla uygulanabilmektedir.

      Bu çerçevede, Türkiye’de yerleşik bir bankanın, yurt dışında yerleşik banka ile yaptığı işlemler (bunlara muhabirlik ya da dış ticaret işlemleri de diyebiliriz) Tedbirler Yönetmeliği’nde belirtilen kimlik tespiti gerektiren tutarların üzerindeki işlemleri veya hesap açılması, kredi verilmesi, mevduat / depo yapılması gibi mahiyeti itibarıyla süreklilik taşıyan bir iş ilişkisini içeriyorsa yurt dışı yerleşik (yabancı) bankanın VKN’sinin tespit edilmesi gerekmektedir.

      Yine MASAK sitesinde yayımlanan Sıkça Sorulan Sorular arasında yer alan 55 numaralı soruya verilen cevapta, müşterinin tanınması ilkesi kapsamında uygulanacak basitleştirilmiş tedbirlerin öngörüldüğü 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği’nin, “Finansal Kuruluşların Kendi Aralarında Gerçekleştirdikleri İşlemler” başlıklı 2.2.1 bölümü uyarınca; Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde tanımlanan finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, müşteri konumunda olan finansal kuruluşa ilişkin olarak Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasındaki bilgilerin alınarak kaydedilmesi gerektiği, söz konusu bilgiler arasında tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin kimlik bilgilerinin de yer aldığı, bununla birlikte kimlik bilgilerinin teyit zorunluluğu bulunmadığı belirtilerek yurt dışı yerleşik bankalarla kurulan ve kimlik tespit zorunluluğuna tabi işlemlerde bu bankaları temsile yetkili kişilerin kimlik bilgilerinin de alınması gerektiği belirtilmiştir.

  • 36- Tüzel Kişiler ve Tüzel Kişiliği Olmayan Teşekküllerde Kimlik Tespit Yükümlülüğü Kapsamında Vergi Kimlik Numarası Teyidi Elektronik Ortamda Yapılabilir mi?
    • Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı’nın “Vergi Kimlik Numarası Teyidi” konulu 08.12.2016 tarihli ve E.18669 sayılı yazısında;

      – Kimlik tespiti yükümlülüğü kapsamındaki Vergi Kimlik Numarası (VKN) teyit sürecinin, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan elektronik ortamda temin edilen bilgiler ile gerçekleştirilmesinin: Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Mevzuatı çerçevesinde uygun olup olmayacağı konusunda Türkiye Bankalar Birliği’nin bazı üyelerinde oluşan tereddütlerin Başkanlıkları’na intikal ettirildiği,

      – Tedbirler Yönetmeliği’nin “Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin kimlik tespiti” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin; “Tüzel Kişiliği olmayan teşekküllerde kimlik tespiti” başlıklı 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin vergi kimlik numaralarının teyidinin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler üzerinden yapılacağı hususunun düzenlendiği,

      Bu itibarla Tedbirler Yönetmeliği’nin anılan hükümleri gereğince; kimlik tespiti yükümlülüğü kapsamında ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin vergi kimlik numaralarının teyidinin TBB Risk Merkezi aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan elektronik ortamda temin edilen bilgiler ile gerçekleştirilebileceğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.

      Bu çerçevede, kimlik tespit yükümlülüğü kapsamında ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin vergi kimlik numaralarının teyidinin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler üzerinden yapılabileceği gibi, ayrıca, bir belge alınmaksızın TBB Risk Merkezi aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan elektronik ortamda temin edilen bilgiler ile de gerçekleştirilebileceği anlaşılmaktadır.

      MASAK BAŞKANLIĞI’NIN 08.12.2016 TARİHLİ VE E.18669 SAYILI YAZISI

  • 37- Bankalar Yabancı Kimlik Numaralarını Sözlü Olarak Beyan Eden Yabancı Uyruklu Gerçek Kişilerde Ayrıca Bir Belgeye İhtiyaç Duymadan İşlem Yapabilirler mi?
    • 20.10.2006 tarih ve 26325 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Türkiye’de Oturan Yabancıların Nüfus Kayıtlarının Tutulması Hakkındaki Yönetmelik“in “Yabancılara kimlik numarası verilmesi” başlıklı 5 inci maddesinde; yabancılar kütüğünde kayıtlı bulunan kişilerin kaydına ulaşmak, nüfus kayıtları arasında bağ kurmak, kamu kuruluşlarında yabancılarla ilgili olarak tutulan kayıtları ilişkilendirmek ve kimlik numaralarının zorunlu tutulduğu diğer işlemlerde karşılaşabilecekleri sıkıntıları gidermek amacıyla yabancılar kimlik numarası verileceği, yabancılar kimlik numarasının, kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişilerin her türlü işlem ve kayıtlarında esas alınacağı belirtilmiştir.

      Bu hükme uygun olarak 4 Seri No.lu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliği’nde, yabancı kimlik numarası (YKN) bulunan yabancı uyruklu gerçek kişilerin, 01.07.2010 tarihinden itibaren vergi kimlik numarası (VKN) kullanımı gerektiren işlemlerde, vergi kimlik numarası olarak ikamet tezkeresi veya yetkili makamlardan alacakları yazılarda belirtilen yabancı kimlik numaralarını ibraz ederek işlemlerini gerçekleştirecekleri belirtilmiştir.

      Kendilerine henüz yabancı kimlik numarası verilmemiş yabancı uyruklu gerçek kişiler ise bankacılık işlemlerinde VKN kullanmaya devam edeceklerdir.

      4 Seri No.lu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliği’nin uygulamasına ilişkin tereddüt yaratan konular hakkında açıklamalar yapılan T.C. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın, Türkiye Bankalar Birliği (TBB)’ni muhatap 21.01.2011 tarihli ve 6519 sayılı yazısında bankaların, yabancı kimlik numaralarını sözlü olarak beyan eden yabancı uyruklu gerçek kişilerin, yabancı kimlik numaralarını Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS)’nden sorgulayarak teyit ettikleri takdirde ayrıca yazılı belgeye ihtiyaç olmadan işlem yapabilecekleri belirtilmiştir.

      Bu çerçevede, bankaların YKN’lerini sözlü olarak beyan eden yabancı uyruklu gerçek kişilerin YKN’lerini, KPS’den sorgulayarak teyit ettikleri takdirde ayrıca müşteriden üzerinde YKN bulunan bir belge ibrazı istemeden işlem yapabilmeleri imkanı bulunmaktadır.

      4 SERİ NO’LU VERGİ KİMLİK NUMARASI GENEL TEBLİĞİ

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download) [53.82 KB]

      T.C. MALİYE BAKANLIĞI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NIN 21.01.2011 TARİHLİ VE 6519 SAYILI YAZISI

  • 38- 2 Seri Nolu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliği Uyarınca Belirli Bir Sınıra Kadar Olan Yurtiçi ve Yurtdışı Havale İşlemlerinde VKN Tespit Zorunluluğu Yoktur, İşlemin MASAK Mevzuatındaki Kimlik Tespit Sınırlarının da Altında Kalması Durumunda Yurtiçi ve Yurtdışı Havale İşlemlerinde Kimlik Tespit Zorunluluğu Bulunmakta mıdır?
    • 2 Seri No’lu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliği’nin, “Havale İşlemleri” başlıklı 4 üncü maddesine göre bankalar 01.09.2001 tarihinden itibaren yurt içi ve yurt dışına yapılan 5 milyar Türk Lirası (TL) veya muadili yabancı parayı geçen tutardaki TL ve döviz havalelerini yapmadan önce göndericinin, havalenin yurt içine yapılması halinde (yurt dışından yapılan havaleler dahil) ödeme yapılmadan önce ayrıca alıcının da vergi kimlik numarasının tespiti ve kullanımı ile ilgili işlemleri yapmak zorundadır. Yabancı para havale miktarının hesaplanmasında T.C. Merkez Bankası’nın işlem günündeki efektif alış kuru uygulanacaktır.

      Diğer bir ifadeyle 2 Seri No’lu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliği’ne göre 2001 yılındaki rakamlara göre 5 milyar TL’nin (2018 yılı rakamlarına göre 46.463 TL) altındaki yurt içi ve yurt dışı havale işlemlerinde VKN tespit zorunluluğu bulunmamaktadır. İlgili Tebliğ’de havale işlemleri için tespit edilen tutarın her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı, yeniden değerleme sonucu tespit edilen tutarın hesabında bir milyon liranın altındaki tutarların dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Bu çerçevede, 2 Seri No’lu Tebliğ’de belirlenen 5 milyar TL’lik limitin yıllar itibarıyla değerlenmiş tutarları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

      YIL YDO (%) TUTAR (TL)
      2001 53,2 5.000.000.000,00
      2002 59 7.660.000.000,00
      2003 28,5 12.179.000.000,00
      2004 11,2 15.650.000.000,00
      2005 9,8 17.403,00
      2006 7,8 19.108,00
      2007 7,2 20.598,00
      2008 12 22.081,00
      2009 2,2 24.731,00
      2010 7,7 25.275,00
      2011 10,26 27.221,00
      2012 7,8 30.014,00
      2013 3,93 32.355,00
      2014 10,11 33.627,00
      2015 5,58 37.027,00
      2016 3,83 39.093,00
      2017 14,47 40.590,00
      2018 23,73 46.463,00
      2019 57.488,00

      Bununla birlikte, 10.12.2007 tarihli ve 2007/13012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik“e (Tebdirler Yönetmeliği’ne) göre elektronik transferlerde (bankalar arası EFT ve SWIFT işlemleri gibi elektronik transferlerde) işlem tutarı ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı 2.000 TL veya üzerinde olduğunda kimlik tespit zorunluluğu bulunmakta ve bu Yönetmelik’in 6 ncı maddesinde T.C. uyruklu gerçek kişilerin kimlik tespitinde alınması ve teyit edilmesi zorunlu bilgilerden biri olarak T.C. uyruklularda Vergi Kimlik Numarası (VKN) olarak kullanılması öngörülen T.C. Kimlik Numarası (TCKN)’nın istenmesi öngörülmektedir. Tedbirler Yönetmeliği’nden gelen bu yükümlülük sebebiyle T.C. uyruklu gerçek kişilerce hesaba bağlı olmadan yapılan tek veya birbiriyle bağlantılı birden fazla elektronik transfer işlemlerinin (EFT ve SWIFT) tutarının 2.000 TL ve üzerinde olması durumunda VKN (TCKN) tespit zorunluluğu bulunmaktadır.

      Öte yandan, T.C. Maliye Bakanlığı, yukarıdaki sınırlara bağlı olmaksızın T.C. uyruklu gerçek kişilerin hesaba bağlı olmadan yaptıkları 500 TL ve üzerindeki havale işlemlerinde TCKN / VKN bilgilerinin raporlanmasını istediği için fiiliyatta bankalarca, T.C. uyruklu kişilerin hesaba bağlı olmadan yaptıkları havale ve elektronik transfer işlemlerinde tutardan bağımsız olarak TCKN tespiti yapılmaktadır.

      Ancak, yabancı uyruklu kişilerin hesaba bağlı olmadan yaptıkları havale ve elektronik transfer işlemlerinde Tedbirler Yönetmeliği’nde Vergi Kimlik Numarası (VKN) / Yabancı Kimlik Numarası (YKN) tespit yükümlülüğü öngörülmediği için bu kişilerin VKN/YKN tespitinde 2 sayılı VKN Tebliği’ndeki limitler esas alınabilmektedir. Bu çerçevede, bankalarda hesap sahibi olmayan yabancı uyruklu kişilerin talep edecekleri yurt içi ve yurt dışı havale işlemlerinde uygulanacak kimlik tespit yükümlülükleri 2 Seri No’lu VKN Genel Tebliği ve Tedbirler Yönetmeliği hükümleri birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki şekilde ortaya çıkmaktadır.

      Yabancı uyruklu kişilerce bir hesaba bağlı olmadan yapılacak EFT işlemlerinde (yurt içi bankalar arası havale) ve yurt dışı havale taleplerinde (SWIFT transferi) ya da bu kişiler adına gelen isme EFT / SWIFT işlemlerinde kimlik tespiti aşağıdaki esaslara göre yapılacaktır (VKN/YKN tespiti için 2 Seri Nolu VKN Genel Tebliği’ndeki tutarın yeniden değerlenerek 2019 yılına getirilmiş değeri belirlenmiş ve ihtiyatlılık gereği bu tutar hesaplanan rakamdan daha düşük bir limit olan 57.000 TL olarak esas alınmıştır).

      • Yurt içi bankalar arası EFT ve yurt dışı bankalara transferi talep edilen yurt dışından gelen (Western Union / Money Gram) tutar 2.000 TL altında ise; yabancı müşterinin pasaport fotokopisi ya da herhangi bir kimlik belgesi alınmalı (işlem Tedbirler Yönetmeliği’nden belirtilen limitlerin altında olduğundan kişinin kendi ülke kimlik kartı da alınabilir),
      • Yurt içi bankalar arası EFT ve yurt dışı bankalara para transferi taleplerinde işlem tutarı ve birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı 2.000 TL ile 57.000 TL arasında ise; yabancı müşterinin pasaport fotokopisi (veya Bakanlıkça yabancı uyrukluların kimlik tespitinde kullanılması uygun görülen diğer kimlik belgelerinden birinin fotokopisi / elektronik görüntüsü) + imzası + iletişim bilgisi (varsa telefon ve e-posta adresi) + iş ve meslek bilgisi + dekont üzerine adres beyanı (adresin teyidi zorunluluğu bulunmamakta) alınmalı,
      • İşlem tutarı 57.000 TL üzerinde ise; yabancı müşterinin pasaport fotokopisi (veya Bakanlıkça yabancı uyrukluların kimlik tespitinde kullanılması uygun görülen diğer kimlik belgelerinden birinin örneği) + imzası + iletişim bilgisi (varsa telefon ve e-posta adresi) + iş ve meslek bilgisi + dekont üzerine adres beyanı + VKN ya da YKN’si temin edilerek işlem gerçekleştirilmelidir.

      Yabancı uyruklu kişilerin hesaba bağlı olmadan aynı banka içinde başka bir hesaba para yatırma veya banka içi havale taleplerinde ise, 

      Bu işlemlerde Tedbirler Yönetmeliği’ne göre işlem tutarı ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı 20.000 TL veya üzerinde olduğunda kimlik tespit zorunluluğu bulunduğu ve yabancı uyruklu kişilerin hesaba bağlı olmadan yaptıkları havale ve elektronik transfer işlemlerinde Tedbirler Yönetmeliği’nden gelen VKN/YKN tespit yükümlülüğü bulunmadığı için bu kişilerin VKN/YKN tespitinde 2 sayılı VKN Tebliği’ndeki limitler esas alınabilecektir. Bu çerçevede, bankalarda hesap sahibi olmayan yabancı uyruklu kişiler tarafından yapılacak havale ve başka bir hesaba para yatırma / çekme işlemlerinde ya da bu kişiler adına aynı banka içindeki hesaplardan gelen isme havale işlemlerinde kimlik tespiti aşağıdaki esaslara göre yapılabilecektir (VKN/YKN tespiti için 2 Seri Nolu VKN Genel Tebliği’ndeki tutarın yeniden değerlenerek 2019 yılına getirilmiş değeri belirlenmiş ve ihtiyatlılık gereği bu tutar hesaplanan rakamdan daha düşük bir limit olan 57.000 TL olarak esas alınmıştır).

      • İşlem tutarı 20.000 TL altında ise; yabancı müşterinin pasaport fotokopisi veya herhangi bir kimlik belgesi alınmalı (işlem Tedbirler Yönetmeliği’nden belirtilen limitlerin altında olduğundan kişinin kendi ülke kimlik kartı da alınabilir),
      • İşlem tutarı veya birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı 20.000 TL (20.000 TL dahil) ile 57.000 TL arasında ise; yabancı müşterinin pasaport fotokopisi (veya Bakanlıkça yabancı uyrukluların kimlik tespitinde kullanılması uygun görülen diğer kimlik belgelerinden birinin fotokopisi / elektronik görüntüsü) + imzası + iletişim bilgisi (varsa telefon ve e-posta adresi) + iş ve meslek bilgisi + dekont üzerine adres beyanı (adresin teyidi zorunluluğu bulunmamakta) alınmalı,
      • İşlem tutarı 57.000 TL üzerinde ise; yabancı müşterinin pasaport fotokopisi (veya Bakanlıkça yabancı uyrukluların kimlik tespitinde kullanılması uygun görülen diğer kimlik belgelerinden birinin fotokopisi / elektronik görüntüsü) + imzası + iletişim bilgisi (varsa telefon ve e-posta adresi) + iş ve meslek bilgisi + dekont üzerine adres beyanı + VKN ya da YKN’si temin edilerek işlem gerçekleştirilmelidir.

      Yabancı uyruklu kişilerin kimlik tespitinde kullanılan belgeler üzerinde Yabancı Kimlik Numarası (YKN) veya Vergi Kimlik Numarası (VKN) yer almaması durumunda, “4358 sayılı Vergi Kimlik Numarası (VKN) Kullanımının Yaygınlaştırılması Hakkında Kanun” kapsamında YKN veya VKN içeren başka bir belge daha temin edilmelidir. Öte yandan, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın, Türkiye Bankalar Birliği’ni muhatap 21.01.2011 tarihli yazısında, bankaların, yabancı kimlik numaralarını sözlü olarak beyan eden yabancı uyruklu gerçek kişilerin YKN’lerini Kimlik Paylaşım Sistemi’nden sorgulayıp teyit ettikleri takdirde ayrıca yazılı belgeye ihtiyaç olmadan işlem yapabilecekleri belirtilmiştir.

      Öte yandan, bankaların, YKN ve VKN gerektiren işlemler için yabancı kimlik numarası bulunmayan ve vergi kimlik numarası da ibraz edemeyen gerçek kişi yabancı müşterileri için adres bilgilerini de içeren “Yabancılar İçin Vergi Kimlik Numarası Talep Formu”nu doldurup, tasdikli pasaport fotokopisini de ekleyerek vergi dairesinden yabancı müşterileri için vergi kimlik numarası talep etmeleri ve bu şekilde alacakları vergi kimlik numaralarını, VKN tespiti gerektiren müşteri işlemleri ve kayıtlarında kullanma imkanı bulunmaktadır.

      2 SERİ NO’LU VERGİ KİMLİK NUMARASI GENEL TEBLİĞİ

  • 39- Bankalarda Bir Hesaba Bağlı Olmaksızın Yapılan ve MASAK Mevzuatındaki Tutar Sınırlarının Altındaki Tek Seferlik Müşteri İşlemlerinde Kimlik Tespit Zorunluluğu Bulunmakta mıdır?
    • Gerçekleştirilmek istenen işlem tutarının ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarının Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) mevzuatında belirlenen tutar sınırlarının altında (nakit işlemlerde 20.000 TL altında, elektronik transfer işlemlerinde (EFT ve SWIFT) 2.000 TL altında) olması durumunda, yapılacak kimlik tespitine ilişkin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 4358 sayılı Vergi Kimlik Numarası Kullanımının Yaygınlaştırılması Hakkında Kanun çerçevesinde yapılan Vergi Kimlik Numarası (VKN) tespitine ilişkin düzenlemeler devreye girmektedir.

      Söz konusu düzenlemelere bakıldığında ise; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 76 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, “Bankaların, kimliklerini ve vergi numaralarını belgelemeyen müşterileri adına mevduat, katılım fonu, kredi ve her ne ad altında olursa olsun hesap açmaları, sözleşme düzenlemeleri, havale ve kambiyo hizmetleri ile diğer bankacılık ve malî hizmetleri vermeleri yasaktır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurumun görüşü alınarak Malîye Bakanlığınca düzenlenir. Bu fıkra hükmüne ve Malîye Bakanlığınca yapılan düzenlemelere uymayanlar hakkında 2.4.1998 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmünün uygulanması bu Kanunun kovuşturma usûlü hükümlerine tâbi değildir.’’ hükmünü amirdir. Maliye Bakanlığı söz konusu yetkiyi 19.06.2001 tarihli ve 24437 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 2 Seri Nolu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliği kapsamında kullanmış ve 01.09.2001 tarihinden itibaren bankaların, bankacılık ve mali hizmetlerinde, müşterilerinin vergi kimlik numaralarını tespit edecekleri ve kullanacakları hususunu düzenlenmiştir (Maliye Bakanlığı ön ödemeli kartlarda kimlik tespitine ilişkin Türkiye Bankalar Birliği ile yaptığı muhtelif tarihli yazışmalarda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 76 ncı maddesi kapsamında Maliye Bakanlığı’nca yapılan düzenlemelerin 4358 sayılı Kanuna ilişkin yapılan düzenlemeler olduğunu belirtmiş, 5549 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan düzenlemelerin ise bu maddeden ayrı yapılan düzenlemeler olduğunu ifade etmiştir).

      4358 sayılı Kanun uyarınca yayımlanan 2 Seri Nolu Vergi Kimlik Numarası (VKN) Genel Tebliği esas alındığında, bankaların verdikleri bankacılık ve mali hizmetlerinde hiçbir limite bağlı olmaksızın müşterilerinin VKN’lerini tespit etmeleri gerektiği görülmektedir. Söz konusu Tebliğ hükümleri, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 76/3 maddesi hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde de, bankaların aşağıdaki hizmetlerinde hiçbir limite bağlı olmaksızın müşterilerinin kimliklerini ve VKN’lerini tespit etmeleri gerektiği ortaya çıkmaktadır.

      a) Mevduat, kredi ve her ne ad altında olursa olsun hesap açılması,

      b) Sözleşme düzenlenmesi,

      c) Havale ve kambiyo hizmetleri ile diğer bankacılık ve mali hizmetlerin verilmesi,

      d) Her nev’i tahvil, bono ve borçlanma senedi işlemleri (bu menkul kıymetlerin satışı için müşteri adına hesap açılması, kupon ve anapara ödemelerinde, veya bu kıymetlerin başka bir hesaba havale işlemlerinde),

      e) Üye işyerlerine kredi kartı okuma makinesi (pos makinesi ve imprinter cihazı) verilmesi işlemlerinde,

      f) Çek ve senet (bono) işlemlerinde (çek karnesi verilecek müşteriler ile her ne ad altında olursa olsun tahsil için alınan çek bedellerinin ödenmesinden önce ödeme yapılacak kişiler ile tahsile kabul edecekleri senetler ve senet karşılığı kullandıracakları avans kredilerinde teminata alacakları senetleri, tahsilat ve teminat için kabul etmeden önce senedi tahsile veya teminata veren kişinin vergi kimlik numarasının tespiti),

      g) Sermaye piyasası faaliyetlerinde müşterilere hesap açmadan, sözleşme ve işlemleri yapmadan önce,

      h) Finansal kiralama (leasing) işlemlerinde,

      i) Sigortacılık işlemlerinde (her türlü sigorta sözleşmeleri yapılmadan önce, sigorta sözleşmeleri yapan banka şubeleri ve sözleşme yapma yetkisine haiz tüm aracı kuruluşlar da bu hükümlere uyacaklardır).

      Aşağıdaki işlemlerde ise işlemlerin 2 Seri Nolu VKN Genel Tebliği’nde belirtilen limitlerin üzerinde olması durumunda VKN tespiti yapılması gerekmektedir.

      a) Havale İşlemlerinde (9.2001 tarihinden itibaren yurt içi ve yurt dışına yapılan beş milyar lira veya muadili yabancı parayı geçen tutardaki Türk Lirası ve döviz havalelerini yapmadan önce göndericinin, havalenin yurt içine yapılması halinde (yurtdışından yapılan havaleler dahil) ödeme yapılmadan önce ayrıca alıcının da vergi kimlik numarası tespit edilecektir. Yabancı para havale miktarının hesaplanmasında T.C. Merkez Bankasının işlem günündeki efektif alış kuru uygulanacaktır. Havale işlemleri için tespit edilen tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır)

      b) 3.000 USD veya muadili efektif/döviz alış ve satış işlemlerinde (2 Sıra Nolu Tebliğ’de yetkili müesseseler esas alınarak yapılan bu düzenlemenin bankalar, özel finans kurumları ve posta merkezleri için de geçerli olduğu belirtilmiştir),

      Aşağıdaki işlemler ise 2 Seri Nolu VKN Genel Tebliği’ne göre VKN tespitinden muaf tutulmuştur.

      a) Yurt dışında yerleşik kişilere verilecek hizmetlerde VKN aranmayacaktır. Ancak, dar mükellefiyete tabi gerçek ve tüzel kişilerden Türkiye’de işyeri olan veya daimi temsilci bulunduranlar, yapacakları bankacılık ve diğer mali işlemlerinde, kendilerinin veya daimi temsilcilerinin adına alınmış vergi kimlik numaralarını kullanacaklardır.

      b) Elektrik, su doğal gaz, telefon, kablolu televizyon faturası, çevre temizlik vergisi, öğrenci sınav harcı ve öğrenci kredisi ödemeleri ve benzeri ödemelerde VKN aranmayacaktır.

      VKN’nin Teyidi: 2 Seri Nolu VKN Tebliği’ne göre yukarıdaki kapsamdaki işlemlerin sahibi, muhatabı veya tarafı olacak gerçek ve tüzel kişiler VKN’lerini, vergi dairesinden almış oldukları vergi kimlik kartı, tahakkuk fişi, tahsil alındısı, vergi dairesi makbuzu, vergi levhası ve vergi dairesi yazısı ile tevsik edebileceklerdir.

      Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası (TCKN) kullanımına ilişkin açıklamaların yer aldığı 3 Seri No.lu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliği’nde, vergi dairesi kayıtlarında Türkiye Cumhuriyeti tabiyetinde bulunan gerçek kişilerin vergi kimlik numaralarının onbir haneli rakamdan oluşan Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası (TCKN)’na dönüştürüldüğü ve 01.07.2006 tarihinden itibaren vergi dairelerince fiilen TCKN kullanılmaya başlanıldığı açıklanmış, T.C. tabiyetinde bulunan gerçek kişiler için vergi kimlik numarası olarak TCKN’nin kullanılmaya başlanıldığı 01.01.2007 tarihinden itibaren belgelerde VKN satırına 11 haneli Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının yazılacağı belirtilmiştir.

      Aynı Tebliğ’de, 4358 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 1 ve 2 Sıra Numaralı Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliğleri’nde belirtilen işlemlere taraf olan ve işlemleri gerçekleştirecek kişi ve kuruluşlara vergi kimlik numaralarını ibraz etmek zorunda bulunan T.C. tabiyetindeki gerçek kişilerin VKN olarak, TCKN’lerini ibraz edecekleri düzenlenmiş; yabancı uyruklu gerçek kişilerle tüzel kişilerin ise kendilerine vergi dairelerince verilen 10 haneli rakamdan oluşan VKN’lerini kullanmaya devam edecekleri belirtilmiştir. Böylece 01.01.2017 tarihinden itibaren T.C. tabiyetindeki gerçek kişilerin yaptığı işlemlerde VKN yerine TCKN kullanımına başlanmıştır.

      TCKN’nin Teyidi: 3 Seri Nolu VKN Tebliği’ne göre T. C. tabiyetinde bulunan gerçek kişiler VKN gerektiren işlemlerde üzerinde TCKN bulunan vergi dairesinden alınmış mükellef kimlik kartı, tahakkuk fişi, vergi dairesi alındısı, vergi levhası gibi belgelerden birini veya nüfus cüzdanlarındaki, kimlik kartı, sürücü belgesi, pasaport gibi kişiyi tanıtıcı belgelerdeki ya da yetkili makamlardan alacakları yazılarda belirtilen Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarını ibraz ederek işlemlerini gerçekleştireceklerdir. Bu çerçevede, gerçek kişilerin bankalar nezdinde gerçekleştirecekleri MASAK mevzuatında belirtilen kimlik tespit sınırının altındaki işlemlerde TCKN’lerinin teyidi bu kişilerin üzerinde TCKN bulunan geçerli bir kimlik belgesi ile yapılabilecektir.

      Yabancı kimlik numarası (YKN) kullanımına ilişkin açıklamaların yer aldığı 4 Sıra No.lu Vergi Kimlik Numarası Genel Tebliğinde ise

      – 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde; “(1) Türkiye’de herhangi bir amaçla en az altı ay süreli yabancılara mahsus ikamet tezkeresi alan yabancılar, Genel Müdürlükçe yabancılar kütüğüne kayıt edilir. Bu kütüğe kayıt edilen yabancılar, her türlü nüfus olaylarını nüfus müdürlüklerine beyan etmekle yükümlüdürler. Diplomatik misyon mensupları bu hükmün dışındadır…” hükmünün yer aldığı;

      – Bu hükme istinaden yayımlanan “Türkiye’de Oturan Yabancıların Nüfus Kayıtlarının Tutulması Hakkındaki Yönetmelik”in “Yabancılara kimlik numarası verilmesi” başlıklı 5 inci maddesinde; yabancılar kütüğünde kayıtlı bulunan kişilerin kaydına ulaşmak, nüfus kayıtları arasında bağ kurmak, kamu kuruluşlarında yabancılarla ilgili olarak tutulan kayıtları ilişkilendirmek ve kimlik numaralarının zorunlu tutulduğu diğer işlemlerde karşılaşabilecekleri sıkıntıları gidermek amacıyla yabancılar kimlik numarası verileceği, yabancılar kimlik numarasının, kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişilerin her türlü işlem ve kayıtlarında esas alınacağının belirtildiği,

      – Yabancı kimlik numarası bulunan yabancılar için vergi kimlik numarası olarak YKN’nin kullanılmaya başlanıldığı 01.07.2010 tarihinden itibaren belgelerde VKN satırına YKN’nin yazılacağı,

      – VKN ibraz zorunluluğu bulunan işlemlerde YKN’si bulunan yabancıların VKN olarak, YKN’lerini ibraz edecekleri,

      belirtilmiştir. Buna göre, yabancı kimlik numarası bulunan yabancı uyruklu gerçek kişilere potansiyel VKN verilmemektedir.

      YKN’nin Teyidi: 4 Seri Nolu VKN Tebliği’ne göre yabancı kimlik numarası bulunan yabancı uyruklu gerçek kişilerin YKN’lerinin teyidi ikamet tezkeresi veya yetkili makamlardan alacakları yazılarda belirtilen yabancı kimlik numaralarının ibraz edilmesiyle gerçekleştirilecektir. Bu çerçevede yabancı kimlik numarası bulunan yabancı uyruklu gerçek kişilerin bankalar nezdinde gerçekleştirecekleri MASAK mevzuatında belirtilen kimlik tespit sınırının altındaki işlemlerde YKN’lerinin teyidi, bu kişilerin üzerinde YKN bulunan geçerli bir ikamet tezkeresi veya yetkili makamlardan alacakları yazılarda belirtilen yabancı kimlik numaralarını ibraz etmeleri suretiyle gerçekleştirilecektir. Öte yandan, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Türkiye Bankalar Birliği’ni muhatap 21.01.2011 tarihli yazısında, bankaların, yabancı kimlik numaralarını sözlü olarak beyan eden yabancı uyruklu gerçek kişilerin YKN’lerini Kimlik Paylaşım Sistemi’nden sorgulayıp teyit ettikleri takdirde ayrıca yazılı belgeye ihtiyaç olmadan işlem yapabilecekleri belirtilmiştir.

      Aşağıdaki tabloda yukarıdaki kimlik ve VKN / TCKN / YKN tespit sınırları ve kuralları dikkate alınarak ve gerçek kişilerce bankalarda hesaba bağlı olmadan gerçekleştirilecek işlemler baz alınarak yapılacak kimlik tespitinde gerçek kişilerden alınması gereken belge, bilgi ve beyanlara ilişkin özet tablo verilmiştir. Yabancı para işlemlerde söz konusu tutar sınırları (işlemlerin TL karşılıkları) belirlenirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından ilgili gün için ilan edilen gösterge niteliğindeki döviz alış kuru veya alım satıma konu olmayan bilgi amaçlı döviz kuru esas alınacaktır.

      GİŞE İŞLEMLERİNDE KİMLİK TESPİT ESASLARI KİMLİK BELGESİ (T.C. Nüfus Cüzdanı / Kimlik Kartı, T.C. Sürücü Belgesi, Pasaport, Mavi Kart, İkamet İzni, Mesleki Kimlik Belgeleri) DEKONT ÜZERİNE ADRES BEYANI DEKONT ÜZERİNE İMZA İLETİŞİM BİLGİLERİ (Varsa Telefon Numarası, e-posta adresi) İŞ VE MESLEK BİLGİSİ AÇIKLAMA
       

      20.000 TL ve ÜZERİ İŞLEMLER                                                    (NAKİT**,HAVALE, VİRMAN, FATURA***, SENET¥, KİRA vb. ÖDEMELERİ)                                                                                                (Birbiriyle bağlantılı işlemlerde toplam tutar dikkate alınır*)

       

       

      KİŞİNİN UYRUĞUNA GÖRE GEÇERLİ KİMLİK BELGESİ ALINIR

       

      ALINIR ALINIR ALINIR ALINIR
      20.000 TL  ALTI İŞLEMLER                              (NAKİT**,HAVALE, VİRMAN ,FATURA***, SENET¥, KİRA vb. ÖDEMELERİ)                                  (Birbiriyle bağlantılı işlemlerde toplam tutar  dikkate alınır*) ALINIR GEREK YOK GEREK YOK GEREK YOK GEREK YOK
       

      2.000 TL VE  ÜZERİ  EFT VE SWIFT İŞLEMLERİ (Birbiriyle bağlantılı işlemlerde toplam tutar  dikkate alınır*)

       

       

      KİŞİNİN UYRUĞUNA GÖRE GEÇERLİ KİMLİK BELGESİ ALINIR

       

      ALINIR ALINIR ALINIR ALINIR
       

      2.000 TL  ALTI  EFT VE SWIFT İŞLEMLERİ      (Birbiriyle bağlantılı işlemlerde toplam tutar  dikkate alınır*)

       

      ALINIR GEREK YOK GEREK YOK GEREK YOK GEREK YOK
       

      3.000 USD VEYA MUADİLİ DÖVİZİN ALTINDAKİ EFEKTİF ALIŞ / SATIŞ İŞLEMLERİNDE

       

      GEREK YOK GEREK YOK GEREK YOK GEREK YOK GEREK YOK  

       

      *Birbiriyle bağlantılı işlem ibaresinden genel olarak aynı müşteri bazında gerçekleştirilen ve aynı mahiyette olan parça parça işlemlerin bütününün anlaşılması gerekmektedir.
      ADRES BEYANI: Banka nezdinde, 3. Şahıs olarak işlem gerçekleştiren kişi adına düzenlenen dekont üzerinde, şahsa ait KPS adres bilgisi yer alması sebebiyle, dekont üzerine “Yukarıdaki adres bana aittir.” ifadesi yazılarak imza alınması adres beyanının alınması konusunda yeterli olacaktır. Dekont üzerinde yer alan adres bilgisinin güncel olmaması durumunda müşteriden yine dekont üzerine, kendi el yazısı ile adres beyanı alınacaktır.
      KİMLİĞİ USULÜNE UYGUN OLARAK TESPİT EDİLENLERİN MÜTEAKİP İŞLEMLERİNDE TEYİT İŞLEMİ : Geçerli kimlik ve yetki belgelerinin ibraz edilmesi ve bu belgelerde yer alan bilgilerin bankada bulunan bilgiler ile karşılaştırılması suretiyle yapılacaktır. Teyit işleminde ilgili evraka işlemi yaptıranın adı ve soyadının yazılması yeterlidir. Bu belgelerin tekrar fotokopilerinin veya elektronik görüntülerinin alınmasına gerek bulunmamaktadır.
      **NAKİT YATAN İŞLEMLERİ: Hesap sahibi olan firmanın tahsildarı Şubeye gelerek alıcı (diğer) firmalardan elden tahsil ettiği bedelleri firmanın hesabına yatırmak istediğinde, işlem açıklaması  “Firma adına Tahsildar Ad-Soyad…tarafından Fatura No’suna İstinaden X Şti’den yapılan tahsilat” şeklinde düzenlenir. Bu durumda, hesap sahibi firma adına kasaya gelerek işlem yapan kişinin (tahsildarın) kimlik ve yetki tespitinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Tahsildar, açıklamada yer alan X Şti adına hareket etmediğinden X Şti ile ilgili kimlik ve yetki tespiti yapılması gerekmemektedir.
      ***FATURA İŞLEMLERİ : 20.000 TL’nin altındaki fatura, SGK ve vergi ödemelerinde ise kişinin VKN/TCKN/YKN’sinin tespiti ve kimlik belgesi fotokopisi alınması zorunluluğu bulunmamaktadır (20.000 TL sınırı belirlenirken fatura özelinde değil, fatura ödeme işlemi için gişeye gelen müşterinin ödemek istediği faturaların toplamının 20.000 TL’nin altında kalması gerekmektedir). Tedbirler Yönetmeliği uyarınca fatura ödeme tutarı ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla fatura ödeme işleminin toplam tutarı 20.000 TL veya üzerinde olduğunda ödeme yapmak isteyen gerçek kişinin (işlemin vekalet veya talimatla yapılması durumunda ayrıca vekalet veren kişinin) kimlik tespitinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
      ¥SENET İŞLEMLERİ : Asıl senet borçlusu dışında üçüncü şahıs tarafından yapılan 20.000,-TL ve üzerindeki senet bedeli ödeme işlemlerinde, hem ödemeyi yapan kişinin hem de senet borçlusunun kimlik tespitinin yapılması gerekmektedir. Senedin ödemesini gerçekleştiren üçüncü kişinin yetki durumunun ise noter onaylı vekâletname üzerinden teyit edilmesi gerekmektedir. Senet borçlusunun kimlik tespitinin bu talimatın gerekli bilgi ve belgeler alınarak yapılamaması durumunda noter onaylı vekâletname üzerinden yapılması mümkündür. Senet borçlusunun daha önce yapılan işlemler nedeniyle kimlik tespitinin yapılmış olması durumunda talep edilen işlem, yazılı talimat üzerinde yer alan senet borçlusu imzasının banka nezdindeki imza ile teyit edilmesi kaydıyla, senet borçlusunun yazılı talimatı ile yapılabilmesi de mümkündür.

      20.000.-TL altındaki senetler için, senedin asıl borçlusundan ödemeyi yapan kişinin senedi teslim almaya yetkili olduğuna dair yetki talimatı alınması esas olmakla birlikte talimatın temin edilememesi halinde yetki talimatı olmadan da sadece ödemeyi yapan kişinin kimlik tespitinin üzerinde TCKN yer alan bir kimlik belgesi ile yapılması suretiyle işlem yapılabilecektir.

      KİRA İŞLEMLERİ : Kiracı adına 3.bir şahıs tarafından yapılan 20.000-TL altı kira yatırma işlemlerinde; kiracının ismi ve kira bedeli açıklaması yazılarak, kimlik tespiti sadece parayı yatırmaya gelen (işlemi talep eden) kişi için üzerinde TCKN bulunan bir kimlik belgesi üzerinden yapılır.

      Kiracı adına üçüncü bir şahıs tarafından yapılan 20.000.-TL ve üstü işlemlerde; kiracının ismi ve kira bedeli açıklaması yazılarak, adına işlem yapılan kişinin (kiracı) kimlik tespiti ve ayrıca parayı yatırmaya gelen kişinin kimlik tespiti yapılır ve para yatırmaya gelen kişinin yetki durumu, noter onaylı vekaletname veya adına hareket edilen müşterinin daha önce yapılan işlemler nedeniyle kimlik tespitinin yapılmış olması durumunda, yazılı talimat üzerinde yer alan müşteri imzasının banka nezdindeki imza ile teyit edilmesi kaydıyla, adına hareket edilen müşterinin yazılı talimatı üzerinden tespit edilir. Adına hareket edilen müşterinin (kiracının) kimlik tespitinin,gerekli belgeler üzerinden yapılamadığı durumda noter onaylı vekâletname üzerinden yapılır.

      DÖVİZ KURLARI: Yabancı para ve yabancı para cinsinden ödemeyi sağlayan belge tutarlarının Türk Lirası karşılıklarının tespitinde, TCMB tarafından ilgili gün için ilan edilen gösterge niteliğindeki döviz alış kuru, efektif işlemlerde efektif alış kuru veya alım satıma konu olmayan bilgi amaçlı döviz kuru esas alınır.

       

  • 40- Bankaların Finansal Tabloları ve Faaliyet Raporlarının KAP Bildirimlerinin Ayrı Tarihlerde Yapılması Mümkün müdür?
    • 13.06.2013 tarihli ve 28676 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği (II-14.1)” (Tebliğ)’nin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4 üncü maddesinde, finansal rapor, finansal tablo ve yönetim kurulu faaliyet raporu tanımları aşağıdaki şekilde verilmiştir:

      Tanımlar ve kısaltmalar

      MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

      b) Finansal raporlar: Finansal tablolar, yönetim kurulu faaliyet raporları ve sorumluluk beyanlarından oluşan raporları,

      c) Finansal tablolar: Dipnotlarıyla birlikte finansal durum tablosu, kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosu, nakit akış tablosu ve özkaynak değişim tablosunu,

      l) Yönetim kurulu faaliyet raporları: 8 inci maddede tanımlanan raporları,

      şeklinde tanımlanmıştır.

      Aynı Tebliğ’in 12 nci maddesinde de, bankaların da aralarında bulunduğu yatırım kuruluşları, finansal raporlarını kamuya açıklamak üzere Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)’na bildirmekle yükümlü kılınmıştır.

      Finansal raporların bildirimi ve kamuya açıklanması

      MADDE 12 – (1) Aşağıdaki işletmeler, finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere KAP’a bildirir.

      a) Sermaye piyasası araçları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören işletmeler,

      b) Portföy yönetim şirketleri,

      c) Yatırım kuruluşları.

      …”

      Dolayısıyla bankaların KAP’a bildirmekle yükümlü oldukları finansal raporların içinde faaliyet raporları da yer almaktadır. Yıllık ve ara dönem finansal raporların KAP’a bildirim süreleri ise Tebliğ’in 10 ve 11 inci maddelerinde düzenlenmiş olup, Tebliğ’in “Finansal raporların bildiriminde usul” başlıklı 12/A maddesinin 3 üncü fıkrasında, 10 uncu ve 11 inci maddelerde yer alan sürelere uyulmak kaydıyla finansal tabloların yönetim kurulu faaliyet raporundan önce bildiriminin mümkün olduğu, bu takdirde hem finansal tablolar hem de yönetim kurulu faaliyet raporu için ayrı ayrı yönetim kurulu kararı alınması ve 9 uncu madde çerçevesinde ayrı ayrı sorumluluk beyanı düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

      Finansal raporların bildiriminde usul

      MADDE 12/A – …

      (3) 12 nci madde kapsamında yapılacak finansal rapor bildirimlerinde, 10 uncu ve 11 inci maddelerde yer alan sürelere uyulmak kaydıyla finansal tabloların yönetim kurulu faaliyet raporundan önce bildirimi mümkündür. Bu takdirde hem finansal tablolar hem de yönetim kurulu faaliyet raporu için ayrı ayrı yönetim kurulu kararı alınması ve 9 uncu madde çerçevesinde ayrı ayrı sorumluluk beyanı düzenlenmesi gerekmektedir.

      Dolayısıyla finansal tabloların KAP bildirimlerinin yönetim kurulu faaliyet raporundan önce yapılması mümkün olup, bu durumda hem finansal tablolar hem de yönetim kurulu faaliyet raporu için ayrı ayrı yönetim kurulu kararı alınması ve ayrı ayrı sorumluluk beyanları düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca bu durumda yönetim kurulu faaliyet raporunun bildirim tarihinin 10 ve 11 inci maddelerdeki bildirim sürelerini geçmemesi gerekecektir.

  • 41- Bankaların Finansal Raporlarına İlişkin KAP’a Yapacakları Bildirimlerin Seans Saati Dışında Yapılması Zorunluluğu Bulunmakta mıdır?
    • 13.06.2013 tarihli ve 28676 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği (II-14.1)” (Tebliğ)’nin 12/1 maddesi uyarınca bankalarında içinde bulunduğu yatırım kuruluşları finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)’na bildirmekle yükümlüdür.

      Bu bildirimlerin zamanlamasına ilişkin aynı Tebliğ’in 12/A maddesinin 2 nci fıkrasında yapılan düzenlemede ise, sermaye piyasası araçları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören işletmelerin, bu Tebliğ kapsamında kamuya açıklanmak üzere KAP’a yapacakları bildirimleri, seans saatleri dışında yapmalarının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla, bankaların, bir borsa ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören sermaye piyasası araçlarının bulunmaması durumunda, finansal raporlarına ilişkin KAP bildirimlerini seans saati içinde yapmaları mümkündür.

      Ancak, bankanın paylarının veya ihraç ettiği borçlanma araçları gibi sermaye piyasası araçlarının borsada ve/veya diğer teşkilatlanmış pazar yerlerinde işlem görüyor olması durumunda finansal raporlara ilişkin KAP bildirimlerinin seans saatleri dışında yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.

      Öte yandan, Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) her yıl finansal rapor ilan tarihlerini yıl başında ilan ettiği Genel Mektuplarla duyurmakta olup, bu mektuplardaki açıklamalarında bildirimlerde dikkate alınması gerekmektedir. Örneğin, MKK 2017 Yılı Finansal Rapor İlan Tarihlerine ilişkin 774 nolu Genel Mektubunda, sermaye piyasası araçları borsada işlem gören ortaklıkların,

      – finansal raporlarının son gönderim tarihinden önceki bir günde kamuya açıklanacak ise ilgili günün son seans kapanış saatinden itibaren, ertesi günün açılış seansından 1 saat öncesine kadar,

      son gönderim tarihinde açıklanacak ise son seans kapanış saatinden itibaren en geç saat 24:00’e kadar KAP’a gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

      Finansal raporların bildiriminin ilgili raporların kabulüne ilişkin yönetim kurulu kararının alındığı tarihten itibaren ne kadarlık bir süre içerisinde yapılabileceğine ilişkin olarak ise Tebliğ’in 12/A maddesinin 1 inci fıkrasında;

      a) Bağımsız denetimden geçmiş finansal raporlar için, bağımsız denetim raporuyla birlikte, bağımsız denetim kuruluşunu temsil ve ilzama yetkili kişinin imzasını taşıyan bir yazı ekinde işletmeye ulaştığı ve aynı gün finansal raporların kabulüne ve bildirimine dair yönetim kurulu kararının alındığı,

      b) Bağımsız denetimden geçmemiş finansal raporlar için ise, finansal raporların kabulüne ve bildirimine dair yönetim kurulu kararının alındığı,

      tarihi izleyen ilk iş günü sonuna kadar KAP bildirimlerinin yapılması gerektiği düzenlenmiştir.

      Dolayısıyla, bankaların finansal raporlarının bağımsız denetimden geçmesi yükümlülüğü bulunduğu için bu raporların kabulüne ve bildirimine dair yönetim kurulu kararının, bu raporların bağımsız denetim raporuyla birlikte, bağımsız denetim kuruluşunu temsil ve ilzama yetkili kişinin imzasını taşıyan bir yazı ekinde bankaya ulaştığı gün alınması gerektiği; söz konusu raporların KAP bildirimlerinin ise ilgili yönetim kurulu kararının alındığı tarihi izleyen ilk iş günü sonuna kadar yapılabileceği anlaşılmaktadır. İlgili bankanın sermaye piyasası araçlarının borsada işlem görmesi halinde ise bu bildirimin seans saatleri dışında yapılması gerekmektedir.

      Finansal raporların bildiriminde usul

      MADDE 12/A – (1) Bu Tebliğ kapsamında KAP’a veya Kurula yapılacak finansal rapor bildirimlerinin;

      a) Bağımsız denetimden geçmiş finansal raporlar için, bağımsız denetim raporuyla birlikte, bağımsız denetim kuruluşunu temsil ve ilzama yetkili kişinin imzasını taşıyan bir yazı ekinde işletmeye ulaştığı ve aynı gün finansal raporların kabulüne ve bildirimine dair yönetim kurulu kararının alındığı,

      b) Bağımsız denetimden geçmemiş finansal raporlar için ise, finansal raporların kabulüne ve bildirimine dair yönetim kurulu kararının alındığı,

      tarihi izleyen ilk iş günü sonuna kadar yapılması gerekir.

      (2) Sermaye piyasası araçları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören işletmelerin, bu Tebliğ kapsamında kamuya açıklanmak üzere KAP’a yapacakları bildirimleri, seans saatleri dışında yapmaları zorunludur.

  • 42- Bankaların Kamuya Açıklayacakları Yıllık ve Ara Dönem Finansal Raporlarına Sorumluluk Beyanı Ekleme Yükümlülükleri Bulunmakta mıdır?
    • 13.06.2013 tarihli ve 28676 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği (II-14.1)” (Tebliğ)’nin 12/1 maddesi uyarınca bankalarında içinde bulunduğu yatırım kuruluşları finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)’na bildirmekle yükümlüdür.

      Söz konusu Tebliğ’in “tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4 üncü maddesinde, finansal raporlar, finansal tablolar, yönetim kurulu faaliyet raporları ve sorumluluk beyanlarından oluşan raporlar olarak tanımlanarak sorumluluk beyanlarının finansal raporların bir parçası olduğu belirtilmiş; ayrıca, aynı maddede sorumluluk beyanının Tebliğ’in 9 uncu maddesinde belirtilen beyanı ifade ettiği belirtilmiştir.

      Tanımlar ve kısaltmalar

      MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

      b) Finansal raporlar: Finansal tablolar, yönetim kurulu faaliyet raporları ve sorumluluk beyanlarından oluşan raporları,

      c) Finansal tablolar: Dipnotlarıyla birlikte finansal durum tablosu, kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosu, nakit akış tablosu ve özkaynak değişim tablosunu,

      ….

      ı) Sorumluluk beyanı: 9 uncu maddede belirtilen beyanı, …

      ifade eder.

      Tebliğ’in “finansal raporlarda sorumluluk beyanları” başlıklı 9 uncu maddesinde ise,

      – yıllık ve ara dönem finansal raporların, bu Tebliğ hükümlerine uygun olarak hazırlanmasından, sunulmasından ve gerçeğe uygunluğu ile doğruluğundan işletme ile kusurlarına ve durumun gereklerine göre işletmenin yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu,

      – işletme yönetim kurulunun, bu Tebliğ kapsamında hazırlanacak finansal tablo ve faaliyet raporlarının kabulüne dair ayrı bir karar alması gerektiği,

      ifade edilmiş ve

      Kamuya açıklanacak yıllık ve ara dönem finansal raporlara, finansal tablo ve faaliyet raporları ile birlikte; finansal raporlamadan sorumlu yönetim kurulu üyeleri ile işletme genel müdürü veya finansal raporlamadan sorumlu yöneticinin aşağıdaki açıklamaları içeren beyanlarının ekleneceği belirtilmiştir:

      a) Finansal tablo ve faaliyet raporunun kendileri tarafından incelendiği,

      b) İşletmedeki görev ve sorumluluk alanında sahip oldukları bilgiler çerçevesinde, finansal tablo ve faaliyet raporunun önemli konularda gerçeğe aykırı bir açıklama veya açıklamanın yapıldığı tarih itibarıyla yanıltıcı olması sonucunu doğurabilecek herhangi bir eksiklik içermediği,

      c) İşletmedeki görev ve sorumluluk alanında sahip oldukları bilgiler çerçevesinde, bu Tebliğ uyarınca hazırlanmış finansal tabloların -varsa konsolidasyon kapsamındakilerle birlikte-işletmenin aktifleri, pasifleri, finansal durumu ve kâr ve zararı ile ilgili gerçeği dürüst bir biçimde yansıttığı ve faaliyet raporunun işin gelişimi ve performansını ve -varsa konsolidasyon kapsamındakilerle birlikte- işletmenin finansal durumunu, karşı karşıya olunan önemli riskler ve belirsizliklerle birlikte, dürüstçe yansıttığı.

      Dolayısıyla, bankalar, söz konusu Tebliğ uyarınca finansal raporlarını kamuya açıklamak üzere KAP’a bildirmekle yükümlü oldukları ve sorumluluk beyanlarının da KAP’a bildirmekle yükümlü olunan finansal raporların bir parçası olması sebebiyle, kamuya açıklanacak yıllık ve ara dönem finansal raporlarına, finansal tablo ve faaliyet raporları ile birlikte; finansal raporlamadan sorumlu yönetim kurulu üyeleri ile banka genel müdürü veya finansal raporlamadan sorumlu yöneticinin yukarıdaki kapsamda açıklamalarını içeren sorumluluk beyanlarını eklemekle yükümlü bulunmaktadırlar.

  • 43- Kredi ve Mevduat Faiz Oranı Değişiklikleri Mevcut Kredi ve Mevduat Hesaplarına Ne Zaman Yansıtılabilir?
    • 22.11.2006 tarihli ve 26354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 16.10.2006 tarihli ve 2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Karar” (Karar)’ın “Faiz oranları ile kar ve zarara katılma oranlarının değiştirilmesi” başlıklı 6 ncı maddesine göre,

      – Mevduat faiz oranlarının değiştirilmesi halinde evvelce açılmış mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranları vadeleri sonuna kadar değiştirilememektedir.

      – Kredi faiz oranları ise, açılmış ve açılacak kredi hesaplarına ilan tarihinden itibaren uygulanabilmektedir.

      Faiz oranları ile kar ve zarara katılma oranlarının değiştirilmesi
      MADDE 6 – (1) Mevduat faiz oranları ile katılma hesapları kar ve zarara katılma oranlarının değiştirilmesi halinde evvelce açılmış mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranları ile katılma hesaplarına uygulanan kar ve zarara katılma oranları vadeleri sonuna kadar değiştirilemez.

      (2) Kredi faiz oranları, açılmış ve açılacak kredi hesaplarına ilan tarihinden itibaren uygulanabilir.

      Kredi faiz oranı değişikliklerine ilişkin Karar’ın 6 ncı maddesinde yer alan yukarıdaki hükmün kredi kartı dışındaki kredilerin faiz oranı değişikliklerini kapsadığını kabul etmek gerekir. Kredi kartı faiz oranı değişikliklerine ilişkin 5464 sayılı Kanun ve alt düzenlemelerinde bulunan değişiklik öncesi ayrı bir bildirim prosedürü bulunmaktadır.

      Tüketici kredileri ve konut finansmanı (mortgage) kredileri faiz oranlarına ilişkin ise ayrı bir durum söz konusudur. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 25 inci maddesine göre, belirli süreli tüketici kredisi sözleşmelerinde faiz oranı sabit olarak belirlenir. Sözleşmenin kurulduğu tarihte belirlenen bu oran tüketici aleyhine değiştirilemez.

      Faiz oranı

      MADDE 25- (1) Belirli süreli tüketici kredisi sözleşmelerinde faiz oranı sabit olarak belirlenir. Sözleşmenin kurulduğu tarihte belirlenen bu oran tüketici aleyhine değiştirilemez.

      (2) Tüketici kredisi sözleşmelerinde, akdî faiz, efektif yıllık faiz veya kredinin toplam maliyetinin yer almaması durumunda, kredi tutarı faizsiz olarak sözleşme süresinin sonuna kadar kullanılır. Efektif faiz oranı, olduğundan düşük gösterilmişse, kredinin toplam maliyetinin hesaplanmasında esas alınacak akdî faiz oranı, düşük gösterilen efektif faiz oranına uyacak şekilde yeniden belirlenir. Bu hâllerde ödeme planı, yapılan değişikliklere göre yeniden düzenlenir.

      Aynı Kanun’un 36 ncı maddesi 2 nci fıkrasına göre, sözleşmede belirtilmek suretiyle konut finansmanına yönelik kredilerde ve finansal kiralama işlemlerinde faiz oranı sabit veya değişken olarak ya da aynı kredi için her iki yöntem esas alınmak suretiyle belirlenebilmektedir. Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi hâlinde, sözleşmenin kurulduğu tarihte belirlenen oran tarafların rızası dışında değiştirilememektedir. Oranın değişken olarak belirlenmesi hâlinde ise, başlangıçta sözleşmede belirlenen oran, dönemsel geri ödeme tutarı başlangıçta sözleşmede belirlenen azami dönemsel geri ödeme tutarını aşmamak koşuluyla ve sözleşmede belirlenecek yurt içinde veya yurt dışında genel kabul görmüş ve yaygın olarak kullanılan endekslerden en düşük olanı baz alınarak değiştirilebilmektedir.

      Faiz oranı

      MADDE 36- (1) Kredilerde geri ödeme tutarlarının, finansal kiralama işlemlerinde ise kira bedellerinin anaparayı aşan kısmı bu madde kapsamında faiz olarak kabul edilir.

      (2) Sözleşmede belirtilmek suretiyle konut finansmanına yönelik kredilerde ve finansal kiralama işlemlerinde faiz oranı sabit veya değişken olarak ya da aynı kredi için her iki yöntem esas alınmak suretiyle belirlenebilir. Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi hâlinde, sözleşmenin kurulduğu tarihte belirlenen oran tarafların rızası dışında değiştirilemez. Oranın değişken olarak belirlenmesi hâlinde ise, başlangıçta sözleşmede belirlenen oran, dönemsel geri ödeme tutarı başlangıçta sözleşmede belirlenen azami dönemsel geri ödeme tutarını aşmamak koşuluyla ve sözleşmede belirlenecek yurt içinde veya yurt dışında genel kabul görmüş ve yaygın olarak kullanılan endekslerden en düşük olanı baz alınarak değiştirilebilir. Oranların değişken olarak belirlenmesi hâlinde bu yöntemin muhtemel etkileri konusunda tüketicilerin bilgilendirilmesi şarttır. Bu amaçlarla kullanılabilecek referans faizler ve endeksler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenir.

      Yine tüketici kredilerinden alınan faiz dışındaki ücret ve masrafların değiştirilmesi halinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yürürlüğe konulan ve 03.10.2014 tarihli ve 29138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hükümlerinde yer alan bildirim ve onay prosedürleri bulunmaktadır.

      2016/11188 sayılı Karar’ın 5 inci maddesine göre bankaların, mevduat ve kredi faiz oranları ile katılma hesapları kar ve zarara katılma oranlarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nca yayımlanacak tebliğler ile belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde TCMB’ye bildirmeleri ve ilan etmeleri gerekmektedir. Bu madde uyarınca TCMB’ce, 09.12.2006 tarihli ve 26371 sayılı Resmî Gazete’de “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)” (Tebliğ) yayımlanmıştır.

      Bu Tebliğ’in 6 ncı maddesi uyarınca da bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarının uygulamaya konulmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde TCMB’ye bildirilmesi gerekmektedir.

      Bildirme ve ilan
      MADDE 6 – (1) Bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kâr ve zarara katılma azami oranları uygulamaya konulmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilir.

      (2) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.

  • 44- Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)’nun İlgili Düzenlemelerindeki Nitelikli Yatırımcı Tanımına Hangi Yatırımcılar Girmektedir?
    • II-5.2 Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı Tebliği’nin 4 üncü maddesinde “Nitelikli Yatırımcı”; Sermaye Piyasası Kurulu (SPK/Kurul)’nun yatırım kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerinde tanımlanan ve talebe dayalı olarak profesyonel kabul edilenler de dahil profesyonel müşteriler olarak tanımlanmıştır.

      III-39.1 Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ’in “Talebe dayalı olarak profesyonel müşteri kabul edilecek müşteriler” başlıklı 32 inci maddesinin üçüncü fıkrasında da “Kurulun ilgili düzenlemelerinde yer alan nitelikli yatırımcı tanımı kapsamında, talebe dayalı olarak profesyonel kabul edilecek müşterilerin belirlenmesinde bu maddenin birinci fıkrasında yer alan şartlardan sadece  (b) bendindeki şartı sağlayanlar nitelikli yatırımcı olarak kabul edilir.” denilmekte olup, talebe dayalı profesyonel müşteriler “nakit mevduatlarının ve sahip olduğu sermaye piyasası araçlarının da dâhil olduğu finansal varlıkları toplamının 1.000.000 Türk Lirası tutarını aşması” şartını sağlayan müşteriler olarak belirlenmiştir.

      Buna göre nitelikli yatırımcılar

      1- Profesyonel müşteriler,

      2- Nakit mevduatlarının ve sahip olduğu sermaye piyasası araçlarının da dâhil olduğu finansal varlıkları toplamının 1.000.000 Türk Lirası tutarını aşan müşteriler

      olarak sayılabilir.

      Profesyonel müşteriler ise; III-39.1 Sayılı Tebliğ’in “Profesyonel müşteri ve genel müşteri” başlıklı 31 inci maddesinin birinci fıkrasında,

      a) Aracı kurumlar, bankalar, portföy yönetim şirketleri, kolektif yatırım kuruluşları, emeklilik yatırım fonları, sigorta şirketleri, ipotek finansman kuruluşları, varlık yönetim şirketleri ile bunlara muadil yurt dışında yerleşik kuruluşlar.

      b) Emekli ve yardım sandıkları, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi uyarınca kurulmuş olan sandıklar.

      c) Kamu kurum ve kuruluşları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi uluslararası kuruluşlar.

      ç) Nitelikleri itibarıyla bu kurumlara benzer olduğu Kurulca kabul edilebilecek diğer kuruluşlar.

      d) Aktif toplamının 50.000.000 Türk Lirası, yıllık net hâsılatının 90.000.000 Türk Lirası, özsermayesinin 5.000.000 Türk Lirasının üzerinde olması kıstaslarından en az ikisini taşıyan kuruluşlar.

      e) 32 nci maddede tanımlanan talebe dayalı olarak profesyonel kabul edilen müşteriler.

      olarak sayılmış olup, (e) bendinin uygulaması nakit mevduatlarının ve sahip olduğu sermaye piyasası araçlarının da dâhil olduğu finansal varlıkları toplamının 1.000.000 Türk Lirası tutarını aşan müşteriler olarak dikkate alınacaktır.

      Diğer taraftan, II-5.2 Sayılı Tebliğ’in “Nitelikli yatırımcılara yapılacak satışlara ilişkin özel hükümler” başlıklı 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Bir yatırımcının nitelikli yatırımcı olduğuna ilişkin bilginin, ilgiliden alınan beyan üzerine MKK üyesi yatırım kuruluşları tarafından MKS’de kayıt altına alınması zorunludur. MKK üyesi yatırım kuruluşlarından birisi tarafından yapılacak kayıt, bir yatırımcının nitelikli yatırımcı olarak kabul edilmesi için yeterlidir. Nitelikli yatırımcıların sahip oldukları tüm tekil hesaplar nitelikli olarak kabul edilir. Ancak müşterek hesapların nitelikli olarak kabul edilebilmesi için hesap sahibi tüm kişilerin nitelikli yatırımcı özelliğini taşıması gerekir. Kurumsal yatırımcıların MKK nezdinde kaydı tutulan nitelikli yatırımcılar arasına dahil edilmesi, kurumsal yatırımcılardan beyan alınmasına gerek bulunmaksızın MKK üyesi yatırım kuruluşları tarafından res’en yerine getirilir. Bir yatırımcının MKK nezdinde kaydı tutulan nitelikli yatırımcılar arasında bulunup bulunmadığının kontrol edilebilmesini teminen, MKK üyesi yatırım kuruluşlarının erişimine olanak sağlayacak şekilde MKK tarafından gerekli sistem kurulur.” denilmektedir.

      Diğer taraftan II-5.2 Sayılı Tebliğ’in 9 uncu maddesinde kurumsal yatırımcılardan beyan alınmasına gerek olmadığı hükmü yer almakta olup, aynı Tebliğ’in 4 üncü maddesinde, “Kurumsal Yatırımcı”; Kurul’un yatırım kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerinde tanımlanan ve talebe dayalı olarak profesyonel kabul edilenler dışındaki profesyonel müşteriler olarak tanımlanmıştır. Buna göre Kurumsal Yatırımcı “profesyonel müşteriler”dir.

      Sonuç olarak nitelikli yatırımcı tanımlamasında;

      a) Aracı kurumlar, bankalar, portföy yönetim şirketleri, kolektif yatırım kuruluşları, emeklilik yatırım fonları, sigorta şirketleri, ipotek finansman kuruluşları, varlık yönetim şirketleri ile bunlara muadil yurt dışında yerleşik kuruluşlar.

      b) Emekli ve yardım sandıkları, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi uyarınca kurulmuş olan sandıklar.

      c) Kamu kurum ve kuruluşları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi uluslararası kuruluşlar.

      ç) Nitelikleri itibarıyla bu kurumlara benzer olduğu Kurul’ca kabul edilebilecek diğer kuruluşlar.

      d) Aktif toplamının 50.000.000 Türk Lirası, yıllık net hâsılatının 90.000.000 Türk Lirası, özsermayesinin 5.000.000 Türk Lirasının üzerinde olması kıstaslarından en az ikisini taşıyan kuruluşlar.

      e) Nakit mevduatlarının ve sahip olduğu sermaye piyasası araçlarının da dâhil olduğu finansal varlıkları toplamının 1.000.000 Türk Lirası tutarını aşan müşteriler

      dikkate alınmaktadır.

      Yalnızca (e) bendinde yer alan müşterilerden beyan alınır, diğer bentlerde sayılan Kurumsal Müşteriler’den beyan alınmasına gerek yoktur.

      Bu müşterilerin tamamı için Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK)’ye nitelikli yatırımcı tanımlaması yapılır.

      Nitelikli yatırımcılar açısından dikkat edilecek bir diğer husus ise nitelikli yatırımcının Profesyonel Müşteri-Genel Müşteri ayrımından farklı olduğudur. Profesyonel müşterilerin tamamı nitelikli yatırımcı gibi değerlendirilip MKK’da tanımlaması yapılabilirken, yatırım kuruluşunun müşteri sınıflandırması işlemlerinde tüm nitelikli yatırımcılar profesyonel müşteri olarak sınıflandırılamaz.

  • 45- Ticari Krediler Dahil Kredi ve Mevduat Faiz Oranları ile Komisyon ve Masraflarına İlişkin Bildirim ve İlan Yükümlülükleri Nelerdir?
    • 16.10.2006 tarihli ve 2006/11188 sayılı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar Dahil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı”nın “Bildirme ve İlan” başlıklı 5 inci maddesinde, bankaların, mevduat ve kredi faiz oranlarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nca yayımlanacak tebliğler ile belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde TCMB’ye bildirmek ve ilan etmek zorunda oldukları hüküm olunmuştur.

      Bildirme ve ilan

      MADDE 5 – (1) Bankalar, mevduat ve kredi faiz oranları ile katılma hesapları kâr ve zarara katılma oranlarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca yayımlanacak tebliğler ile belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde bu Bankaya bildirmek ve ilan etmek zorundadırlar.

      Bu Karar uyarınca 9.12.2006 tarihli ve 26371 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)” (2006/1 Sayılı Tebliğ)’in “Bildirme ve ilan” başlıklı 6 ncı maddesinde de, bankaların, TCMB’ye bildirdikleri azami oranlarını aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan etmeleri ve bu oranları internet sitelerinde yayımlamaları hüküm olunmuştur. 

      Bildirme ve ilan
      MADDE 6 – (1) Bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kâr ve zarara katılma azami oranları uygulamaya konulmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilir.

      (2) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.

      Görüldüğü gibi 2006/1 sayılı TCMB Tebliği, mevduat ve kredi faiz oranlarının banka şubelerinde ilan edilmesi ve internet sitesinde yayımlanmasını öngörmektedir. Bu Tebliğ’de faiz dışındaki komisyon ve masrafların ilan edilmesine ilişkin bir yükümlülük öngörülmemiştir.

      Bu Tebliğe ilişkin 13.03.2007 tarihli TCMB Uygulama Talimatı’nda da, bankaların TCMB’ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını, vadelerine göre (farklı gün sayısı ve hesap tutarlarına göre farklı faiz oranı uygulanıyorsa bu vade ve tutarlara ilişkin bilgiler de dahil olmak üzere) tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan edecekleri ve bu oranları ayrıca internet sitelerinde yayımlayacakları belirtilmiştir.

      TCMB’nin 13.03.2007 tarihli talimatı ve ekinde yer alan bildirim formları TCMB’nin 07.01.2011 tarihli ve 24 sayılı yazısı ile güncellenmiştir. 07 Ocak 2011 tarihli TCMB talimatına göre;

      – Bankaların mevduat hesaplarında uygulanmak üzere belirledikleri yıllık azami faiz oranlarının EK: 1(A) örnek bildirim formu,

      – Reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanmak üzere belirledikleri yıllık azami kredi faiz oranlarının Ek: 3 örnek bildirim formu,

      – Bankaların ilan ettikleri yıllık mevduat faiz oranlarının 2007/1 sayılı TCMB Tebliği’nde tanımlanan vadeler ve türler çerçevesinde Ek: 1(B) örnek bildirim formu,

      – Bankalarca reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredi işlemlerinde faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları ile bankacılık hizmet komisyonlarının Ek: 5 bildirim formu

      esas alınarak TCMB’ye bildirilmesi gerekmektedir. Kredilere ilişkin bu faiz oranı bildirimleri ve şubelerde yapılması gereken ilanlar hem bireysel hem de ticari kredi faiz oranlarını içermek zorundadır.

      07.01.2011 tarihli TCMB Talimatı eki bildirim formlarında reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredi işlemlerinde faiz dışında sağlanacak diğer menfaatler ve tahsil olunacak masraflar ile bankacılık hizmet komisyonlarının bildirilmesine ilişkin ayrı bir bildirim formu (Ek: 5) olmasına karşın bu komisyonların şubelerde ilan edilmesine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. 07.01.2011 tarihli TCMB talimatında da, bankaların TCMB’ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, sadece mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını, vadelerine göre şubelerinde ve internet sitelerinde ilan etmeleri öngörülmüştür. Komisyon ve masrafların ilanına ilişkin böyle bir yükümlülük getirilmemiştir.

      Yukarıdaki TCMB talimatları dışında bankaların faiz oranları ve faiz dışında tahsil ettikleri komisyon ve masrafların şubelerinde ve internet sitelerinde ilanına ilişkin ilgili mevzuatta yer alan düzenlemeler aşağıda yer almaktadır:

      Bireysel Müşterilerden Tahsil Edilen Komisyon ve Masrafların İnternet Sitesinde İlanı

      Bankaların bireysel müşterilere sundukları hizmetler karşılığında farklı adlar altında tahsil ettikleri her türlü faiz dışı unsur ve her türlü yasal kesintiyi (BSMV, KKDF vb.) BDDK’nın 06.01.2011 tarihli ve 2011/1 sayılı Genelgesi uyarınca internet sitelerinin açılış sayfasında kuruluş birliklerince belirlenen ortak bir sembol üzerinden yayımlamaları ve BDDK internet sitesinde yayımlanmak üzere XML ortamında BDDK’ya göndermeleri gerekmektedir.

      KOBİ’lere Kullandırılan Kredilerden Tahsil Edilen Faiz ve Komisyonların İnternet Sitesinde İlanı

      Bankaların KOBİ’lere kullandırılan kredilere ilişkin faiz ve her ne ad altında olursa olsun tahsil ettikleri tüm parasal unsurları da BDDK’nın 30.05.2014 tarihli yazısı uyarınca Kurum’un yukarıda belirtilen 06.01.2011 tarihli ve 2011/1 sayılı Genelgesi’ne uygun olarak bireysel müşterilere yönelik “Ürün ve Hizmet Ücret Uygulamasında” olduğu gibi internet sitelerinin ana sayfalarında yayımlamaları ve BDDK internet sitesinde yayımlanmak üzere XML ortamında BDDK’ya göndermeleri gerekmektedir.

      Banka Şubelerinde Tüketici Kanunu Uyarınca BDDK’ca Yapılan Düzenlemeler Uyarınca İlan Edilmesi Gereken Ücretler

      03.10.2014 tarihli ve 29138 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin  6 ncı maddesi uyarınca TBB tarafından BDDK’nın uygunluğu alınarak hazırlanan “Finansal Tüketicilerden Alınabilecek Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Kapsamında Ücretlendirilebilecek Ürün ve Hizmetlere İlişkin İzahname”nin 4/2 maddesi uyarınca banka şubelerinin görülebilecek yerlerinde bireysel müşterilerden alınan aşağıda yer alan ana kalem ücretlerinin azami ve asgari tutar ve oranlarının ilan edilmesi gerekmektedir:

      (a) Hesap işletim ücreti

      (b) Kredi kartı yıllık üyelik ücreti

      (c) Şube para çekme ücreti

      (ç) Şube Elektronik Fon Transfer ücreti (EFT)

      (d) Şube havale ücreti

      (e) Şube SWIFT ücreti

      (f) Kiralık kasa ücreti

      (g) Şube arşiv-araştırma ücreti

      Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik Uyarınca Tüketicilere Verilmesi Gereken Bilgilendirme Formları

      Bankaların “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 5/4 fıkrası uyarınca finansal tüketiciler ile yapılacak sözleşmeler kapsamında sunulacak ürün veya hizmetlerin ücret tarifesini ve bilgi verilmesi gereken diğer hususları göstermek üzere sözleşmeye ilişkin her bir ürün veya hizmetin asgari olarak; adı ya da tanımı, vadesi ya da süresi, tahsil edilecek faiz, kâr payı veya ücret kalemleri ile bunların tahsil yöntemi, geçerli olduğu süre, geçerlilik süresi sonunda yapılacak değişikliğin tutarı, oranı ya da değişikliğin hangi esasa göre yapılacağı hususlarını içerecek şekilde bilgilendirme formu hazırlamaları ve sözleşmenin yazılı olarak kurulması durumunda bu formun/formların taraflarca imzalanmış bir nüshasını finansal tüketiciye vermeleri gerekmektedir. Kalıcı veri saklayıcısı ve telefon aracılığıyla kurulan sözleşmelerde finansal tüketiciye bu bilgilendirme kullanılan araca uygun şekilde yapılır. İspat yükü kuruluşlara aittir.

      Yönetmeliğin 9/5 fıkrası uyarınca bu bilgilendirme formlarının bir örneğine kuruluşların internet sitelerinde ücretsiz erişim imkânı sağlanmalıdır.

      Ayrıca, aynı Yönetmeliğin 9/1 fıkrasında finansal kuruluşlara, kredi ürünlerinin kullanılması hâlinde ortaya çıkacak faiz, kâr payı oranı ve ücret bilgilerini detaylı bir şekilde gösteren hesaplama araçlarını internet sitelerinde sunma yükümlülüğü getirmiştir.

      Ticari Kredi Komisyonları

      Yukarıda verilen bilgilerden görüleceği üzere KOBİ kredileri dışındaki kredilerden tahsil edilen masraf ve komisyonların internet sitesi ya da banka şubelerinde ilanı zorunluluğu bulunmamakla birlikte, BDDK’nın 21.05.2018 tarihli yazısı ile ticari kredilere ilişkin düzenlenecek kredi sözleşmelerinde;

      1- Komisyon ve sair masraf kalemlerinin açık, anlaşılır ve öngörülebilir olması,

      2- Sözleşmenin yapıldığı tarih sonrasında borçluya ilave maliyet getirebilecek unsur ve değişkenler hakkında belirsizliğe mahal vermeyecek şekilde açıklayıcı bilgilendirme yapılması ya da bu hususlara sözleşme ekinde yer verilmesi,

      3- Temerrüt faizinin sözleşmeyle belirlendiği durumlarda, temerrüt faizine ilişkin hususların açık, anlaşılır ve öngörülebilir şekilde belirlenmesi,

      gerektiği belirtilmiştir.

      Bu çerçevede, ticari kredi masraf ve komisyon kalemlerine düzenlenecek kredi sözleşmelerinde ya da sözleşme ekinde yer verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.

  • 46- Bankalarda Hangi Pozisyon ve Unvandaki Personel İçin Sermaye Piyasası Mevzuatı Uyarınca Lisans Alma Zorunluluğu Bulunmaktadır?
    • Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) tarafından 14.08.2014 tarihli ve 29088 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Sermaye Piyasasında Faaliyette Bulunanlar İçin Lisanslama ve Sicil Tutmaya İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (VII-128.7)” (Lisanslama Tebliği)’in 6/1 fıkrası uyarınca halka açık ortaklıklarda, yatırım kuruluşlarında, kolektif yatırım kuruluşlarında, derecelendirme kuruluşlarında, gayrimenkul değerleme şirketlerinde ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (Kanun)’nda yer alan diğer kurumlarda çalışanlardan belirli unvan veya niteliklere sahip olanlar, Kurul düzenlemeleri ile zorunlu tutulması halinde, aynı Tebliğ’in 5 inci maddesinde sayılan aşağıdaki lisans türlerinden bir veya birkaçına sahip olmak zorundadırlar:

      a) Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 Lisansı,
      b) Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 2 Lisansı,
      c) Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı,
      ç) Türev Araçlar Lisansı,
      d) Kurumsal Yönetim Derecelendirme Lisansı,
      e) Kredi Derecelendirme Lisansı,
      f) Konut Değerleme Lisansı,
      g) Gayrimenkul Değerleme Lisansı

      Lisanslama Tebliği’nin 6/2 fıkrası uyarınca Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansına sahip olanlar Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 2 veya Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 Lisansının gerekli olduğu, Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 2 Lisansına sahip olanlar Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 Lisansının gerekli olduğu, Gayrimenkul Değerleme Lisansına sahip olanlar da Konut Değerleme Lisansının gerekli olduğu görevlerde çalışabilirler.

      Bankalarda lisans gerektiren unvan ve görevler Lisanslama Tebliği’nin EK-1’inde aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:

      Banka (Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde yetkili oldukları yatırım hizmet ve faaliyetleriyle ilgili olarak aranır)

      Birim Yöneticisi ve Birim Yöneticisi ile İhtisas Personeli Arasındaki Yöneticiler

      a) Müşteri temsilcilerinin bağlı olduğu birimin yöneticisi

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı

      (Türev araç işlemleri yapılması halinde Türev Araçlar Lisansı aranır. Türev araç ve türev araç dışındaki işlemlerin birlikte yapılması halinde sadece Türev Araçlar Lisansı yeterlidir.)

      b) Türev araçlar personelinin bağlı olduğu birimin yöneticisi Türev Araçlar Lisansı
      c) Portföy aracılığı birimi yöneticisi

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı

      (Türev araç işlemleri yapılması halinde Türev Araçlar Lisansı aranır. Türev araç ve türev araç dışındaki işlemlerin birlikte yapılması halinde sadece Türev Araçlar Lisansı yeterlidir.)

      ç) Kurumsal finansman uzmanı, araştırma uzmanı, yatırım danışmanı, portföy yöneticisinin işlevsel olarak bağlı olduğu birimin yöneticileri  Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı
      d) Risk yönetim elemanının bağlı olduğu birimin yöneticileri

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı

      (Türev araç işlemleri yapılması halinde Türev Araçlar Lisansı aranır. Türev araç ve türev araç dışındaki işlemlerin birlikte yapılması halinde sadece Türev Araçlar Lisansı yeterlidir.)

      e) Genel saklama faaliyetlerini yürüten takas ve operasyon sorumlusu ile türev araçlar muhasebe ve operasyon sorumlusunun bağlı olduğu birimin yöneticileri  Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı
      Müşteri Temsilcisi (emir iletimine aracılık, işlem aracılığı, portföy aracılığı faaliyetleri sırasında müşteri temsilciliği yapan personel) Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 Lisansı
      Türev Araçlar Personeli (türev araçlar müşteri temsilcisi ile türev araçlar muhasebe ve operasyon sorumlusu dışındaki türev araçlar personeli) Türev Araçlar Lisansı
      Portföy aracılığı faaliyetlerine ilişkin olarak müşteriye satışı yapılacak türev araç sözleşmeleri de dahil olmak üzere sermaye piyasası araçlarının fiyat, dayanak varlık, getiri vb. şartlarını belirleyen, buna ilişkin hesaplamaları yapan personel

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı

      (Türev araç işlemleri yapılması halinde Türev Araçlar Lisansı aranır. Türev araç ve türev araç dışındaki işlemlerin birlikte yapılması halinde sadece Türev Araçlar Lisansı yeterlidir.)

      Risk Yönetim Elemanı (portföy aracılığı faaliyetlerinden kaynaklanan risklerin takibinden sorumlu personel)

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı

      (Türev araç işlemleri yapılması halinde Türev Araçlar Lisansı aranır. Türev araç ve türev araç dışındaki işlemlerin birlikte yapılması halinde sadece Türev Araçlar Lisansı yeterlidir.)

      Araştırma Uzmanı (mevduat ve katılım bankalarında genel yatırım tavsiyelerinin hazırlanmasından sorumlu olan personeli de kapsar) Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı
      Yatırım Danışmanı Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı
      Portföy Yöneticisi

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı

      (Türev araç işlemleri yapılması halinde Türev Araçlar Lisansı aranır. Türev araç ve türev araç dışındaki işlemlerin birlikte yapılması halinde sadece Türev Araçlar Lisansı yeterlidir.)

      Kurumsal Finansman Uzmanı Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı
      Takas ve Operasyon Sorumlusu
      a) Takas ve Operasyon Sorumlusu Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 Lisansı
      b) Türev Araçlar Muhasebe ve Operasyon Sorumlusu

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 Lisansı

      Yukarıdaki unvanların içerdiği görevler ise SPK tarafından 17.12.2013 tarihli ve 28854 sayılı Resmî Gazete’de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayımlanan “Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ III-39.1“de açıklanmıştır. Bu Tebliğ’in 18 inci maddesinde yukarıdaki tabloda geçen unvanlara ilişkin açıklamalar ile yönetici ve ihtisas personeli tanımları verilmiştir.

      Yine Sermaye Piyasası Kurulu’nun i-SPK.37.1 (27.06.2014 tarih ve 20/661 s.k.) sayılı İlke Kararı olarak yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber” (Rehber)’inin, “5. Banka personelinin bağlı olduğu yönetici ile ihtisas personeli arasında yer alan kademelerdeki yöneticiler” başlıklı maddesinde de, bankalarda yatırım hizmet ve faaliyetleriyle ilgili olarak istihdam edilen personelin kurum içi unvanından bağımsız olarak Yatırım Kuruluşları Tebliği uyarınca öngörülen görev tanımına karşılık gelen unvanı dikkate alınarak lisans yükümlülüğünün belirlenmesi gerektiği açıklaması yapılmıştır.

      Bu çerçevede, bankalarda yatırım hizmet ve faaliyetleri ile ilgili görev yapan personelin kurum içi unvanlarına bakılmaksızın görev tanımları esas alınarak lisans yükümlülüklerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, aşağıda görev tanımlarına ilişkin açıklamalar yer almakta, yukarıdaki tabloda da bu görev tanımlarına karşılık gelen lisans yükümlülükleri verilmektedir.

      Yöneticiler

      17.12.2013 tarihli ve 28854 sayılı Resmî Gazete’de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayımlanan “Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ III-39.1” (III-39.1 sayılı Tebliğ)’in 18/2 fıkrasında, yöneticilerin, yönetim kurulu üyeleri, genel müdür ve genel müdür yardımcıları ile ihtisas personelinin görev aldığı birimlerin, bağlı bulunduğu tüm kademelerdeki yöneticiler, bu birimlerde yönetici ile ihtisas personeli arasındaki kademelerde görev yapan personel (müdür yardımcısı, yönetmen vb.), şube müdürü ve irtibat bürosu sorumlusundan oluştuğu belirtilmiştir. Aynı fıkrada, banka şubelerinde çalışan ihtisas personelinin yöneticisinin, söz konusu personelin sunulan yatırım hizmet ve faaliyetleriyle ilgili işlevsel olarak bağlı bulunduğu birimin yöneticisi olduğu belirtilmiştir.

      Banka Personelinin İşlevsel Olarak Bağlı Olduğu Yönetici

      SPK tarafından yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber”de banka şubelerinde görev yapan ihtisas personelinin yöneticisi olarak sayılacak kişilere ilişkin aşağıdaki açıklama yapılmıştır.

      4. Banka personelinin işlevsel olarak bağlı olduğu yönetici:

      Yatırım Kuruluşları Tebliği’nin “Yatırım kuruluşlarının personeli” başlıklı 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında; banka şubelerinde çalışan ihtisas personelinin yöneticisi; söz konusu personelin sunulan yatırım hizmet ve faaliyetleriyle ilgili işlevsel olarak bağlı bulunduğu birimin yöneticisi olarak tanımlanmaktadır.

      Banka şubelerinde görev yapan personelin hiyerarşik olarak şube müdürlerine bağlı olmakla birlikte yatırım hizmet ve faaliyetleri ile ilgili olarak banka genel müdürlüğünde bulunan birimlerin talimatları ile hareket ettiği göz önüne alınarak; Yatırım Kuruluşları Tebliği’nin “Yatırım kuruluşlarının personeli” başlıklı 18 inci maddesinin ikinci fıkrasına ilişkin olarak aşağıdaki uygulama esasları kabul edilmiştir:

      “Banka şubelerinde çalışan ihtisas personelinin, sunulan yatırım hizmet ve faaliyetleriyle ilgili olarak yaptıkları görevin içeriği ve tanımı dikkate alındığında talimatları aldığı ve işlevsel olarak bağlı bulunduğu birimin yöneticisinin aranan lisans belgesine sahip olması gerekmektedir.”

      Bu çerçevede, banka şubelerinde çalışan müşteri temsilcilerinin SPK faaliyetleri yönünden Genel Müdürlük portföy aracılığı birimine bağlanmasının ve müşteri temsilcilerinin bağlı olduğu birim yöneticisi için aranan lisans şartının Şube Müdürleri yerine ilgili Genel Müdürlük portföy aracılığı birimi yöneticisi tarafından yerine getirilmesinin mümkün olduğu düşünülmektedir.

      İhtisas Personeli

      III-39.1 sayılı Tebliğ’in 18/3 fıkrası uyarınca İhtisas personeli, yöneticilere bağlı olarak çalışan personeldir. İhtisas personeli, müşteri temsilcisi, türev araçlar müşteri temsilcisi, borsa üye temsilcisi, araştırma uzmanı, yatırım danışmanı, kurumsal finansman uzmanı ve portföy yöneticisi, takas ve operasyon sorumlusu ile türev araçlar muhasebe ve operasyon sorumlusundan oluşur.

      Müşteri Temsilcisi

      III-39.1 sayılı Tebliğ’in 18/4 fıkrası uyarınca müşteri temsilcisi, merkez dışı örgütler, seans salonları ve çağrı merkezleri de dahil olmak üzere yatırım kuruluşlarında, müşteri emirlerini alan, emirleri ilgili piyasa veya kuruluşlara ileten, müşterilere genel yatırım tavsiyesi veya finansal bilgi sunan, emir alma sürecinde müşteri risklerini ve teminat durumlarını takip eden, müşterileri hesapları hakkında bilgilendiren, müşterilerin nakit alacaklarını değerlendiren, yatırım hizmet ve faaliyetleriyle ilgili pazarlama faaliyetlerini yürüten ve benzeri işlemleri kısmen veya tamamen yerine getiren personeldir. Bu faaliyetlerin türev araçlara  ilişkin olarak yürütülmesi durumunda bu faaliyetleri kısmen veya tamamen yerine getiren personel “türev araçlar müşteri temsilcisi” olarak addolunur.

      Banka Şubelerinde Müşteri Temsilcisi Olarak Görev Yapan ve Türev İşlem Yapan Personelin Sahip Olması Gereken Lisans

      Türkiye Bankalar Birliği (TBB)’nin Lisanslama Tebliği’nde yer alan yardımcı personel olarak çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin SPK’ya 2018 yılında yaptığı talep sırasında yapılan görüşmelerde, banka şubelerinde, Türev araçlar Müşteri Temsilcisi olarak görev yapan personelin Türev Araçlar Lisansına değil, diğer müşteri temsilcileri ile aynı şekilde SPL-1 lisansına sahip olması gerektiği yorumu yapılmıştır. Bu yoruma dayanak olarak Lisanslama Tebliği’nin EK-3 “Daha Önce Verilen Lisans Belgelerinin Denklik Durumu” başlıklı tabloda önceki mevzuatta “Türev Araçlar Müşteri Temsilciliği Lisansı”nın da SPL-1 lisansına denk olduğunun belirtilmesi gösterilmiştir. Öte yandan, Aynı Tebliğ’in EK-1’inde yer alan tabloda da Müşteri Temsilcileri için türev işlem yapmış olması ayrımına gidilmeden SPL-1 lisansı istendiği görülmektedir.

      Çağrı Merkezlerinde ve Banka Şubelerinde Çalışan Belirli Personelin Müşteri Temsilcisi olarak Adolunmaması 

      III-39.1 sayılı Tebliğ’in 18/5 fıkrası uyarınca çağrı merkezlerinde ve banka şubelerinde yatırım fonu katılma payları ile borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören Hazine Müsteşarlığı tarafından ihraç edilmiş kamu borçlanma araçlarına ilişkin müşteri emirlerini alarak sisteme aktarmakla ve genel olarak müşteri hesabıyla ile ilgili bilgilendirme yapmakla sınırlı olarak görev yapan personel müşteri temsilcisi addolunmaz.

      Araştırma Uzmanı

      III-39.1 sayılı Tebliğ’in 18/6 fıkrası uyarınca araştırma uzmanı, ekonomik ve mali araştırmaların yapılması, iç ve dış piyasalardaki gelişmelerin izlenerek olası etkilerinin değerlendirilmesi, yatırımlara doğru yön verilebilmesine yardımcı olacak bilgilerin hazırlanması, temel ve teknik analiz gibi yöntemlerin kullanılması ve yorumlanması gibi faaliyetleri yürüten personeldir. Kalkınma ve yatırım bankalarının sermaye piyasası faaliyetleri ile ilgili ihtisas birimlerinde çalışan veya söz konusu ihtisas birimlerine bu fıkrada tanımlanan hizmetleri sunan personeli, bu Tebliğ kapsamında araştırma uzmanı olarak kabul edilir.

      III-39.1 sayılı Tebliğ’de araştırma uzmanına ilişkin olarak verilen yukarıdaki tanımdan mevduat bankalarında aynı pozisyon ve görevde çalışan kişilerin Tebliğ kapsamında araştırma uzmanı addedilmediği ve lisans yükümlülüğüne tabi olmadığı anlaşılmaktadır.

      Takas ve Operasyon Sorumlusu

      III-39.1 sayılı Tebliğ’in 18/10 fıkrası uyarınca takas ve operasyon sorumlusu, yatırım kuruluşlarında emirlerin gerçekleşmesini takiben sermaye piyasası araçlarına ilişkin netleştirme, takas ve saklama işlemlerinin yürütülmesi ve işlemlerin müşteri hesaplarına yansıtılması, günlük bakiye kontrollerinin yapılması, müşteri kimlik bilgilerinin takibi, virmanların gerçekleştirilmesi, müşteri adına teminatların izlenmesi, sermaye artırımları ve kar payı dağıtımlarının takip edilerek müşteriler adına kullanımının sağlanması ve benzeri işlemleri kısmen veya tamamen yerine getiren personeldir. Anılan faaliyetlerin türev araçlara ilişkin olarak yürütülmesi durumunda, bu faaliyetleri kısmen veya tamamen yerine getiren personel “türev araçlar muhasebe ve operasyon sorumlusu” olarak addolunur.

      İhtisas Personelinin III-39.1 sayılı Tebliğ’de Sayılan Unvanları Kullanma Zorunluluğu 

      III-39.1 sayılı Tebliğ’in 18/12 fıkrasında başka unvanlarla istihdam edilseler dahi, unvanlara bağlanan görev ve yetkileri kullanan personelin bu Tebliğ’in personele ilişkin hükümlerine tâbi olduğu belirtilmiştir. Aynı fıkrada, ihtisas personeli olarak istihdam edilenlerin bu maddede (18. madde) sayılan unvanları kullanmalarının zorunlu olduğu hüküm olunmuştur.

      İhtisas personelinin III-39.1 sayılı Tebliğ’de geçen zorunlu unvanları kullanmaları hususunda, Sermaye Piyasası Kurulu’nun i-SPK.37.1 (27.06.2014 tarih ve 20/661 s.k.) sayılı İlke Kararı olarak “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber” (Rehber)’inde de aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır:

      5. Banka personelinin bağlı olduğu yönetici ile ihtisas personeli arasında yer alan kademelerdeki yöneticiler:

      Yatırım Kuruluşları Tebliği’nin “Yatırım kuruluşlarının personeli” başlıklı 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan yöneticiler arasında ihtisas personelinin görev aldığı birimlerin bağlı bulunduğu tüm kademelerdeki yöneticiler ile bu birimlerde yönetici ile ihtisas personeli arasındaki kademelerde görev yapan personel yer almaktadır.

      Yatırım Kuruluşları Tebliğinin 18 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca ihtisas personeli olarak istihdam edilenlerin bu maddede sayılan unvanları kullanmaları zorunludur. Bu hükümle ihtisas personelinin lisans yükümlülüklerinin kolaylıkla tespit edilebilmesi ve müşterilerin muhatap oldukları personelin yetkileri konusunda kurumlar arasındaki farklılığın giderilmesi amaçlanmıştır.

      Bankaların da ihtisas personeli için zorunlu unvanları kullanması gerekmektedir. Ancak, bu unvanların yanında kurum içi unvanların da kullanılması mümkündür.

      Bu çerçevede birim yöneticisi unvanının altındaki tüm unvanlar için alınması gereken lisans kıstasının nasıl belirleneceği hakkında, Yatırım Kuruluşları Tebliği’nin “Yatırım kuruluşlarının personeli” başlıklı 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasına yönelik olarak aşağıdaki esaslar kabul edilmiştir:

      Bankalarda yatırım hizmet ve faaliyetleriyle ilgili olarak istihdam edilen personelin kurum içi unvanından bağımsız olarak Yatırım Kuruluşları Tebliği uyarınca öngörülen görev tanımına karşılık gelen unvanı dikkate alınarak lisans yükümlülüğünün belirlenmesi gerekmektedir.

      Risk Yönetimi Birimi ve Lisans Yükümlülüklerine İlişkin Açıklamalar

      SPK tarafından yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber”de Risk Yönetimi Birimi’nin görevleri ve lisans yükümlülüklerine ilişkin aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır:

      4.2. Risk yönetim birimi:

      Risk yönetim sisteminin oluşturulması ve uygulanmasından, yatırım kuruluşunun portföy aracılığı faaliyetleriyle ilgili risklerinin izlenmesi amacıyla münhasıran oluşturulan risk yönetim birimi sorumludur. Birimde yatırım kuruluşunun sermaye veya para piyasası ile ilgili diğer faaliyetlerindenkaynaklanabilecek risklerin de yönetilmesi münhasırlık şartının sağlanmasına engel teşkil etmez. Risk yönetim biriminin icrai birimlerden bağımsız olarak faaliyet göstermesi gerekir.

      Birimde riskleri izlenecek yatırım hizmet ve faaliyetleri ile orantılı olarak yeterli sayıda risk yönetim elemanı istihdam edilir. Risk yönetim birimi personelinin görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duyduğu gerekli tüm bilgilere erişiminin sağlanması zorunludur.

      Risk yönetim birimi yöneticisi ile risk yönetim elemanlarının 4 yıllık lisans eğitimi veren okullardan mezun olmaları, sermaye piyasaları, banka ve kambiyo alanında en az 3 yıllık mesleki deneyime ve Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansına, birimde türev araçlarla ilgili risklerin de izlenecek olması durumunda Türev Araçlar Lisansına sahip olması şartı aranır.”

      Yukarıdaki açıklamada Risk Yönetimi Birimi’nde türev araçlarla ilgili risklerin de izlenecek olması durumunda SPL 3 Lisansının yanı sıra Türev Araçlar Lisansı’na sahip olunması yükümlülüğünden bahsetse de, Lisanslama Tebliği’nin EK-1’indeki tabloda Risk Yönetimi Birimi yöneticisi ve elemanlarının lisans yükümlülüklerine ilişkin yapılan açıklamada, “Türev araç işlemleri yapılması halinde Türev Araçlar Lisansı aranır. Türev araç ve türev araç dışındaki işlemlerin birlikte yapılması halinde sadece Türev Araçlar Lisansı yeterlidir.” ifadesi yer aldığından türev araç işlemleri gerçekleştiren bir bankadaki Risk Yönetimi Birimi Yöneticisi ve elemanlarında sadece Türev Araçlar Lisansı olmasının yeterli olduğu sonucuna varılmaktadır.

      Portföy Aracılığı Birimi ve Personeline İlişkin Lisans Yükümlülüğü

      SPK tarafından yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber”de bankaların da dahil olduğu yatırım kuruluşlarında Portföy Aracılığı Birimi’nin sorumlulukları ve bu bölümde çalışan yönetici ve personelin lisans yükümlülüklerine ilişkin aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.

      2. Portföy aracılığı birimi:

      Yatırım Hizmetleri Tebliği’nin “portföy aracılığı faaliyetinde bulunmak için aranan özel şartlar” başlıklı 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (d) bentleri uyarınca, portföy aracılığı faaliyetine konu işlemlerle ilgili olarak finans piyasalarında en az 5 yıllık deneyime sahip bir birim yöneticisi ile ona bağlı olarak çalışacak yeterli sayıda ihtisas personelinin görevlendirilmiş olması, birim yöneticisi ve ihtisas personelinin yapılacak işlemlerin niteliğine göre Sermaye Piyasası Faaliyetleri İleri Düzey veya Türev Araçlar lisansına sahip olması gerekmekte olup, söz konusu birime ilişkin aşağıda belirtilen uygulama esasları kabul edilmiştir.

      “Portföy aracılığı birimi, yatırım kuruluşlarının müşterilerin sermaye piyasası araçlarıyla ilgili alım veya satım emirlerini karşı taraf olarak yerine getirmesi faaliyeti sırasında müşteriye uygulanacak olan sermaye piyasası araçlarının fiyat, dayanak varlık, getiri vb. şartlarını belirleyen birimdir. Bu çerçevede birimde istihdam edilen ihtisas personelinin görevi, müşteriye satışı yapılacak türev araç sözleşmeleri de dahil olmak üzere sermaye piyasası araçlarının fiyat, dayanak varlık, getiri vb. şartlarını belirlemek, buna ilişkin hesaplamaları yapmaktır. Bankalar nezdinde söz konusu faaliyetlerin herhangi bir birim tarafından yerine getirilmesi durumunda ilgili birimin Kurul’un portföy aracılığı birimine ve personeline ilişkin olarak öngördüğü şartları sağladığını Yönetim Kurulu kararı ile tespit etmesi gerekir.

      Birim yöneticisi ve söz konusu ihtisas personelinin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3, birimde türev araç işlemleri de yürütülecekse Türev Araçlar Lisansına sahip olması gerekir.

      Portföy aracılığı birimi tarafından belirlenen sermaye piyasası araçlarına ilişkin sözleşme şartlarını müşteriye aktaran ve sözleşme yapmalarına aracılık eden ihtisas personeli ise müşteri temsilcisi veya türev araçlar müşteri temsilcisi addolunur. Portföy aracılığı biriminde veya başka bir birimde istihdam edilecek söz konusu personelin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 Lisansına sahip olması gerekir.

      Portföy aracılığı faaliyeti kapsamında müşterilerin sermaye piyasası araçlarıyla ilgili alım veya satım emirlerini karşı taraf olarak yerine getirmesi faaliyetine, müşteriyle bu sözleşmelerin imzalanmasına aracılık edecek yeterli sayıda müşteri temsilcisi, türev araç işlemleri yapılacaksa yeterli sayıda türev araçlar müşteri temsilcisi ile muhasebe ve operasyon sorumlusunun görevlendirilmiş olması gerekir.

      Portföy aracılığı biriminde kullanılacak bilgi işlem altyapısının müşterilere portföy aracılığı faaliyeti sunulan sermaye piyasası araçlarına ilişkin bir risk ölçüm mekanizmasını içermesi ve söz konusu araçlarla ilgili günlük piyasa fiyatlarını, kaldıraçlı alım satım işlemleriyle ilgili olarak anlık fiyat değişimlerini dikkate alarak müşteri bazında oluşan riskleri kontrol edebilecek, gerekli teminatları hesaplayabilecek, buna göre ortaya çıkan teminat açıklarıyla ilgili risklere karşı müşterilerin uyarılmasını sağlayacak nitelikte olması gerekir.”

      Uygunluk Testi Yapan Personelin Lisans Yükümlülüğüne İlişkin SPK Açıklaması

      SPK tarafından yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber”de banka şubelerinde uygunluk testi yapan personelin lisans yükümlülüğüne ilişkin aşağıdaki açıklama yapılmıştır.

      3. Testlerin yapılmasında yetkili imzalar ve lisanslı personel:

      Yatırım Kuruluşları Tebliği’nin 33 üncü maddesinin altıncı fıkrasında “Yatırım kuruluşlarının söz konusu formların yanı sıra hesabı açan ve/veya bilgileri toplayan müşteri temsilcisi ile hesabın açılmasını onaylayan yetkilinin ad, soyad ve unvan bilgilerini de saklaması gerekir.” hükmü yer almaktadır.

      Buna paralel olarak uygunluk ve yerindelik testlerinin sonuç bildirim sayfalarının alt kısmında “Değerlendiren” ve “Onaylayan” imza bölümlerine yer verilmiştir.

      Bu çerçevede, testlerle ilgili olarak aşağıdaki uygulama esasları kabul edilmiştir:

      “Uygunluk ve yerindelik testlerinin değerlendirilmesi ve onaylanmasının aynı personel tarafından yapılması mümkündür.

      Uygunluk testi için gerekli bilgi ve belgeleri müşteriden temin ederek, testi uygulayacak personel ile müşteriye hesap açacak personelin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 lisans belgesine sahip olması gerekli değildir. Ancak, yerindelik testinin en az Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 1 lisans belgesine sahip personel tarafından uygulanması gerekir.”

      Bu çerçevede, bankalarda uygunluk testinin değerlendirilmesi ve onaylanmasının aynı personel tarafından yapılması ve bu personelin SPL 1 lisansına sahip olmaması mümkündür.

      Lisansa Tabi Olmadan Yardımcı Personel Olarak Çalışma Hakkı

      Lisanslama Tebliği’nin 6/3 fıkrası uyarınca genel müdürler, genel müdür yardımcıları, birim yöneticileri ve ara yöneticiler hariç, lisansa tabi personelin lisans alıncaya kadar ilgili lisans sahibi bir personele bağlı olarak yardımcı şeklinde çalışması mümkündür. Yardımcı olarak çalışılan süre farklı kurumlarda ve farklı lisans alanlarında dahi olsa 3 yılı geçemez. Yardımcı olarak çalışan personel, lisans konusu faaliyetleri bağlı olduğu lisans sahibi personelin gözetiminde yürütür ve yürüttüğü faaliyetlere ilişkin sorumluluk bağlı olduğu lisans sahibi personele ait olur. Yardımcı olarak çalışan personelin sayısı, faaliyetlerin hacmi ve yapısıyla uyumlu olacak ve iç kontrol zayıflığına yol açmayacak şekilde belirlenir. Lisans sahibi bir personele en fazla 5 yardımcı bağlanabilir.

      Tebliğ’in Geçici Madde 5’inde de, Tebliğ’in yürürlük tarihinden (14.08.2014 tarihinden) önce lisans lisans sahibi bir personele bağlı olarak yardımcı şeklinde çalışan personelin de, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, bu Tebliğin yayımı (14.08.2014) tarihinden  itibaren en fazla 3 yıl süre ile yardımcı olarak çalışabileceği belirtilmiştir.

      Bankalarda Çalışan Belli Personel İçin Geçiş Süresi Verilmesi

      SPK tarafından yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber”de bankalarda çalışan ve 14.08.2014 tarihinde yayımlanan Lisanslama Tebliği ile lisans yükümlülüğü önceki Tebliğe göre artırılan ya da yeni lisans yükümlülüğü getirilen belirli personeli için bir geçiş süreci tanımlanmıştır. Buna göre;

      3. Bankalarda çalışan belli personel için geçiş süresi verilmesi:

      VII-128.7 sayılı Sermaye Piyasasında Faaliyette Bulunanlar İçin Lisanslama ve Sicil Tutmaya İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ 14.08.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, Tebliğin 25 inci maddesi uyarınca Tebliğ Ek-1 Lisans Gerektiren Unvan ve Görevler tablosunda yer alan lisans zorunlulukları tanımlanmıştır.

      Buna göre bankalarda çalışan aşağıdaki personel için aranan bazı lisans yükümlülükleri aşağıdaki gibidir:

      Risk yönetim elemanının bağlı olduğu birimin yöneticileri

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı (Birimde türev araç işlemlerinin yürütülecek olması durumunda Türev Araçlar Lisansı olması aranır.)

      Risk Yönetim Elemanı (portföy aracılığı faaliyetlerinden kaynaklanan risklerin takibinden sorumlu personel)

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı (Birimde türev araç işlemlerinin yürütülecek olması durumunda Türev Araçlar Lisansı olması aranır.)

      Genel saklama faaliyetlerini yürüten takas ve operasyon sorumlusu ile türev araçlar muhasebe ve operasyon sorumlusunun bağlı olduğu birimin yöneticileri

      Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı

      6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan önce borsa ve teşkilatlanmış piyasalar dışında türev araç işlemlerinde bulunan bankalar için Kurul tarafından öngörülen genel ve özel faaliyet şartlarının olmadığı dikkate alınarak, aşağıdaki esaslar kabul edilmiştir.

      “VII-128.7 sayılı Tebliğin yayımlandığı 14.08.2014 tarihi itibarıyla bankalarda risk yönetim elemanı, risk yönetim elemanının bağlı olduğu birimin yöneticisi, türev araçlar muhasebe ve operasyon sorumlusunun bağlı olduğu birimin yöneticisi olarak çalışanların son 1 yıldır bu görevde bulunmaları ve görevler için aranan mesleki deneyim şartını sağlamaları halinde, bu kişiler bu Tebliğ ile getirilen lisans şartlarını 2015 yılından itibaren açılacak ilk altı sınava katılmak şartıyla görevlerine devam eder.

      Bu kişilerden dördüncü sınavın sonuçlarının açıklandığı tarihe kadar Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisans Belgesini, altıncı sınavın sonuçlarının açıklandığı tarihe kadar Türev Araçlar Lisans Belgesini almaya hak kazanamayanlar, son sınavın sonuçlarının açıklanmasını takip eden ay sonu itibarıyla bu görevlerde çalışamazlar.”

  • 47- Bankaların Yıllık ve Ara Dönem Finansal Raporlarının Açıklanma Süreleri ve Bu Açıklamalara İlişkin Diğer Yükümlülükleri Nelerdir?
    • Bankaların SPK’nın Yayımladığı Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği Kapsamında Olması

      Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 13.06.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği (II-14.1)” (SPK Tebliği, Finansal Raporlama Tebliği)’nin “kapsam” başlıklı 2 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca Tebliğ’e tabi işletmelerden banka ve sigorta şirketleri ile  finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin özel mevzuatlarına göre belirlenmiş şekil ve esaslar çerçevesinde finansal raporlarını düzenlemeleri, bu Tebliğ’de öngörülen finansal rapor düzenleme yükümlülüğünün yerine getirilmesi hükmünde sayılmıştır. Söz konusu işletmeler, kendi özel mevzuatlarına aykırı olmamak kaydıyla finansal raporların ilgililere sunulmasında bu Tebliğ hükümlerine tabidirler.

      Finansal Raporların Yönetim Kurulu Faaliyet Raporlarını da İçermesi 

      SPK Tebliği’nin 4/1/b bendinde finansal rapor ve finansal tablo tanımları aşağıdaki şekilde verilmiştir:

      “MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

      b) Finansal raporlar: Finansal tablolar, yönetim kurulu faaliyet raporları ve sorumluluk beyanlarından oluşan raporları,

      c) Finansal tablolar: Dipnotlarıyla birlikte finansal durum tablosu, kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosu, nakit akış tablosu ve özkaynak değişim tablosunu,

      l) Yönetim kurulu faaliyet raporları: 8 inci maddede tanımlanan raporları,

      ifade eder.”

      Buna göre finansal raporlar, finansal tabloların yanı sıra yönetim kurulu faaliyet raporlarını da içermektedir.

      Benzer şekilde BDDK tarafından 1.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 5 inci maddesinde de, finansal tablolar; nazım hesaplar ile birlikte bilanço (finansal durum tablosu), gelir tablosu (kâr ve zarar cetveli), özkaynaklarda muhasebeleştirilen gelir gider kalemlerine ilişkin tablo, özkaynak değişim tablosu, nakit akış tablosu ile kâr dağıtım tablosundan oluşur şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca, önemli muhasebe politikalarını özetleyen dipnotların, Türkiye Muhasebe Standartlarında verilmesi öngörülen diğer açıklayıcı notlar ile finansal tablolarda yer alan bilgilere ilişkin açıklayıcı rapor ve tabloların, finansal tabloların ayrılmaz parçaları olduğu belirtilmiştir.

      Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde ise finansal raporlar “Bankalar tarafından bu Yönetmelik ve ilgili tebliğlerde belirtilen biçim ve içerikte hazırlanan yıl sonuna ilişkin finansal tablolar, bağımsız denetim raporu ve bunların ekinde yer alacak Kurulca açıklanması gerekli görülen ilave bilgiler ile risk yönetimine ilişkin açıklamalar yıl sonu finansal raporunu; kâr dağıtım tablosu hariç olmak üzere ilgili ara döneme ilişkin finansal tablolar, bağımsız denetim raporu ve bunların ekinde yer alacak banka yönetim kurulu başkanı ve genel müdürünün ara dönem faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerini içerecek ara dönem faaliyet raporu ile Kurulca açıklanması gerekli görülen ilave bilgiler, risk yönetimine ilişkin açıklamalar ara dönem finansal raporunu oluşturur.şeklinde tanımlanmıştır.

      SPK Tebliği’nin yukarıda verilen kapsam maddesi uyarınca bankaların finansal tablo ve yönetim kurulu faaliyet raporu açıklama tarihlerini belirlerken hem bankaların tabi olduğu kendi özel mevzuatlarındaki tarihlerin hem de SPK Tebliği’ndeki düzenlemelerin dikkate alınması gerekecektir.

      Bankaların Ara Dönem Finansal Rapor Düzenleme Yükümlülüğü

      Diğer taraftan, SPK Tebliği’nin 7 nci maddesi uyarınca bankaların da aralarında bulunduğu yatırım kuruluşlarının Tebliğ’de düzenlenen esaslara uygun olarak 3, 6 ve 9 aylık dönemler itibarıyla ara dönem finansal rapor düzenleme yükümlülükleri bulunmaktadır.

      BDDK tarafından 28.06.2012 tarihli ve 28337 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlara İlişkin Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğ“in 25 inci maddesi uyarınca da bankalar, ara dönem finansal tablolarını ve bunların açıklama ve dipnotları ile ara dönem faaliyet raporlarını Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğe ve Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak, söz konusu Tebliğ eklerinde belirlenen şekil ve içerikte hazırlamak zorundadır. Ara dönem finansal raporlamaya ilişkin Türkiye Muhasebe Standardı çerçevesinde Mart, Haziran ve Eylül ayları sonu itibarıyla düzenlenecek ara dönem mali tabloların açıklama ve dipnotlarında yer alacak hususlarda bu Tebliğ’in 25/2 fıkrasında verilmiştir.

      Bankaların ara dönem faaliyet raporlarında yer alacak hususlara ilişkin bir düzenlemede “Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 14/10 fıkrasında yapılmıştır. Buna göre banka yönetim kurulu başkanı ve genel müdürünün ara dönem faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerini içerecek ara dönem faaliyet raporlarında, bankanın ve konsolide ettiği ortaklıkların ilgili ara dönem itibarıyla finansal durumu ve performansı, bunları etkileyen önemli olaylar ve işlemler, ilgili ara dönem sonrasına ilişkin beklentiler hakkında değerlendirmeler verilir ve 1.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankalarca Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanmasına ve Yayımlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” uyarınca hazırlanan yıllık faaliyet raporunda yer alan finansal tablolardaki rakamsal bilgileri içeren açıklamaların dışındaki bilgiler ile ilgili değişiklikler ve varsa bunların banka ve konsolide ettiği ortaklıkların ilgili ara dönemdeki finansal durumuna etkileri de açıklanır. Yıllık faaliyet raporunda yer alan bahse konu kapsamdaki açıklamalarda önemli değişiklik olmaması halinde bu durum belirtilir.

      SPK Tebliği’nde TTK Mevzuatı Uyarınca Yayımlanan Yıllık Faaliyet Raporu Yönetmeliği’ne Yapılan Atıflar

      SPK Tebliği’nin “Yönetim kurulu yıllık ve ara dönem faaliyet raporları” başlıklı 8/1 fıkrasında işletmelerin, yıllık faaliyet raporlarını 28.08.2012 tarihli ve 28395 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine uygun olarak hazırlamaları gerektiği, ancak, anılan raporların hazırlanması ve kamuya açıklanmasında süreler bakımından, SPK Tebliği hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

      SPK Tebliği’nde atıf yapılan 28.08.2012 tarihli “Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik”in 16 ncı maddesinde, yıllık faaliyet raporunun ilgili olduğu hesap döneminin bitimini izleyen 2 ay içinde hazırlanması yükümlülüğü bulunmaktadır. Buna göre, bir önceki paragrafta verilen SPK Tebliği hükmü uyarınca söz konusu 2 aylık süre bankalarca (yatırım kuruluşlarınca) hazırlanacak yıllık faaliyet raporları için geçerli olmayacaktır.

      Yıllık ve Ara Dönem Finansal Tabloların Açıklama Sürelerinin Belirlenmesinde Esas Alınacak Kurallar

      SPK Tebliği’nde (md. 10 ve md. 11) yıllık ve ara dönem finansal raporların bildiriminde süreler ile ilgili olarak yer alan genel kurallar aşağıda verilmiştir:

      1- Halka açık ortaklıklar, yıllık finansal raporlarıyla bunlara ilişkin SPK’nın bağımsız denetim düzenlemelerinde öngörülen bağımsız denetim raporlarını, söz konusu finansal raporların görüşüleceği genel kurul tarihinden en az 3 hafta önce, bunların dışında kalan diğer işletmeler ise TTK’nın 437 nci maddesinde belirlenen süreye (Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurul toplantısından en az 15 gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur) uymak suretiyle 12 ve 12/A maddelerinde belirlenen usullere uygun olarak bildirecektir.

      2- Finansal raporların son bildirim gününün resmi tatil gününe denk gelmesi halinde, resmi tatil gününü takip eden ilk iş günü, son bildirim tarihi olarak esas alınacaktır.

      3- İşletmeler, yıllık finansal raporlarının bildiriminde, kendi özel mevzuatlarında SPK Tebliği’nde düzenlenmiş olan sürelerden daha kısa süreler düzenlenmiş olması halinde, söz konusu sürelere; aksi takdirde SPK Tebliği’nde düzenlenen sürelere uymakla yükümlüdürler.

      4- İşletmeler tarafından konsolide yıllık finansal tablolar yanında özel mevzuatları gereği bireysel yıllık finansal tabloların da hazırlanması durumunda, finansal raporların bildiriminde konsolide yıllık finansal tablolara ilişkin sürelere uyacaklardır.

      5- İşletmelerin sermaye piyasası araçlarının bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerinde işlem görüp görmemesine bağlı olarak SPK Tebliği’nde farklı süreler belirlenmiştir.

      6- Ara dönem finansal tabloların, SPK’nın bağımsız denetim düzenlemelerine göre sınırlı bağımsız denetime (incelemeye) tabi olduğu hallerde, SPK Tebliği’nin 11/1 fıkrasında düzenlenen sürelere, sermaye piyasası araçları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören işletmeler için 10 gün, diğer işletmeler için ise 15 gün eklenecektir (Bankaların ara dönem finansal tabloları için bağımsız denetim yükümlülüğü bulunmaktadır).

      Bu çerçevede, bankaların SPK Tebliği dışında BDDK mevzuatından gelen yükümlülükleri de gözetilerek yıl sonu finansal tablo ve faaliyet raporu açıklama tarihleri aşağıdaki şekilde ortaya çıkmaktadır:

      YIL SONU FİNANSAL RAPOR YAYIMLAMA TARİHLERİ

      SP Aracı Bir Borsa veya Teşkilatlanmış Pazar Yerinde İşlem Görenler

      SP Aracı Bir Borsa veya Teşkilatlanmış Pazar Yerinde İşlem Görmeyenler

      Konsolide Tablo Hazırlama Yükümlülüğü Olan Bankalar İçin

      Hesap döneminin bitimini izleyen 70 gün

      Hesap döneminin bitimini takip eden 3 üncü ayın sonu

      Konsolide Tablo Hazırlama Yükümlülüğü Olmayan Bankalar İçin

      Hesap döneminin bitimini izleyen 60 gün

      Hesap döneminin bitimini takip eden 3 üncü ayın sonu

      Ara Dönem Finansal Raporların Açıklanma Süresi Belirlenirken Dikkate Alınacak Diğer Mevzuat Maddeleri

      Aşağıda yer alan ara dönem finansal raporların açıklanma sürelerine ilişkin tablo düzenlenirken “İşletmeler, yıllık finansal raporlarının bildiriminde, kendi özel mevzuatlarında SPK Tebliği’nde düzenlenmiş olan sürelerden daha kısa süreler düzenlenmiş olması halinde, söz konusu sürelere; aksi takdirde SPK Tebliği’nde düzenlenen sürelere uymakla yükümlüdürler.” kuralı dahilinde esas alınan mevzuat maddeleri aşağıda verilmiştir.

      BDDK tarafından yayımlanan “Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 14 üncü maddesinde yıl sonu ve ara dönem finansal raporların açıklanmasına ilişkin verilen süreler aşağıdaki gibidir:

      “Finansal raporların sunumu ve yayımlanması

      MADDE 14 – (1) Bankalar, yıl sonu konsolide ve konsolide olmayan finansal raporları ilgili oldukları yılı takip eden Nisan ayı sonuna kadar Kuruma ve kuruluş birliklerine elektronik ortamda ve matbu olarak tevdi etmek zorundadır.

      (3) Bankalar Mart, Haziran ve Eylül ayları sonu itibarıyla düzenleyecekleri konsolide olmayan ara dönem finansal raporlarını 45 gün içinde, konsolide olanları ise 75 gün içinde Kuruma ve kuruluş birliklerine elektronik ortamda ve matbu olarak tevdi etmek zorundadır. 

      (4) Bankalar, her ay sonu itibarıyla düzenleyecekleri bilânço ve gelir tablolarının birer örneğini ve Kurum tarafından istenen diğer ilave bilgi ve açıklamaları dönemi izleyen otuz gün içinde Kuruma tevdi etmek zorundadır.”

      SPK Tebliği’nde yıl sonu finansal raporların ilanı için belirlenen süre BDDK’nın Muhasebe Uygulamaları Yönetmeliğinde belirlenen sürelerden daha kısa olduğu için yıl sonu finansal raporları için SPK Tebliği’ndeki süreler esas alınacaktır.

      Ara dönem solo finansal raporların açıklanması için ise BDDK Muhasebe Uygulamaları Yönetmeliği’nde daha kısa bir süre belirlendiği için solo finansal raporlar için söz konusu 45 günlük süre esas alınacaktır. Öte yandan, sadece solo finansal rapor hazırlama yükümlülüğü olan ve bir borsa ya da teşkilatlanmış pazar yerinde işlem gören sermaye piyasası aracı olan bankaların ara dönem finansal raporlarını hazırlamaları için SPK Tebliği’nde 40 günlük bir süre belirlendiği için bu tip bankalar ara dönem finansal raporlarını ara dönemin bitimini izleyen 40 gün içinde açıklamakla yükümlü olacaklardır.

      BDDK’nın 02.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımladığı “Bankaların Bağımsız Denetimi Hakkında Yönetmelikin 4/8 fıkrasında da, “Hesap dönemi sonuna ilişkin konsolide ve konsolide olmayan bağımsız denetim raporları Nisan ayı sonuna kadar, ara dönemler itibarıyla düzenlenen bağımsız denetim raporlarından konsolide olmayanlar ilgili dönem sonunu izleyen 45 gün içinde, konsolide olanlar ise 75 gün içinde, banka tarafından Kuruma ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilir” hükmü bulunmaktadır.

      Yine BDDK tarafından 28.06.2012 tarihli ve 28337 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlara İlişkin Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğ“in 24 üncü maddesinde “Banka, kamuya açıklayacağı finansal tablolar ile bunlara ilişkin açıklama ve dipnotlara ilaveten bu Tebliğ kapsamında düzenlenen finansal tablolar hakkında ilgili düzenlemelere göre hazırlanan bağımsız denetim raporunu açıklamak zorundadır.” denildiği ve bağımsız denetim raporları da finansal raporların bir parçası olduğu için finansal raporların açıklanma süreleri belirlenirken bağımsız denetim raporunun açıklanma sürelerini de dikkate almak gerekmektedir. Bu çerçevede, bağımsız denetim raporunun BDDK ve TCMB’ye gönderimine ilişkin BDDK Yönetmeliği’nde belirlenen söz konusu süreler SPK Tebliği’nde belirlenen sürelerle aynı ya da daha uzun olduğu için bağımsız denetim raporunun düzenlenmesine ilişkin olarak da SPK Tebliği’ndeki sürelerin dikkate alınması gerekecektir.

      BDDK tarafından 1.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankalarca Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanmasına ve Yayımlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in “yıllık faaliyet raporunun sunumu” başlıklı 8 inci maddesinde

      Yıllık faaliyet raporunun sunumu

      MADDE 8 – (1) Hesap dönemi sonunda hazırlanan ve bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen bilgiler ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilecek ilave bilgileri içeren yıllık faaliyet raporu, bankanın yönetim kurulu başkanı, denetim komitesi üyeleri, genel müdür ile finansal raporlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı ve ilgili birim müdürü veya bu unvanlara eşdeğer kişiler tarafından ad, soyad ve unvan belirtilmek suretiyle imzalanarak bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hazırlandığını ihtiva eden beyanları ve varsa ilave görüş ve önerileri ile yönetim kurulunun onayına sunulur.

      (2) Yönetim kurulu kararı ile genel kurula sunulması uygun görülen yıllık faaliyet raporu bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesi çerçevesinde değerlendirilir ve aynı maddenin birinci veya üçüncü fıkraları uyarınca verilecek bağımsız denetçi görüşü ile birlikte yıllık genel kurul toplantısından en az 15 gün önce ortakların incelemesine sunulur.

      hükmü, Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde ise

      Yıllık faaliyet raporunun yayımlanması

      MADDE 10 – (1) Bankalar, ilgili hesap dönemine ilişkin yıllık genel kurul toplantısını müteakiben bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ilave etmekle yükümlü oldukları bilgiler ile birlikte varsa bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki uygunluk görüşünü ya da aynı maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki uyuşmazlık görüşünü de sunuş bölümüne ekleyerek yıllık faaliyet raporunu en geç ilgili hesap dönemi sonunu izleyen yılın Mayıs ayı sonuna kadar matbu olarak ve ayrıca kendi internet sayfalarında finansal tablo kullanıcıları tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde elektronik ortamda yayımlamakla yükümlüdürler.

      (2) Genel kurulda yönetim kurulunun döneme ilişkin faaliyetlerinin ibra edilmemesi halinde bu durum gerekçeleriyle birlikte bu maddenin birinci fıkrası çerçevesinde yayımlanacak olan yıllık faaliyet raporunun sunuş bölümünde belirtilir.

      (4) Matbu olarak yayımlanan yıllık faaliyet raporunun bir örneği yayımlandığı tarihten itibaren 7 gün içinde elektronik ortamda Kuruma gönderilir ve banka merkezinde hazır bulundurulur. Ayrıca, şubelerde bir sonraki hesap dönemine ilişkin yıllık faaliyet raporu yayımlanıncaya kadar, talep halinde basılı olarak verilmek üzere, elektronik ortamda hazır bulundurulur.

      (5) Yıllık faaliyet raporlarının Kuruma gönderilmesine ve yayımlanmasına ilişkin olarak arızî hâllerde bankalara ek süre vermeye Kurum yetkilidir.”

      hükümleri bulunmaktadır. Bu çerçevede, yıllık faaliyet raporunun yayımlanmasına ilişkin süreler yukarıdaki BDDK Yönetmeliği’nde de, SPK mevzuatındakinden daha uzun belirlendiği için SPK Tebliği’ndeki sürelerin dikkate alınması gerekecektir.

      Yukarıda verilen tüm mevzuat esas alınarak konsolide mali tablo hazırlama yükümlülüğü bir bankanın ara dönem finansal raporlarını hazırlaması için son süreler aşağıdaki tabloda verildiği şekilde ortaya çıkmaktadır.

      KONSOLİDE TABLO HAZIRLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ OLAN BANKALAR İÇİN ARA DÖNEM FİNANSAL RAPORLARIN YAYIMLANMA TARİHLERİ

      SP Aracı Bir Borsa veya Teşkilatlanmış Pazar Yerinde İşlem Görenler

      SP Aracı Bir Borsa veya Teşkilatlanmış Pazar Yerinde İşlem Görmeyenler

      Konsolide Ara Dönem Finansal Raporların Açıklanma Süresi

      İlgili ara dönemin bitimini izleyen 50 gün

      İlgili ara dönemin bitimini izleyen 55 gün

      Solo Ara Dönem Finansal Raporların Açıklanma Süresi

      İlgili ara dönemin bitimini izleyen 45 gün*

      İlgili ara dönemin bitimini izleyen 45 gün**

      * Ara dönem finansal raporların ilanına ilişkin hazırlanan yukarıdaki tablodaki süreler konsolide finansal rapor hazırlama yükümlülüğü olan bir banka esas alınarak çıkarılmıştır. Sadece solo finansal rapor hazırlama yükümlülüğü olan ve bir borsa ya da teşkilatlanmış pazar yerinde işlem gören sermaye piyasası aracı olan bankalar ara dönem finansal raporlarını SPK Tebliği’nde 40 günlük bir süre belirlendiği için ilgili ara dönemin bitimini izleyen 40 gün içinde açıklamakla yükümlü olacaklardır.

      ** BDDK’nın yayımladığı “Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 14 üncü maddesi uyarınca bankaların Mart, Haziran ve Eylül ayları sonu itibarıyla düzenleyecekleri konsolide olmayan ara dönem finansal raporlarını 45 gün içinde Kuruma ve TBB’ye gönderme yükümlülükleri olduğu için ara dönem solo mali tabloların açıklanması için söz konusu sürenin dikkate alınması yükümlülüğü bulunduğu, konsolide finansal raporların ise SPK Tebliği’ndeki süreler içinde açıklanabileceği düşünülmektedir.

      Finansal rapor ilan tarihlerine ilişkin her yılın ilk günlerinde Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) tarafından “Finansal Rapor İlan Tarihleri” başlıklı Genel Mektuplar yayımlanmaktadır. Finansal rapor ilan tarihleri konusunda bu Genel Mektuplardaki sürelerinde dikkate alınması uygun olacaktır.

      Yıl Sonu Faaliyet Raporu’na İlişkin Yönetim Kurulu Kararı Alınması

      BDDK tarafından yayımlanan “Bankalarca Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanmasına ve Yayımlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 8 inci maddesi uyarınca, hesap dönemi sonunda hazırlanan yıllık faaliyet raporu, bankanın yönetim kurulu başkanı, denetim komitesi üyeleri, genel müdürü ile finansal raporlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı ve ilgili birim müdürü veya bu unvanlara eşdeğer kişiler tarafından ad, soyad ve unvan belirtilmek suretiyle imzalanarak, faaliyet raporunun Yönetmelik’te belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hazırlandığını ihtiva eden beyanları ve varsa ilave görüş ve önerileri ile yönetim kurulunun onayına sunulur.

      Yönetim kurulu değerlendirmesi sonucu uygun bulduğu yıllık faaliyet raporunu yönetim kurulu kararı ile genel kurula sunar.

      Finansal Raporların Açıklanma Şekli

      Bankaların da içinde bulunduğu yatırım kuruluşlarının SPK Tebliği’nin 12/1 fıkrası uyarınca finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere KAP’a (Kamuyu Aydınlatma Platformu’na) bildirmeleri gerekmektedir (Bkz. 2 numaralı SSS).

      KAP Açıklamalarının Zamanlaması

      SPK Finansal Raporlama Tebliği’nin 12/A maddesi uyarınca söz konusu Tebliğ kapsamında KAP’a veya SPK’ya yapılacak finansal rapor bildirimlerinin; bağımsız denetimden geçmiş finansal raporlar için, bağımsız denetim raporuyla birlikte, bağımsız denetim kuruluşunu temsil ve ilzama yetkili kişinin imzasını taşıyan bir yazı ekinde işletmeye ulaştığı ve aynı gün finansal raporların kabulüne ve bildirimine dair yönetim kurulu kararının alındığı, tarihi izleyen ilk iş günü sonuna kadar yapılması gerekmektedir.

      Sermaye piyasası araçları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören işletmelerin, Tebliğ kapsamında kamuya açıklanmak üzere KAP’a yapacakları bildirimleri, seans saatleri dışında yapmaları zorunludur (Bu konuda ayrıca bkz. 41 numaralı SSS).

      Finansal raporların internet sitesinde ilanı

      SPK Tebliği’nin 14 üncü maddesi uyarınca finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere KAP’a bildiren işletmeler, yıllık ve ara dönem finansal raporlarını, finansal rapor kullanıcıları tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde, kamuya açıklandıktan sonra kendilerine ait internet sitelerinde ilan etmek zorundadır. Bu bilgilerin sözkonusu internet sitelerinde en az 5 yıl süreyle kamuya açık tutulması zorunludur.

      Yukarıda verilen işletmelerin birden fazla internet sitesinin bulunması durumunda, finansal raporlar tescil edilen internet sitesinde zorunlu, diğer internet sitelerinde ise ihtiyari olarak ilan edilecektir. Tescil edilen internet sitesinde, finansal raporların ilan edildiği diğer internet sitelerinin bağlantı adreslerine yer verilmelidir.

      BDDK tarafından yayımlanan “Bankalarca Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanmasına ve Yayımlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 10/1 fıkrası uyarınca da, bankalar, ilgili hesap dönemine ilişkin yıllık genel kurul toplantısını müteakiben yıllık faaliyet raporunu en geç ilgili hesap dönemi sonunu izleyen yılın Mayıs ayı sonuna kadar matbu olarak ve ayrıca kendi internet sayfalarında finansal tablo kullanıcıları tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde elektronik ortamda yayımlamakla yükümlüdürler.

      Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 14/7 fıkrası uyarınca bankalar, yıl sonu finansal raporlarını, dipnotsuz finansal tabloların Resmî Gazete’de yayımı tarihi itibarıyla, ara dönem finansal raporlarını ise kuruluş birlikleri (TBB, TKBB) tarafından kamuya açıklandıktan sonra kendi İnternet sayfalarında yayımlamak ve en az beş yıl süreyle kullanıcıların ulaşımına açık tutmak zorundadır.

      Bağımsız Denetim Raporlarının BDDK ve TCMB’ye Gönderilmesi

      BDDK tarafından 02.04.2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankaların Bağımsız Denetimi Hakkında Yönetmelikin 4/8 fıkrasında “Hesap dönemi sonuna ilişkin konsolide ve konsolide olmayan bağımsız denetim raporları Nisan ayı sonuna kadar, ara dönemler itibarıyla düzenlenen bağımsız denetim raporlarından konsolide olmayanlar ilgili dönem sonunu izleyen 45 gün içinde, konsolide olanlar ise 75 gün içinde, banka tarafından BDDK’ya ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na gönderilir” hükmü bulunmaktadır.

      Bu çerçevede, bankaların yıl sonu ve ara dönem finansal tablo ve faaliyet raporlarına ilişkin bağımsız denetim raporlarının BDDK ve TCMB’ye gönderimi yukarıda verilen süreler içinde gerçekleştirilmelidir.

      Yıllık Faaliyet Raporunun 7 Gün İçinde BDDK’ya Gönderilmesi ve Şubelerde İncelemeye Açık Bulundurulması

      BDDK tarafından yayımlanan “Bankalarca Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanmasına ve Yayımlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 7/4 fıkrası uyarınca matbu olarak yayımlanan yıllık faaliyet raporunun bir örneği yayımlandığı tarihten itibaren 7 gün içinde elektronik ortamda BDDK’ya gönderilmeli ve banka merkezinde hazır bulundurulmalıdır. Ayrıca, şubelerde bir sonraki hesap dönemine ilişkin yıllık faaliyet raporu yayımlanıncaya kadar, talep halinde basılı olarak verilmek üzere, elektronik ortamda hazır bulundurulmalıdır.

      Ayrıca, BDDK tarafından yayımlanan “Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 14 üncü maddesi uyarınca da bankalar, yıl sonu konsolide ve konsolide olmayan finansal raporlarını ilgili oldukları yılı takip eden Nisan ayı sonuna kadar BDDK’ya ve kuruluş birliklerine (TBB ve TKBB’ye) elektronik ortamda ve matbu olarak tevdi etmek zorundadır.

      Yıl Sonu Finansal Tabloların Resmi Gazete’de Yayımlanması ve Bu Hususun BDDK’ya Bildirilmesi Yükümlülükleri

      BDDK tarafından yayımlanan “Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 14/5 fıkrası uyarınca bankaların yıl sonu konsolide ve konsolide olmayan finansal tablolarını dipnotsuz olarak ilgili oldukları yılı takip eden Nisan ayı sonuna kadar Resmî Gazete’de ilan etmeleri ve ilanın yapıldığı Resmî Gazete’nin tarih ve sayısı ile yayımlanan bilgilere İnternet sayfasından ulaşılabileceğine ve ilan edilen bilgilerin BDDK’ya gönderilen bilgilerle aynı olduğuna ilişkin beyanlarını Resmî Gazete’deki ilanı müteakip, 7 gün içinde BDDK’ya bildirmeleri zorunluluğu bulunmaktadır.

      Ara Dönem Finansal Raporların BDDK’ya ve Kuruluş Birliklerine Gönderimi

      BDDK tarafından yayımlanan “Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 14/3 fıkrası uyarınca bankaların Mart, Haziran ve Eylül ayları sonu itibarıyla düzenleyecekleri konsolide olmayan ara dönem finansal raporlarını 45 gün içinde, konsolide olanları ise 75 gün içinde BDDK’ya ve kuruluş birliklerine (TBB ve TKBB’ye) elektronik ortamda ve matbu olarak tevdi etme zorunlulukları bulunmaktadır.

  • 48- Bankaların İnternet Sitesinde İlan Etmekle Yükümlü Oldukları Zorunlu Bilgiler Nelerdir?
    • İnternet Sitesi Ana Sayfasında ve Doğrudan Ulaşılabilecek Şekilde “iletişim” Başlığı Altında Sunulması Gereken Bilgiler

      5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun“un “Bilgilendirme Yükümlülüğü” başlıklı 3 üncü maddesinde, içe­rik, yer ve eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı, yö­net­me­lik­le be­lir­le­nen esas ve usûl­ler çer­çe­ve­sin­de ta­nı­tı­cı bil­gi­le­ri­ni ken­di­le­ri­ne ait in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­cı­la­rın ula­şa­bi­le­ce­ği şe­kil­de ve gün­cel ola­rak bu­lun­dur­mak­la yü­küm­lü­ kılınmıştır.

      Aynı maddenin 2 nci fıkrasında, bu yü­küm­lü­lü­ğü ye­ri­ne ge­tir­me­yen içe­rik, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı­ ta­ra­fın­dan 2.000 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına ka­dar ida­rî pa­ra cezası ve­ri­leceği düzenlenmiştir.

      İN­TER­NET OR­TAMIN­DA YA­PI­LAN YAYIN­LA­RIN DÜZENLENMESİ VE BU YA­YIN­LAR YO­LUY­LA İŞ­LE­NEN SUÇLAR­LA MÜ­CA­DE­LE EDİL­ME­Sİ HAKKIN­DA KA­NUN

      Bil­gi­len­dir­me yü­küm­lü­lü­ğü

      MAD­DE 3- (1) İçe­rik, yer ve eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı, yö­net­me­lik­le be­lir­le­nen esas ve usûl­ler çer­çe­ve­sin­de ta­nı­tı­cı bil­gi­le­ri­ni ken­di­le­ri­ne ait in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­cı­la­rın ula­şa­bi­le­ce­ği şe­kil­de ve gün­cel ola­rak bu­lun­dur­mak­la yü­küm­lü­dür.

      (2) Yu­ka­rı­da­ki fık­ra­da be­lir­ti­len yü­küm­lü­lü­ğü ye­ri­ne ge­tir­me­yen içe­rik, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na Baş­kan­ ta­ra­fın­dan iki bin Türk lirasından elli bin Türk lirasına ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir.

      (3) (Ek: 6/2/2014-6518/86 md.) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri yurt içinden ya da yurt dışından yürütenlere, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirim yapılabilir.

      5651 sayılı Kanuna dayalı olarak 30.11.2007 tarihli ve 26716 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelikin “Bilgilendirme Yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesinde de, ticari veya ekonomik amaçlı, içerik, yer ve erişim sağlayıcılarının aşağıda belirtilen tanıtıcı bilgilerini, kendilerine ait internet ortamında, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında, doğru, eksiksiz ve güncel olarak bulundurmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. Banka ve finans kurumlarının da web sitelerinde ticari veya ekonomik amaçlı olarak içerik oluşturdukları düşünüldüğünde, içerik sağlayıcı olarak internet sitelerinde kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında, doğru, eksiksiz ve güncel olarak aşağıdaki bilgileri bulundurmakla yükümlü oldukları, ayrıca, yer sağlayıcıya ilişkin tanıtıcı bilgileri de, doğru, eksiksiz ve güncel olarak vermeleri gerektiği anlaşılmaktadır:

      a) Tüzel kişiliğin unvanı ve sorumlu kişileri, vergi kimlik numarası veya ticaret sicil numarası,

      b) Tüzel kişiliğin merkezinin bulunduğu yer,

      c) Elektronik iletişim adresi ve telefon numarası,

      ç) Sunduğu hizmet, bir merciin iznine veya denetimine tabi bir faaliyet çerçevesinde yapılıyor ise, yetkili denetim merciine ilişkin bilgiler,

      d) Yer sağlayıcıya ilişkin tanıtıcı bilgiler.

      İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

      Bilgilendirme yükümlülüğü

      Madde 5 – (1) Ticari veya ekonomik amaçlı içerik sağlayıcıları, yer sağlayıcıları ve erişim sağlayıcıları, aşağıda belirtilen tanıtıcı bilgilerini, kendilerine ait internet ortamında, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında, doğru, eksiksiz ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür:

      a) Gerçek kişi ise; adı ve soyadı, tüzel kişi ise; unvanı ve sorumlu kişiler, vergi kimlik numarası veya ticaret sicil numarası,

      b) Yerleşim yeri, tüzel kişi ise merkezinin bulunduğu yer,

      c) Elektronik iletişim adresi ve telefon numarası,

      ç) Sunduğu hizmet, bir merciin iznine veya denetimine tabi bir faaliyet çerçevesinde yapılıyor ise, yetkili denetim merciine ilişkin bilgiler.

      (2) Ticari veya ekonomik amaçlı içerik sağlayıcı, birinci fıkradaki bilgilerle birlikte, yer sağlayıcıya ilişkin tanıtıcı bilgileri, doğru, eksiksiz ve güncel olarak ana sayfasında bulundurmakla yükümlüdür.

      Ayrıca, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 26.08.2015 tarihli ve 29457 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik”in 5 inci maddesinde elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya da tüzel kişilerin elektronik ticaret faaliyetine başlamadan önce kendilerine ait elektronik ticaret ortamında bulundurmaları gereken bilgiler belirlenmiştir.

      Yönetmelik’te elektronik ticaret, fizikî olarak karşı karşıya gelmeksizin, elektronik ortamda gerçekleştirilen çevrim içi iktisadî ve ticari her türlü faaliyet olarak tanımlanmaktadır.

      Bankaların web siteleri üzerindeki internet şubelerinden verilen hizmetler elektronik ticaret tanımı içinde yer aldığı için bankaların web sitelerinin ana sayfasında “iletişim” başlığı altındaki bölümde doğrudan ulaşılabilecek şekilde Yönetmeliğin 5 inci maddesinde yer alan aşağıdaki bilgilere yer verilmesi gerekmektedir.

      a) Tebligata elverişli KEP adresi, elektronik posta adresi ve telefon numarası ile varsa işletme adı veya tescilli marka adı.

      b) Mensubu olduğu meslek odası ve varsa üyesi olduğu sektörel kuruluşlar ile meslekle ilgili davranış kuralları ve bunlara elektronik olarak ne şekilde ulaşılabileceğine ilişkin bilgiler.

      c) Tacir ise ayrıca ticaret unvanı, MERSİS numarası ve merkez adresi.

      ELEKTRONİK TİCARETTE HİZMET SAĞLAYICI VE ARACI HİZMET SAĞLAYICILAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      Hizmet sağlayıcının bilgi verme yükümlülüğü

      MADDE 5 – (1) Hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret faaliyetine başlamadan önce kendine ait elektronik ticaret ortamında aşağıdaki bilgileri eksiksiz olarak bulundurur:

      a) Tebligata elverişli KEP adresi, elektronik posta adresi ve telefon numarası ile varsa işletme adı veya tescilli marka adı.

      b) Mensubu olduğu meslek odası ve varsa üyesi olduğu sektörel kuruluşlar ile meslekle ilgili davranış kuralları ve bunlara elektronik olarak ne şekilde ulaşılabileceğine ilişkin bilgiler.

      c) Tacir ise ayrıca ticaret unvanı, MERSİS numarası ve merkez adresi.

      ç) Esnaf ise ayrıca adı ve soyadı, vergi kimlik numarası ve merkez adresi.

      (2) Tacir veya esnaf olmayan hizmet sağlayıcı, kendine ait elektronik ticaret ortamında adı ve soyadını veya unvanını, merkez adresini, tebligata elverişli KEP adresini, elektronik posta adresini ve telefon numarasını eksiksiz olarak bulundurur.

      (3) Hizmet sağlayıcı birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen bilgilerini, ağ üzerindeki ana sayfasında ve doğrudan ulaşılabilecek şekilde “iletişim” başlığı altında sunar.

      (4) Aracı hizmet sağlayıcı üzerinden satış yapan ve tacir veya esnaf olan hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret faaliyetine başlamadan önce, aracı hizmet sağlayıcı tarafından kendine tahsis edilen alanda aşağıdaki bilgileri eksiksiz olarak bulundurur:

      a) Ticaret unvanı, işletme adı veya tescilli marka adı bilgilerinden en az biri.

      b) Tebligata elverişli KEP adresi.

      c) Esnaflar için vergi kimlik numarası, tacirler için MERSİS numarası.

      ç) Merkez adresi ve onaylanmış telefon numarasının aracı hizmet sağlayıcıda bulunduğuna ilişkin bilgi.

      (5) Aracı hizmet sağlayıcı üzerinden satış yapan ve tacir veya esnaf olmayan hizmet sağlayıcı, aracı hizmet sağlayıcı tarafından kendine tahsis edilen alanda aşağıdaki bilgileri eksiksiz olarak bulundurur:

      a) Adı ve soyadı.

      b) İkametgâhının bulunduğu il.

      c) Merkez adresi ve onaylanmış telefon numarasının aracı hizmet sağlayıcıda bulunduğuna ilişkin bilgi.

      (6)  Bu maddede yer alan bilgilerdeki değişikliklere ilişkin güncellemeler, hizmet sağlayıcı tarafından değişikliğin gerçekleştiği gün yapılır.

      (7) Bu maddede yer alan bilgilerin doğruluğundan hizmet sağlayıcı sorumludur.

      Söz konusu Yönetmeliğin 7 nci maddesinde de elektronik ortamda satış yapanlar tarafından internet sitelerinin ana sayfalarında işlem rehberi başlığı altında verilmesi gereken bilgiler belirlenmiş olup, bankaların internet şubelerinde elektronik ortamda sağladıkları hizmetlerin bu maddede istenenlere tam uygulanabilir olduğu düşünülmediği için söz konusu bilgiler internet sitelerinde verilmesi gereken zorunlu bilgiler arasında sınıflandırılmamakla birlikte bilgi amaçlı olarak aşağıda verilmiştir:

      ELEKTRONİK TİCARETTE HİZMET SAĞLAYICI VE ARACI HİZMET SAĞLAYICILAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      İşlem rehberi

      MADDE 7 – (1) Aracı hizmet sağlayıcı ve kendine ait elektronik ortamda satış yapan hizmet sağlayıcı tarafından, elektronik ticaret işlemlerinin gerçekleştirildiği ağ üzerinden doğrudan ulaşılabilecek şekilde ana sayfada “işlem rehberi” başlığı altında aşağıdaki bilgiler güncel olarak bulundurulur:

      a) Sözleşmenin kurulabilmesi için mal ve hizmetin seçilmesi, teslimat ve ödeme bilgilerinin girilmesi ile siparişin onaylanması gibi gerekli aşamaları gösterir şekilde teknik adımlar.

      b) Elektronik ticarete ilişkin sözleşmenin, elektronik ortamda saklanıp saklanmayacağı ile bu sözleşmeye alıcının daha sonra aynı ortamda erişiminin mümkün olup olmayacağı ve bu erişimin ne kadar süreyle sağlanacağına ilişkin bilgi.

      c) Alıcının siparişi vermeden önce veri girişindeki hatalarını açık ve anlaşılır bir şekilde belirleyebilmesi ve düzeltebilmesi amacıyla özet sipariş formu ile geri al ve değiştir gibi teknik araçların sunulacağına ilişkin bilgi.

      ç) Elektronik ticaret işlemleri nedeniyle elde ettiği kişisel verilere ilişkin gizlilik kuralları.

      d) Alıcıyla arasında uyuşmazlık çıkması halinde varsa alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları.

      (2) Alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları, tarafların diğer hukuki çözüm yollarına başvurma hakkına engel teşkil etmez.

      Genel Kurul Çağrı İlanının, Genel Kurul Toplantı Tutanağının ve İç Yönergenin İnternet Sitesinde Yayımlanması Yükümlülüğü

      28.11.2012 tarihli ve 28481 sayılı Resmi Gazete’de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan “Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik” ile aşağıdaki hususların internet sitesinde ilanı yükümlülükleri getirilmiştir:

      1- Genel kurulun toplantıya çağrı usulünde şirket internet sitesinin de kullanılması yükümlülüğü getirilmiştir. Toplantıya çağrının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yapılacak ilanla duyurulması ve borsada işlem gören paylar hariç pay defterinde yazılı pay sahipleri ile pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adresini bildiren pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi yükümlülüğü devam etmektedir.

      2- Genel kurul toplantısı sonrası yapılacak işlemlere genel kurul toplantı tutanağının hemen şirket internet sitesinde ilan edilmesi yükümlülüğü eklenmiştir.

      3- Genel kurulun devredilemez yetkileri arasına genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin iç yönergenin onaylanması veya değiştirilmesi eklenmiştir. Yönetim kurulu, iç yönergeyi Türk Ticaret Kanunu ve bu Yönetmelik hükümleri ile Yönetmeliğin 5 numaralı ekindeki örneğe uygun içerikte hazırlayacak ve genel kurulun onayından sonra yürürlüğe koyacaktır. İç yönerge, genel kurulun onay tarihinden itibaren 15 gün içinde ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmelidir. Ayrıca; internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketlerce, ilan tarihini izleyen 5 gün içerisinde internet sitesinde de yayımlanmak zorundadır. İç yönergede yapılacak değişikliklerde de aynı usul izlenir.

      ANONİM ŞİRKETLERİN GENEL KURUL TOPLANTILARININ USUL VE ESASLARI İLE BU TOPLANTILARDA BULUNACAK GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI TEMSİLCİLERİHAKKINDA YÖNETMELİK

      Çağrı usulü

      MADDE 10 – (1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede belirtilen şekilde, internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketler internet sitelerinde ve her halde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan ile çağrılır. Çağrı, toplantıya elektronik ortamda katılma sistemini uygulayan şirketlerde elektronik genel kurul sisteminde de yapılır. Ayrıca, pay defterinde yazılı pay sahipleri ile önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adresini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. 2499 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü saklıdır.

      (2) Genel kurulun toplantıya çağrısı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır.

      (3) Çağrısı yapılan ilk toplantıda nisabın temin edilememesi halinde, genel kurul aynı usulle yeniden toplantıya çağrılır. İlk toplantının ilan metnine, nisabın sağlanamaması halinde yapılacak ikinci toplantının çağrısına dair konulan hükümler geçersizdir.

      (4) Azlığın istemi üzerine, Kanunun 420 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca genel kurul toplantısının, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya ertelenmesi halinde, erteleme kararı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir ve internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketlerin internet sitelerinde karar tarihinden itibaren en geç beş gün içinde yayımlanır. Ertelenen genel kurul bir ay sonra yapılmak üzere, çağrı usulüne uyularak tekrar toplantıya çağrılır.

      Toplantı sonunda yapılacak işlemler

      MADDE 29 – (1) Toplantı başkanı genel kurul toplantı tutanağının bir nüshasını ve hazır bulunanlar listesi dahil toplantı ile ilgili diğer tüm belgeleri, derhal şirkete teslim eder. Yönetim kurulunca genel kurul toplantısından sonra genel kurul tutanağının noter tasdikli bir sureti ile Bakanlık temsilcisi bulunan toplantılarda temsilcinin görevlendirme yazısının bir nüshası ve ticaret sicili müdürlüğünce istenecek diğer belgeler, derhal ilgili ticaret sicili müdürlüğüne verilir.

      (2) Yönetim kurulu tescil ve ilana tabi hususları, ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ettirir. İnternet sitesi açmakla yükümlü olan şirketler, genel kurul tutanağını hemen internet sitelerinde de ilân eder.

      (3) Toplantı başkanı, hazır bulunanlar listesinin, gündemin ve genel kurul toplantı tutanağının birer nüshasını Bakanlık temsilcisine teslim eder.

      (4) Bu maddede belirtilen belgelerin Elektronik Genel Kurul Sistemi üzerinden elektronik platformlara iletilmesine Bakanlıkça karar verilebilir.

      (5) Genel kurul işlemleri ile ilgili belgelerin elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile düzenlenmesi halinde bu belgelerde noter onayı aranmaz.

      İç yönergeye ilişkin esaslar

      MADDE 40 – (1) İç yönerge, Kanunun izin verdiği durumlar dışında, ortakların genel kurula katılma, oy kullanma, dava açma, bilgi alma, inceleme ve denetleme gibi vazgeçilemez nitelikteki haklarını, toplantı başkanlığının Kanundan kaynaklanan görev ve yetkilerini sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümler içeremez.

      (2) Özel kanunlara tabi şirketler, iç yönergenin hazırlanmasında, bu Yönetmelikte belirtilen hususların yanında, tabi oldukları özel mevzuat hükümlerini de dikkate almak zorundadırlar.

      (3) Yönetim kurulu, iç yönergeyi Kanun ve bu Yönetmelik hükümleri ile Ek-5’teki örneğe uygun olarak hazırlar ve genel kurulun onayından sonra yürürlüğe koyar.

      (4) İç yönerge, genel kurulun onay tarihinden itibaren onbeş gün içinde ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir. Ayrıca; internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketlerce, ilan tarihini izleyen beş gün içerisinde internet sitesinde de yayımlanır.

      (5) İç yönergede yapılacak değişikliklerde de aynı usul izlenir.

      Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik Uyarınca Yapılması Gereken İlanlar

      31.05.2013 tarihli ve 28663 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik” uyarınca şirketlerin internet sitelerinde yayımlanması gereken içerik aşağıdaki gibidir.

      Bu Yönetmelik, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca denetime tabi sermaye şirketleri tarafından açılacak internet sitelerinde ilan edilecek ve erişime açık tutulacak asgari içeriğe ve bu sitenin belirli bir bölümünün şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülenmesine ve bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.

      TESCİL

      Kanun uyarınca oluşturulan internet sitesinin, şirketlerin MERSİS numarası altında tescil edilmesi gerekmektedir (md. 5/6).

      İNTERNET SİTESİNDE SÜREKLİ OLARAK YAYIMLANMASI GEREKEN İÇERİK 

      1- Bankanın MERSİS numarası, ticaret unvanı, merkezi, taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı ile yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ad ve soyadları,

      2- Seçilen denetçinin adı ve soyadı/unvanı, yerleşim yeri/merkezi, varsa tescil edilmiş şubesi,

      Sürekli olarak yayımlanması gereken içeriklerde değişiklik olması halinde bu içeriklerin yeni hali, değişikliğin meydana geldiği tarihte internet sitesinde yayımlanmalıdır (md. 6/2).

      İNTERNET SİTESİNDE EN AZ 6 AYLIK SÜRE İÇİN YAYIMLANMASI GEREKEN İÇERİK (md. 6/3)

      3- Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin ilan en geç sicil gazetesinde yayımlandığı tarihte internet sitesine konulmalıdır.

      4- Genel kurul toplantı tutanağı genel kurul tarihinden itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konulmalıdır.

      5- Esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararı, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konulmalıdır.

      6- Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermayenin artırılmasına ilişkin kararı, esas sözleşme maddesinin yeni şekli, yeni paylar ve rüçhan hakkı kullanımına ilişkin bilgiler şirket esas sözleşmesine uygun olarak yapılan ilan tarihinden itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konulmalıdır.

      6- Şirketler topluluğuna dahil olan teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticilerinin, kendileri, eşleri, velayetleri altındaki çocukları ve bunların, sermayelerinin en az % 20’sine sahip bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki payları ile ilgili olarak yapacakları açıklama, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konur.

      7- Bir teşebbüs tarafından Banka sermayesinde doğrudan ya da dolaylı olarak, %5’ini, %10’unu, %20’sini, %25’ini, %33’ünü, %50’sini, %67’sini veya %100’ünü temsil eden miktarlarda pay sahibi olunması veya sahip olunan payların bu yüzdelerin altına düşmesi halinde buna ilişkin açıklama, gerçekleşme tarihinden itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konur.

      8- Şirketler arasında yapılan hakimiyet sözleşmesi sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konur.

      9- Esas sözleşme ve değişiklikler kuruluşun ya da değişikliğin sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konur.

      10- Yönetim kurulunun temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararı, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konur.

      11- Genel kurulun çalışma usul ve esaslarını içeren iç yönerge ilan tarihini izleyen 5 gün içinde internet sitesine konur.

      12- Elektronik ortamda yapılan genel kurul ve yönetim kurulu toplantıları için, elektronik ortam araçlarının etkin katılmaya elverişliliğinin ispatlandığı teknik rapor, sicil gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesine konur.

      İNTERNET SİTESİNİN BİLGİ TOPLUMU HİZMETLERİNE ÖZGÜLENMİŞ KISMI

      İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine özgülenmiş kısmında yayımlanan içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Yönlendirilmiş mesaj zaman damgası ile oluşturulur ve aynı yöntemle değiştirilir.

      Şirketler, internet sitesine ilişkin yükümlülüklerini doğrudan kendileri yerine getirebilecekleri gibi MTHS’lerden destek hizmeti almak suretiyle de yerine getirebilirler. Payları, Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca MKK tarafından kayden izlenen şirketler için MTHS faaliyeti MKK tarafından yerine getirilir.

      Şirketler tarafından internet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümünün şirkete ait internet sitesi üzerinden veya MTHS’ler üzerinden arama motorları tarafından kolay bulunabilmesi için, ana sayfada “bilgi toplumu hizmetleri” şeklinde bir ibareye yer verilmelidir (md. 10/2). Sahip oldukları internet sitesi üzerinde bu bilgileri sağlayan şirketler, ilgili bilgilere erişim için internet sitesi içinde “http://firmaalanadi/bilgitoplumuhizmetleri” adresinden ya da bir önceki cümlede belirtildiği şekilde doğrudan MTHS’ye yönlenmeyi sağlarlar (md. 10/4).

      ELEKTRONİK ARŞİVLEME (md. 12)

      1- İnternet sitesinde yayımlanan içerik, ilgili mevzuatta daha uzun bir süre öngörülmedikçe internet sitesindeki yayımının son bulduğu tarihten itibaren beş yıl süre ile elektronik olarak arşivlenir.

      2- İçeriğin MERSİS ve/veya diğer veri tabanlarına bir MTHS aracılığıyla aktarılması Bakanlık tarafından zorunlu kılınmışsa bu içerik Bakanlık tarafından belirlenen format ve standartlara uygun olarak ilgili veri tabanına aktarılabilir.

      3- İnternet sitesinde yer alacak içeriğin arşivlenmesinde güvenli elektronik imza ve zaman damgası kullanılır.

      SERMAYE ŞİRKETLERİNİN AÇACAKLARI İNTERNET SİTELERİNE DAİR YÖNETMELİK (YÖNETMELİK’TE 28.02.2015 TARİHİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN İŞLENDİĞİ HALİ)

      Özel Durum Açıklamalarının İnternet Sitesinde İlanı

      Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 23.01.2014 tarihli ve 28891 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Özel Durumlar Tebliği (II-15.1)“nin 24/5 fıkrası uyarınca sermaye piyasası araçları borsada işlem gören ihraççılar, özel durum açıklamalarını en geç kamuya açıklama yapıldıktan sonraki iş günü içinde KAP’ta ihraççıya ilişkin genel bilgilerde belirtilen İnternet sitesinde ilan etmek ve söz konusu açıklamaları beş yıl süreyle bu internet sitesinde bulundurmak zorundadır. Bu yükümlülük, ortaklığın internet sitesinde KAP’ta yer alan açıklamalara bağlantı verilmesi suretiyle de yerine getirilebilir. Sermaye piyasası araçları borsada işlem görmeyen ihraççılar ise, özel durum açıklamalarını en geç kamuya açıklama yapıldıktan sonraki 5 iş günü içinde bulunması durumunda kendilerine ait internet sitesinde ilan etmek ve söz konusu açıklamaları beş yıl süreyle bu internet sitesinde bulundurmak zorundadır. Bu ihraççıların kendilerine ait birden fazla internet sitesinin bulunması durumunda, özel durumlar tescil edilen internet sitesinde zorunlu, diğer internet sitelerinde ise ihtiyari olarak ilan edilir. Tescil edilen internet sitesinde, özel durumların ilan edildiği diğer internet sitelerinin bağlantı adreslerine yer verilir.

      ÖZEL DURUMLAR TEBLİĞİ (II-15.1)

      Açıklamaların kapsam ve özellikleri

      MADDE 24 – 

      (5) Sermaye piyasası araçları borsada işlem gören ihraççılar, özel durum açıklamalarını en geç kamuya açıklama yapıldıktan sonraki iş günü içinde KAP’ta ihraççıya ilişkin genel bilgilerde belirtilen İnternet sitesinde ilan etmek ve söz konusu açıklamaları beş yıl süreyle bu internet sitesinde bulundurmak zorundadır. Bu yükümlülük, ortaklığın internet sitesinde KAP’ta yer alan açıklamalara bağlantı verilmesi suretiyle de yerine getirilebilir. Sermaye piyasası araçları borsada işlem görmeyen ihraççılar ise, özel durum açıklamalarını en geç kamuya açıklama yapıldıktan sonraki beş iş günü içinde bulunması durumunda kendilerine ait internet sitesinde ilan etmek ve söz konusu açıklamaları beş yıl süreyle bu internet sitesinde bulundurmak zorundadır. Bu ihraççıların kendilerine ait birden fazla internet sitesinin bulunması durumunda, özel durumlar tescil edilen internet sitesinde zorunlu, diğer internet sitelerinde ise ihtiyari olarak ilan edilir. Tescil edilen internet sitesinde, özel durumların ilan edildiği diğer internet sitelerinin bağlantı adreslerine yer verilir.

      (6) Özel durum açıklamalarının, TTK’nın 1524 üncü maddesi uyarınca yapılan düzenlemeler çerçevesinde ilan edildiği durumlarda, bu açıklamaları ihraççının İnternet sitesinde ilan etme ve saklama yükümlülüğü yerine getirilmiş sayılır.

      Finansal Raporların İnternet Sitesinde İlanı

      SPK tarafından 13.06.2013 tarihli ve 28676 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği (II-14.1)” (Finansal Raporlama Tebliği)’nin 14 üncü maddesi uyarınca yatırım kuruluşu tanımı içinde yer alan diğer şirketler gibi bankaların da, yıllık ve ara dönem finansal raporlarını, finansal rapor kullanıcıları tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde, kamuya açıklandıktan sonra kendilerine ait internet sitelerinde ilan etmeleri gerekmektedir. Bu bilgilerin sözkonusu internet sitelerinde en az 5 yıl süreyle kamuya açık tutulması zorunludur.

      Aynı Tebliğ’in 4 üncü maddesinde finansal raporlar, finansal tablolar, yönetim kurulu faaliyet raporları ve sorumluluk beyanlarından oluşan raporlar olarak tanımlanmıştır.

      İşletmenin birden fazla internet sitesinin bulunması durumunda, finansal raporlar tescil edilen internet sitesinde zorunlu, diğer internet sitelerinde ise ihtiyari olarak ilan edilecektir. Tescil edilen internet sitesinde, finansal raporların ilan edildiği diğer internet sitelerinin bağlantı adreslerine yer verilir.

      SERMAYE PİYASASINDA FİNANSAL RAPORLAMAYA İLİŞKİN ESASLAR TEBLİĞİ (II-14.1)

      Finansal raporların internet sitesinde ilanı

      MADDE 14 – (1) Finansal raporlarını kamuya açıklanmak üzere KAP’a bildiren işletmeler, yıllık ve ara dönem finansal raporlarını, finansal rapor kullanıcıları tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde, kamuya açıklandıktan sonra kendilerine ait internet sitelerinde ilan etmek zorundadır. Bu bilgilerin sözkonusu internet sitelerinde en az 5 yıl süreyle kamuya açık tutulması zorunludur.

      (2) Birinci fıkrada yer verilen işletmelerin birden fazla internet sitesinin bulunması durumunda, finansal raporlar tescil edilen internet sitesinde zorunlu, diğer internet sitelerinde ise ihtiyari olarak ilan edilir. Tescil edilen internet sitesinde, finansal raporların ilan edildiği diğer internet sitelerinin bağlantı adreslerine yer verilir.

      (3) Payları bir borsada ve/veya teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem görmeyen halka açık ortaklıkların, TTK’nın ilgili hükümleri uyarınca zorunlu veya ihtiyari olarak internet sitelerinin bulunması durumunda, bu maddede belirtilen ilan yükümlülüklerine uymaları zorunludur.

      Yıllık Faaliyet Raporunun Yayınlanması

      BDDK tarafından 1.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankalarca Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanmasına ve Yayımlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 10 uncu maddesi uyarınca bankaların, söz konusu Yönetmelik uyarınca hazırlayacakları yıllık faaliyet raporunu en geç ilgili hesap dönemi sonunu izleyen yılın Mayıs ayı sonuna kadar matbu olarak ve ayrıca kendi internet sayfalarında finansal tablo kullanıcıları tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde elektronik ortamda yayımlamaları gerekmektedir.

      BANKALARCA YILLIK FAALİYET RAPORUNUN HAZIRLANMASINA VE YAYIMLANMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      Yıllık faaliyet raporunun yayımlanması

      MADDE 10 – (1) Bankalar, ilgili hesap dönemine ilişkin yıllık genel kurul toplantısını müteakiben bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ilave etmekle yükümlü oldukları bilgiler ile birlikte varsa bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki uygunluk görüşünü ya da aynı maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki uyuşmazlık görüşünü de sunuş bölümüne ekleyerek yıllık faaliyet raporunu en geç ilgili hesap dönemi sonunu izleyen yılın Mayıs ayı sonuna kadar matbu olarak ve ayrıca kendi internet sayfalarında finansal tablo kullanıcıları tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde elektronik ortamda yayımlamakla yükümlüdürler.

      ….

      (3) Yabancı bankaların Türkiye’deki şubeleri, genel merkezlerince düzenlenen yıllık faaliyet raporunun yeminli tercüman onaylı Türkçe çevirisine ve bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (4), (5) ve (6) numaralı alt bentleri; birinci fıkrasının (b) bendinin (1), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde ve birinci fıkrasının (c) bendinin (2), (3), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen bilgiler ile birlikte bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve ilgisine göre 9 uncu maddesinin birinci veya üçüncü fıkraları kapsamındaki bilgileri de eklemek suretiyle matbu olarak ve ayrıca kendi internet sayfalarında finansal tablo kullanıcıları tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde elektronik ortamda yayımlamak ve Kuruma göndermekle yükümlüdürler.

      Yıl Sonu ve Ara Dönem Finansal Raporların ve Resmi Gazete’de Yayımlanan Finansal Tablolara İlişkin Bilgilerin İnternet Sitesinde Yayımlanması

      BDDK tarafından 1.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankalarca Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanmasına ve Yayımlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 14 üncü maddesi uyarınca bankaların yıl sonu konsolide ve konsolide olmayan finansal tablolarını dipnotsuz olarak ilgili oldukları yılı takip eden Nisan ayı sonuna kadar Resmî Gazete’de ilan etmeleri ve ilanın yapıldığı Resmî Gazete’nin tarih ve sayısı ile yayımlanan bilgilere İnternet sayfasından ulaşılabileceğine ve ilan edilen bilgilerin BDDK’ya gönderilen bilgilerle aynı olduğuna ilişkin beyanlarını Resmî Gazete’deki ilanı müteakip, 7 gün içinde BDDK’ya bildirme yükümlülükleri bulunmaktadır.

      Yine aynı madde uyarınca bankalar, yıl sonu finansal raporlarını, beşinci fıkra kapsamında yayımlanan dipnotsuz finansal tabloların Resmî Gazete’de yayımı tarihi itibarıyla, ara dönem finansal raporlarını ise kuruluş birlikleri tarafından kamuya açıklandıktan sonra kendi İnternet sayfalarında yayımlamak ve en az beş yıl süreyle kullanıcıların ulaşımına açık tutmak zorundadır.

      Söz konusu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde finansal tablolar; nazım hesaplar ile birlikte bilanço (finansal durum tablosu), gelir tablosu (kâr ve zarar cetveli), özkaynaklarda muhasebeleştirilen gelir gider kalemlerine ilişkin tablo, özkaynak değişim tablosu, nakit akış tablosu ile kâr dağıtım tablosundan oluşur şeklinde tanımlanmıştır. Önemli muhasebe politikalarını özetleyen dipnotlar, Türkiye Muhasebe Standartlarında verilmesi öngörülen diğer açıklayıcı notlar ile finansal tablolarda yer alan bilgilere ilişkin açıklayıcı rapor ve tablolar, finansal tabloların ayrılmaz parçalarıdır.

      BANKALARIN MUHASEBE UYGULAMALARINA VE BELGELERİN SAKLANMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      Finansal raporların sunumu ve yayımlanması
      MADDE 14 – 

      (5) Bankalar yıl sonu konsolide ve konsolide olmayan finansal tablolarını dipnotsuz olarak ilgili oldukları yılı takip eden Nisan ayı sonuna kadar Resmî Gazete’de ilan eder. Bankalar ilanın yapıldığı Resmî Gazete’nin tarih ve sayısı ile yayımlanan bilgilerin İnternet sayfasından ulaşılabileceğine ve ilan edilen bilgilerin Kuruma gönderilen bilgilerle aynı olduğuna ilişkin beyanlarını Resmî Gazete’deki ilanı müteakip, yedi gün içinde Kuruma bildirir.

      (7) Bankalar, yıl sonu finansal raporlarını, beşinci fıkra kapsamında yayımlanan dipnotsuz finansal tabloların Resmî Gazete’de yayımı tarihi itibarıyla, ara dönem finansal raporlarını ise kuruluş birlikleri tarafından kamuya açıklandıktan sonra kendi İnternet sayfalarında yayımlamak ve en az beş yıl süreyle kullanıcıların ulaşımına açık tutmak zorundadır.

      Risk Yönetimine İlişkin Açıklamaların İnternet Sitesinde Yayımlanması

      BDDK tarafından 23.10.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bankalarca Risk Yönetimine İlişkin Kamuya Yapılacak Açıklamalar Hakkında Tebliğ”in 4 üncü maddesi uyarınca bankaların söz konusu Tebliğ’in Ek-1’inde yer alan çizelgede belirtilen formatlar ve raporlama sıklıklarını esas alarak risk yönetimine ilişkin bilgilerini kolay ulaşılabilir ve ölçüm ve değerlendirme yapabilme imkanı tanıyacak şekilde finansal raporun bir unsuru olarak ayrı bir başlık altında kamuya açıklamaları gerekmektedir. BDDK’nın kuruluş birliklerini muhatap 27.04.2016 tarihli yazısı ile de Tebliğ hükümleri uyarınca 31.03.2016 ara dönemi için yapılacak açıklamalara, Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlar İlişkin Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğ‘in üçüncü bölümünde yer alan risk yönetimine ilişkin açıklamalar içerisinde yer verilmesinin mümkün bulunduğu açıklaması yapılmıştır.

      Tebliğ’in aşağıda verilen 4/2 fıkrası uyarınca bankaların internet sayfalarında söz konusu Tebliğ’in yürürlük tarihi olan 31.03.2016 tarihini baz alarak risk yönetimi açıklamalarına ilişkin en az 5 yıllık arşiv oluşturmaları gerekmektedir.

      BANKALARCA RİSK YÖNETİMİNE İLİŞKİN KAMUYA YAPILACAK AÇIKLAMALAR HAKKINDA TEBLİĞ

      Genel hükümler

      MADDE 4 – (1) Bankalar, risk yönetimine ilişkin bilgilerini kolay ulaşılabilir ve ölçüm ve değerlendirme yapabilme imkanı tanıyacak şekilde finansal raporun bir unsuru olarak ayrı bir başlık altında kamuya açıklar.

      (2) Bankalar internet sayfalarında bu Tebliğin yürürlük tarihi baz alınarak risk yönetimi açıklamalarına ilişkin en az 5 yıllık arşiv oluşturur.

      (3) Risk yönetimi açıklamalarına ilişkin tablolar ve şablonlar bu Tebliğe ekli Ek-l’de yer alan çizelgede belirtilen formatlar ve raporlama sıklığı esas alınarak kamuya açıklanır.

      (4) Risk yönetimi açıklamaları finansal raporların tabi olduğu iç denetim ve iç kontrol sürecine tabi tutulur.

      (5) Bankalar, risk yönetimi açıklamalarının tabi olduğu iç denetim ve iç kontrol süreçlerini kapsayan yönetim kurulu onaylı yazılı politikalar oluşturur. Bu politikaların temel unsurlarına yıl sonu risk yönetimi açıklamalarında yer verilir. Risk yönetimi açıklamaları, Türkiye’de kurulu bankaların yönetim kurulu başkanı, denetim komitesi üyeleri, genel müdürü, finansal raporlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı ve ilgili birim müdürü veya bu unvanlara eş değer kişiler tarafından ad, soyad ve unvan belirtilmek suretiyle, yönetim kurulu tarafından kabul edilen iç kontrol süreci ile uyumlu olacak şekilde hazırlandığı belirtilerek imzalanır. İmza yükümlülüğü, Türkiye’de şube açmak suretiyle faaliyette bulunan bankalarda müdürler kurulu üyelerince yerine getirilir.

      (6) Bu Tebliğde yer verilen risk yönetimi açıklamalarının sır kapsamında bilgiler içermesi durumunda bu bilgiler kamuya açıklanmayabilir. Ancak ilave açıklamalar kısmında bu bilgilerin açıklanmamış olduğu ve açıklanmama sebebi açıklanır.

      Mevduat ve Kredi İşlemlerinde Uygulanacak Faiz Oranlarının İnternet Sitesinde İlanı 

      Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından 9.12.2006 tarihli ve 26371 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)“in 6 ncı maddesi uyarınca bankaların, TCMB’ne bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan etmeleri ve bu oranları internet sitelerinde yayımlamaları gerekmektedir.

      MEVDUAT VE KREDİ FAİZ ORANLARI VE KATILMA HESAPLARI KÂR VE ZARARA KATILMA ORANLARI İLE KREDİ İŞLEMLERİNDE FAİZ DIŞINDA SAĞLANACAK DİĞER MENFAATLER HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI: 2006/1)

      Bildirme ve ilan

      MADDE 6 – (1) Bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kâr ve zarara katılma azami oranları uygulamaya konulmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilir.

      (2) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.

      2006/1 sayılı TCMB Tebliği’ne ilişkin olarak yayımlanan 13.03.2007 tarihli TCMB Uygulama Talimatı’nda da, bankaların TCMB’ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını, vadelerine göre (farklı gün sayısı ve hesap tutarlarına göre farklı faiz oranı uygulanıyorsa bu vade ve tutarlara ilişkin bilgiler de dahil olmak üzere) tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan edecekleri ve bu oranları ayrıca internet sitelerinde yayımlayacakları belirtilmiştir.

      TCMB’nin 13.03.2007 tarihli talimatı ve ekinde yer alan bildirim formları TCMB’nin 07.01.2011 tarihli ve 24 sayılı yazısı ile güncellenmiştir. 07 Ocak 2011 tarihli TCMB talimatına göre;

      – Bankaların ilan ettikleri yıllık mevduat faiz oranlarının 2007/1 sayılı TCMB Tebliği’nde tanımlanan vadeler ve türler çerçevesinde söz konusu yazının Ek: 1(B)’sinde yer alan örnek bildirim formu esas alınarak TCMB’ye bildirilmesi gerekmektedir. Kredilere ilişkin bu faiz oranı bildirimleri ve şubelerde yapılması gereken ilanlar hem bireysel hem de ticari kredi faiz oranlarını içermek zorundadır.

      07.01.2011 tarihli TCMB Talimatı eki bildirim formlarında reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredi işlemlerinde faiz dışında sağlanacak diğer menfaatler ve tahsil olunacak masraflar ile bankacılık hizmet komisyonlarının bildirilmesine ilişkin ayrı bir bildirim formu (Ek: 5) olmasına karşın bu komisyonların şubelerde ilan edilmesine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. 07.01.2011 tarihli TCMB talimatında da, bankaların TCMB’ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, sadece mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını, vadelerine göre şubelerinde ve internet sitelerinde ilan etmeleri öngörülmüştür. Komisyon ve masrafların ilanına ilişkin böyle bir yükümlülük getirilmemiştir.

      Finansal Tüketicilerden Alınacak Faiz, Kâr Payı, Ücret ve Diğer Kesintilere İlişkin Güncel Bilgilere İnternet Sitesinde Yer Verilmesi

      BDDK tarafından 3.10.2014 tarihli ve 29138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 9/1 fıkrası uyarınca finansal tüketicilerden alınacak faiz, kâr payı, ücret ve diğer kesintilere ilişkin güncel bilgilerin açık, anlaşılır ve kolay erişilebilir bir şekilde kuruluşların internet sitelerinde karşılaştırmaya uygun bir biçimde yer alması gerekmektedir. Bu bilgilerde değişiklik olması hâlinde internet sitesi eşzamanlı olarak güncellenmelidir.

      FİNANSAL TÜKETİCİLERDEN ALINACAK ÜCRETLERE İLİŞKİN USÛL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      Bilgilendirme

      MADDE 9 – (1) Finansal tüketicilerden alınacak faiz, kâr payı, ücret ve diğer kesintilere ilişkin güncel bilgiler açık, anlaşılır ve kolay erişilebilir bir şekilde kuruluşların internet sitelerinde karşılaştırmaya uygun bir biçimde yer alır. Bu bilgilerde değişiklik olması hâlinde internet sitesi eşzamanlı olarak güncellenir. Kuruluşlar, kredi ürünlerinin kullanılması hâlinde ortaya çıkacak faiz, kâr payı oranı ve ücret bilgilerini detaylı bir şekilde gösteren hesaplama araçlarını internet sitelerinde sunmakla yükümlüdür.

      (8) Kuruluşlar bu Yönetmeliğe konu ücretlerin azami ve asgari güncel tutarları ile oranlarını Kurumca belirlenecek kanallarda ve yöntemle ilân etmekle yükümlüdür.

      Bu konuda yayımlanacak bilginin içeriği ise TBB tarafından 06.04.2015 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında onaylanan ve 1 Mayıs 2015 tarihi itibarıyla yürürlüğe alınan “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Kapsamında Ücretlendirilebilecek Ürün ve Hizmetlere İlişkin İzahname“nin 4 üncü maddesinde aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

      Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Kapsamında Ücretlendirilebilecek Ürün ve Hizmetlere İlişkin İzahname

      İlan

      MADDE 4- (1) Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin 8 inci fıkrası uyarınca, bu İzahnamede yer alan tüm ücret kalemleri, Kurum tarafından uygun görülecek formata göre, bankaların internet sitesinde belirtilen logo ile “Ürün ve Hizmet Ücretleri” başlığı altında ilan edilir.

      Bireysel Müşterilerden Tahsil Edilen Komisyon ve Masrafların İnternet Sitesinde İlanı

      Bankaların bireysel müşterilere sundukları hizmetler karşılığında farklı adlar altında tahsil ettikleri her türlü faiz dışı unsur ve her türlü yasal kesintiyi (BSMV, KKDF vb.) BDDK’nın 06.01.2011 tarihli ve 2011/1 sayılı Genelgesi uyarınca internet sitelerinin açılış sayfasında kuruluş birliklerince belirlenen ortak bir sembol üzerinden yayımlamaları ve BDDK internet sitesinde yayımlanmak üzere XML ortamında BDDK’ya göndermeleri gerekmektedir.

      Kredi Ürünlerinin Kullanılması Hâlinde Ortaya Çıkacak Faiz, Kâr Payı Oranı ve Ücret Bilgilerini Detaylı Bir Şekilde Gösteren Hesaplama Araçlarının İnternet Sitesinde Sunulması

      BDDK tarafından 3.10.2014 tarihli ve 29138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 9/1 fıkrası uyarınca kuruluşlar, kredi ürünlerinin kullanılması hâlinde ortaya çıkacak faiz, kâr payı oranı ve ücret bilgilerini detaylı bir şekilde gösteren hesaplama araçlarını internet sitelerinde sunmakla yükümlüdür. Söz konusu Yönetmelik’in 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca yayımlanan bir Yönetmelik olması nedeniyle bu hesaplama araçlarının tüketicilere yönelik kredi ürünleri ile ilgili olması gerektiği anlaşılmaktadır.

      FİNANSAL TÜKETİCİLERDEN ALINACAK ÜCRETLERE İLİŞKİN USÛL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      Bilgilendirme

      MADDE 9 – (1) Finansal tüketicilerden alınacak faiz, kâr payı, ücret ve diğer kesintilere ilişkin güncel bilgiler açık, anlaşılır ve kolay erişilebilir bir şekilde kuruluşların internet sitelerinde karşılaştırmaya uygun bir biçimde yer alır. Bu bilgilerde değişiklik olması hâlinde internet sitesi eşzamanlı olarak güncellenir. Kuruluşlar, kredi ürünlerinin kullanılması hâlinde ortaya çıkacak faiz, kâr payı oranı ve ücret bilgilerini detaylı bir şekilde gösteren hesaplama araçlarını internet sitelerinde sunmakla yükümlüdür.

      KOBİ’lere Kullandırılan Kredilerden Tahsil Edilen Faiz ve Komisyonların İnternet Sitesinde İlanı

      Bankaların KOBİ’lere kullandırılan kredilere ilişkin faiz ve her ne ad altında olursa olsun tahsil ettikleri tüm parasal unsurları da BDDK’nın 30.05.2014 tarihli yazısı uyarınca Kurum’un yukarıda belirtilen 06.01.2011 tarihli ve 2011/1 sayılı Genelgesi’ne uygun olarak bireysel müşterilere yönelik “Ürün ve Hizmet Ücret Uygulamasında” olduğu gibi internet sitelerinin ana sayfalarında yayımlamaları ve BDDK internet sitesinde yayımlanmak üzere XML ortamında BDDK’ya göndermeleri gerekmektedir.

      Finansal Tüketicilerle Düzenlenecek Yazılı Sözleşme ve Bilgilendirme Formu İçeriklerinin Bir Örneğinin İnternet Sitesinde Yayımlanması

      BDDK tarafından 3.10.2014 tarihli ve 29138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 9/5 fıkrası uyarınca söz konusu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden sonra düzenlenecek yazılı sözleşme ve bilgilendirme form içeriklerinin bir örneğine kuruluşların internet sitelerinde ücretsiz erişim imkânı sağlanması gerekmektedir.

      Yönetmelik yayımlandığı tarih olan 3 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca yayımlanan bir Yönetmelik olduğu için ilgili fıkrada bahsedilen yazılı sözleşme ve bilgilendirme form içeriklerinin tüketicilerle yapılan sözleşmeleri ve eki ürün bilgi formlarını içerdiği anlaşılmaktadır.

      İlgili fıkrada atıf yapılan sözleşmeler ve bilgilendirme form içeriklerine ilişkin olarak ise aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinde aşağıdaki açıklamalar / tanımlamalar yapılmaktadır:

      FİNANSAL TÜKETİCİLERDEN ALINACAK ÜCRETLERE İLİŞKİN USÛL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      Sözleşme esasları
      MADDE 5 – (1) Kuruluşlar ile finansal tüketiciler arasında düzenlenen sözleşmeler ve yapılan bilgilendirmeler en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenir ve bunların bir nüshası kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı vasıtasıyla finansal tüketiciye verilir.

      (2) Kâğıt üzerinde düzenlenecek sözleşmelerde, “Sözleşmenin bir nüshasını elden aldım.” şeklindeki ibarenin finansal tüketici tarafından yazılmasının sağlanması zorunludur.

      (3) Sözleşmeler kapsamında ücret alınabilecek her bir ürün veya hizmet için finansal tüketicinin onayının alınması zorunludur. Kuruluşlar tarafından finansal tüketicinin onayının alındığı ispat edilemediği takdirde, onay alınmamış sayılır.

      (4) Finansal tüketiciler ile yapılacak sözleşmeler kapsamında sunulacak ürün veya hizmetlerin ücret tarifesini ve bilgi verilmesi gereken diğer hususları göstermek üzere sözleşmeye ilişkin her bir ürün veya hizmetin asgari olarak; adı ya da tanımı, vadesi ya da süresi, tahsil edilecek faiz, kâr payı veya ücret kalemleri ile bunların tahsil yöntemi, geçerli olduğu süre, geçerlilik süresi sonunda yapılacak değişikliğin tutarı, oranı ya da değişikliğin hangi esasa göre yapılacağı hususlarını içerecek şekilde bilgilendirme formu hazırlanması zorunludur. Bilgilendirme formu sözleşmenin ayrılmaz bir parçasıdır. Sözleşmenin yazılı olarak kurulması durumunda bu formun taraflarca imzalanmış bir nüshasının finansal tüketiciye verilmesi zorunludur. Kalıcı veri saklayıcısı ve telefon aracılığıyla kurulan sözleşmelerde finansal tüketici kullanılan araca uygun şekilde bilgilendirilir. İspat yükü kuruluşlara aittir.

      (5) Kuruluşlar tarafından sunulan ürün veya hizmetlere ilişkin sigorta sözleşmelerinin, ürün veya hizmetlere ilişkin sözleşmelerden ayrı olarak düzenlenmesi zorunludur.

      Bilgilendirme

      MADDE 9 – 

      (5) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden sonra düzenlenecek yazılı sözleşme ve bilgilendirme form içeriklerinin bir örneğine kuruluşların internet sitelerinde ücretsiz erişim imkânı sağlanır.

      Söz konusu Yönetmelik sadece kredi işlemlerini kapsamadığı için internet sitesinde yayımlanması gereken sözleşmeler konusunda kapsamlı düşünülmesi ve tüketicilerle yapılan Bankacılık Hizmet Sözleşmeleri, Kredili Mevduat Hesabı Sözleşmeleri, Kredi Kartı Sözleşmeleri, Sigorta Sözleşmeleri gibi ürün hizmet kullanım ücreti içeren her türlü sözleşmelerin bir örneklerine ve bu sözleşmelerin eki ürün bilgi formlarına bankaların internet sitelerinde yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

      Tek Seferlik Ödeme İşlemi Şartlarının İnternet Sitesinde Yayımlanması

      BDDK tarafından 27.06.2014 tarihli ve 29043 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik“in 30/2 maddesi uyarınca aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinde belirtilen tek seferlik ödeme işlemi şartlarının ödeme hizmeti sağlayıcısının internet sitesinde yayınlanması işlem öncesi bilgilendirme yerine geçer. Bankalarda bir ödeme hizmeti sağlayıcısı olduğu için sundukları tek seferlik ödeme işlemlerinde, işlem öncesi bilgilendirme yapmak için tek seferlik ödeme işlemi şartlarını internet sitelerinde yayınlamalarının uygun olacağı düşünülmektedir.

      ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA İHRACI İLE ÖDEME KURULUŞLARI VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

      Tek seferlik ödeme işlemi öncesi bilgilendirme

      MADDE 30 –  (1) Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi dışındaki ödeme hizmetleri bakımından ödeme hizmeti sağlayıcısı, tek seferlik ödeme işlemi ilişkisi kurulmadan önce ödeme hizmeti kullanıcısını, 31 inci maddede belirtilen tek seferlik ödeme işlemi şartlarına ilişkin bilgilendirir.

      (2) 31 inci maddede belirtilen tek seferlik ödeme işlemi şartlarının ödeme hizmeti sağlayıcısının internet sitesinde yayınlanması işlem öncesi bilgilendirme yerine geçer.

      (3) Ödeme işleminin azami tamamlanma süresi, ödenmesi gereken toplam ücret ve ücretlerin dökümü ve varsa ödeme işleminde uygulanacak döviz kuru veya referans döviz kuru ödeme hizmetinin sunulduğu işyerinde açıkça görülebilecek bir şekilde ilan edilir.

      Tek seferlik ödeme işlemi şartları

      MADDE 31 – (1) Tek seferlik ödeme işlemi için düzenlenecek sözleşme, dekont veya benzeri belgelerde;

      a) Ödemenin doğru olarak gerçekleştirilebilmesi için ödeme hizmeti kullanıcısı tarafından sunulması gereken bilgilere veya bu bilgilere ulaşılabilmesi için gerekli kimlik tanımlayıcısına,

      b) Ödeme işleminin azami tamamlanma süresine,

      c) Ödenmesi gereken toplam ücret ve ücretlerin dökümüne,

      ç) Varsa ödeme işleminde uygulanacak döviz kuru veya referans döviz kuruna,

      ilişkin bilgilere yer verilir.

      Süreklilik Arz Eden Periyodik Ödeme İşlemlerinde Kullanılan Ödeme Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesinin İnternet Sitesinde Yayımlanması 

      BDDK tarafından 27.06.2014 tarihli ve 29043 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik“in 34 üncü madde uyarınca süreklilik arz eden periyodik ödeme ilişkilerinde, ödeme hizmeti sağlayıcısı, çerçeve sözleşme ilişkisi kurulmadan önce ödeme hizmeti kullanıcısını, aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinde belirtilen sözleşme şartlarına ilişkin bilgilendirmekle yükümlüdür. Yönetmeliğin 34/2 fıkrası uyarınca taslak sözleşmenin verilmesi veya ödeme hizmeti sağlayıcısının internet sitesinde yayınlanması sözleşme öncesi bilgilendirme yerine geçtiği ve bankalar da bir ödeme hizmeti sağlayıcısı olduğu için sundukları süreklilik arz eden periyodik ödeme işlemlerinde, işlem öncesi bilgilendirme yapmak için taslak ödeme hizmetleri çerçeve sözleşmesini internet sitelerinde yayınlamalarının uygun olacağı düşünülmektedir.

      ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA İHRACI İLE ÖDEME KURULUŞLARI VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

      Çerçeve sözleşme

      MADDE 33 – (1) Ödeme hizmeti sağlayıcısı ile ödeme hizmeti kullanıcısı arasındaki süreklilik arz eden periyodik ödeme ilişkileri en az on iki punto harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir. Uzaktan iletişim aracı ile kurulan sözleşmelerde yazılı şekil şartı aranmaz.

      (2) Çerçeve sözleşmenin bir örneği, sözleşmenin yapılmasını takiben ve ödeme hizmeti kullanıcısının talep etmesi halinde sözleşme süresince kağıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile ödeme hizmeti kullanıcısına verilir ya da ödeme hizmeti kullanıcısının erişimine hazır bulundurulur.

      Sözleşme öncesi bilgilendirme

      MADDE 34 – (1) Ödeme hizmeti sağlayıcısı, çerçeve sözleşme ilişkisi kurulmadan önce ödeme hizmeti kullanıcısını, 35 inci maddede belirtilen sözleşme şartlarına ilişkin bilgilendirir.

      (2) Taslak sözleşmenin verilmesi veya ödeme hizmeti sağlayıcısının internet sitesinde yayınlanması sözleşme öncesi bilgilendirme yerine geçer.

      Zamanaşımına Uğrayan Her Türlü Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacakların Bankaların İnternet Sitesinde İlanı

      BDDK tarafından 1 Kasım 2006 tarih ve 26333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 8/2 fıkrasında, bankaların bir takvim yılı içinde zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakları Şubat ayının başından itibaren kendi internet sitelerinde liste halinde dört ay müddetle ilan edecekleri hüküm olunmuştur.

      MEVDUAT VE KATILIM FONUNUN KABULÜNE, ÇEKİLMESİNE VE ZAMANAŞIMINA UĞRAYAN MEVDUAT, KATILIM FONU, EMANET VE ALACAKLARA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

      Zamanaşımına uğrayan mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar

      MADDE 8 – …

      (2) Bankalar bir takvim yılı içinde zamanaşımına uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli taahhütlü mektupla uyarmak zorundadır. Söz konusu mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar ile tutarı 50 Türk Lirasının altındaki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar Şubat ayının başından itibaren bankanın kendi internet sitesinde liste halinde dört ay müddetle ilan edilir. Banka, söz konusu listelerin kendi internet sitesinde ilan edildiği hususunu, Şubat ayının onbeşinci gününe kadar ülke genelinde yayım yapan ve ilan talebi tarihinde Basın İlan Kurumu listelerindeki tirajı en yüksek ilk beş gazeteden ikisinde Basın İlan Kurumu aracılığıyla iki gün süreyle ilan eder. İnternet sitelerinde ilan edilen listeler, bankalar tarafından eşzamanlı olarak ayrıca Kuruluş Birliklerine ve Fona gönderilir. Kuruluş Birlikleri ve Fon bu listeleri Mayıs ayının sonuna kadar konsolide edilmiş olarak kendi internet sitesinde yayınlar.

      Bu ilanlara ilişkin 22.11.2011 tarih ve 24105 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu yazısında;

      Zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacaklarla ilgili bankaların resmi internet sitelerinde yapılacak ilanların, hem bilgi güvenliğini sağlama amacıyla mümkün olan en az seviyedeki müşteri bilgisiyle gerçekleştirilmesi, hem de mezkur listelerin yeknesak hale getirilmesini teminen; bankaların internet sitelerinde, TMSF’nin internet sitesinde yer alan “Zamanaşımı Sorgusu” ekranı (https://zamanasimisorgu.tmsf.org.tr/) formatında bir sorgulama ekranına yer vermesi ve bu kapsamda bankalarca oluşturulacak sorgulama ekranlarının;

      – TMSF’nin “Zamanaşımı Sorgusu” ekranında sunduğu bilgiler haricinde ekstra gereksiz bilgiler sunmaması ve bakiyesi 50 TL ve üzerindeki hesaplarda tutar kısmını kapalı tutacak şekilde hak sahibinin bankaya yönlendirilmesine imkan veren bir yapıda olması,

      – Toplu sorgulamaları önleme amacıyla “Captcha Kontrolü”nü barındırması ve hiç bir suretle zamanaşımı listelerine toplu halde ulaşılmasına ve sorgulayan kişinin bilgisayarına indirilmesine imkan vermeyecek şekilde yapılandırılması gerektiği bildirilmiştir.

      Bu konuda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’nun 20.01.2015 tarihli ve 28 sayılı yazısında da; zamanaşımıyla ilgili Şubat ayının başından itibaren bankaların kendi internet sitelerinde ve konsolide edilmiş olarak Kuruluş Birliklerinin ve TMSF’nin internet sitesinde yapılacak ilanların aşağıda belirtilen başlıklar dışında hak sahipleri ile ilgili detayları içermemesi gerektiği bildirilmiştir. Yayınlanması gereken söz konusu başlıklar; Mudinin Adı-Soyadı, Doğum Tarihi (sadece yıl olarak), Banka Adı, Şube Kodu, Şubesi, Hesap Tipi, Hesap Türü, Birimi, Değeri (10.TL altı, 10-25.TL arası, 25-50.TL arası, 50.TL üstü) ve son işlem tarihi olarak belirlenmiştir.

      Yatırım Hizmet ve Faaliyetlerine İlişkin İnternet Sitesinde Yapılacak İlanlar

      SPK tarafından 17.12.2013 tarihli ve 28854 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ III-39.1“in 28 inci maddesi uyarınca bankaların da aralarında bulunduğu yatırım kuruluşları yetkili oldukları yatırım hizmet ve faaliyetleri ile şirketi tanıtıcı bilgileri içeren bir internet sitesi açmak veya mevcut sitelerini bu kapsamda geliştirmek, bu sitede yetkili oldukları her bir yatırım hizmeti veya faaliyeti için ayrı birer bölüm oluşturmak zorundadır.

      Aynı maddenin 2 nci fıkrasında internet sitesinde asgari olarak yer verilmesi istenen bilgiler aşağıdaki şekilde verilmiştir:

      a) Hangi tür hizmetleri sunmaya yetkili oldukları,

      b) Varsa lehine faaliyet gösterilen kuruluşu tanıtıcı bilgiler,

      c) Yapılan işlemlerin asgari unsur ve riskleri,

      ç) Alınan kişisel verilerin saklama ve kullanım koşulları,

      d) Emir iletimi, işlemlerin gerçekleştirilmesi ve takas veya tasfiyesinin nasıl yapılacağı,

      e) Emir gerçekleştirme politikaları,

      f) Herhangi bir müşterinin ihtiyacı ve talebi doğrultusunda müşteri ile bire bir oluşturdukları türev araçlar hariç olmak üzere borsada işlem görmeyen sermaye piyasası araçları için verilen anlık alım satım fiyat teklifleri,

      g) Elektronik ortamda müşteriler tarafından yapılabilecek işlemler ile müşteriye elektronik ortamda yapılacak bildirimlere ilişkin esaslar,

      ğ) Sermaye piyasası araçları, borsa ve piyasa bilgileri,

      h) Profesyonel müşterilerin yararlanamayacakları mevzuat hükümleri,

      ı) Olası risklere karşı hazırlanan “beklenmedik durum planları”na uygun olarak müşterilerin acil ve beklenmedik durumlarda kullanabilecekleri iletişim bilgileri ile müşterilerin risklerini azaltacak asgari tedbirler,

      i) “Sayfada verilen bilgilerin genel nitelikte olduğuna ve müşterilerin alım satım kararlarını destekleyebilecek yeterli bilginin sayfada olmayabileceğine” ilişkin bir açıklama,

      j) Kullanılan bilgisayar ağı ve şifreleme sisteminin olası riskleri ve güvenliği,

      k) Kullanılan işlem platformunun ve bilgisayar ağının özellikleri, varsa riskleri ve güvenlik tedbirleri ile platformda meydana gelebilecek risklere karşı kullanılabilecek alternatif iletişim yöntemleri,

      l) Olağanüstü piyasa koşullarının oluşması halinde buna ilişkin açıklamalar,

      m) Hangi kuruluşların fiyat sağlayıcı olduğu ve nerede yerleşik olduğu, bu kuruluşlarla doğrudan veya dolaylı olarak pay sahipliği ilişkisi olup olmadığına ilişkin açıklamalar,

      n) Reddedilen emirlerin tüm emirlere oranı,

      o) SPK’nın yatırım hizmetleri ve faaliyetlerine ilişkin düzenlemeleri uyarınca her bir varlık için oluşturulan fiyat ve fark serisinde tespit edilen sapmalar,

      ö) Müşteri şikayeti sayısı ve söz konusu şikayetlerin müşteri sayısına göre oranı.

      SPK Faaliyet İzinlerinin ve Faaliyet İzninin Kaldırılması veya Faaliyetlerin Geçici Durdurulması Hususunun İnternet Sitesinde İlan Edilmesi 

      SPK tarafından 17.12.2013 tarihli ve 28854 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ III-39.1“in 37 nci maddesi uyarınca bankaların da aralarında bulunduğu yatırım kuruluşlarının her türlü faaliyet izni konuya ilişkin Sermaye Piyasası Kurulu izninin tebliği üzerine yatırım kuruluşunun internet sitesinde ve Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)’nda ilan olunur.

      Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca da, faaliyetlerin geçici durdurulması ya da herhangi bir faaliyet izninin iptali halinde keyfiyetin, Sermaye Piyasası Kurulu’nca tebliği üzerine derhal yatırım kuruluşunun internet sitesinde ve KAP’ta ilan olunur.

      YATIRIM KURULUŞLARININ KURULUŞ VE FAALİYET ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ (III-39.1)

      Tescil ve ilan yükümlülüğü

      MADDE 37 – (1) Aracı kurumların merkez dışı örgüt açma izinleri ve işletme adı veya marka kullanım izinleri, konuya ilişkin Kurul izninin tebliğini izleyen 10 iş günü içinde ilgili ticaret siciline tescil ettirilir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan olunur. Ayrıca yatırım kuruluşlarının her türlü faaliyet izni ile aracı kurumların merkez dışı örgüt açma ve işletme adı veya marka kullanım izinleri, konuya ilişkin Kurul izninin tebliği üzerine yatırım kuruluşunun internet sitesinde ve Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan olunur.

      (2) Faaliyetlerin geçici durdurulması ya da herhangi bir faaliyet izninin iptali halinde keyfiyet, Kurulca tebliği üzerine derhal yatırım kuruluşunun internet sitesinde ve Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan olunur.

      (3) Merkez dışı örgüt faaliyetlerinin Kurul tarafından veya aracı kurumun talebi doğrultusunda geçici olarak durdurulması halinde keyfiyet, Kurulca tebliği üzerine derhal aracı kurumun internet sitesinde ve Kamuyu Aydınlatma Platformunda ilan olunur. Merkez dışı örgütün kapatılması halinde ise ayrıca merkez dışı örgütün tescili Kurulca tebliğini izleyen 10 iş günü içinde ticaret sicilinden terkin edilir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan olunur.

      (4) Bu madde uyarınca yapılan ilanlara ilişkin masraflar ilgili yatırım kuruluşuna aittir.

      Tezgahüstü Türev Araç İşlem Türleri ve İşlemlere Konu Dayanak Varlıkların İlan Edilmesi

      SPK tarafından 11.07.2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ III-37.1“in 25/A maddesi uyarınca işlem aracılığı veya portföy aracılığı faaliyeti kapsamında tezgahüstü türev araç işlemleri gerçekleştirecek yatırım kuruluşları (bankalarda yatırım kuruluşları tanımı içerisindedir) işlem yapacakları türev araç türlerine ve türev araç türlerine konu dayanak varlıklara ilişkin Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde bir liste oluşturmak, bu listeyi internet sitelerinde yayımlamak ve TSPB’ye göndermek zorundadırlar. Listede yapılacak her türlü değişiklikte internet sitesinde ilan edilir ve ilanı takip eden beş iş günü içinde yatırım kuruluşları tarafından TSPB’ye bildirilir (Bu konuyla ilgili 19.01.2016 tarihli yazımız için buraya tıklayınız).

      YATIRIM HİZMETLERİ VE FAALİYETLERİ İLE YAN HİZMETLERE İLİŞKİN ESASLAR HAKKINDA TEBLİĞ (III-37.1)

      Tezgahüstü türev araç işlem türleri ve işlemlere konu dayanak varlıklar

      MADDE 25/A – (1) İşlem aracılığı veya portföy aracılığı faaliyeti kapsamında tezgahüstü türev araç işlemleri gerçekleştirecek yatırım kuruluşları işlem yapacakları türev araç türlerine ve türev araç türlerine konu dayanak varlıklara ilişkin Birlik tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde bir liste oluşturmak, bu listeyi internet sitelerinde yayımlamak ve Birliğe göndermek zorundadır. Listede yapılacak her türlü değişiklik internet sitesinde ilan edilir ve ilanı takip eden beş iş günü içinde yatırım kuruluşları tarafından Birliğe bildirilir. Talep edilmesi halinde listeler Birlik tarafından Kurula iletilir.

      (2) Fark kontratları, yatırım kuruluşu varantları ve sertifikaları ile ortaklık varantları Kurulun diğer düzenlemelerindeki tanımlanmalarından bağımsız olarak bu Tebliğ hükümleri kapsamında türev araç olarak kabul edilir.

      (3) Tezgahüstünde gerçekleştirilen fark kontratları bu Tebliğde yer alan kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin hükümlere tabidir.

      Yukarıdaki maddede belirtilen TSPB düzenlemesi 22.04.2016 tarihinde TSPB internet sitesinde yayımlanmıştır (GENELGE NO:28, 22.04.2016,Tezgahüstü Türev İşlem Türleri ve İşlemlere Konu Dayanak Varlıkların İlanı ile Tezgahüstü Türev İşlemlerde Kullanılan İşlem Paltformu, Program, Modül ve Eklentilerin Birliğe Bildirimine İlişkin Esaslar Hakkında Genelge”).

      TSPB tarafından yayımlanan söz konusu Genelge uyarınca;

      1- İşlem aracılığı veya portföy aracılığı faaliyeti kapsamında tezgahüstü türev araç işlemleri gerçekleştiren yatırım kuruluşlarının (aracı kurumlar ve bankalar), işlem yapacakları türev araç türlerini ve türev araç türlerine konu dayanak varlıkları Genelge’de belirlenen esaslar kapsamında “Tezgahüstü Türev İşlem Türleri ve Dayanak Varlıklar” başlıklı bir liste ile internet sitelerinin türev araç işlemleri ile ilgili sayfalarında ilan etmeleri gerekmektedir.

      2- Yayınlanacak “Tezgahüstü Türev İşlem Türleri ve Dayanak Varlıklar Listesi”nin işlem yapılacak tüm ürünleri kapsaması gerekmektedir. Liste’de asgari olarak Genelge ekinde (Ek-1) belirtilen işlem türleri ve dayanak varlıkların, işleme konu olması halinde yer alması zorunludur.

      3- Yatırım kuruluşları tarafından internet sitelerinde ilan edilen liste ile bu listede meydana gelen her türlü değişikliğin internet sitesinde ilanı takip eden 5 iş günü içerisinde ayrıca TSPB’ye bildirilmesi gerekmektedir.

      4- İlan edilen listeye ilişkin bildirimler, Birliğin Üye Yönetim Sistemi (ÜYS)’nde yer alan “Tezgahüstü Türev İşlem Türleri ve Dayanak Varlıklar Bildirimi” ekranı üzerinden elektronik imzalı olarak yapılacaktır.

      Bildirim yükümlülüğünün Tebliğ’de belirlenen ve yukarıda belirtilen süreler dâhilinde (internet sitesindeki ilanı takip eden 5 iş günü içinde) yerine getirilmesi gerekmektedir. Genelge’de bildirimlerin ÜYS üzerinden bildirimlere konu alanlara veri girişi yapılarak ve talep edilmesi halinde ek dosyalar eklenerek gerçekleştirileceği belirtilmekte olup, ÜYS haricinde herhangi bir kaynaktan (yazılı, posta, faks, e-posta, telefon) bildirim kabul edilmeyeceği belirtilmiştir (Bu konuyla ilgili  27.04.2016 tarihli yazımız için buraya tıklayınız).

      Borsada İşlem Görmeyen Sermaye Piyasası Araçları İçin Verilen Fiyat Tekliflerinin Yatırım Kuruluşlarının İnternet Sitesinde Yayımlanması 

      SPK tarafından 11.07.2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ III-37.1“in 32/1 fıkrası uyarınca bankaların da aralarında bulunduğu yatırım kuruluşlarının, herhangi bir müşterinin ihtiyacı ve talebi doğrultusunda müşteri ile bire bir oluşturdukları türev araçlar hariç olmak üzere borsada işlem görmeyen sermaye piyasası araçları için verdikleri alım satım fiyat tekliflerini kendi internet sitelerinde anlık olarak yayınlamaları ve TSPB tarafından belirlenecek bir veya birden fazla veri yayın kuruluşu vasıtasıyla kamuya açıklamaları gerekmektedir. Ancak, TSPB tarafından bu konuda bir düzenleme henüz yapılmamıştır.

      YATIRIM HİZMETLERİ VE FAALİYETLERİ İLE YAN HİZMETLERE İLİŞKİN ESASLAR HAKKINDA TEBLİĞ (III-37.1)

      Borsa dışı işlemlerde fiyatların kamuya duyurulması

      MADDE 32 – (1) Borsada işlem gören sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak yatırım kuruluşlarının borsa dışında verdikleri alım satım fiyat tekliflerinin Birlik tarafından belirlenecek bir veya birden fazla veri yayın kuruluşu vasıtasıyla kamuya açıklanması zorunludur.

      (2)Yatırım kuruluşlarının, herhangi bir müşterinin ihtiyacı ve talebi doğrultusunda müşteri ile bire bir oluşturdukları türev araçlar hariç olmak üzere borsada işlem görmeyen sermaye piyasası araçları için verdikleri alım satım fiyat tekliflerini kendi internet sitelerinde anlık olarak yayınlamaları ve Birlik tarafından belirlenecek bir veya birden fazla veri yayın kuruluşu vasıtasıyla kamuya açıklamaları zorunludur.

      (3) Birinci ve ikinci fıkrada yer alanlara ek olarak, sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak borsa dışında gerçekleştirilen işlemlerde fiyatların kamuya duyurulmasına ilişkin esaslar Kurulca belirlenebilir.

      (4) Kaldıraçlı işlemler ile ilgili olarak aracı kurumların Birlik tarafından belirlenen periyodlarda açıkladığı fiyatlar ve alım satım fiyat farkları Birlik tarafından belirlenecek bir süre içerisinde Birliğe aktarılır. Birlik tarafından her aracı kurumun geçmişe dönük fiyat serisi ve alım satım fiyat fark verileri oluşturulur ve bir yıl boyunca saklanır. Birlik bu verileri kullanarak her bir varlık için bir fiyat ve fark serisi oluşturur ve uygun gördüğü istatistiki yöntemleri kullanmak suretiyle bu seriden belirli bir düzeyi aşan sapmaları kurum bazında tespit eder ve haftalık olarak kamuya duyurur.

      İhraç Edilen Tahvillerin İhraççı Tarafından Geri Alınması Durumunda Borsa Dışı İşlemlerde Gerçekleşen Geri Alım ve Satım Fiyatlarının İnternet Sitesinde İlan Edilmesi 

      SPK tarafından 7.06.2013 tarihli ve 28670 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Borçlanma Araçları Tebliği (VII-128.8)“nin 14/4 fıkrası uyarınca İhraç edilmiş tahvillerin, ihraççı tarafından geri alınması işleminin borsa dışında gerçekleştirilecek olması durumunda bu işlemlerde uygulanacak geri alım ve satım fiyatlarının ihraççının internet sitesinde açıklanması gerekmektedir.

      BORÇLANMA ARAÇLARI TEBLİĞİ (VII-128.8)

      Genel esaslar

      MADDE 14– …

      (3) İhraç edilmiş tahviller, ihraççı tarafından geri alınabilir. Geri alınan bu tahvillerin vade boyunca satılması, elde tutulması veya vadeden önce MKK nezdinde gerekli işlemlerin yapılması suretiyle iptali mümkündür. Kurul, bu fıkrada belirtilen işlemler için ihraççı türleri bazında farklı esaslar belirleyebilir.

      (4) Üçüncü fıkra çerçevesinde borsa dışında gerçekleştirilecek işlemlerde uygulanacak geri alım ve satım fiyatları ihraççının internet sitesinde açıklanır.

      (5) Bu madde kapsamında gerçekleştirilecek işlemlerin yatırımcılar arasında eşitsizlik yaratmayacak şekilde gerçekleştirilmesinden ihraççı sorumludur.

      (6) Bu madde kapsamında gerçekleştirilecek işlemlerin sermaye piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesinden kaçınmak amacıyla yapıldığının tespit edilmesi durumunda, Kurulca gerekli tedbirler alınır.

      Emir İletimine Aracılık Faaliyeti Kapsamında Verilmesi Gereken Bilgi

      SPK tarafından 1.08.2015 tarihli ve 29432 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ (III-45.1)“in 9/8 fıkrasında emir iletimine aracılık faaliyeti kapsamında müşterilerden emir alınması sırasında yatırım kuruluşunun farklı kanalları kullanarak emri aracı kuruma iletmesi durumunda bu hususun, iş akış prosedürünün emir iletimi ile ilgili bölümüne bağlanarak yatırım kuruluşunun internet sitesinde müşterinin incelemesine sunulması gerektiği belirtilmektedir. Bankaların da yatırım kuruluşu tanımı içinde bulunması sebebiyle söz konusu hüküm emir iletimine aracılık faaliyeti yürüten bankaları ilgilendirmektedir.

      YATIRIM HİZMET VE FAALİYETLERİ İLE YAN HİZMETLERE  İLİŞKİN BELGE VE KAYIT DÜZENİHAKKINDA TEBLİĞ (III-45.1)

      Müşteri emir formları ve seans takip formu ile türev piyasalar emir takip formu

      MADDE 9 ‒ 

      (8) Aracı kurumların müşteriden alacakları emrin borsaya iletilmesi aşamasında, hangi kanalın kullanılacağına ilişkin olarak Kurulun iç denetim sistemine ilişkin düzenlemeleri kapsamında hazırlayacakları iş akış prosedürünün emir iletimi ile ilgili bölümünün müşterinin incelemesine sunulmak üzere aracı kurumun internet sitesinde yer alması gereklidir. Emir iletimine aracılık faaliyeti kapsamında müşterilerden emir alınması sırasında yatırım kuruluşunun farklı kanalları kullanarak emri aracı kuruma iletmesi durumunda bu hususun, iş akış prosedürünün emir iletimi ile ilgili bölümüne bağlanarak yatırım kuruluşunun internet sitesinde müşterinin incelemesine sunulması gerekir.

      TEFAS’ta İşlem Gören Fonların Yatırım Kuruluşlarının İnternet Şubelerinde Gösterimi

      SPK tarafından TSPB’ye hitaben düzenlenen 18.03.2015 tarihli yazıdaTEFAS’ta işlem gören yatırım fonlarının yatırım kuruluşlarının internet şubelerindeki gösterimlerine ilişkin olarak; yatırım fonu veya yatırım fonu alım talimatları sayfasında uygulanabilecek 4 değişik gösterim şekli sayılmış ve bu seçeneklerden herhangi birinin kullanılmasının mümkün olduğu belirtilmiş;

      bunların yanı sıra internet şubelerinde;

      1- Fonların hem kurucu bazında hem de türlerine göre seçilmesine imkan tanınması halinde yatırımcıların fon seçimi için aynı anda hem kurucu hem de tür seçimi yapmalarının zorunlu tutulmaması,

      2- Fonların alfabetik sıraya göre gösteriminde, Borsa kodlarının kullanılabilmesi için fonların unvanlarına da yer verilmesi,

      3- Fonların gösterimlerinde tip (A ve B tipi) bazında ayrım veya sınıflandırma yapılmaması,

      4- Yatırım / yatırım ürünleri altında fonlar ve TEFAS/TEFDP başlıkları şeklinde ikili ayrıma gidilmemesi, TEFAS’ta işlem görenler dahil tüm fonların sadece Fonlar/Yatırım Fonları başlığı altında gösterilmesi,

      5- İnternet şubelerinde yer alan TEFDP ifadelerinin uygulama birliğinin sağlanmasını teminen TEFAS olarak değiştirilmesi, ayrıca aktif pazarlama anlaşmasına konu fonlar ile TEFAS’ta işlem gören diğer fonları ayrıştıran yatırım kuruluşlarında diğer fonların belirtilmesi için sadece TEFAS ibaresinin kullanılması halinde söz konusu ifadenin yanına bu fonların diğer kurucuların fonları olduğunu belli edecek bir açıklamaya yer verilmesi,

      6- Fon veya fon alım talimatları sayfasından www.fonturkey.com.tr veya www.fundturkey.com.tr adresine aktif çalışan link sağlanması,

      7- TEFAS’ta işlem gören fonlara erişimde yeni yatırım hesabı açılması, mevcut yatırım hesaplarının dönüştürülmesi, yatırım hesaplarının ayrıştırılması gibi zorlaştırıcı uygulamalara yer verilmemesi, bir başka ifadeyle tek bir yatırım hesabı üzerinden hem kurucusu olunan hem de TEFAS’ta işlem gören fonlar için emir verilmesine imkân tanınması

      gerektiği bildirilmiştir.

      Müşteri Şikayetlerinin İletilmesi İçin Bir Alan Oluşturulması ve TBB Müşteri Şikayetleri Hakem Heyeti Başvuru Formu’na Yer Verilmesi

      Türkiye Bankalar Birliği tarafından yayımlanan “Müşteri Şikayetleri Hakem Heyetinin Oluşumu, Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında Tebliğ”in 8 inci maddesi uyarınca TBB Müşteri Şikayetleri Hakem Heyeti’ne başvurulmadan önce başvuru, başvuru sahibi tarafından bankanın genel müdürlüğüne veya ilgili şubesine yazılı olarak, internet sayfası üzerinden veya e-posta yoluyla iletilmelidir.

      Başvurunun internet sayfası üzerinden yapılması halinde, başvurunun yapıldığını kanıtlayıcı ve tarihini de içerecek şekilde üretilmiş bilgi, başvuru sahibine e-posta yoluyla iletilir veya başvurunun sonunda, not alınması uyarısıyla ekranda gösterilmek suretiyle bildirilir.

      Bireysel Müşteri Hakem Heyetinin Oluşumu, Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında Tebliğ

      Bankanın genel müdürlüğüne veya şubesine ya da Kuruma başvuru

      MADDE 8- Heyete başvurulmadan önce başvuru, başvuru sahibi tarafından bankanın genel müdürlüğüne veya ilgili şubesine yazılı olarak, internet sayfası üzerinden veya e-posta yoluyla iletilir.

      Genel müdürlük veya ilgili şubece başvuru sahibine yazılı başvurusunun alındığına dair tarih ve banka yetkilisinin imzasını taşıyan bir belge verilir. Başvurunun e-posta yoluyla gerçekleştirilmesi durumunda ise, başvurusunun alındığı başvuru sahibine aynı yolla bildirilir. Başvurunun internet sayfası üzerinden yapılması halinde, başvurunun yapıldığını kanıtlayıcı ve tarihini de içerecek şekilde üretilmiş bilgi, başvuru sahibine e-posta yoluyla iletilir veya başvurunun sonunda, not alınması uyarısıyla ekranda gösterilmek suretiyle bildirilir. …”

      Aynı Tebliğ’in 9 uncu maddesi uyarınca da bankaların TBB tarafından hazırlanan broşür ve başvuru formu örneklerini çoğaltmak suretiyle genel müdürlüklerinde ve şubelerinde müşterilerin görebilecekleri yerlerde bulundurmaları ve internet sitelerinde TBB Bireysel Müşteri Hakem Heyeti’ne ilişkin bilgilere yer vermeleri gerekmektedir.

      Aynı madde uyarınca TBB, bankaların Birlik tarafından hazırlanan broşür ile başvuru formu örneklerini çoğaltmak suretiyle genel müdürlüklerinde ve şubelerinde müşterilerin görebilecekleri yerlerde bulundurup bulundurmadıklarını ve internet sitelerinde TBB Bireysel Müşteri Hakem Heyeti^’ne yer verip vermedikleri konularında bankalardan, yılda bir defa yazılı olarak bilgi talep eder ve derlediği bilgileri BDDK’ya iletir.

      Bireysel Müşteri Hakem Heyetinin Oluşumu, Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında Tebliğ

      Banka tarafından yapılacak işlemler

      MADDE 9-

      Bankalar, Heyetin görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarına ilişkin olarak müşterilerin bilgilendirilmesini teminen Birlik tarafından hazırlanan broşür ve başvuru formu örneklerini çoğaltmak suretiyle genel müdürlüklerinde ve şubelerinde müşterilerin görebilecekleri yerlerde bulundurmak ve internet sitelerinde Birlik Bireysel Müşteri Hakem Heyetine ilişkin bilgilere yer vermek zorundadır.

      Birlikler, bankaların Birlik tarafından hazırlanan broşür ile başvuru formu örneklerini çoğaltmak suretiyle genel müdürlüklerinde ve şubelerinde müşterilerin görebilecekleri yerlerde bulundurup bulundurmadıklarını ve internet sitelerinde Birlik Bireysel Müşteri Hakem Heyetine yer verip vermedikleri konularında bankalardan, yılda bir defa yazılı olarak bilgi talep eder ve derlediği bilgileri Kuruma iletir.

      TBB Müşteri Şikayetleri Hakem Heyeti Uygulaması İngilizce Materyalleri

      TBB’nin banka genel müdürlüklerine hitaben düzenlediği 19.07.2013 tarihli yazısı ekinde;

      – “Müşteri Şikayetleri Hakem Heyetinin Oluşumu, Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında Tebliğ”’in,
      Müşteri Şikayetleri Hakem Heyeti Bilgi Broşürü’nün,
      Başvuru Formu’nun,
      – Bireysel müşterilere verilecek olumsuz cevaplarda kullanılacak metnin

      İngilizce çevirileri gönderilmiştir.

      Söz konusu Tebliğ’in 9 uncu maddesi uyarınca Türkçelerinin yanı sıra söz konusu İngilizce Bilgi Broşürü ve Şikayet Formu örneklerinin çoğaltılmak suretiyle banka genel müdürlükleri ve şubelerinde müşterilerin görebilecekleri yerlerde bulundurulabileceği ve ayrıca banka internet sitelerinin İngilizce versiyonunda yer verilebileceği düşünülmektedir.

      Müşterilerin Şikâyetlerini Yöneltebilecekleri Birimlerin Adres ve İletişim Bilgilerinin Yatırım Kuruluşunun İnternet Sitesinde Yer Alması

      SPK tarafından 1.08.2015 tarihli ve 29432 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ (III-45.1)“in 28/3 fıkrasında, müşterilerin şikâyetlerini yöneltebilecekleri birimlerin adres ve iletişim bilgilerinin müşterilere gönderilen belgelerde ve yatırım kuruluşunun internet sitesinde yer alması gerektiği belirtilmiştir. Bu çerçevede, bir yatırım kuruluşu olan bankaların da internet sitelerinde söz konusu bilgilere yer vermeleri gerekmektedir.

      YATIRIM HİZMET VE FAALİYETLERİ İLE YAN HİZMETLERE  İLİŞKİN BELGE VE KAYIT DÜZENİ HAKKINDA TEBLİĞ (III-45.1)

      MADDE 28 ‒ (1) Müşteri şikâyetlerine ilişkin olarak, kayıtların yazılı veya elektronik olarak tutulması gerekir. İlgili kayıtların, her bir şikâyete ilişkin asgari olarak aşağıdaki bilgileri içermesi gerekir.

      a) Şikâyet sahibinin adı, soyadı, adresi ve hesap numarası.

      b) Şikâyet tarihi.

      c) Şikâyetin özeti ve mevzuatın hangi hükümlerine aykırılık iddiasında olduğu.

      ç) Varsa şikâyete konu personelin ismi.

      d) Şikâyete ilişkin olarak yatırım kuruluşu tarafından yapılan işlemlerin özeti.

      (2) Müşteri şikâyetlerinin incelenmesine ilişkin olarak üretilen bilgi ve belgeler 27 nci maddenin birinci fıkrasında yer alan sürenin sonuna kadar saklanır.

      (3) Müşterilerin şikâyetlerini yöneltebilecekleri birimlerin adres ve iletişim bilgilerinin müşterilere gönderilen belgelerde ve yatırım kuruluşunun internet sitesinde yer alması zorunludur.

      Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Uyuşmazlık Bildirim Sistemi Oluşturulması

      Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından yayımlanan “TSPB Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti Yönergesi“nin 9 uncu maddesi uyarınca Heyete başvurulmadan önce başvuru sahibi tarafından Birlik üyesine uyuşmazlık ile ilgili bir başvurunun uyuşmazlığa konu işlem veya eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren en geç beş yıl içinde yapılması zorunludur. İlgili uyuşmazlık başvurusu, başvuru sahibi tarafından Birlik üyesine yazılı olarak veya elektronik ortamda Birlik üyesinin internet sitesinde oluşturduğu uyuşmazlık bildirim sistemi üzerinden iletilir. Bu çerçevede, sermaye piyasası faaliyetleri yönünden TSPB üyesi olan bankaların da, müşterilerinin elektronik ortamda uyuşmazlıklarını iletebilmelerini teminen internet sitelerinde uyuşmazlık bildirim sistemini oluşturmaları zorunludur. Bu kapsamda internet sitesi üzerinden elektronik ortamda bir başvuru alınması halinde, başvurusunun alındığı başvuru sahibine aynı yolla bildirilmelidir. Söz konusu TSPB Yönergesi ve Yönerge kapsamında bankaların yükümlülükleri için daha detaylı bilgilere 8 Eylül 2016 tarihli yazımızdan ulaşabilirsiniz.

      TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARI BİRLİĞİ MÜŞTERİ UYUŞMAZLIKLARI HAKEM HEYETİ YÖNERGESİ

      Birlik üyesine başvuru

      MADDE 9- (1) Heyete başvurulmadan önce başvuru sahibi tarafından Birlik üyesine uyuşmazlık ile ilgili bir başvurunun uyuşmazlığa konu işlem veya eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren en geç beş yıl içinde yapılması zorunludur. İlgili uyuşmazlık başvurusu, başvuru sahibi tarafından Birlik üyesine yazılı olarak veya elektronik ortamda Birlik üyesinin internet sitesinde oluşturduğu uyuşmazlık bildirim sistemi üzerinden iletilir. Birlik üyeleri, müşterilerinin elektronik ortamda uyuşmazlıklarını iletebilmelerini teminen internet sitelerinde uyuşmazlık bildirim sistemini oluşturması zorunludur. Birlik üyesine başvuru yapılmaksızın doğrudan Heyete iletilen uyuşmazlıklar, cevabın başvuru sahibine ve Birliğe bildirilmesini teminen sekretarya tarafından ilgili Birlik üyesinin genel müdürlüğüne yönlendirilir.

      (2) Birlik üyesi, başvuru sahibine yazılı başvurusunun alındığına dair bir belge verir. Başvurunun internet sitesi üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirilmesi durumunda ise, başvurusunun alındığı başvuru sahibine aynı yolla bildirilir.

      Kişisel Verisi İşlenen Gerçek Kişilerin Veri Sorumlusuna Başvuru İçin Oluşturulacak Uygulama

      Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından 10 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ“in 5/1 fıkrası uyarınca ilgili kişi, 6698 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinde belirtilen hakları kapsamında taleplerini, söz konusu fıkrada sayılan yöntemlerin yanı sıra başvuru amacına yönelik geliştirilmiş bir yazılım ya da uygulama vasıtasıyla veri sorumlusuna iletebilir. Bu çerçevede, bankaların internet sitelerindeki müşteri başvuru ekranlarının bu Tebliğ kapsamındaki hususları da içine alacak şekilde yapılandırılabileceği düşünülmektedir. Bu Tebliğ ile ilgili detaylı bilgilere 20 Mart 2018 tarihli yazımızdan ulaşabilirsiniz.

      VERİ SORUMLUSUNA BAŞVURU USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ

      Başvuru usulü

      MADDE 5 – (1) İlgili kişi, Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen hakları kapsamında taleplerini, yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi, güvenli elektronik imza, mobil imza ya da ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna daha önce bildirilen ve veri sorumlusunun sisteminde kayıtlı bulunan elektronik posta adresini kullanmak suretiyle veya başvuru amacına yönelik geliştirilmiş bir yazılım ya da uygulama vasıtasıyla veri sorumlusuna iletir.

      (2) Başvuruda;

      a) Ad, soyad ve başvuru yazılı ise imza,

      b) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için T.C. kimlik numarası, yabancılar için uyruğu, pasaport numarası veya varsa kimlik numarası,

      c) Tebligata esas yerleşim yeri veya iş yeri adresi,

      ç) Varsa bildirime esas elektronik posta adresi, telefon ve faks numarası,

      d) Talep konusu,

      bulunması zorunludur.

      (3) Konuya ilişkin bilgi ve belgeler başvuruya eklenir.

      (4) Yazılı başvurularda, veri sorumlusuna veya temsilcisine evrakın tebliğ edildiği tarih, başvuru tarihidir.

      (5) Diğer yöntemlerle yapılan başvurularda; başvurunun veri sorumlusuna ulaştığı tarih, başvuru tarihidir.

  • 49- Velayet İlişkisi, Risk Grubu Oluşturulması, Taraf Olunan Kredi İşlemleri ve Mensuplara Kullandırılan Kredilerde Hangi Açıdan Önemlidir?
    • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (Kanun)’nun 49 uncu maddesinin 1 inci fıkrası,

      5411 SAYILI BANKACILIK KANUNU

      Risk grubu

         Madde 49 — Bir gerçek kişi ile eşi ve çocukları, bunların yönetim kurulu üyesi veya genel müdürü oldukları veya bunların ya da bir tüzel kişinin birlikte veya tek başlarına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları ortaklıklar bir risk grubunu oluşturur. …”

      hükmünü amirdir. Yine aynı maddenin son fıkrası,

      Bu maddenin uygulanmasına, banka ve ortaklıklarda yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yapanlar ve velâyet altında olmayan çocuklar bakımından aynı risk grubuna dahil edilecek gerçek ve tüzel kişilerin tespitine ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

      hükmünü amirdir.

      Kanun’da belirtilen bu belirlemeye ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından 01.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik” (Yönetmelik)’in “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1/2/a maddesinde yapılan düzenlemede, Yönetmelik hükümlerinin risk grubunun belirlenmesinde banka ve ortaklıklarda yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yapanlar ve velâyet altında olmayan çocuklar bakımından aynı risk grubuna dahil edilecek gerçek ve tüzel kişilerin tespitine ilişkin usul ve esasları da kapsadığı belirtilmekle birlikte Yönetmelik içinde risk grubunun oluşturulmasına ilişkin esaslarda bu tip bir belirleme yapılmamıştır.

      BANKALARIN KREDİ İŞLEMLERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK

      Amaç ve kapsam

      MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, bankalarca verilen kredilere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

      (2) Bu Yönetmelik hükümleri;

      a) Risk grubunun belirlenmesinde banka ve ortaklıklarda yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yapanlar ve velâyet altında olmayan çocuklar bakımından aynı risk grubuna dahil edilecek gerçek ve tüzel kişilerin tespiti,

      ile ilgili usul ve esasları kapsar.”

      Bu açıdan Bankacılık Kanunu çerçevesinde risk grupları oluşturulurken aradaki velayet ilişkisine bakılmaksızın bir gerçek kişi ile çocukları aynı risk grubu içerisinde değerlendirilmektedir.

      Ancak, Bankacılık Kanunu’nun 51 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında düzenlenen taraf olunan kredi işlemlerine katılmama yasağı düzenlemesinde velayet ilişkisine atıf yapıldığından bir banka mensubunun velayeti altında olmayan ya da reşit olarak velayetinden çıkmış çocuğunun* taraf olduğu kredi işlemlerine katılmasında hukuksal açıdan bir sakınca bulunmamaktadır.

      5411 SAYILI BANKACILIK KANUNU

      Kredi açma

      Madde 51 — …

      Kredi açma yetkisini haiz olanlar, kendileri ile eş ve velâyeti altındaki çocuklarının veya bunlarla risk grubu oluşturan diğer gerçek ve tüzel kişilerin taraf olduğu kredi işlemlerine ilişkin değerlendirme ve karar verme aşamalarında yer alamaz ve bu hususu yazılı olarak yetkililere bildirir.

      Söz konusu maddede yazılı olarak bildirim yapılacak yetkililer ise Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik’in 5 inci maddesi 4 üncü fıkrasında “Denetim Komitesi” olarak belirlenmiştir.

      BANKALARIN KREDİ İŞLEMLERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK

      Kredi açma yetkisinin devri

      MADDE 5 –

      (4) Kredi açma yetkisini haiz olanlar, kendileri ile eş ve velâyeti altındaki çocuklarının veya bunlarla risk grubu oluşturan diğer gerçek ve tüzel kişilerin taraf olduğu kredi işlemlerine ilişkin değerlendirme ve karar verme aşamalarında yer alamaz ve bu hususu yazılı olarak denetim komitesine bildirir.”

      Velayet ilişkisi bir de Kanun’un banka mensuplarına kredi sınırlaması ile ilgili 50 inci madde hükümlerinde karşımıza çıkmaktadır. Kanun’un “Dahil Olunan Risk Grubu ve Mensuplara Kredi Kullandırma Koşulları” başlıklı 50 inci maddesinin 1 ve 5 inci fıkraları,

      5411 SAYILI BANKACILIK KANUNU

      Dâhil olunan risk grubu ve mensuplara kredi kullandırma koşulları

      Madde 50 — Bankalar;

      a) Yönetim kurulu üyelerine, genel müdüre, genel müdür yardımcılarına ve kredi açmaya yetkili mensuplarına; bunların eş ve velâyet altındaki çocuklarına; tek başlarına ya da birlikte sermayesinin yüzde yirmibeş veya fazlasına sahip oldukları ortaklıklara,

      b) (a) bendinde sayılanlar dışında kalan mensupları ile bunların eş ve velâyeti altındaki çocuklarına,

      c) Mensuplarının kurduğu veya bunlar için kurulan sandık, dernek, sendika veya vakıflara,

      Her ne şekil ve surette olursa olsun nakdî ve gayrinakdî kredi veremez, tahvil ya da benzeri menkul kıymetlerini satın alamazlar. …

      … Bir bankanın yönetim kurulu üyelerine, mensupları ile bunların eşlerine ve velâyet altındaki çocuklarına, aylık net ücretleri toplamının beş katını aşmamak üzere verilecek krediler, üç katını aşmamak üzere çek karnesi veya kredi kartı verilmesi suretiyle kullandırılacak krediler ile bu Kanunun 55 inci maddesinin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen menkul kıymetler karşılığı kullandırılan krediler birinci ve dördüncü fıkra hükümlerine tâbi değildir. …”

      hükümlerini amirdir. Bu çerçevede, bankanın kredi açmaya yetkili mensubunun velayeti altında olmayan çocuğuna* ilgili banka tarafından kredi kullandırılması 50 inci maddede düzenlenen banka mensubuna kredi yasağı ve aylık net ücretinin 5 katı olarak belirlenen kredi sınırlamasına tabi bulunmamaktadır.

      * Küçüğün ya da velayet hakkını kullanmakta olan tarafın/velinin vefatı, vesayet altına alınması, velayet altındaki küçüğün 18 yaşını tamamlayarak reşit olması, velayetin diğer tarafa bırakılması hallerinde velayet hakkı ortadan kalkar.

  • 50- Aracı Kurumlarda İç Denetim, İç Kontrol ve Risk Yönetimi Birimleri Oluşturulması Zorunluluğuna İlişkin Mevzuat Nedir?
    • Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yayımlanan “Seri: V, No: 68 Aracı Kurumlarda Uygulanacak İç Denetim Sistemine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ” (Seri: V, No: 68 Tebliği)’in 4 üncü maddesinde, aracı kurumların, bünyelerinde faaliyetlerinin kapsam ve yapısıyla uyumlu, değişen koşullara cevap verebilecek nitelik, yeterlilik ve etkinlikte iç denetim sistemlerini kurmak, idame ettirmek ve geliştirmek zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.

      İç denetim sistemi

      Madde 4- Aracı kurumlar, bünyelerinde faaliyetlerinin kapsam ve yapısıyla uyumlu, değişen koşullara cevap verebilecek nitelik, yeterlilik ve etkinlikte iç denetim sistemlerini kurmak, idame ettirmek ve geliştirmek zorundadırlar.

      Yine aynı Tebliğ’in 12 nci maddesinin 1 inci fıkrasında, aracı kurumların bünyelerinde bir teftiş birimi oluşturmaları ve bu birimde münhasıran çalışmak üzere yeter sayıda müfettiş istihdam etmelerinin zorunlu olduğu hüküm olunmuştur. Bu çerçevede, aracı kurumlarda teftiş biriminin oluşturulmasının ve bu birimde yeterli sayıda müfettiş istihdam edilmesinin zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

      Teftiş sistemi

      Madde 12- Teftiş faaliyeti, aracı kurumun tüm faaliyetlerini ve birimlerini kapsar. Aracı kurumların bünyelerinde bir teftiş birimi oluşturmaları ve bu birimde münhasıran çalışmak üzere yeter sayıda müfettiş istihdam etmeleri zorunludur. Bankalarla veya özel finans kurumlarıyla acentelik tesisine izin verilen aracı kurumlar acentalarının sermaye piyasası faaliyetleriyle sınırlı olmak üzere banka veya özel finans kurumlarının teftiş birimlerinden istifade edebilirler.

      Ancak, aynı Tebliğ’in 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; “aracı kurumlar bünyelerinde tüm işlevlerinin güvenli bir biçimde icra edilmesini iç kontrol mekanizmaları vasıtasıyla izlemek, incelemek ve kontrol etmek amacıyla iç kontrol birimi oluşturarak faaliyetlerinin kapsam ve yapısıyla uyumlu yeter sayıda iç kontrol elemanı istihdam edebilirler.” denilerek aracı kurumlarda iç kontrol elemanı istihdamının zorunlu tutulmadığı görülmektedir. Yine aynı maddenin üçüncü fıkrasında, “Ayrı bir iç kontrol birimi kurulmuş olması halinde, teftiş biriminin iç kontrol faaliyeti kapsamında icra edeceği fonksiyonlar iç kontrol birimi tarafından ve teftiş birimi yöneticisinin iç kontrol faaliyeti kapsamında icra edeceği fonksiyonlar iç kontrol birimi yöneticisi tarafından yerine getirilir.” denilerek aracı kurumlarda ayrı bir iç kontrol birimi kurulmuş olmasının da zorunlu tutulmadığı anlaşılmaktadır.

      İç kontrol birimi

      Madde 21- Aracı kurumlar bünyelerinde tüm işlevlerinin güvenli bir biçimde icra edilmesini iç kontrol mekanizmaları vasıtasıyla izlemek, incelemek ve kontrol etmek amacıyla iç kontrol birimi oluşturarak faaliyetlerinin kapsam ve yapısıyla uyumlu yeter sayıda iç kontrol elemanı istihdam edebilirler. Sürekli kontrol faaliyetini icra edecek olan iç kontrol elemanları, iç kontrol dışındaki başka görev ve sorumluluklar yüklenemezler.

      İç kontrol birimi iç kontrol sistemine ilişkin politika ve prosedürlerin uygulanmasını gözetir ve kontrol eder. İç kontrol elemanları iç kontrol faaliyeti kapsamında bilgi talebinde bulunurlar, çeşitli kontrol dokümanları ve araçları üzerinden genel veya özel gözlemlere ve izlemeye dayalı kontrol ya da inceleme yaparlar, tespitlerini raporlara bağlarlar veya uyarı raporları hazırlayarak ilgili birimlere tebliğ ederler. İç kontrol elemanlarına, izledikleri, inceledikleri ve kontrol ettikleri hususlara ilişkin olarak aracı kurum personelinden ilave açıklama isteme, bunların bilgi ve görüşlerine başvurma, gerekli gördüklerinde teftiş ile aracı kurumda bulunan diğer birimlere uyarıda bulunma yetkisi verilir.

      Ayrı bir iç kontrol birimi kurulmuş olması halinde, teftiş biriminin iç kontrol faaliyeti kapsamında icra edeceği fonksiyonlar iç kontrol birimi tarafından ve teftiş birimi yöneticisinin iç kontrol faaliyeti kapsamında icra edeceği fonksiyonlar iç kontrol birimi yöneticisi tarafından yerine getirilir. Teftiş birimi de iç kontrol biriminin işleyişini denetler.

      Söz konusu Tebliğ’de risk yönetimi birimi kurulması ve risk yönetimi elemanı istihdamına ilişkin olarak ise herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

      Ancak, bu durumda 2012 yılında yayımlanan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na istinaden yayımlanan tebliğlerle bazı değişiklikler olmuştur. 17.12.2013 tarihli ve 28854 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (III-39.1)” (Yatırım Kuruluşları Tebliği)’nin “organizasyon yapısı” başlıklı 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında,

      Organizasyon yapısı

      MADDE 10 – (1) Aracı kurumlara faaliyet izni verilebilmesi için organizasyon yapılarının aşağıdaki şartları taşıması gerekir:

      ç) Organizasyon yapılarının Kurulun aracı kurumların iç denetim sistemi ile ilgili düzenlemelerine uygun iç kontrol, teftiş ve risk yönetim sistemlerinden oluşan iç denetim sistemini içerecek şekilde oluşturulmuş olması.

      hükmüne yer verilmiştir.

      11.07.2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (III-37.1)” (Yatırım Hizmetleri Tebliği)’in 23 üncü maddesinde de, portföy aracılığı faaliyetinde bulunmak için aranan özel şartlar arasında portföy aracılığı faaliyetine konu işlemlerle ilgili olarak risk yönetim biriminin oluşturulmuş olması şartına yer verilmiştir. Böylece, Yatırım Hizmetleri Tebliği’nde, yatırım kuruluşlarının müşterilerinin sermaye piyasası araçlarıyla ilgili alım veya satım emirlerini karşı taraf olarak yerine getirmeleri faaliyeti olarak tanımlanan portföy aracılığı faaliyetinde bulunan aracı kurumların “Risk Yönetim Birimi” oluşturmak zorunda oldukları ortaya çıkmaktadır.

      Söz konusu Yatırım Kuruluşları ve Yatırım Hizmetleri Tebliğlerinin uygulanmasına ilişkin olarak SPK tarafından yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber” (Rehber)’de de, portföy aracılığı faaliyetinde teftiş sisteminin işleyişine ilişkin olarak aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir:

      2. Portföy aracılığı faaliyetinde teftiş sisteminin işleyişi:

      Yatırım Hizmetleri Tebliği’nin 23 üncü maddesi uyarınca, portföy aracılığı faaliyetine konu işlemlerle ilgili olarak risk yönetim biriminin oluşturulmuş olması gerektiği dikkate alınarak teftiş sisteminin de buna göre işlemesini teminen Seri: V, No: 68 Tebliği’nin 3 üncü maddesinde yer alan “müfettiş” tanımının aşağıdaki şekliyle uygulanması kabul edilmiştir.

      “Müfettiş, aracı kurumun merkez ve merkez dışı örgütlerinin faaliyetlerinin sermaye piyasası mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat hükümleri yanında, esas sözleşme ve iç kontrol ile risk yönetim sistemine yönelik yazılı prosedürler çerçevesinde yürütülmesinin gözetimi ve denetiminden sorumlu personeli ifade eder.”

      Ayrıca Seri: V, No: 68 Tebliği’nin “Teftiş sistemi” başlıklı 12 nci maddesinde yer alan “Bankalarla veya özel finans kurumlarıyla acentelik tesisine izin verilen aracı kurumlar acentalarının sermaye piyasası faaliyetleriyle sınırlı olmak üzere banka veya özel finans kurumlarının teftiş birimlerinden istifade edebilirler.” hükmünün uygulanmamasına karar verilmiştir.

      Aynı Rehber’de portföy aracılığı faaliyetinde bulunan aracı kurumların asgari olarak bir personellerini münhasıran iç kontrol elemanı olarak istihdam etmelerinin zorunlu olduğu da aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.

      3. İç kontrol elemanı:

      Seri: V, No: 68 Tebliği’nin “İç kontrol birimi” başlıklı 21 inci maddesinin uygulanmasına yönelik olarak aşağıdaki esaslar kabul edilmiştir. “Kaldıraçlı alım satım işlemleri de dahil olmak üzere türev araçlar üzerinde portföy aracılığı faaliyetinde bulunacak aracı kurumların asgari olarak bir personeli münhasıran iç kontrol elemanı olarak istihdam etmesi zorunludur. İç kontrol elemanının eğitim şartına ek olarak sermaye piyasaları, muhasebe, vergi, banka ve kambiyo, bilgi sistemleri denetimi, işletme analizi, organizasyonu, denetimi veya hukuk konularında en az 3 yıllık mesleki tecrübeye ve Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 2 Lisansına sahip olması gerekir.”

      Bu çerçevede, portföy aracılığı faaliyetinde bulunmak isteyen (geniş yetkili) aracı kurumların bu faaliyeti türev araçlar üzerinden de gerçekleştirmek istemeleri durumunda teftiş birimi oluşturulması ve müfettiş istihdamının yanısıra risk yönetimi birimi ve iç kontrol birimi de oluşturma ve bu birimlerde personel istihdamı yükümlülüklerine tabi oldukları ortaya çıkmaktadır.

      Son olarak faaliyetlerine “dar yetkili aracı kurum” olarak devam edecek aracı kurumların uyacakları esaslara ilişkin SPK’nın 27.11.2015 tarihli ve 32 sayılı toplantısında alınan kararda,

      1) Merkez dışı örgütü olmayan tüm “dar yetkili aracı kurumlar”ın teftiş faaliyetini gerçekleştirecek olan personelinin (müfettişinin) yarı zamanlı olarak çalışabileceğine, …

      karar verilmiştir.

      Müfettişlerin sahip olmaları gereken asgari nitelikler ise Seri: V, No: 68 Tebliğ’in “Mesleki yeterlilik ilkesi” başlıklı 16 ncı maddesinde aşağıdaki şekilde tariflenmiştir.

      Mesleki yeterlilik ilkesi

      Madde 16- Aracı kurumlar, teftiş biriminde görev yapacak müfettişlerde mesleki yeterliliği aramak zorundadırlar. Mesleki yeterlilik lisans düzeyinde ve sonrasındaki eğitim ve öğretim ile mesleki deneyiminin denetleme yapacak düzeyde olmasını ifade eder.

      Müfettiş olarak atanacaklarda en az 4 yıllık lisans eğitimi veren kurumlardan mezun olma şartı aranır. Yüksek öğrenim yanında sermaye piyasaları, muhasebe, vergi, banka ve kambiyo, bilgi sistemleri denetimi, işletme analizi, organizasyonu, denetimi veya hukuk konularında en az 3 yıllık mesleki tecrübe şartı aranır.

      Müfettişlerden bilgi teknolojileri denetimi icra edeceklerin bilgi teknolojileri ile bilgi teknolojilerine dayalı denetim teknikleri konularında öğrenim alanları itibarıyla veya aldıkları eğitim sertifikalarıyla kanıtlanabilir asgari bilgi ve beceriye sahip olmaları zorunludur.

      İç kontrol prosedürlerinde müfettişlerin yeterlilikleri için aranan öğrenim durumu, deneyim, bilgi ve beceri seviyeleri ile diğer niteliklere yer verilir.

      Aynı Tebliğ’in 22 inci maddesinde, Tebliğ’de müfettişlerin atanma, görevden alınma, mesleki yeterlilik, ücretlendirme ve özlük hakları ile çalışma usul ve esaslarına ilişkin yer alan hükümlerin iç kontrol elemanları için de uygulanacağı belirtilmiştir. Yine yukarıda belirtildiği gibi ayrıca, türev araçlara ilişkin portföy aracılığı faaliyetinde bulunacak aracı kurumların istihdam edecekleri iç kontrol elemanına ilişkin Rehber’de belirtilen hükme dikkat edilmesi ve SPK lisansı şartlarının dikkate alınması gerekmektedir.

  • 51- Sınırlı Saklama Hizmeti Yetkisi Olan Bankalar Başka Bir Yatırım Kuruluşu Aracılığı ile Alınmış Menkul Kıymetlerin Saklamasını Yapabilir mi?
    • 11.07.2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ III-37.1“in “Saklama Hizmetinin Tanımı” başlıklı 59 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında; saklama hizmetinin sınırlı ve genel saklama hizmeti olmak üzere yürütüleceği açıklandıktan sonra sınırlı ve genel saklama hizmetlerinin tanımı aşağıdaki şekilde yapılmıştır.

      a) Sınırlı saklama hizmeti; işlem aracılığı ve portföy aracılığı ile ilgili olarak yetkili olunan ve aracılık hizmetine konu olan sermaye piyasası araçlarının, bireysel portföy yöneticiliğine ilişkin yönetilen portföylerin, aracılık yüklenimi ve en iyi gayret aracılığına ilişkin olarak ise halka arzına aracılık edilen sermaye piyasası araçlarının saklanması ile sınırlıdır.

      b) Genel saklama hizmeti; yetkili olunan ve işlemi yapılan yatırım hizmet ve faaliyetlerinden bağımsız olarak sunulan saklama hizmeti sunulmasıdır.”

      Genel ve sınırlı saklama izni ayrımı Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)’nun i-SPK.37.1 (27.06.2014 tarih ve 20/661 s.k.) sayılı İlke Kararı olarak kabul edilen “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber”de (Rehber) daha detaylı olarak açıklanmıştır. Bu çerçevede, Rehber’in “Saklama Hizmeti” başlıklı (P) bendinde aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır:

      1. Kendisinin veya başka yatırım kuruluşlarının yönettiği bireysel portföylere yönelik saklama hizmeti verecek yatırım kuruluşunun portföy saklama düzenlemelerine tabi olup olmadığı:
      Yatırım kuruluşları sadece kendilerinin veya başka yatırım kuruluşlarının yönettiği bireysel portföylere yönelik saklama hizmeti verecek, bir başka ifadeyle portföy yönetim şirketlerine veya kolektif yatırım kuruluşlarına hizmet vermeyecek ise III 56.1 sayılı Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği’ne ve dolayısıyla bu Tebliğ’de yer verilen organizasyon ve düzenlemelere tabi olmayacaktır.

      Yatırım kuruluşları kendilerinin yönettiği bireysel portföylere (kalkınma ve yatırım bankaları veya aracı kurumlar açısından) sınırlı saklama hizmeti izni, başka yatırım kuruluşlarının yönettiği bireysel portföylere (aracı kurumlar ve tüm bankalar açısından) genel saklama hizmeti izni kapsamında saklama hizmeti verebilecektir.

      2. Portföy yönetim şirketlerinin bireysel müşterilerinin varlıklarının saklanması:
      6362 sayılı SPKn.’nun 55 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Portföy yönetim şirketlerinin hizmet verdiği kişi ve kuruluşların portföylerinde yer alan saklamaya konu olabilecek varlıklar Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde portföy saklama hizmeti veren kuruluşlar nezdinde saklanır.” hükmü yer almakta olup, portföy yönetim şirketlerinin bireysel müşterilerinin portföylerindeki varlıklara saklama hizmeti vermek isteyen kuruluşların Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği çerçevesinde portföy saklama kuruluşu olarak yetkilendirilmiş olması gerekmektedir.
      Öte yandan söz konusu Tebliğin 21 inci maddesi hükmü uyarınca portföy yönetim şirketlerinin bireysel müşterilerinin portföylerindeki varlıkların saklanması Yatırım Hizmetleri Tebliği’ne tabidir. Bu çerçevede, yalnızca Kurul’ca portföy saklama hizmeti vermek hususunda yetkilendirilmiş kurumlar, portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen kolektif ve bireysel portföylere yönelik saklama hizmeti verebilecek olup, bu kuruluşlarca kolektif yatırım kuruluşu portföylerinde yer alan varlıkların saklanmasında Kurul’un “Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği”nde yer alan usul ve esaslar; portföy yönetim şirketlerinin bireysel müşteri varlıklarının saklanmasında ise Kurulun “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri İle Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ”inde yer alan usul ve esaslar uygulanacaktır.

      3. Genel saklama hizmeti izni ile sınırlı saklama hizmeti arasındaki bağlantı:
      Yatırım kuruluşlarına verilen genel saklama hizmeti izni, sınırlı saklama hizmetini kapsamamaktadır. Ancak söz konusu hizmetler için aranan genel ve özel şartlar ile hizmetlerin niteliği dikkate alındığında genel saklama hizmeti izni bulunan bir yatırım kuruluşu, başvurması halinde sınırlı saklama hizmeti için de benzer bir prosedüre göre izin alabilecektir.

      Genel saklama hizmeti izni herhangi bir yatırım hizmet ve faaliyet izni bulunmayan yatırım kuruluşlarına da verilebildiği, ancak sınırlı saklama hizmetinin sunulabilmesi belli yatırım hizmet ve faaliyetlerine (işlem aracılığı, portföy aracılığı, halka arza aracılık, portföy yöneticiliği) bağlı olduğundan genel saklama izni olan yatırım kuruluşuna sınırlı saklama izninin otomatik olarak verilmesi uygun görülmemektedir.

      4. Portföy saklama hizmeti vermeyecek olan bir bankanın izin verilen diğer sermaye piyasası araçlarının alım satımını yapabilmesi için alması gereken izin:
      Bir banka portföy saklama hizmeti vermeyecekse, düzenlemelerin izin verdiği diğer sermaye piyasası araçlarının (kamu borçlanma araçları, yatırım fonları, paylar dışında tezgah üstü türev araçlar) işlem aracılığı ve/veya portföy aracılığı yoluyla alım satımını yapabilmesi veya virman yoluyla gelen kıymetleri müşteri hesaplarında izleyebilmesi için sınırlı saklama hizmeti izni olması yeterlidir.”

      Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, sınırlı saklama hizmeti verme faaliyet izni olan bir bankanın, başka yatırım kuruluşlarının yönettiği bireysel portföylere ilişkin olmaması şartıyla virman yoluyla gelen kıymetleri müşteri hesaplarında izleyebilmesi için sınırlı saklama hizmeti izni olmasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle müşterinin başka bir yatırım kuruluşu aracılığı ile aldığı ve yurt dışındaki kuruluşlarda sakladığı kıymetleri sınırlı saklama hizmeti yetkisi bulunan bir banka aracılığı ile saklatmak için bu banka hesaplarına virman etmesinde sakınca olmadığı anlaşılmaktadır.

      Bu durumda, III.37-1 sayılı Tebliğ’in aşağıdaki “Saklama sözleşmesi” başlıklı 62 nci maddesi uyarınca sınırlı saklama hizmeti yetkisi olan bankanın müşterisine bu hizmeti sunmadan önce asgari hususları Kurul’ca belirlenecek yazılı bir sözleşme yapmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

      Saklama sözleşmesi

      MADDE 62 –(1) Saklamaya yetkili yatırım kuruluşlarının saklama hizmeti sunmadan önce müşterileri ile asgari hususları Kurulca belirlenecek yazılı bir sözleşme yapmaları zorunludur.

      (2) Yurt dışında yerleşik müşterilere saklama hizmeti sunulması sırasında bu müşterilere yurt dışında saklama hizmeti sunan kuruluşla yurt içinde saklamaya yetkili yatırım kuruluşu arasında sunulacak hizmete ilişkin esasları belirleyen bir sözleşme imzalanmış olması durumunda birinci fıkradaki yükümlülük yerine getirilmiş sayılır.

      (3) Başka bir yetkili kuruluş tarafından yönetilen bireysel portföylere ilişkin saklama hizmeti sunulması durumunda portföy yöneten kuruluşla saklama hizmeti sunacak yatırım kuruluşu arasında sunulacak hizmete ilişkin esasları belirleyen bir sözleşme imzalanmış ise birinci fıkradaki yükümlülük yerine getirilmiş sayılır.

      Müşteri hesaplarına virman yoluyla gelen kıymetlerin yurt dışı kuruluşlarda saklaması yapılan bir kıymet olması durumunda da, aynı Tebliğ’in aşağıda verilen 67 nci maddesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesine de dikkat edilmesi gerekmektedir.

      Yurt dışı piyasalarda yapılan işlemlerin saklanmasına ilişkin özel hükümler

      MADDE 67 –(1) Yurt dışı piyasalarda alım satımına aracılık edilen veya saklama hizmeti sunulan sermaye piyasası araçlarının yurt dışında faaliyet gösteren bir kuruluş nezdinde saklanması için, ilgili ülke otoritesinin saklama hizmetine ilişkin düzenlenmelerinin olması ve saklama hizmeti alınan kuruluşun da bu düzenlemelere tabi olması şartı aranır. Ancak, işleme konu sermaye piyasası aracının niteliği itibariyle ilgili ülke otoritesi tarafından yetkilendirilen bir kuruluş nezdinde saklanamaması durumunda müşterinin yazılı onayı alınarak başka bir kuruluştan saklama hizmeti alınılabilir.

      (2) Yurt dışı piyasalarda alım satımına aracılık edilen sermaye piyasası araçlarının yurt dışında faaliyet gösteren bir kuruluş nezdinde saklanması durumunda işlemci yatırım kuruluşu ile müşteri arasında yapılan sözleşmede sermaye piyasası aracı bazında, saklamaya yetkili kuruluşu tanıtıcı bilgiler ile işlemci yatırım kuruluşu ile saklamaya yetkili kuruluşun hak ve yükümlülüklerine ayrıntılı olarak yer verilir. Yurt dışında faaliyet gösteren saklamaya yetkili kuruluşun değiştirilmek istenmesi halinde, bu durumun müşterilere en seri iletişim aracı vasıtasıyla derhal bildirilmesi ve çerçeve sözleşmenin güncellenmesi gerekmektedir.

  • 52- Bankaların Kredi İşlemlerinde Almaları Gereken Hesap Durum Belgeleri Nelerdir?
    • HESAP DURUMU BELGESİ ALMA ZORUNLULUĞU BULUNAN KREDİLERE İLİŞKİN SINIR

      Bankaların kullandıracakları kredilerden hesap durumu belgesi alınma zorunluluğu bulunan kredilere ilişkin alt sınır “Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik” (Yönetmelik)’te 19 Şubat 2019 tarihli ve 30691 sayılı Resmi Gazete’de BDDK tarafından yayımlanan Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelikile yapılan değişiklikle 1.000.000 TL’den 2.000.000 TL’ye artırılmıştır.

      Bu çerçevede, bankalar kullandıracakları krediler için 2.000.000 TL’sini geçmeyen işlemlerde hesap durum belgesi almayacaklardır. Bu sınırın üzerindeki işlemlerde ise hesap durum belgesi olarak yine Yönetmelik’te belirlenen belgeler alınacaktır.

      Hesap durum belgesi alma zorunluluğu bulunmayan kredilere ilişkin (hesap durum belgesi alınma zorunluluğuna ilişkin istisnalar) son durum aşağıdaki gibidir:

      a) İki milyon Türk Lirasını geçmeyen işlemler.

      b) Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri hariç olmak üzere, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, bunlara bağlı kuruluşlar ve mahalli idareler ile yapılan işlemler,

      c) Yabancı ülkelerin merkezi idareleri, merkez bankaları ile veya bunlarca çıkarılan veya ödemesi garanti edilen bono ve tahviller karşılığı yapılan işlemler,

      ç) Karşılığı nakit, nakit benzeri kıymet ve hesaplar ile kıymetli maden olan işlemler,

      d) Hazine, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı veya TOKİ Başkanlığı’nca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono ve tahviller karşılığı yapılan işlemler,

      e) TCMB ile ya da bu banka nezdindeki piyasalarda yapılan işlemler,

      f) Menkul kıymet borsalarından veya ikinci el piyasadan çok kısa vadeli fon fazlalarını değerlendirmek gayesiyle edinilen alım-satım amaçlı menkul kıymetler,

      g) Teşkilatlanmış borsalardan alınan veya alacaklardan dolayı elde edilen hisse senetleri,

      ğ) Yurt içi bankaların kendi aralarındaki vadesiz veya vadesi 3 ayı aşmayan işlemler ile bu bankaların mukabil kefaletine dayanılarak verilecek teminat ve garantiler,

      h) Kredilerin dikkate alınma oranlarına ilişkin yapılacak hesaplamalara göre banka nezdindeki toplam kredi riski 5.000.000 USD’ni aşmayan ve Yönetmeliğin Ek-1’inde asgari ikinci sınıf olarak tasnif edilen derecelendirme notlarını haiz banka ya da finansal kuruluşlarla yapılan işlemler ile bunların kefaletine dayanılarak verilecek gayrinakdi krediler.

      ı) Ortaklık payları

      için hesap durum belgesi alınmaz.

      HESAP DURUM BELGESİ OLARAK KABUL EDİLECEK BELGELER

      2 milyon TL’sini geçen ve yukarıdaki diğer istisnalara da girmeyen kredi kullandırımlarında ise hesap durum belgesi olarak aşağıdaki belgelerin alınması gerekmektedir:

      a) Bağımsız denetime tabi şirketlerden, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yayımlanan muhasebe ve finansal raporlama standartlarına uygun şekilde hazırlanmış ve bağımsız denetimden geçmiş finansal tabloları,

      b) Bağımsız denetime tabi olmayan şirketlerden, Vergi Usul Kanunu ve ilgili düzenlemeleri uyarınca düzenlenecek finansal tabloları, yurtdışında yerleşik kişilerin ise tabi oldukları yabancı mevzuat uyarınca düzenleyecekleri uluslararası standartlara uygun dipnotlarını da içeren bilanço ile kâr ve zarar cetvelleri ile bunlara ek mali tabloları,

      c) Bilanço esasına göre defter tutmayan gerçek kişilere verilecek ihtisas kredileri için BDDK’dan izin almak kaydıyla, bu kişilerin faaliyetlerinin niteliğine uygun olarak düzenlenecek hesap durumu belgeleri,

      ç) Ticari kredi niteliği taşımayan işlemler (tüketici kredileri) için gerçek kişilerden Yönetmeliğin Ek-2’sinde yer alan örneğe uygun olarak alınacak hesap durumu belgesinin ekinde kişinin kimliği ve gelirini gösterir belgeler,

      d) Halka arz yoluyla ihraç olunacak menkul kıymetlere yapılacak yatırımlarda tasarruf sahipleri için yayımlanan sirkülerler,

      Türkiye’de yerleşiklerden alınacak hesap durumu belgelerinin yetkili ve sorumlu şahıslarca imza edilmiş olması gereklidir.

      Tüketici kredileri hariç olmak üzere, kredi ilişkisinin devam ettiği süre boyunca her yıl hesap dönemini izleyen altı ay içinde hesap durumu belgesi alınır.

      HESAP DURUM BELGELERİNİN DENETLENMESİ

      a) Sermayesinin yarısından fazlasına merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, KİT’lerin, 3291 sayılı Kanun kapsamına alınan kuruluşların sahip olduğu kurum ve ortaklıklar,

      b) bankalar,

      c) bağımsız denetime tabi şirketler

      dışında kalan müşterilere bankaların tahsis edecekleri kredilerin 2.000.000 TL’yi geçmesi halinde, alınacak hesap durumu belgelerinin mevzuat hükümlerine, Türkiye’de uygulanan muhasebe ilkeleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunun 3568 sayılı Kanuna göre ruhsat almış denetim yetkisine sahip meslek mensupları tarafından denetlenmesi şarttır.

      Yapılacak denetim işlemi Yönetmeliğin Ek-3’ünde yer alan esaslara uygun raporun düzenlenmesinin ardından bilanço ve kâr ve zarar cetveline bu belgenin mevzuata, Türkiye’de uygulanan muhasebe ilkelerine ve muhasebe standartlarına uygun olarak düzenlendiğine dair şerh verilmek suretiyle yapılır. Söz konusu şerhin altı meslek mensubu tarafından isim ve unvanı yazılarak imzalanır.

      Bilanço ve kâr ve zarar cetveli Türkiye’de uygulanan muhasebe ilkelerine ve muhasebe standartlarına uygun olarak düzenlenmediği takdirde, denetim raporu 3568 sayılı Kanun’un uygulama hükümlerine göre şartlı olabilir. Denetim yapacak meslek mensuplarının Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği tarafından yayımlanacak çalışanlar listesinde yer almaları gerekir.

      YURT DIŞI YERLEŞİKLERDEN ALINACAK HESAP DURUM BELGELERİNİN DENETLENMESİ

      Kredilerin dikkate alınma oranlarına ilişkin yapılacak hesaplamalara göre banka nezdindeki toplam kredi riskleri 500.000 USD’yi aşan yurt dışında yerleşik kişilerden, kredi notları Yönetmeliğin Ek-1’inde asgari ikinci sınıf olarak tasnif edilenlerden daha düşük olanlardan alınacak finansal tabloların ilgili ülkelerin mevzuatına göre yetkilendirilen veya uluslararası düzeyde faaliyet gösteren bağımsız denetim firmalarınca denetlenmiş olması şarttır.

      Kredilerin dikkate alınma oranlarına ilişkin yapılacak hesaplamalara göre banka nezdindeki toplam kredi riski 5.000.000 USD’ni aşmayan ve Yönetmeliğin Ek-1’inde asgari ikinci sınıf olarak tasnif edilen derecelendirme notlarını haiz banka ya da finansal kuruluşlarla yapılan işlemler ile bunların kefaletine dayanılarak verilecek gayrinakdi krediler için hesap durum belgesi alınmaz.

      YÜKSEK KREDİ BORCU OLAN FİRMALAR İÇİN ALINMASI GEREKEN İLAVE BELGELER

      Bankacılık sektöründeki toplam riski talep edilen kredi dahil, TBB Risk Merkezi nezdindeki en güncel bilgilere göre 500 milyon TL ve üzerinde olan kredi müşterilerinden, kredi tahsis aşamasında;

      a) KGK tarafından yayımlanan muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde hazırlanmış ve KGK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmiş konsolide olmayan finansal tabloları,

      b) KGK tarafından yayımlanan muhasebe ve finansal raporlama standartları uyarınca konsolide finansal tablo hazırlama yükümlülüğü olanların, KGK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmiş konsolide finansal tabloları,

      c) Kredi kullanacak işletmenin; KGK tarafından yayımlanan muhasebe ve finansal raporlama standartlarında tanımlandığı şekilde başka bir işletmenin bağlı ortaklığı olması durumunda, yine bu standartlardaki tanımlamalara uyan ana ortaklığının KGK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmiş konsolide finansal tabloları,

      d) Başka işletmelerin tek başına kontrolünde olmayan ancak müşterek kontrol edilen bir işletme olması durumunda, müşterek kontrol eden işletmelerin her birinin KGK tarafından yayımlanan muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde hazırlanmış ve KGK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmiş varsa konsolide, yoksa konsolide olmayan finansal tabloları

      ile birlikte, söz konusu finansal tablolarda yer verilen bilgilerden hareketle hazırlanacak ve bağımsız denetim kuruluşunun güvence raporunu içeren Yönetmeliğin Ek-4’ünde verilen analiz tablosunun bankalarca alınması zorunludur.

      Yukarıdaki hükümler uyarınca bankalarca alınması zorunlu tutulan finansal tablolar, yurtdışında yerleşik kredi müşterileri bakımından, tabi oldukları yabancı mevzuat uyarınca düzenleyecekleri uluslararası standartlara uygun dipnotlarını da içeren bilanço ile kâr ve zarar cetvelleri ile bunlara ek finansal tablolarını ifade eder.

      Yukarıda sayılan finansal tablolar ile Ek-4’te verilen analiz tablosunun, kredi ilişkisinin devam ettiği sürece her yıl hesap dönemini izleyen altı ay içinde alınmasına devam olunur.

      BANKALARIN KREDİ İŞLEMLERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK EKLERİ (YÖNETMELİK EKLERİNDE 19.02.2019 TARİHİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN EKLENDİĞİ HALİDİR)

  • 53- Banka Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcıları Başka Bir Ticari Kuruluşta Tam veya Yarı Zamanlı Olarak Görev Alabilir mi?
    • 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 25 inci maddesinin 6 ncı fıkrasında, 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi,

      Genel müdür ve genel müdür yardımcıları, konsolide denetime tâbi ortaklıklar hariç başka bir ticari kuruluşta tam veya yarı zamanlı olarak görev alamaz.”

      hükmü bulunmaktaydı.

      Bu hükmün yürürlükte olduğu dönemde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreterliği’ne gönderilen 18.01.2006 tarihli ve BDDK.DZM.1/2-253 sayılı yazıda, bu hükmün uygulamasına ilişkin bankalardan sıklıkla görüş sorulması nedeniyle aşağıdaki açıklamaların yapılmasının gerekli görüldüğü belirtilmişti:

      1- Anılan madde hükmü, banka genel müdür ve genel müdür yardımcılarının başka bir ticari kuruluşta tam veya yarı zamanlı olarak görev almasını yasaklamakta, konsolide denetime tabi ortaklıkları ise bu yasağın dışında tutmaktadır.

      2- Söz konusu madde hükmüyle yasaklanan husus, tam veya yarı zamanlı olarak başka bir ticari kuruluşta görev almadır. Bu itibarla, yasağın kapsamını verilen hizmetin veya yapılan işin dayanağını oluşturan akdin nevii değil, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının bir ticari kuruluşta görev ifa edip etmediği belirleyecektir. 

      3- Türk Ticaret Kanununda (TTK) anonim şirketlerin yönetim kurullarının idare ve temsil görevlerinin mevcudiyeti, idare görevlerinin bazılarının devri kabil olmaması, denetçilerin ise TTK’nın 353 ila 359 uncu maddelerinde belirtilen görevleri ifa etmek zorunda olması karşısında, genel müdür ve yardımcılarının ticari kuruluşla olan bağının hizmet akdi, vekâlet akdi veya başka bir ilişkiye dayanıp dayanmadığına bakılmaksızın söz konusu yasağın bu görevler için uygulanması gerekmektedir. 

      Ancak, bu hüküm 25 Şubat 2011 tarihli ve 27857 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 144 üncü maddesi ile yapılan değişiklikle yürürlükten kaldırılmıştır.

      Mevcut durumda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda, banka genel müdür ve yardımcılarının banka dışında başka bir ticari kuruluşta tam veya yarı zamanlı olarak görev almasını engelleyici bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, banka genel müdür ve yardımcılarının banka dışında bir ticari kuruluşta görev almaları durumu ortaya çıktığında ilgili kuruluşların tabi olduğu mevzuatında bu duruma engel bir düzenleme içerip içermediği yönünden incelenmesinde fayda bulunmaktadır.

      Banka genel müdürü ve genel müdür yardımcılarının genelde banka iştiraki olan finansal kuruluşlarda görev almaları durumu söz konusu olduğu için aşağıda bu kuruluşların tabi olduğu mevzuattan konu ile ilgili örnekler verilmiştir:

      Aracı kurumlar açısından bakıldığında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 17.12.2013 tarihli ve 28854 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (III-39.1)”in “Genel müdür ve yardımcıları” başlıklı 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında,

      (2) Aracı kurum genel müdürünün münhasıran bu görev için istihdam edilmiş olması zorunludur. Şu kadar ki genel müdür, aracı kurumun yönetim veya sermaye ilişkisinde bulunduğu kuruluşlar, bu kuruluşların doğrudan ya da dolaylı olarak yönetim veya sermaye kontrolüne sahip olduğu kuruluşlar ile borsalar ve teşkilatlanmış piyasalar, takas ve saklama kuruluşları ve Kurulca uygun görülecek diğer finansal kuruluşlarda, icrai nitelikte olmamak ve aracı kurumdaki görevin ifasında zafiyete düşülmemesi kaydıyla, yönetim kurulu üyeliği gibi görevler alabilir.”

      hükmü bulunmaktadır.

      Aracı kurum genel müdürlerinin münhasıran bu görev için istihdam edilmiş olmalarının zorunlu olması ve aracı kurum genel müdürünün, aracı kurumun yönetim veya sermaye ilişkisinde bulunduğu kuruluşlar, bu kuruluşların doğrudan ya da dolaylı olarak yönetim veya sermaye kontrolüne sahip olduğu kuruluşlar ile borsalar ve teşkilatlanmış piyasalar, takas ve saklama kuruluşları ve SPK’ca uygun görülecek diğer finansal kuruluşlarda, icrai nitelikte olmamak ve aracı kurumdaki görevin ifasında zafiyete düşülmemesi kaydıyla, yönetim kurulu üyeliği gibi görevler alabileceğinin belirtilmesi karşısında banka genel müdür ve genel müdür yardımcılarının aynı zamanda aracı kurumda genel müdür olarak görev yapamayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla her ne kadar Bankacılık Kanunu açısından bir engel olmasa da, SPK’nın II-39.1 sayılı Tebliği hükümlerinden dolayı banka genel müdür ve genel müdür yardımcılarının bir aracı kurumda genel müdür olarak görev yapamayacakları ortaya çıkmaktadır.

      Peki banka genel müdür ve genel müdür yardımcıları, aynı zamanda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinde genel müdür olarak görev yapabilirler mi? Bu konuda “6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu” incelendiğinde, bu duruma engel bir hüküm görülmemektedir (6361 sayılı Kanun md. 13).

      24.04.2013 tarihli ve 28627 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik“te de, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının münhasıran bu görev için görevlendirilmiş olmaları gibi bir şart bulunmadığı (Yönetmelik md. 10) için örneğin bir bankada görev yapan bir genel müdür yardımcısının aynı zamanda bir finansal kiralama şirketinin genel müdürü olarak görev yapmasına engel bir husus olmadığı anlaşılmaktadır.

      Aynı şekilde “6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun” ve alt mevzuatında da, banka genel müdür ve genel müdür yardımcılarının aynı zamanda ödeme ve elektronik para kuruluşlarının üst yönetiminde görev almalarını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.

      Sonuç olarak banka genel müdür ve genel müdür yardımcılarının, konsolide denetime tâbi ortaklıklar hariç başka bir ticari kuruluşta tam veya yarı zamanlı olarak görev almalarını yasaklayan Bankacılık Kanunu hükmü 25 Şubat 2011 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. Mevcut durumda banka genel müdür ve genel müdür yardımcılarının gerek bankanın konsolide denetime tabi ortaklıkları gerekse de bunun dışındaki ticari kuruluşlarda tam veya yarı zamanlı görev almalarını engelleyen bir hüküm Bankacılık Kanunu’nda bulunmamaktadır. Ancak, bu konu görev alınmak istenen ticari kuruluşun tabi olduğu mevzuat hükümleri de değerlendirilerek cevap verilmesi gereken bir konudur. Örneğin, her ne kadar bankacılık mevzuatından kaynaklı bir engel bulunmasa da, aracı kurumların tabi olduğu mevzuatta aracı kurum genel müdürünün münhasıran bu görev için istihdam edilmiş olması ve diğer finansal kuruluşlarda icrai nitelikte olmayan görev alma zorunluluğu bulunduğu için banka genel müdür ve genel müdür yardımcılarının aynı zamanda aracı kurum genel müdürü olamayacakları görülmektedir.

  • 54- Bankaların Türkiye’de İkamet Eden Yabancı Uyruklu Yönetim Kurulu Üyelerinin Çalışma İzni Almaları Gerekmekte midir?
    • Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (Kurul)’nun 14.02.2008 tarihli ve 2472 sayılı Kararı ile “01.11.2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bankaların Üst Yönetimine Atanacakların Bildirimi, Yemin ve Mal Beyanında Bulunulması ve Karar Defterlerinin Tutulmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 4 üncü (yönetim kurulu üyeliği) ve 6 ncı (genel müdür ve genel müdür yardımcıları) maddelerinde belirtilen görevlere atanacak yabancı uyruklu kişilerden anılan maddelerde öngörülen belgelerin yanı sıra “4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun“da yer alan hükümler çerçevesinde alınacak çalışma izin belgelerinin de istenilmesine karar verilmiş ve bu husus Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nun 21 Şubat 2008 tarih ve 2667 sayılı yazısı ile Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreterliği’ne bildirilmiştir. Dolayısıyla, Kurul, 2472 sayılı Kararı ile yönetim kurulu üyeliği ile genel müdür ve genel müdür yardımcılıklarına atanacak yabancı uyruklu kişilerden çalışma izin belgesi talep edilmesine karar vermiştir.

      Ancak, Kurul, bu Kararı’nı takiben 27 Mart 2008 tarihinde aldığı 2550 sayılı Kararı ile ise Türkiye’de ikamet etmeyen yabancı uyruklu yönetim kurulu üyeleri yönünden bir değişikliğe gitmiş ve “bankaların ücret karşılığı icrai görev üstlenerek Türkiye’de ikamet eden yabancı uyruklular hariç, yabancı uyruklu yönetim kurulu üyelerinden, Kurul’un 14 Şubat 2008 tarih ve 2472 sayılı Kararı uyarınca çalışma izin belgesinin talep edilmemesine” karar vermiştir.

      Kurul’un 2472 sayılı Kararı’nda atıf yapılan “4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun”, 13 Ağustos 2016 tarihli ve 29800 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu” ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6735 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin 7 nci fıkrasında,

      Çalışma izni muafiyeti

      MADDE 13-

      (7) 6102 sayılı Kanuna göre kurulmuş anonim şirketlerin Türkiye’de ikamet etmeyen yönetim kurulu üyesi ve diğer şirketlerin yönetici sıfatı olmayan ortağı ile Türkiye’de gerçekleştirdiği faaliyetleri yüz seksen gün içinde doksan günü geçmeyen sınırötesi hizmet sunucusu, çalışma izni muafiyeti kapsamında değerlendirilir.

      hükmü, aynı Kanun’un 10 uncu maddesinin 5 inci fıkrasında ise,

      Çalışma izni türleri

      MADDE 10-

      (5) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre kurulmuş olan;

      a) Limited şirketlerin şirket ortağı olan müdürü,

      b) Anonim şirketlerin şirket ortağı olan yönetim kurulu üyesi,

      c) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin yönetici olan komandite ortağı,

      olan yabancılar çalışma izni alarak çalışabilirler.

      hükmü bulunmaktadır.

      Dolayısıyla BDDK’nın 2472 ve 2550 sayılı Kararları ile 6735 sayılı Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde;

      a) Bankaların Türkiye’de ikamet eden yabancı uyruklu yönetim kurulu üyeleri ile banka ortağı olan yabancı uyruklu yönetim kurulu üyelerinin çalışma izni almaları gerektiği,

      b) Türkiye’de ikamet etmeyen yabancı uyruklu yönetim kurulu üyelerinin ise çalışma izni muafiyeti kapsamında oldukları ve çalışma izni muafiyeti belgesi alarak görev yapabilecekleri anlaşılmaktadır. Uygulamada bilindiği kadarıyla çalışma izni muafiyeti belgelerinin verilmesine henüz başlanmamıştır. BDDK, çalışma izni muafiyeti kapsamındaki Türkiye’de ikamet etmeyen bu yabancı uyruklu yönetim kurulu üyelerinden göreve seçilmeleri sonrasında çalışma izni belgesi talep etmemektedir.

  • 55- Tezgahüstü İşlemlerde Emir Formu Düzenlenmesi Gerekli midir? SPK Mevzuatı Çerçevesinde Emir Formu Yerine Talimat Formu Alınabilir mi?
    • Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 01.08.2015 tarihli ve 29432 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ (III-45.1)”in 7 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca tezgahüstü işlemlerde müşteri emri formu yerine işlem talimat formu ve aylık olarak hesap ekstresi düzenlenir. Dolayısıyla tezgahüstü işlemlerde emir formu düzenlenmesi gerekmemektedir. Bu işlemlerde emir formu yerine işlem talimat formu düzenlenecek ve müşteriye aylık olarak hesap ekstresi gönderilecektir.

      YATIRIM HİZMET VE FAALİYETLERİ İLE YAN HİZMETLERE İLİŞKİN BELGE VE KAYIT DÜZENİHAKKINDA TEBLİĞ (III-45.1)

      Yatırım kuruluşları tarafından düzenlenecek belgeler

      MADDE 7 ‒ (1) Yatırım kuruluşları tarafından yatırım hizmet ve faaliyetleri ile yan hizmetlerin sunumu sırasında, gerçekleştirilen faaliyetin türü gözetilmek suretiyle aşağıdaki belgelerin düzenlenmesi zorunludur:

      a) Nakit Alındı/Nakit Ödendi Belgesi.

      b) Müşteri Emir Formu.

      c) Türev Piyasalar Emir Takip Formu.

      ç) Seans Takip Formu.

      d) İşlem Sonuç Formu, Türev Araç İşlem Sonuç Formu ve Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri İşlem Sonuç Formu.

      e) İşlem Talimat Formu.

      f) Türev Piyasalar Teminat Durum Raporu.

      g) Türev Piyasalar Pozisyon Limit Aşımı Raporu.

      ğ) Hesap Ekstresi (aylık bildirimler).

      (2) III-37.1 sayılı Tebliğde tanımlanan emir iletimine aracılık faaliyeti kapsamında gişe hizmetinin verilmesi sırasında yatırım kuruluşları bu maddenin birinci fıkrasında yer alan belgelerden müşteri emir formu ile işlemlerin niteliğine göre nakit alındı-ödendi belgesi düzenlemekle yükümlüdür.

      (3) Tezgahüstü işlemlerde müşteri emri formu yerine işlem talimat formu ve aylık olarak hesap ekstresi düzenlenir.

      Aynı Tebliğ’in 12 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca da kaldıraçlı alım satım işlemleri hariç olmak üzere tezgahüstü piyasalarda müşterilerle gerçekleştirilecek sermaye piyasası aracı işlemleri için yatırım kuruluşu bir İşlem Talimat Formu hazırlamak zorundadır. İşlem Talimat Formunda asgari olarak aşağıdaki bilgilerin bulunması şarttır:

      a) Müşteri numarası ve hesap numarası.

      b) İşlemin yapılacağı müşterinin ve varsa müşteriye vekalet eden kişinin adı ve soyadı ya da unvanı.

      c) İşlemin tarih ve zamanı.

      ç) Sıra numarası.

      d) Sermaye piyasası aracının adı/tanımı/tipi.

      e) Müşteri açısından işlemin türü (alım/satım).

      f) Emrin iletilme şekli (telefon, faks, internet ve benzeri).

      g) İşleme konu miktar ve işlemin yapıldığı para birimi ve Türk lirası cinsinden parasal tutarı.

      ğ) İlgili dayanak varlığın tür ve niteliğine bağlı olarak fiyat/değer/gösterge bilgisi.

      h) Vade günü (takas tarihi, bildirim tarihi/saati).

      ı) Varsa prim tutarı ve/veya kullanım fiyatı.

      i) Varsa teminat tutarı.

      (2) İşlem talimat formunda varsa gerekli görülen diğer hususlara da yer verilir.

      (3) Emirlerin yazılı olarak alınması halinde, elektronik olarak düzenlenecek talimat formundan yazılı bir örnek alınarak müşterinin imzasının alınması zorunlu olup emir formunun müşteri ve emri alan yatırım kuruluşu görevlisi tarafından imzalanmış bir örneği talebi halinde müşteriye verilir. Sözlü olarak verilmiş emirler için alındıkları anda müşteri imzası aranmaksızın elektronik ortamda işlem talimat formu düzenlenir.

  • 56- Tezgahüstü İşlemlerde Talimatın Alınması ile İşlemin Sonuçlandırılmasının Eş Anlı Olduğu Düşünülürse İşlem Talimat ve İşlem Sonuç Formları Birlikte Düzenlenebilir mi?
    • Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 01.08.2015 tarihli ve 29432 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ (III-45.1)”in “işlem Talimat Formu” başlıklı 12 nci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca “işlemin niteliği ve yapılış şekli gereği, müşteri ile yapılan görüşme sonucunda talimatın alınması ve işlemin sonuçlandırılmasının eşanlı olduğu veya işlemin karşılıklı ya da tek taraflı tekliflerin iletilmesi suretiyle talimat ve sonuçlanma aşamasının aynı anda gerçekleştiği ve benzeri haller için işlem talimat formu ve işlem sonuç formunun bu Tebliğdeki bilgileri içerecek şekilde tek bir form olarak düzenlenmesi mümkündür.

  • 57- Bankalar Hangi Kıymetli Madenlerin Alım Satımını Yapabilirler?
    • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Gayrimenkul ve emtia üzerine işlemler” başlıklı 57 nci maddesi,

      Gayrimenkul ve emtia üzerine işlemler

      Madde 57 —

      Bankalar, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında gayrimenkul ve emtiayı esas alan sözleşmeler ile Kurulca uygun görülecek kıymetli madenlerin alım ve satımı hariç olmak üzere ticaret amacıyla gayrimenkul ve emtianın alım ve satımı ile uğraşamaz, ipotekli konut finansmanı kuruluşu ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları hariç olmak üzere ana faaliyet konusu gayrimenkul ticareti olan ortaklıklara katılamazlar.

      Katılım bankaları tarafından gayrimenkul, ekipman veya emtia temini veya finansal kiralama, kâr ve zarar ortaklığı, ortak yatırımlar yoluyla finansman sağlanması ve benzer faaliyetler nedeniyle üstlenilen yükümlülüklerden dolayı gayrimenkul ve emtia üzerine yapılan işlemler, bu madde ile yasaklanan ve sınırlanan faaliyetler kapsamında değerlendirilmez. …”

      hükmünü amirdir.

      Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)’nca alım satımı uygun görülen kıymetli madenler 22 Haziran 2016 tarihli ve 29750 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankaların Kıymetli Maden Alım Satımına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik“in 4 üncü maddesinde aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

      Bankaların alım ve satımını yapabilecekleri kıymetli madenler

      MADDE 4 – (1) Bankalar, kıymetli maden borsalarında işlem gören veya standartları ve nitelikleri Hazine Müsteşarlığı veya BİAŞ tarafından belirlenen ya da bu standartlara ve niteliklere uygunluğu bakımından, üretildikleri rafineriler itibarıyla kabul edilebilirlikleri BİAŞ tarafından teyit edilen kıymetli madenler ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1/8/1951 tarihli ve 1738 sayılı Kararı ile standartları ve nitelikleri belirlenen Cumhuriyet altın sikkeleri ile Cumhuriyet ziynet altınlarının alım ve satımı ile vadeli işlem ve opsiyon borsalarında işlem gören ve standart ve nitelikleri yetkili merciler tarafından belirlenen kıymetli madenleri esas alan sözleşmelerin alım ve satımını yapabilirler.”

      Bu çerçevede, bankalar,

      1- Kıymetli maden borsalarında işlem gören veya

      Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası’nda işleme konu kıymetli madenlerin listesi aşağıdaki linkte yer almaktadır:

      https://www.borsaistanbul.com/urunler-ve-piyasalar/piyasalar/kiymetli-madenler-ve-kiymetli-taslar-piyasasi/kiymetli-madenler-piyasasi

      2- Standartları ve nitelikleri Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen veya

      Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın, “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinde, kıymetli madenler,

      Kıymetli Madenler: Her tür ve şekilde altın, gümüş, platin ve paladyumu,

      i) Standart işlenmemiş altın: En az 995/1000 saflıkta, nitelikleri Bakanlıkça belirlenen barlar veya külçeler halindeki altını,

      ii) Standart dışı işlenmemiş altın: 995/1000’den düşük (995/1000 saflık hariç) saflıkta külçe, bar, dore bar, granül, toz veya hurda şeklindeki altını,

      iii) İşlenmiş altın: İşçilik uygulanarak ziynet veya süs eşyası haline dönüştürülmüş altını,

      iv) Standart işlenmemiş gümüş: En az %99,9 saflıkta, nitelikleri Bakanlıkça belirlenen bar, külçe veya granül halindeki gümüşü,

      v) Standart dışı işlenmemiş gümüş: %99,9’dan düşük (%99,9 saflık hariç) saflıkta külçe, bar, dore bar, granül, toz veya hurda şeklindeki gümüşü,

      vi) İşlenmiş gümüş: İşçilik uygulanarak ziynet veya süs eşyası haline dönüştürülmüş gümüşü,

      vii) Standart işlenmemiş platin: En az %99,95 saflıkta, nitelikleri Bakanlıkça belirlenen barlar veya külçeler halindeki platini,

      viii) Standart dışı işlenmemiş platin: %99,95’den düşük (%99,95 saflık hariç) saflıkta külçe, bar, dore bar, granül, toz veya hurda şeklindeki platini,

      ix) İşlenmiş platin: İşçilik uygulanarak ziynet veya süs eşyası haline dönüştürülmüş platini,

      x) Standart işlenmemiş paladyum: En az %99,95 saflıkta, nitelikleri Bakanlıkça belirlenen barlar veya külçeler halindeki paladyumu,

      xi) Standart dışı işlenmemiş paladyum: %99,95’den düşük (%99,95 saflık hariç) saflıkta külçe, bar, dore bar, granül, toz veya hurda şeklindeki paladyumu,

      xii) İşlenmiş paladyum: İşçilik uygulanarak ziynet veya süs eşyası haline dönüştürülmüş paladyumu,

      olarak tanımlanmıştır.

      3- Standartları ve nitelikleri BİAŞ tarafından belirlenen ya da

      BİAŞ Kıymetli Madenler Piyasası’nda işleme konu kıymetli madenlerin listesi aşağıdaki linkte yer almaktadır:

      https://www.borsaistanbul.com/urunler-ve-piyasalar/piyasalar/kiymetli-madenler-ve-kiymetli-taslar-piyasasi/kiymetli-madenler-piyasasi

      Standart Kıymetli Madenler

      Kıymetli Madenler Piyasasında aşağıdaki özelliklere sahip standart kıymetli madenler işlem görebilir:

      a) Standart İşlenmemiş Altın: En az 995/1000 saflıkta, nitelikleri Müsteşarlıkça belirlenen barlar veya külçeler halindeki altın,

      b) Standart İşlenmemiş Gümüş:  En az %99,9 saflıkta, nitelikleri Müsteşarlıkça belirlenen bar, külçe veya granül halindeki gümüş,

      c) Standart İşlenmemiş Platin:  En az %99,95 saflıkta, nitelikleri Müsteşarlıkça belirlenen barlar veya külçeler halindeki platin,

      d) Standart İşlenmemiş Paladyum: En az %99,95 saflıkta, nitelikleri Müsteşarlıkça belirlenen barlar veya külçeler halindeki paladyum.

      Kabul edilen standart bar ve külçe tipleri aşağıdaki gibidir:

      Altın

      a) Mini Bar: 1 gr, 2,5 gr, 5 gr. 10 gr, 20 gr, 50 gr, 100 gr, 250 gr ve 500 gr

      b) Külçe: 1 kg

      c) Large Bar: 1 kg’ın üzerinde külçe

      Gümüş 

      a) Mini Bar: 1 gr, 2,5 gr, 5 gr. 10 gr, 20 gr, 50 gr, 100 gr, 250 gr ve 500 gr

      b) Külçe: 1 kg

      c) Large Bar: 1 kg’ın üzerinde külçe

      d) Granül : Torba şeklinde ambalajlı, muhtelif ağırlıklarda granül

      Platin 

      a) Mini Bar: 1 gr, 2,5 gr, 5 gr. 10 gr, 20 gr, 50 gr, 100 gr, 250 gr ve 500 gr

      b) Külçe: 1 kg

      c) Large Bar: 1 kg’ın üzerinde külçe

      Paladyum 

      a) Mini Bar: 1 gr, 2,5 gr, 5 gr. 10 gr, 20 gr, 50 gr, 100 gr, 250 gr ve 500 gr

      b) Külçe: 1 kg

      c) Large Bar: 1 kg’ın üzerinde külçe

      Standart Dışı Kıymetli Madenler

      Kıymetli Madenler Piyasasında aşağıdaki özelliklere sahip standart dışı kıymetli madenler işlem görebilir:

      a) Standart dışı işlenmemiş altın: 995/1000’den düşük (995/1000 saflık hariç) saflıkta külçe, bar, dore bar, granül, toz veya hurda şeklindeki altın,

      b) Standart dışı işlenmemiş gümüş: %99,9’dan düşük (%99,9 saflık hariç) saflıkta külçe, bar, dore bar, granül, toz veya hurda şeklindeki gümüş,

      c) Standart dışı işlenmemiş platin: %99.95’ten düşük (%99.95 saflık hariç) saflıkta külçe, bar, dore bar, granül, toz veya hurda şeklindeki platin,

      d) Standart dışı işlenmemiş paladyum: %99.95’ten düşük (%99.95 saflık hariç) saflıkta külçe, bar, dore bar, granül, toz veya hurda şeklindeki paladyum.

      Kıymetli Madenler Piyasasında işlem gören standart dışı kıymetli madenlerin düzenlenmiş olan ayar raporuna uyumundan, ilgili kıymetli madeni Borsa kasasına teslim eden Piyasa üyeleri sorumludur.

      Kıymetli Madenler Piyasasında işlem yapacak üyeler, alım satıma konu olan standart dışı kıymetli madenlerin ramat evleri ve rafineriler vasıtasıyla temininde 17.11.2011 tarih ve 28115 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’da Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar’da yer alan saflık ayarlarını dikkate alarak aşağıdaki esasları uygulayacaktır:

      a) Dönüşümü yapan ramat evleri ve rafineriler, imal ettikleri standart dışı kıymetli madenin üzerine firma damgalarını ve ayar ile ağırlıklarını belirten mühürleri vurmak zorundadırlar.

      b) Bu şekilde özellikleri belirtilen standart dışı kıymetli madenler ile Kıymetli Madenler Piyasasında işlem yapacak üyeler, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü veya bu kurumun belirleyeceği kuruluşlardan ayar raporu almak ve Kıymetli Madenler Piyasasına sunmak zorundadırlar.

      c) Borsa Kıymetli Madenler Piyasası üyeleri tarafından ithal edilmek suretiyle Borsa kasasına teslim edilen standart dışı kıymetli madenler ilgili gümrük beyannamesi, üye tarafından düzenlenen standart dışı kıymetli maden ithalat bilgi formu ve ayar raporu ile birlikte Kıymetli Madenler Piyasasına teslim edilecektir. İvedi durumlarda ayar raporu ve gümrük beyannamesinin ibraz edilmesi yeterlidir. Borsa Genel Müdürlüğü, bu konuda her türlü tedbire yetkilidir.

      Cevherden Üretim Kıymetli Madenler

      Alım satıma konu olan cevherden üretim kıymetli madenlerin temininde Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ’ in 13’üncü maddesinde belirtilen özelliklere göre aşağıda belirtilen esaslar uygulanacaktır:

      a) Üretimi yapan kuruluş, cevherden üretilen dore bar, granül ve diğer şekillerdeki kıymetli madenin tebliğde belirlenen esaslara azami uygunluğunu sağlayacaktır.

      b) Söz konusu cevherden üretilen dore bar, granül ve diğer şekillerdeki kıymetli maden ile Kıymetli Madenler Piyasasında işlem yapacak üyeler, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü veya bu kurumun belirleyeceği kuruluşlardan ayar raporu almak zorundadırlar.

      Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü veya bu kurumun belirleyeceği kuruluşlar cevherden üretilen dore bar, granül ve diğer şekillerdeki kıymetli madenin vasıflarını belirleyecek ve cevheri oluşturan her bir kıymetli madenin saflık ayar ve ağırlıklarını belirleyen ayar raporunu düzenleyecektir.

      Yurt içinde cevherden üretilen dore bar, granül ve diğer şekillerdeki kıymetli madenler;

      a) Türkiye’de kurulu rafinerilerde rafinaj işlemine tabi tutulur ve rafinaj işleminin tamamlanmasını müteakip yedi (7) iş günü içinde Borsa kasasına teslim edilir ve Kıymetli Madenler Piyasasında alım satımı gerçekleştirilir veya

      b) Borsa tarafından belirlenecek işlem esasları dahilinde Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü veya bu kurumun belirleyeceği kuruluşlarca düzenlenecek ayar raporunda yer alan miktarlarına göre ayrı ayrı işlem yapılmak suretiyle Kıymetli Madenler Piyasasında alım satımı gerçekleştirilir.

      4- Bu standartlara ve niteliklere uygunluğu bakımından, üretildikleri rafineriler itibarıyla kabul edilebilirlikleri BİAŞ tarafından teyit edilen kıymetli madenlerin

      Bu rafineri listesi aşağıdaki linklerde yer almaktadır:

      https://www.borsaistanbul.com/docs/default-source/kmtp_piyasa_verileri/borsada-bar-kulce-ve-granulleri-islem-gorebilecek-rafineriler-listesi.pdf?sfvrsn=10

      http://www.borsaistanbul.com/Datum/kmtp/diger/rafineriler_listesi.pdf

      5- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1/8/1951 tarihli ve 1738 sayılı Kararı ile standartları ve nitelikleri belirlenen Cumhuriyet altın sikkeleri ile Cumhuriyet ziynet altınlarının alım ve satımını

      Bu konuyla ilgili BDDK’nın 29 Ağustos 2012 tarihli ve 2012/25 sayılı Basın Açıklaması ve 1738 sayılı TBMM kararı aşağıda yer almaktadır.

      Loader Loading...
      EAD Logo Taking too long?

      Reload Reload document
      | Open Open in new tab

      İndir (Download) [255.72 KB]

      6- Vadeli işlem ve opsiyon borsalarında işlem gören ve standart ve nitelikleri yetkili merciler tarafından belirlenen kıymetli madenleri esas alan sözleşmelerin alım ve satımını

      yapabilirler.