GENEL

Finansın Yeşil Dönüşümü: İklim Kanunu’nun Sektöre Getirdikleri

Türkiye, iklim değişikliği ile mücadelede tarihi bir adım attı. 2 Temmuz 2025’te kabul edilen ve 9 Temmuz 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu, net sıfır emisyon hedefi ve yeşil büyüme vizyonu doğrultusunda, finans sektörü de dahil olmak üzere tüm ekonomik yapıyı etkileyecek kapsamlı bir düzenleme getirmiştir. Kanun, sadece çevre politikalarını değil; enerji, sanayi, ticaret, finans ve yatırım süreçlerini de kapsayan entegre bir dönüşüm stratejisini esas alıyor. Bu dönüşüm, finansal kuruluşlar ve yatırımcılar için hem fırsatlar hem de yeni yükümlülükler anlamına geliyor.

Kanuna bağlı olarak alt düzenlemelerin de yakın zamanda yayımlanması ve uygulama detaylarının netleşmesi beklenmektedir. Peki, bu köklü değişiklik finans sektörü için somut olarak ne anlama geliyor? Finans sektörü açısından öne çıkan etkileri aşağıdaki başlıklarla özetlemek mümkündür.

  1. Türkiye Yeşil Taksonomisi ve Finansal Kuruluşlara Etkileri

İklim Kanunu ile birlikte “Türkiye Yeşil Taksonomisi” resmen hayat bulacak. Bu sistem sayesinde;

  • Finansal kuruluşlar, yatırımların ne derece iklim dostu olduğunu nesnel ölçütlere göre değerlendirecek.
  • Yeşil yatırımlar, çeşitli teşvik ve destek mekanizmalarından faydalanabilecek.
  • Taksonomiye uygun olmayan yatırımlar ise riskli kategorisinde değerlendirilebilecek.

Bu, özellikle yatırım fonları, sigorta şirketleri ve bankalar için raporlama ve derecelendirme süreçlerinde dönüşüm anlamına geliyor. Türkiye Yeşil Taksonomisi ile ilgili detay bilgi için 18.09.2024 tarihli ilgili yazımıza bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

  1. Emisyon Ticareti Sistemi (ETS) ve Yeni Risk Parametreleri

Türkiye’de ulusal bir Emisyon Ticareti Sistemi (ETS) kurulması hükme bağlandı. Bu sistemde, karbon salım izinleri (tahsisatlar) bir piyasada işlem görecek ve “karbon fiyatı” adında yeni bir maliyet unsuru ortaya çıkacak. Bu durumun finans sektörü için önemli yansımaları olacaktır:

  • Kredi değerlendirme süreçlerinde, şirketlerin sadece finansal tabloları değil, karbon ayak izi ve emisyon yoğunluğu gibi yeni nesil risk metrikleri de analiz edilecektir.
  • Karbon fiyatlarındaki dalgalanmalar, yeni bir piyasa riski olarak finansal modellemelere dahil edilecektir.
  • Yatırımcılar ve fon yöneticileri, portföylerindeki şirketlerin karbon risklerini ve yeşil dönüşüm stratejilerini çok daha yakından takip etmek zorunda kalacaktır.
  1. Karbon Kredileri ve Denkleştirme Mekanizması

Kanun’un 11. maddesi ile, tahsisat yükümlülüklerinin bir kısmının karbon kredileriyle karşılanabileceği hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda ulusal karbon kredilendirme ve denkleştirme sistemi kurulacak ve bu krediler, projelere yatırım yapılmasını teşvik edecektir.

Finans sektörü açısından konuyu ele aldığımızda;

  • Yeni Finansman Portföyü: Proje bazlı karbon kredisi üretecek yatırımlar için (örneğin ormanlaştırma, biyogaz tesisleri) finansman sağlamak, bankalar için yeni bir portföy alanı yaratır.
  • Yeni Varlık Sınıfı ve Hizmetler: Karbon kredilerinin, güçlü yasal güvencelere sahip yeni bir finansal varlık olarak konumlanması, bu varlıklara yönelik yatırım fonları kurulması veya aracılık hizmetleri sunulması gibi yeni iş alanları yaratacaktır.
  • Önemli Bir Hukuki Sınırlama (Teminat Yasağı): Kanun (Madde 9), piyasa bütünlüğünü korumak amacıyla, karbon kredilerinin (tahsisatların) kredi işlemleri için teminat olarak kullanılmasını açıkça yasaklamıştır. Bu durum, geliştirilecek finansman yapılarının bu kısıtlama gözetilerek tasarlanması gerektiğini göstermektedir.
  1. İhracatçı Firmalar ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)

Kanunun en önemli itici güçlerinden biri, Türkiye’nin ihracatçılarını AB’nin Sınırda Karbon Vergisi’nden (SKDM) korumaktır. Türkiye’nin kendi karbon fiyatlandırma mekanizmasını kurması, bu maliyetin yurt içinde kalmasını sağlayacaktır.

  • Başta demir-çelik, çimento, alüminyum gibi sektörler olmak üzere Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için bir yeşil teknoloji ve modernizasyon finansmanı ihtiyacı doğmaktadır.
  • Finansal kuruluşlar, bu dönüşüm sürecinde ihracatçı firmaların önemli stratejik ortağı olma fırsatına sahiptir.
  1. Yeşil Sigortacılık ve Teminat Mekanizmaları

Kanun, iklim yatırımlarındaki riskleri azaltmak için “sigortacılık araçlarının geliştirilmesi” ve “garanti temini” gibi mekanizmaları açıkça teşvik etmektedir.

  • Bu, özellikle sigorta şirketleri için “Yeşil Sigorta/Tekafül” ürünleri geliştirmek adına yeni bir kapı aralamaktadır.
  • Bankalar için ise yeşil projelere yönelik “Yeşil Teminat Mektupları” gibi ürünlerle komisyon bazlı gelirlerini artırma potansiyeli sunmaktadır.
  1. BDDK Yeşil Varlık Rasyosu Hedefine Uyum

BDDK’nın bankacılık sektörü için hedeflediği Yeşil Varlık Rasyosu, “yeşil” olarak sınıflandırılan projelere ve varlıklara yönelik finansmanı artık stratejik bir zorunluluk haline getirecektir. Bu Kanunla tanımlanan projeler, bankalar için rasyo hedefini yakalamada da kritik bir rol oynayacaktır.

  1. Sosyal Finansman ve “Adil Geçiş” Rolü

İklim Kanunu, dönüşüm sürecinin yalnızca teknik ve ekonomik değil, aynı zamanda sosyal boyutunu da “adil geçiş” ve “iklim adaleti” ilkeleriyle güvence altına almayı hedeflemektedir. Bu ilke, özellikle fosil yakıtlara dayalı ekonomilerden etkilenecek bölgelerdeki çalışanların, KOBİ’lerin ve toplulukların yeşil ekonomiye adil bir şekilde entegrasyonunu desteklemeyi amaçlar.

Bu durum, katılım finans kuruluşlarının sosyal sorumluluk misyonuyla birebir örtüşen, anlamlı ve etkili sosyal finansman alanları ortaya çıkarmaktadır.

  • Yeniden Yetkinlik Kazandırma Projelerinin Finansmanı: Dönüşümden etkilenecek iş gücünün yeni “yeşil işlere” adapte olmasını sağlayacak mesleki eğitim merkezleri ve yetkinlik programları için finansman sağlanabilir.
  • Bölgesel KOBİ’lerin Dönüşümüne Destek: Kömür madenciliği gibi sektörlere bağımlı bölgelerde, yerel KOBİ’lerin yeni ve sürdürülebilir iş alanlarına (örneğin yenilenebilir enerji ekipmanları bakımı, ekoturizm vb.) geçiş yapmalarını sağlayacak özel “dönüşüm finansmanı” paketleri veya ortaklık modelleri geliştirilebilir.
  • Sosyal Sukuk (Kira Sertifikası) İhraçları: Doğrudan “adil geçiş” temalı ve belirli bir bölgedeki istihdamı veya sosyal refahı artırmayı hedefleyen projeleri finanse etmek üzere yapılandırılmış “Sosyal Sukuk” gibi sermaye piyasası araçlarına liderlik edilebilir.

Bu alanda rol almak, katılım finans kuruluşlarının sadece finansal bir aracı değil, aynı zamanda toplumun sosyo-ekonomik refahını ve iklim adaletini gözeten sorumlu bir paydaş olduğunu kanıtlama fırsatı sunar.

  1. Sonuç: Yeşil Finansın Yolu Açılıyor!

İklim Kanunu, finans sektörünü reaktif bir oyuncu olmaktan çıkarıp, Türkiye’nin yeşil dönüşümünün merkezinde proaktif bir aktör olmaya davet etmektedir. Yeşil Taksonomi’den karbon piyasalarına kadar uzanan bu yeni ekosistem, sadece uyulması gereken yeni kurallar değil, aynı zamanda finansal inovasyon, yeni ürün geliştirme ve sürdürülebilir büyüme için de önemli bir zemin hazırlamaktadır.

Finansal kuruluşların bu dönüşüme uyum sağlaması, sadece regülasyonları yerine getirmek açısından değil, gelecekte ayakta kalmak açısından da zorunlu hale geliyor. Şirketler, yatırımcılar ve finansal kuruluşlar için bu dönemi bir hazırlık süreci olarak değerlendirmek; iklim değişikliği ile mücadeleyi kurumsal stratejilerinin merkezine almak artık kaçınılmaz.

Saygılarımızla,

Vahdet Deniz AKÇAOĞLU

“UYARI: Bu çalışmada yer alan görüşler, yazarın kendi görüşleri olup, çalıştığı kurumun görüşlerini yansıtmamaktadır. Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacıyla yayımlanmış olup, herhangi bir hukuki görüş, yönlendirme ve tavsiye içermemektedir. Ayrıca, bilgiler yazının hazırlandığı tarihteki mevzuat göz önünde bulundurularak verilmiş olup, yazı içeriği aradan geçen zaman içerisinde mevzuat değişiklikleri ve ilgili kurumların konu hakkındaki görüşleri çerçevesinde güncelliğini yitirmiş olabilir.”

Vahdet Deniz AKÇAOĞLU

Makalenin yazarı Vahdet Deniz AKÇAOĞLU, 2007 – 2009 yılları arasında özel bir bankanın İç Kontrol Merkezi Başkanlığı’nda Denetçi olarak, 2009 yılından 2018 yılına kadar aynı bankanın Uyum Başkanlığı’nda Ürün ve Hizmetler Uyum Kontrol Yöneticisi olarak görev yaptı. 2019 yılından itibaren de İç Kontrol ve Uyum Başkanlığı’nda Etik ve Mevzuat Takip Yöneticisi olarak görev yapmaktadır. Bankacılık ve sermaye piyasası mevzuatı ile kurumsal yönetim, etik, iç sistemler konuları başta olmak üzere banka ve finans kurumlarını ilgilendiren her türlü mevzuat üzerinde çalışmaktadır.

LinkedIn