34- Türkiye’deki Bir Finansal Kuruluşta Hesap Açan Yurt Dışında Mukim Finansal Kuruluşun, Kendi Adına Fakat Müşterileri Hesabına Gerçekleştirdiği İşlemlerde (nested account) Kimlik Tespiti Nasıl Yapılmalıdır?
İşlemleri gerçekleştiren müşterinin, finansal kuruluşun kendi müşterisi olmaması, başka bir finansal kuruluşun müşteri olması sebebi ile Türkiye’deki bir finansal kuruluşta hesap açan yurt dışında mukim finansal kuruluşun, kendi adına fakat müşterileri hesabına gerçekleştirmeyi talep ettiği işlemler karapara aklama ve terörizmin finansmanı açısından yüksek riskli olarak görülen işlemlerdir.
Bu işlemler taşıdığı yüksek risk sebebiyle Türkiye’deki finansal kuruluşlara muhabirlik hizmeti veren ve hesaplarını kullandıran yurt dışı finansal kuruluşların dönemsel değerlendirmelerinde de en fazla sorgulanan işlem alanlarından birini teşkil etmektedir. Türkiye’deki finansal kuruluşlara hesaplarını kullandıran bankaların yaptıkları dönemsel değerlendirmelerde bu işlemler için yurt dışında yerleşik finansal kuruluş adına açılan hesaplara “nested account” (aktarmalı muhabir hesap), bu çerçevede verilen hizmetlere ise “Downstream Correspondent Clearing Service” adı verilmektedir. Söz konusu terimlerin İngilizce literatürdeki tanımları aşağıda yer almaktadır:
Nested Account: Service that occurs when a bank obtains access to a financial system by anonymously channeling funds through the correspondent bank of another foreign institution, rather than having its own accounts.
Downstream Correspondent Clearing Service: Service that occurs when a bank receives correspondent banking services from an institution and itself provides correspondent banking services to other financial institutions in the same currency as the account it maintains with the institution
Taşıdığı riskler sebebiyle yurt dışında yerleşik finansal kuruluşların, kendi adına fakat müşterileri hesabına işlem gerçekleştirmelerine sıcak bakılmasa da, bu işlemlerde kimlik tespitinin nasıl yapılması gerektiği de ayrı bir önem taşımaktadır.
Bu hususa ilişkin olarak “10/12/2007 tarihli ve 2007/13012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik“in (Tedbirler Yönetmeliği) “Muhabirlik İlişkisi” başlıklı 23 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendinde;
Muhabirlik ilişkisi
MADDE 23- (1) Finansal kuruluşlar yurt dışı muhabirlik ilişkilerinde;
…
d) Muhabirlik ilişkisinin aktarmalı muhabir hesapların kullanılmasını kapsadığı durumlarda muhatap finansal kuruluşun bu Yönetmeliğin Üçüncü Bölümündeki esaslar çerçevesinde yeterli önlemleri aldığından ve talep edildiğinde ilgili müşterilerin kimlik bilgilerini sağlayabileceğinden emin olmak,
için gerekli tedbirleri alır.
hükmü bulunmaktadır. Aynı Yönetmeliğin “Üçüncü tarafa güven” başlıklı 21 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında ise finansal kuruluşların kendi aralarında müşterileri adına yaptıkları bu işlemlerin üçüncü tarafa güven ilkesi kapsamında olmadığı belirtilmektedir.
Üçüncü tarafa güven
MADDE 21- …(4) Finansal kuruluşların kendi aralarında müşterileri adına yaptıkları işlemler ile finansal kuruluşların acente ve benzeri birimleriyle ana hizmet birimlerinin uzantısı veya tamamlayıcısı niteliğindeki hizmetleri yaptırdıkları kişilerle olan ilişkileri, üçüncü tarafa güven ilkesi kapsamında değildir.
Bu işlemlerin üçüncü tarafa güven ilkesi kapsamı dışında tutulması ile aynı maddenin 21/2/b ve 21/3 bentlerindeki kimlik tespitine ilişkin belgelerin onaylı örneklerinin, talep edildiğinde üçüncü taraftan derhal temin edileceğinden emin olunması şartının ve üçüncü tarafa güvenerek iş ilişkisi tesis eden veya işlem yapan finansal kuruluşun, adına işlem yapılan müşterinin kimlik bilgilerini üçüncü taraftan derhal alması yükümlülüklerinin bu işlemlerde uygulanmak zorunda olmadığı anlaşılmaktadır.
Ancak, Yönetmeliğin 23/1/d maddesi hükmünden de bu tip bir işlem talebi geldiğinde muhatap finansal kuruluşun bu Yönetmeliğin Üçüncü Bölümündeki müşterinin tanınmasına ilişkin esaslar çerçevesinde yeterli önlemleri aldığından ve talep edildiğinde ilgili müşterilerin kimlik bilgilerini sağlayabileceğinden emin olunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Peki bu işlemlerde, işlem finansal kuruluşun müşterisi adına gerçekleştirildiği için bu müşterilerin kimliğinin tespit edilmesi yükümlülüğü bulunmakta mıdır?
Bu konuda da, “09.04.2008 tarihli ve 26842 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 5)”nin (5 sıra Nolu Tebliğ / Tebliğ), “Finansal Kuruluşların Kendi Aralarında Gerçekleştirdikleri İşlemler” başlıklı 2.2.1 maddesinde,
- Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde tanımlanan finansal kuruluşların (bu kuruluşlar yurt içinde yerleşik olan ve MASAK mevzuatına göre yükümlü tanımına giren finansal kuruluşlardır) kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, müşteri konumunda olan finansal kuruluşa ilişkin olarak Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasındaki bilgilerin alınıp kaydedileceği, bu bilgilerin teyidinin Yönetmeliğin anılan maddesi uyarınca zorunlu olmadığının,
- Bu kapsamdaki müşterilerle ilgili olarak Yönetmeliğin 17 nci maddesindeki yükümlülükler ile 17/A maddesindeki teyide ilişkin yükümlülüklerin uygulanmayabileceği; ayrıca Yönetmeliğin 19 uncu maddesi uyarınca müşterinin durumunun sürekli iş ilişkisi kapsamında izlenmesi ve müşteri hakkındaki bilgi, belge ve kayıtların güncellenmesi sıklığının azaltılabileceğinin,
- Türkiye’de yerleşik bir finansal kuruluşun müşterisinin yabancı ülkede yerleşik bir finansal kuruluş olması durumunda yukarıda bahsedilen basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanabilmesi için, yabancı finansal kuruluşun aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetime tabi olan bir ülkede yerleşik olması gerektiğinin
belirtildiği görülmektedir. Ancak, aktarmalı muhabir hesaplarında işlemler finansal kuruluşun kendi adına olmasına karşın bu finansal kuruluşun müşterisi hesabına yapılan işlemlerdir. Bu sebeple yukarıdaki Tebliğ maddesi aranan sorunun cevabını vermemektedir. Aradığımız sorunun cevabı tam olarak MASAK web sitesindeki sıkça sorulan sorular altında 53 numaralı soruya verilen cevapta açıklanmıştır. Buna göre,
53- Finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, Türkiye’deki bir finansal kuruluşta hesap açan yurt dışında mukim finansal kuruluşun, kendi adına fakat müşterileri hesabına gerçekleştirdiği işlemler için basitleştirilmiş tedbirler uygulanabilir mi?
…
Finansal kuruluşların kendi aralarında yaptıkları işlemlerde, işlem talep eden finansal kuruluş müşteri, işlemi yapacak olan finansal kuruluş yükümlü konumunda olup, bu gibi durumlarda 5 sıra nolu Genel Tebliğ’in (2.2.1) bölümü gereğince yükümlü finansal kuruluşun, Yönetmeliğin 7 nci maddesindeki teyit, 17 nci maddesindeki gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi ile 19 uncu maddesindeki müşterinin durumunun ve işlemlerin izlenmesi yükümlülüklerini uygulamasına gerek bulunmamaktadır.
Öte yandan bir finansal kuruluşun, başka bir finansal kuruluş nezdinde kendi adına ancak müşterisi hesabına yaptığı işlemlerde de işlem talep eden finansal kuruluş müşteri, işlemi yapacak olan finansal kuruluş yükümlü konumundadır. Müşteri finansal kuruluşun, kendi müşterisi için, Yönetmeliğin kimlik tespitine dair hükümleri ile 17 ve 19 uncu madde hükümlerini uygulamak zorunda olduğu izahtan varestedir. Ancak yükümlü finansal kuruluşun, anılan yükümlülüklerin müşteri konumundaki finansal kuruluşa ait olması nedeniyle, müşteri konumundaki finansal kuruluşun müşterisi için ayrıca, Yönetmeliğin kimlik tespitini öngören hükümleri ile 17 ve 19 uncu madde hükümlerini uygulamak zorunluluğu bulunmamaktadır.(10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra “Başkası hesabına hareket edenlerde kimlik tespiti” Yönetmeliğin 17 nci maddesinde, “Gerçek faydalanıcının tanınması” Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)
Yukarıda belirtilen hususlar Türkiye’de faaliyette bulunan yükümlüler için geçerli olup müşteri durumundaki finansal kuruluşun yabancı ülkede bulunduğu durumları kapsamamaktadır. Ancak yabancı ülkede faaliyette bulunan finansal kuruluş, aklama ve terörün finansmanının önlenmesi konusunda yeterli düzenlemelere ve denetime sahip bir ülkede yerleşik ise anılan Tebliğ hükmünden yararlanabilecektir. (Belirtilen husus 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 21/2-a bendinde yapılan değişiklikle, üçüncü tarafın yurt dışında yerleşik olması durumunda, aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetlemelere tabi olduğundan emin olunması gerekmektedir.)
Bu çerçevede, bu şekilde işleyen hesaplarda yurt dışında yerleşik bankanın müşterisi olan finansal kuruluşun yabancı ülkede (yurt dışında) yerleşik bir finansal kuruluş olması durumunda yukarıda bahsedilen basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanabilmesi için, öncelikle yabancı finansal kuruluşun aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetimlere tabi olduğundan emin olunması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Bu yükümlülüğün yerine getirilebilmesinin sağlanabilmesi için de yurt içinde yerleşik olan banka, müşterisi adına işlem talep eden yurt dışında yerleşik finansal kuruluşlar hakkında genişletilmiş müşterini tanı tedbirleri uygulamalı ve ilgili finansal kuruluştan muhabirlik ilişkilerinde kullanılan anket ve değerlendirme formlarını almalı, ayrıca, gerekli araştırma ve değerlendirmeleri yaparak MASAK mevzuatında öngörülen basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanıp uygulanmayacağına karar vermelidir. Ayrıca, söz konusu finansal kuruluşun talep edildiğinde ilgili müşterilerin kimlik bilgilerini sağlayabileceğinden emin olunması için bir taahhütname alınması gerektiği düşünülmektedir.
Bu koşulların sağlanması şartıyla yurt içinde yerleşik olan ve MASAK mevzuatına göre yükümlü sayılan bankanın, müşteri konumundaki yurt dışındaki finansal kuruluşun müşterisi için gerçekleştirdiği işlemlerde ayrıca, Yönetmeliğin kimlik tespitini öngören hükümleri ile 17 ve 19 uncu madde hükümlerini uygulamak zorunluluğu bulunmadığı görülmektedir. Diğer bir ifadeyle bu işlemlerde yurt dışı yerleşik finansal kuruluşun müşterisinin kimlik tespitinin yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, bu şekilde çalışılabilmesi için yabancı finansal kuruluşun aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetimlere tabi olduğundan ve söz konusu finansal kuruluşun talep edildiğinde ilgili müşterilerin kimlik bilgilerini sağlayabileceğinden emin olunması gerekmektedir.
