ARACI KURUMLARBANKACILIKVERGİ

7582 Sayılı Kanun ile Varlık Barışında Yeni Dönem: Şirketler ve Gerçek Kişiler İçin Getirilen Düzenlemeler

Vergi kanunlarında önemli ve yapısal değişiklikler öngören 7582 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun; kamu alacaklarında tecil süresinin uzatılmasından üretim ve zirai faaliyet kazançlarına yönelik indirimli kurumlar vergisine, transit ticaret teşviklerinden İstanbul Finans Merkezi kolaylıklarının süresinin uzatılmasına kadar geniş bir yelpazede düzenlemeler içermektedir. Ancak bu yazımızda, Kanun’un 10’uncu maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanunu’na (Geçici Madde 19) eklenen yeni “Varlık Barışı” düzenlemesini mercek altına alacağız.

  1. Varlık Barışı Düzenlemesinin Amacı

Varlık Barışı uygulamaları, genel olarak yurt dışında bulunan varlıkların ülke ekonomisine kazandırılması, kayıt dışı varlıkların kayıt altına alınması ve finansal sistem içerisindeki görünürlüğün artırılması amacıyla uygulanan mekanizmalar olarak karşımıza çıkmaktadır. 7582 Sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme de benzer şekilde, gerçek ve tüzel kişilere belirli şartlar altında yurt dışındaki veya kayıt dışı kalan bazı varlıklarını sisteme dahil etme imkânı sunmaktadır. Nitekim Geçici 19’uncu maddenin ilk fıkrasında düzenlemenin amacının “vergiye gönüllü uyumu artırmak” olduğu açıkça ifade edilmiştir.

  1. Yurt Dışında Bulunan Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması

Düzenleme ile gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirmelerine imkan tanınmaktadır. Madde kapsamında bildirilen yurt dışı varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içerisinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılan hesaplara transfer edilmesi ya da fiziki olarak Türkiye’ye getirilen varlıkların bu hesaplara yatırılması gerekmektedir. Fiziki olarak yurda getirilen varlıkların ise Gümrük İdaresine yapılacak beyan ile tevsik edilmesi öngörülmektedir.

  1. Yurt İçinde Bulunan Kayıt Dışı Varlıkların Durumu

Düzenleme yalnızca yurt dışı varlıkları değil, yurt içinde bulunan ve maddede sayılan varlıkları da kapsamaktadır. Düzenlemeye göre, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, Türkiye’de bulunmakla birlikte kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirerek kayıt altına alma imkanı tanınmaktadır. Yurt içindeki bu varlıkların, bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılması suretiyle tevsik edilmesi zorunlu tutulmuştur.

  1. Bildirilen Varlıkların Kanuni Defterlere Kaydı ve Fon Hesabı Uygulaması

Bildirim konusu edilen varlıkların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından kanuni defterlere kaydedilmesi gerekmektedir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler bakımından, bildirilen kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması öngörülmüş; bu fon hesabının bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyeceği, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca işletmenin tasfiye edilmesi halinde söz konusu fon hesabının vergilendirilmeyeceği düzenlenmiştir. Bunun yanında bildirilen varlıkların dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacağı ve iki yıllık sürenin sonunda vergiye tabi kazanç ile dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebileceği hüküm altına alınmıştır.

  1. Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükellefi Olmayanlar da Yararlanabilecek

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler de, yurt dışı varlıklarını iki ay içinde Türkiye’ye getirmeleri veya yurt içi varlıklarını banka ya da aracı kurumlara yatırmaları şartıyla, özel fon hesabı gibi şartlar aranmaksızın düzenlemeden yararlanabileceklerdir.

  1. Vergileme Sistemi ve İndirimli Oranlar

Yeni düzenlemede dikkat çeken yeniliklerden biri de kademeli vergileme yaklaşımıdır. Düzenleme kapsamında banka ve aracı kurumlarca bildirilen varlıkların değeri üzerinden genel olarak %5 oranında vergi tahsil edilmesi öngörülmektedir. Bununla birlikte, bildirilen varlıkların vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında belirli sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde daha düşük oranlı vergileme uygulanabilecektir.

Buna göre; varlıkların en az beş yıl tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı %0, dört yıl için %1, üç yıl için %2, iki yıl için %3 ve bir yıl için %4 olarak uygulanacaktır. Ayrıca 1/1/2027 tarihinden itibaren yapılacak bildirimlerde söz konusu oranlara yarım puan artırım uygulanacağı düzenlenmiştir. Bunun yanında, Cumhurbaşkanının bildirim süresini uzatması halinde uzatma döneminde yapılacak bildirimlerde oranların toplamda 1 puan artırımlı uygulanması öngörülmektedir. Bu yaklaşımın temel amacının, varlıkların yalnızca sisteme girişini değil, aynı zamanda finansal sistem içerisinde daha uzun süre tutulmasını teşvik etmek olduğu değerlendirilebilir.

  1. Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Koruması

Varlık Barışı düzenlemelerinin en çok dikkat çeken yönlerinden biri vergi incelemesi korumasıdır. Madde kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin olarak, düzenlemede öngörülen şartların yerine getirilmesi kaydıyla hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri sonucunda bulunan matrah farklarının bildirilen varlıklardan kaynaklandığının tespit edilmesi halinde, belirli şartlarla tarhiyat yapılmaması imkanı getirilmektedir. Bununla birlikte, madde metninde açıkça belirtildiği üzere, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmemektedir. Dolayısıyla söz konusu koruma mekanizması vergi mevzuatı bakımından sonuç doğurmakta olup, diğer mevzuatlardan kaynaklanan yükümlülükleri veya yetkili kurumların görev ve sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır.

  1. Şartların İhlali Halinde Uygulama

Öte yandan, bildirilen varlıkların süresinde Türkiye’ye getirilmemesi, banka veya aracı kurum hesaplarına yatırılmaması, tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmemesi veya verilen taahhütlere uyulmaması durumlarında söz konusu inceleme ve tarhiyat korumasından yararlanılamayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin düzeltme yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

  1. Yetki Düzenlemesi ve Sonuç

Düzenleme ile Cumhurbaşkanına bildirim süresini uzatma, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ise uygulamaya dair kuralları belirleme yetkisi verilmiştir. Önümüzdeki dönemde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanacak ikincil düzenlemeler ile uygulamanın detaylarının daha da netleşmesi beklenmektedir.

Düzenlemenin dikkat çeken yönleri arasında kademeli vergileme sistemi, belirli şartlar altında sağlanan vergi incelemesi ve tarhiyat koruması ile bildirilen varlıkların işletme bünyesinde fon hesabı altında değerlendirilebilmesine yönelik hükümler yer almaktadır. Bununla birlikte, söz konusu avantajlardan yararlanılabilmesi için bildirim, transfer, tevsik, verginin ödenmesi ve taahhütlere uyulması gibi şartların eksiksiz şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, düzenleme her ne kadar vergi politikası perspektifiyle hazırlanmış olsa da, uygulama sürecinde bankalar, aracı kurumlar ve diğer yükümlü kuruluşlar bakımından müşteri tanıma, işlem izleme ve ilgili mevzuatlardan kaynaklanan yükümlülüklerin önemini koruduğu da gözden kaçırılmamalıdır.

Saygılarımızla,

Vahdet Deniz AKÇAOĞLU

“UYARI: Bu çalışmada yer alan görüşler, yazarın kendi görüşleri olup, çalıştığı kurumun görüşlerini yansıtmamaktadır. Bu yazı yalnızca bilgilendirme amacıyla yayımlanmış olup, herhangi bir hukuki görüş, yönlendirme ve tavsiye içermemektedir. Ayrıca, bilgiler yazının hazırlandığı tarihteki mevzuat göz önünde bulundurularak verilmiş olup, yazı içeriği aradan geçen zaman içerisinde mevzuat değişiklikleri ve ilgili kurumların konu hakkındaki görüşleri çerçevesinde güncelliğini yitirmiş olabilir.”

Vahdet Deniz AKÇAOĞLU

Makalenin yazarı Vahdet Deniz AKÇAOĞLU, 2007 – 2009 yılları arasında özel bir bankanın İç Kontrol Merkezi Başkanlığı’nda Denetçi olarak, 2009 yılından 2018 yılına kadar aynı bankanın Uyum Başkanlığı’nda Ürün ve Hizmetler Uyum Kontrol Yöneticisi olarak görev yaptı. 2019 yılından itibaren de İç Kontrol ve Uyum Başkanlığı’nda Etik ve Mevzuat Takip Yöneticisi olarak görev yapmaktadır. Bankacılık ve sermaye piyasası mevzuatı ile kurumsal yönetim, etik, iç sistemler konuları başta olmak üzere banka ve finans kurumlarını ilgilendiren her türlü mevzuat üzerinde çalışmaktadır.

LinkedIn